1 Mart 1940 Tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 8

1 Mart 1940 tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ri mm hal —— — mem m —— eye FT e fal Ehramların Firavunların Bu Muazzam Adideleri Dibinde Başlıbaşına Bir Âlem Vardır. Geçen Gecelerde İlâhi Bir Füsun Yaşar. Dünyanın En Maruf Simâlarına Kum Denizindeki : Ni» her yanına altınlar serpe ser- «Kahire? nin tam göbeğinde birer şiir mısraı gibi adacıklar yaratır. Burada bir deniz genişliğile geçen sw ların bir kolu «Gize» kıyılarını öperek orta yerde geniş bir toprak sahası bı- rakır. Bu ada, sanki «Ehram» ların #le- mine gelindiğini haber vermeğe memur bir tabiat o şaheseridir. Köprücülüğün bir muvaffakiyet timsali olarak size gü- lümsiyen “Kasrel -Nil? i aşınız, bü adacığa varırsınız. *Pondezangle* köp” rösü de sizi Ehramlara uzanın geniş caddeye ulaştırır, «Gize» kıyılarını takip eden bu cad- de üzerinde heybetli saraylar, yemyeşil bahçeler, parklar, şebircikler sizi, bir çöl mıntakasında bulunduğunuza inan- dıramaz. Hayvanat bahçeleri, çiçek ser- gileri gözleriniz önünde en medeni bir âlemin akın akın misafir çaken varlık- İarıdır. Cadde (bir meydana varır. Bu- rası ,Gize. nin merkezi ve şebrin bir mahallesidir. Bir mahalle, ki, büyük sayılan bazı şehirleri yutabilir. Bura” dan süzülen geniş yol, Ehramları ku- caklayandır. *“Gize. den bareket edilir edilmez Bu Âlemde Rastlayabilirsiniz. & Yazan: Vedat Ürfi BENGÜ © karşınızda tarihin en heybetli abideleri yükselir: Khramlar!... Ehram yanıbaşı- nızda ve, gözlerinizin dibindedir. Fakat aldanmayınız. Gözlerinizin dibindeki Ehram, henüz kilometrelerce ötededir. Gölgelerinde bulundu; Bu, öyle muhteşem, uzaklardan bu derece yakın görünen bir heykeldir. Parisdeki “Eyfel? kule- side böyledir sanılır. <Eyfel9 deki, des mirin ve demirciliğin harıkasıdır. Eh: ram çok daha fazla bir şeydir. “Eyfel, in ylmy hayran kalan insan Ebra- manzarası önünde küçüldüğünü isöedlir «Ehram? pençesini ileri de; ru uzatmış bir kartala benzer. Ehram yolu daimi bir faaliyet yeri- dir. İki yanındaki geniş tarlalar, saray- larla, villalarla yavaş yavaş kaplanmak- tadır. Buradaki binalarin bir hususiye- ti daha vardır. Bu da yılın bir iki ayı, su ortasında birer ada gibi kalmalarıdır. Muayyen mevsimlerde “Nil, in bu top- raklardan sızan suları; “Gizer ile Ek- ramlar arasında muhteşem ve muazzam bir deniz yaratır. Bu yerlerdeki) saray- İsrın sahipleri de, çöl ortasında birer denizci olmak ve kum taneleri üzerin- de birer yalıda oturmak zevkini tatar- ğunuzu sanırsınız. öyle esrarengiz, Fteklerinde Çöl Derinliklerinde lar. Nil ö#ularının yarattığı bü esraren giz deniz görülecek bir şeydir. Bu su badaki ağaç kümeleri, palmiye demetle ri, sular üzerinde oynaşan birer yaprak ve sarmaşık halini alır. Denize dalmıyan tek yer, iki yan göl kesilen Ehramlar ; yoludur. Günü gelince bu koca denizin birdenbire sw ları kesilir ve deniz gene tarla olur. Yaklaştıkça, bir inşa mabsulü oldu ğuna inanılmıyacak derecede heybetli birer dağ halini alafi ,Ehramlar” ın bir iki yüz metre aşağısında, büyük bir otel vardır. “Mena-Howse, adını taşıyın bu bina, şark uslübuna burmeten vü cude getirilmişlerin muhakkaktır ki en muhteşemlerinden birisidir. Bu, misafir ağırlamak için değil, bir Koloni yarı mak için burada kurulmuş gibidir. Kır İabalığı, içinde oturanlardan ziyade, ar ri eğlence ve spor vesaitinden istifade koşanlardır. Yıkanma havuzlar! parkları, tenis yerleri, daha bilmem o leri son sistemdir. Ehramların gölgele rine sığınmak, bahçelerinde oturm tarihin azametini ve eski Mısırın ibti şamını, güzel dekorlar ortasında yat mak isteyenler için eşsiz bir zevktir Her gün buraya yüzlerce otomobil g*

Bu sayıdan diğer sayfalar: