28 Eylül 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 29

28 Eylül 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 29
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

S İN Hindistan Başlangıcın sonu 8. Venedik Festivali sona erdiği gece festivalin neticeleri okunur- ken, herkesin dikkati birinci . gelen film üzerine toplanmıştı. Jüri, "Al- tın Aslan"ın, Satyajit Ray'un çevır— diği Hint fılmı "Aprajita - Yenil- mez"e Verıldıgını bildirdi. Böylece Hint sineması S. Ray, iki yılda ikinci defa mılletlerarası mükâfatı kazanıyordu. Geçe Cannes Festıvalınde de S tyajit — Ray'ın her Panchali - Panchalı Baba" fılmı "insan belgesi" mükâfatını al- mışta. Bu iki hadiseye Bimal Roy'un "Du Biga Zamin-İki Karışlık Top- rak" f'ılmıyle 1954 teki Cannes Fes- tivalinde aldığı bir milletlerarası mükâfat eklenince, alâkalıların na- zarlarının Hındıstan sinemacılığı ü- zerinde toplanmasından tabii birşey olamazdı. Ne var ki, Hindistan si- nemacılığında — gerçekten — dikkate değer bir gelişme ancak şu son birkaç yıl içinde meydana gelmişti. Zira bu- gün Birleşik Amerika ile Japonya- dan sonra dünyanın üçüncü büyük sinema endüstrisine sahip olmasına, film yapımı bakımından Birleşik A- merika'dan sonra, hattâ bazı yıllar önce gelmesine ve kırk beş yıllık bir tarihi olmasına rağmen Hint sinema- cılığı ancak savaştan sonraki birkaç filmle milletlerarası alanda dikkati çekebilmişti. Üstelik bu filmler de he- nüz tam mânasiyle büyük eserler sayılamazdı. Hint sinemacıları kırk yıldan beri ilk defadır ki "birşeyler" yapabileceklerini göstermiş — bulunu- yorlardı. Asıl güç iş de bundan sonra başlıyacaktı. İsa'dan Krishna'ya Hındıstan da sinemacılık, dünyanın iğer — birço memleketindeki gibi başlamıştı. Hindistanlılar sine- mayı 1896 da Bombay'a gelip icatla- rım tanıtan Lumiere Kardeşler saye— sinde ilk defa görüp tanımışlardı. D vamlı sinema salonlarının açılması ise bundan on yıl kadar sonra başlar. İlk Hint filminin çevrilmesi başlı başına bir hikâye olabilecek hususiyetteydi. 1911 Noelinde Bombay sinemaları "İ- sa'nın Hayatı" adlı bir filmi göster- meye başlamışlardı. Hint fılmcılıgı— nin babası sayılan Dadesah G. Phalke bu'filmin o kadar tesırı altın- da kaldı ki, İsa'nın yerine eski Hin- distan'ın en büyük Tanrılarından o- lan Krishna'yı tanıtacak bir film çe- virmeyi düşündü. Fakat Phalke sine- mayı ancak seyırcı olarak tanıyordu. Hindistan'da ise bir lm çevirmek için gerekli malzemenin hiçbiri yok- tu. Üstelik hiçbir sermayedar, tanı- madığı böyle bir iş sahasına para ya- tırmak istemiyordu'. Küçük bir sine- ma tekniği kitabı okuyan, çevırece— ği filmin teçhizatını sağlamak için e Avrupa'yı dolaşan Phalke memle- AKİS, 28 EYLÜL 1957 E M A ketine dönünce Krishna'nın hikâyesi yerine Hint mitolojisinin tanınmış hi- kâyelerinden biri olan Harishchand- ra'yı seçti. 1913 te Bombay sinema- larında gösterilmeğe başlıyan "Raja Harishchandra", Hint filmciliğinin ilk eseri oluyordu. Phalke 1918 ilk tasarladığı Krishna'yı çevirdi. 4 te ölene kadar 125 film çeviren Phalke, Hint sinemacılığının ilk a- dımlarının atılmasında büyük bir rol oynamıştı. Aynı zamanda büyük güç- lükleri yenmek zorunda kalmıştı. Ma- li ve teknik zorluklar yanında geri bir zihniyetle de mücâdele — etmek mecburiyetindeydi. Gerek Phalka ge- rekse onunla birlikte — sinemacılığa başlıyan ilk öncüler meselâ filmle- rine kadın oyuncu —bulamıyorlardı. Sinemanın adi bir meslek gibi görül- mesi kadınların filmlerde rol almasını önlüyordu. Bu yüzden başlangıçta ka- gal'deki ilk filmi çevirdi. Güney Hin- distan ise 1921 de "Bhishma Pratig- ya" ile ilk filmini verdi. Pencap bölgesindeki ilk film de 1924 te çev- rilen "Asya Işığı" oldu. Bu gelişme- lere rağmen Hindistan'da — oynıyan fılmlerin çoğu yine de hariçten geli- yo . 1926-27 yılında Hindistan san- surunun incelediği filmlerden & 73 ü yabancı filmlerdi. Üstelik bunlar yer- li filmlerden daha çok tutuluyordu. En çok sevilen artistlerin başında da Charlie Chaplin, Harold Lliyod ve Douglas Fairbanks vardı. Seslinin doğuşu - 931 yılında çevrilen, ilk sesli Hint filmi "Alam - Ara" ile Hindistan sinemacılığı yeni bir deyreye giriyor- du. Sesli filmin çıkışı bir yandan çö- zülmesi güç meseleler ortaya atar- ken bir yandan da Hindistanda si- nemanın, hiç olmazsa endüstri olarak hızlı adımlarla yürümesini sağlamış- tı. Sesli filmin ortaya çıkardığı baş- lıca güçlük, Hindistan'da bütün ya- rımadaya yayılmış bir ana dilin ol- 'Panchali Baba' Hayata dm rollerinden çoğunu erkekler oy- nuyorlardı. Fakat kadın rolüne çı- kan erkekler, eski bir geleneğin te- siriyle bıyıklarını kesmeyi kesin ola- rak reddettiklerinden ilk Hint filmle- rinde bıyıklı kadınlara raslamak ola- ğan bir işdi. Sesli sinemanın çıkışına — kadar Hindistan sinemacılığının gelişmesi bir kaplumbağa yürüyüşünü andır- maktadır. Bu arada en önemli olaylar, sinema salonlarının yavaş yavaş art- ması, belli başlı birkaç büyük şehir- de film şirketlerinin kurulması, film yapımının Bombay, Kalkuta gıbı bir- kaç şehirden kuzeye ve güneye doğru yayılmasıdır. Böylece İ921 de 121 olan sinema salonları 1927 de 251 e, film yapımı da 1922 de" 63 ten 1927 de 108:e kadar yükseldi. 1917 de J. F, Madan "Nala Damyanti" ile Ben- hazırlık mayışı idi. Bir bölgenin dili öbür bölge için tamamiyle yabancı oldu- ğundan sözlü filmlerin yayılışı olduk- ça güçlükle karşılaşıyordu. Bundan başka, henüz fakir bir kuruluşu olan Hint film endüstrisi sesli filme gö- re hazırlanmamıştı. Bununla birlik- te Hint halkının çok sevdiği müzik ve şarkıların filmlere bol bol sokuş- turulması, onların yayılmasına, ya- bancı fılmlere karşı tutulmasına ya- radı Bölgeler arasındaki dil ayrılıkla— rı da her bölgede ayrı ayrı sine- ma endüstrilerinin kuruluşunu sağla- dı. Sesli filmin çıkışından on yıl son- ra 1940 ta çevrilen 162 film dil ba- kımından şöyle ayrılıyordu: Hindus- tani 77, Tamul 35, Bengali 18, Tele- ğu 12, Mahratı lO Pencabı 8 Mal- yalam , Ordu 1. Dıl guçluklerı bir yana bırakılırsa, şarkılar ve müzik 29

Bu sayıdan diğer sayfalar: