15 Haziran 1935 Tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 6

15 Haziran 1935 tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

bu derii bile isyan tamamladı! yaptığını Bü ai La “ali ae > cevap, eksik gelecek, az kalacaktı. Biri» © birimizlede'susarak ve bakışarak konuş. mayı tercih etmiştik. Çünkü kelimele» zin anlatamıyacağı duygular, ancak sükütun ve bakışların belagatile ifade N edilebilirdi li yaptığı insanlığa gördüğü karşılığın intikamını, kendi kendisinden # aldı. Ve bu hakarete maruz kalmasına © sebeb olan hasta ciğerlerini, içki kadeh- > lerinin zehrile futuşturup kül etti... İçimin dilile anlattıklarımın harikul- X üde acılığı Hicrana, harikulâde buluşu” ği e merakını bile unutturmuş gibi idi ; cran, dedim, bilmem daha bir çok eşlerini bildiğim bu vak'ayı anlat- makla, istediğimi isbat edebildim mi ? dostumun ölüşü, içime gideril- mez bir hırçınlık vermişti. Ve bu hır: çınlıkla ben; mesleğimin imkânlarını, hiç kimsenin hayrı yolunda kullanmama» ya ahdetmiştim, Koca Şopenhaver: “hayatta sâadelin yarısı biç kimseyi o sevmemek, ve hiç kimseye düş- man olmamak; yarısı da hiç bir şeye inan» mamaktır!, der, Ben, bu yerinde felsefeyi, hiç kimseye iyilik et memek tamamlayarak benim” semiştim. Ondan sons ra kalemimden, hemi cinslerimden Oo birini hoşnut edebilecek'tek satır çıkmamıştı, Ve ben, simdi, bu inadımı, bu hıncımı, ilk defa az evvel aklıma gelen bharikulide fikri tatbik etmekle, bozas cağim | Hicran, ne bütün bunları anlatmak. taki maksadımı, ne de bu, hâlâ açığa vurmadığım, barikulâde fikri sezeme- işti. Merakı, hayreti, ve acıyı içlerinde toplayan göz bebekleri sevimli; fakat mahzun sisliliklerini almış gibi idi, Gözlerimle gözlerini buldum — Bana yemin bozduran o fikir, nereden doğdu biliyor musun Hicran? — Çok merak ediyorum Celâl üm: ğ — Hakikaten çok mu merak edi- yorsun ? dedim. üldü : maddesile | — Çok, dedi. Özdeş kendisine uslu dur- duğu için verilecek oyuncağın kutudan çıkmasını bekleyen bir çocuk gibi, me- rak ve sabırsızlıkla duruyordu. o Hic ran, diye ağir ağır özüme devam e m. Bu dünyada, bulak dünyada insanların obaşına gelen bütün felâ- ketlerin kökünde, ekonomik osebep- ler olduğunu düşün- dün mü hiç? Bir- denbire ağırlaşan sesimle, bir konferans verir gibi başla. dığım bu sözler, Hicranı büsbütün şa- şırttı. Ben, onun artan şaşkınlığı kar- şında, konuşmama, mühim sözleri söyliyen bir hatip edasiyle, devam ediyordum : unu belki de düşünmemişsin- dir Hicran. Halbuki eğer sen, ekono- mikman, iktisaden hür, serbest, baba- sının eline bakmayan, kendi kayatını kendi kazanan bir kadın olsaydın, ba- şindan geçen facın bu kadar müthiş e o gece orada biribirimize rastlamasaydık, sen bile müthiş bir uçuruma Oo yuvarlanmak (tehlikesine maruz kalmazdı O kadar da çok uzak olmıyan eski | kötü, korkunç günlerini hatırlatmam, hatırlatmak mecburiyetinde kalmam; genç kadının yüzünü bir anda gölge- . ledi. Gözlerini aşağı indirdi. O vakte kadar duymadığım bir ses kıvraklığıyle: — Anlamıya çalışıyorum Celâl ağa- bey, dedi. — Daha iyi anla kızım!.. dedim. En büyük hürriyet, bütün hürriyetlerin temeli iktisadi olanıdır. Esaretler d böyledir. Ben seni iktisaden, ekono: mikman hür kılmak istiyorum. İstiyo- rum ki, sen kendi hayatını kendin ka- ra hiç kimseye muhtaç olma- asın Hieranın yüzünden deminki gölge silinmiş, taze, meraklı ve hayret çizgileriyle çizilmiş mânâsını bulmuştu... Birdenbire sözümü Kesti : — Peki ama, buna ben nasıl ulaşa- (Sonu 29 uncu sayfada)

Bu sayıdan diğer sayfalar: