1 Mart 1940 Tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 21

1 Mart 1940 tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 21
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

e ! li urban et sı önünde cölgesinin lehparel., reye akan ikarısı, al. sevgilimi: . verdi ve larımı du- | ECE vÜCU ezdirerek: ler açıyor, Başımın üstünde bahar çiçekleri püskürerek saçı hıy or ve omuzlarimdan yere düşüyor, Kuşlar ızaklardan bir ses, Bir kadın sesi lin rum, Bir bahar şarkısı söylüyor. Ne güzel söylüyor, Yü rüdükçe bu şarkının bana doğru yaklaştı- gin hissediyorum. ihayet bir su başına gelince, parlak, berrak, sakin suların üstünde beyazlar giy- miş bir kadın görüyorum Ağaçların bi- rinden düşen bir yaprak suyu dalgalandı: rıyor. Bekliyorum: Halkalar genişliyor, genişliyor, genişliyor ve su sakin, dümdüz ha'ini alıyor Beklediğim tek şey, suya akseden beyazlı hayali seçebilmektir. Onun evvelâ ellerini görüyorum. Birşey bekler gibi açı'm ş ve uzanmış ellerini, sonra yu- ösüne konduğu için göğsümün çarpırt.sı arlıyor: Omu? Kim? Bu kim?. Ne kadar da iyi bildiğim bir yüzl. Artık uzaklardan gelen kadinin sesi kesildi. Şimdi s'lar üslünde uçuşan kuşla- rn ciyıllısı duyuluyor, Bir kelebek başım üzerinde dolaşarak uzaklaşınor. Ah, bu su sineği... Fakat bu kim?. aşımı sulara akseden hayalden kaldı. ürken bir ses: Geldin mi Süleymanl. diye mırılda- miyor, dim. Ba İşte, gözlerimi nihayet sıradaki hayalden yaslirdı LE kurtarıyorum,. ah, Mehpare, Mehparel, li Seni Bir çiçek yığım arasındaki tümseğe mls dedi, olurmuş . yüzü o kadar güzel ki.. Gözle- boynumu ME sinin bütün güzel renklerile bana bakıyor. 1 ki, Öle | — Geldin mi Süleyman? rum, o Fakal niçin bukadarsakin.. Niçin ye- klarını yü ME rinden fırlayıp boynuma atılmıyor? Niçin # gezdirir ben hâlâ yerimde oturuyorum? Aramızda rakıyordu beş metrelik bir mesafe var.. fakat hâlâ İlmeğe ha biribirimize bakıyoruz. ndasin, b gelsene, yanıma otursanal diyor. Ah Süler Öl sesinde, hiçbir zaman duymadı- yare! ım bir sükünet ve tatlılık var. O kada da, sarma: ME yumuşak konuşuyor ki... Gözlerinde güzel kanapesine ŞE bir Mi, dolaşiyor. Elleri bir manol- se buruşuk ME va kadar beya gökyüzü Yanına a Elimden tutarak ” beni dizi dibine olurtuyor, Derin, nihayet- üyor, Çok isdan çıtlar Dallar ağı pe id. çırparak İ insanlardır züne zir peri Pp erde çiçek © siz bir sükünet içinde bakış yoruz, Sakin Ü ve heycansz bakışıyoruz. Niçin artık kal. İ bim çarpmıyor, niçin ona bu kadar büyük e sükünetle bakıyorum?. Benim kollarım rasında benden çok daha büyük bir hey- ye kıvranan bu kadına şaşıyorum, — Geldin artık Süleyman! diyor. Ve başını iğerek mırıldanıyor, Yüzünde hâlâ o Sakin çizgiler var. Gözlerimin içine bakarken, ibadet eden bir ihsanı sessiz sükünetini taşıyor. — Aıtık üzülmiyeceğim . fakal ne çok zayıllamışsın?,. Başımı elleri ile tutarak göğsüne çe kiyor. Parmakları ile şakaklarımı ve alnım oldu, diyor. Seni bekliyor. buraya gelmek, Ma kür. bekliyormuşuz?. Şimdi bak. Burada herşey İemiz.. ne sep ve ne de ben, büyük kuvvetin Bnrlirlen dışarı çıkamayız. Çünkü «şeytan» buraya girmek hakkına melik değildir.. Uzaktan sanki bütün ağaçlar sallanarak güzel bir şarkı $ Sanki bülün e bu şarkıya lar.. beyaz mermer kayalar arasından sular akıyor, çimenler içinden beyaz sular fışkıs riyör ve damla damla etrafa 4 se Epila lar. Saçlarımın arasında onur ze parmak- ları olmasa, kendimi bir yedi sunacağım. O kadar büyük bir gaş W içindeyim ki., Bir kanat sesi, beni da aldığım Mleniden uzaklaşlırıyor. Dizlerimizin dibine çırıl çıplak küçük bir çocuk iniyor. Omuzları- nın arkasında iki küçük kanat var. Yüzüme bir büyük insan gibi bakiyor, Kulaklarım- da Mehparenin sesi: diyor. en küçük meleğil.. Çocuk yüzüme sakin ve güzel gözlerile bakmakta devam ediyor ve yanı başımızdaki bir ağaç kütüğüne oturuyor. Sesler, güzel, ince, hafif sesler... Dere. ler akiyor, sular ses veriyor, kuşlar kanat çırparak uçuşuyor. Yaosunlar arasında ince küçük, uzun kanatlı, mini mini periler dolaşıyor Bir daldan bir başka dala doğru bir beyaz kızın uçtuğunu görüyorum. Ta uzaklardan bir ışık geliyor ki, oraya ne zaman başımı çevirdiysem gözlerim karar- katıliyor- — Oğlumuz, Şimdi. © büranın di; Allahım, burasi neresi? Mehpare: — Nen var, mesut değilmisin? diyor. Sesim çıkmıyor. Sanki boğazımdaki bütün hava yok olmuş, sağa sola sallanıyorum. rşımda oturan küçük, çıplak çocuk kanatlarını açarak uçuyor, kayalar ve küçük zerdali ağaçları arasından akan dereden iki avucunu birden suyla doldurarak geliyor: — İşl diyor Su, boğazımdan aşağı inerken, gözle rimdeki ışığın fazlalaşlığını hissediyorum. Mehpare omuzumun üzerinden mırıldanıyor; a ilk ve son buhranın Burada, saadetten, bahtiyarlıktan başka birşey yok. tur. Alışacaksin!. boğazımı tutarak Gözlerimi onun güzel gözlerine kaldı- rarak; — Neredeyim? diyorum , Sakin bir sesle: — Öldün ve şimdi cennettesin! diyor. Allahım, ben öldüm mü?, Ben öldüm mü?. -— Öldüm mü? — Evet, öldün?. Mesut değil misin?. Öldüml!. Ben öldüm!. Dünyadan yzak- laştım. Beni, bir sürü insan, bir tahta tabut üzerinde laşıdılar. Koyu yeşil selvilerin sallandığı bir mezarlıkta, bir toprağın içine bıraktılar, Öld oradan... üm mü?. Öldüm mü, — eymar, Allah seni affelti, öldün ve buraya geldin. — Fakat hayır, hayır. ben bir rüya görüyorum, Hayır, ben ölmek istemedim, ölmek istemiyorum. Hayır.. ben burada kalmak istemiyorum, Süleyman! ak beni. ben ölmedim. hayır, — Bira ben ölmedim.. ben, sana gelmek isleme- Tir t «bay — Süle yainsi — Ben sadece senin yaşadığın, bera. ber güzel günler geçirdiğimiz bir bahçeyi, Beylerbeyindeki köşkün bahşesini görmeğe gittim. Hayır Süleyman!, — Havır.. Hayr. — Süleymanl. — Süleyman, Süleyman!, Süleyman! Başımı kaldırdığım zaman gökyüzün- deki yıldızları gördüm., Sert bir yaz rüz- gürı çıkmıştı, Uzaklan denizin oğultusu geliyordu. — Hayirl,, diyerek doğruldum., S5, 0 o atlı hüzünlü ses hala kalk İade çınliyor, — Süleyman!, Süleyman!, Birdenbire doğrularak ri OğU- tordüm, başımı sıkarak silkin Hayır, ölmek, bu ak öl. mek istemiyorum, Koşarken Kağan taşlara, kırılmış ve kurumuş dallara, yaprak yığınlarına çarpı- ordu. Duvarı ke n sol şakağım sivri bir dal ile boydarboya yırtıldı, Hayır. ölmek istemiyorum, — 10 — Ölmek isle miyen doktor Süleyman, ha- yalının hikâyesini yarıda bırakarak, sabaha karşı can verdi, Ölümü, yaralı bir hayva- nn ölümü gibi, ıslırab içinde oldu. Son defa gözlerini açtığı zaman, bir takım ha- tehdit ediliyormuş gibi, korku ve dehşete düşlü, dişlerini kenetledi ve gözleri açık olduğu halde başı kenara düştü. Zavallı, böylece hastalığından | muş oldı yalleri tarafından kurtul. BİTTİ

Bu sayıdan diğer sayfalar: