13 Ekim 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 33

13 Ekim 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 33
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

zık ki plâğı -ve Leylâ Gencer'in baş- ka plâklarını, memleketimizin hiç- bir şehrinde, hiçbir plâkçı dükkânın- da bulabilmek bugün için mümkün değildir. Maliye ve Ticaret Bakan- lıklarının plâk ithali hususundaki davranışları değişmedikçe, de -diğer bütün plâklar gibi- bunu da ele geçir- mek mümkün olamıyacaktır. Plâğın berrak kaydı, Gencer'in, se- sinin bütün vüsati dahilinde — değiş- meyen kesif rengini sadakatle akset- tiriyor. Sanatkârın canlı dinleyişte bazan kaybolan alt tonları bütün te- siriyle tınlıyor. Pianissimo'larındaki ustalık, cümlelemesindeki anlayış, soyledıgı parkaların gerek bütününe, gerek münferit pasajlarına verdıgı ifade, psikolojik veya teknik hiçbir engelle karşılaşmadan — açıklanıyor. Plâğın kayıt hacmi biraz yüksek tutulmuş. "Talihin Kudreti" yüzünde, tiz tonlarda ve orkestranın yükseldi- ği yerlerde hafif bir ses bozulması o- luyor. Maamafih, "high fidelity" fo- nografîarda uygun — ayarlamalarla mahzur önlenebilir. Arturo Basile 1daresındek1 orkestra, tevazu ile, kinci plâna çekiliyor. Bununla bera— ber sopranoya düzgün ve takviye e- dici bir refakat sağlıyor. Gencer'in' San Francisco'daki ba- şarısı, plâklarının dünya piyasasın- da çoğalmasına ve aranmasına yol açacaktır. Sanatkârın uzun çalan plâklarının yakında kataloglarda gö- rulmeye başlayacagı tahmin olunabi- ir. "Time" gibi dünyanın her köşe- sinde mılyonlarca kışının okuduğu bir mecmuada -8 Ekim sayısı- Türk sopranosundan sitayişkâr bir dille bahsedilmesi, - Gencer'e cihanşumul şöhret yolunda önemli bir hamle yermiştir. "Time" ezcümle şunları yazmaktadır.' "İlk nazarda sevilen Türk soprano- su Leylâ Gencer, Zandonai'nin nadı ren dinlenebilen Francesca da Rim ni'sinin mütevazi ve heyecan verici yıldızıydı... Gencer, San Francisco'- nun prova sahnesine çıktığı zaman kumpanyanın İtalyan şarkıcıları -0- nu tasvipkâr tebessümler, davetkâr bakışlar ve işitilebilen hayranlık ni- dalarıyla takip ettiler.. Bir bankacıy la evlendikten sonra sesini geliştir- meyi bırakan, fakat 1948 yılından iti- baren kocasının teşvikiyle konserva- tuar tahsili gören Gencer bugün An- kara'daki Türk Devlet Operasının di- va'sıdır ve bütün Avrupa'da tanın- maktadır." "San Francisco Operası Müdürü Kurt Herbert Adler, yıldız soprano Renata Tebaldi'nin Francesca rolünü oynayamayacağını öğrendiği zaman Gencer'i angaje etmişti. San Fran- cisco'lu dınleyıcıler bazı zengin ar- yalara rağmen, Zandonai'nin opera- sını hareketsiz ve can sıkıcı buldular. Fakat soprano Gencer dinlenecek birşeydi. Sesi büyük, sıcak, güzeldi; heyecan uyandıran bir kudret taşı- yordu. Amerika, Leylâ Gencer'den daha çok şey dınleyecektır AKİS, 13 EKİM 1956 s. P O R Futbol Duvar sistemi Geçen hafta cuma günü saat 15 sıralarında Yeşilköy hava mey- danında büyük bir kalabalık göze çarpıyordu. Basın mensupları, Bölge Müdürü, Futbol Federasyonu temsil- cileri, Sovyet Sefaret erkânı v nerbahçe Kulübü idarecileri ellerın— deki çıçeklerı" piste konan çift mo- torlu bir uçağa doğru yürüdüler. U- çağın üzerinde C.C.C.P.-N 1875 ya- zılı idi. Moskova Dinamosunu getiren bu Rus uçağı İkinci Dünyâ Harbin- den bu yana Yeşilköy hava meyda- nına inen Üçüncü Sovyet uçağıydı. Misafir takım futbolcuları meydanda kendilerini — karşılayanların tezahü- ratı arasında uçaktan indiler. En ön- de uzun boylu, sarışın ve yaşla- rında görünen kafile başkanları var- dı. Fenerbahçe Umumi Kâtibi Ertuğ- rul Akça ileriye — fırladı ve elindeki çiçeği bu zata verdi. Akça kısa bir hitabe yaparak şöyle dedi: " la hoş geldiniz. Türk seyircileri sizi uzun müddetten beri seyretmek ar- zusu içindeydiler. Burada misafir ka- lacağınız , müddet içersinde 1y1 vakit geçirmenizi temenni ederim". Kafile başkanı Burof bu sözlere mukabelede bulunduğu bir sırada Alman Hava- yollarına ait dört motorlu bir dev uçak hemen Rus uçağının yanıbaşına iniverdi. Motor sesi ve uçağın haş- meti, bütün nazarları o tarafa çek- mişti. Burof sportif olmaktan ziyade siyasi bir hava taşıyan konuşma ya- parak şunları söyledi: ürk ve Sov- yet milletleri arasında sportıf temas- ların iki memleket arasındaki dost- luğu kuvvetlendireceğine inanıyorum. Bizi burada karşılayanlara teşekkür eder ve onların şahıslarında Tür milletini selâmlarım. Fenerbahçeliler güzel oyunları ile Moskovalıların gö- nüllerini fetih ettiler. Eğer buna İs- tanbulda biz de muvaffak olabılırsek kendimizi bahtiyar addedece Kafile daha sonra Gumruk salo- nuna alındı. Futbolcular ve antrenör İstanbula gelmiş olmaktan duyduk- ları memnuniyeti belirtiyorlardı. Ga- zetecilerin en fazla sualine muhatap olan kaleci Yaşin'di. Fenerbahçede ahenksizlik Mısafır takım Divan otelinde maç gününü sükünetle beklerken Fe- nerbahçe kulübü tam manasile bir keşmekeş ve karışıklık içinde — idi. Takım kaptanı Naci Erdem bazı ida- recilerle münakaşa etmiş ve çekilip gıtmıştı İdare hey'eti -iki kişi bariç- "“Eğer Naci özür dilemezse onu kadrodan ihraç edeceğiz" diyorlar- dı. Hatta yaptıkları bir toplantıda bir karar bile almışlardı Futbolcu Naci ise: "Benim hiç bir -kabahatim yok. Neden özür dıleyeyım diyordu. Bu a- rada Antrenör Szekelly araya girmiş ve işi örtbas etmek için tavassutta bu lunmuştu Szekelly takımın belkemi- ği olan Nacinin Dinamo maçında oy- natılmamasmın çok vahim neticeler vereceğini biliyordu. Fakat bu ara- buluculuğu gergin — havayı yatıştır- maya kâfi gelmemişti. Nihayet İkin- ci Başkan Osman Kavrakoğlu sahne- de gözüktü. İdarecilerin 1stıfalarım kabul etmedi. Özür dilem ciyi arabasına alarak onu hadıseyı yakından kovalayan gazetecilerin e- linden kurtardı. Naciye, nasihat etti- ği ve fevri hareketlerde bulunması- nın doğru olmadığı şeklinde bir ko- nuşma yaptığı sonradan rivayet ha- linde duyuldu. Kavrakoğlunun Naci- ye karşı bir sempatisi bulunduğu bi- liniyordu. Fakat karşı taraf -Nacinin Özür dilemesini isteyenler- bu hare- ketten fazlası ile müteessir oldular. Beşiktaş profesyonel futbol takımı Kendini “Emniyet"'te hissediyor 33

Bu sayıdan diğer sayfalar: