28 Eylül 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 8

28 Eylül 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

HERŞEYE RAĞMEN İŞBİRLİĞİ K imin kabahatli olduğunu araştır— mayı siyasi partilere bırakalım Gelin hanıma münasip bir damat a- rasınlar.. Geçelim. Hazin olan nokta İşbirliği ko- nuşmalarının Muhalefete faydadan çok zarar getirecek bir mecraya gi- rer gibi olmasıdır. Muhalefet lider- lerinin feragat, fedakârlık, azim vs. gibi dudaklarından duşurm edikleri sözlerin, sözde kaldığı intibar u- yanmaktadır. İşin daha hazini, Mu- halefet partilerinin sinirlerine en az hakim olanıarının hücumlarını İk- tidardan çok aynı ideal için çarpı- şan arkadaşı arına yöneltmeye tema- yül etmeleridir. Birbirini takip e- den tebliğler, sadece İktidarı keyif - lendirmektedir. Kendimizi hislerimize kaptırma- dan son durumu inceliyelim: Seçim Kanunundaki son tadilat olmasaydı Işbırlıgının ameli cephesi bugün oktan gerçekleşmış bulunacaktı. ç parti de İşbirliğine taraftardı, üçü de hısselerine düşen fedakârlığı yapmışlardı. Bunda, sanırız, — hiç kimsenin şüphesi yoktur. 1954 se- çimlerinde 3,5 milyon rey toplayan : dıger iki partiye yüzde 55 kontenjan tanıyarak, tek başına İk- tidara gelmek istemediğinin müna- kaşa kabul etmez delilini veriyor- du. Anlaşmazlığı, Seçim Kanununun tâdilinden sonraki yeni durum or- taya çıkarmıştır. Dıger bir deyişle, İlle bir kabahatli aramak lâzım ge- lirse, bu, İktidar partisidir. Partilerin en yaşlısı, —mutlaka seçimlere girmek kararındadır, va- tandaşı daha dört yıl çaresiz bırak- mayı reddetmektedir. İktidara en u- fak bir mızıkçılık imkânı bırakmak istememektedir. Bu sebeple, Huku- ki bakımdan münakaşa götürse bi- le, bölge taksiminin İktidara-muva- zaa silâhını Kullanmak fırsatım ver- mesinden korkmaktadır. Uzun bir siyasi tecrübenin doğurduğu bu en- dişenin ayıplanacak hiçbir — tarafı yoktur. Tamamiyle siyasi maksatlarla çıkartılan bir kanunun hâlâ ukt tefsirleri ile uğraşarak, polemik he- veslilerinin değırmenıne su getir- mek herhalde pek siyast bir hare- ket olmasa gerektir. H. P. ni bu meşru endişeleri karşısında, ta- kip edilebilecek iki yol kalıyordu. B Fahreddin Kerim Gökay bulunuyor- u. Vapur Saray burnunda görün- dükten sonra başlıyan tezahürat, se- vimli Vali güvertede görünüp el sal- lamaya başlayınca son haddini bul- du. ya, şa şa şa Vali baba çok yaşa" nidaları ortalığı çınlatı- yordu Valı Gökayın sırtında çok gik g elbise vardı, aynı renk şapkasını elınde tutuyor ve zaman Muhalefet adına tek bir partinin seçimlere iştiraki veya üç partinin ayrı ayrı şanslarım denemeleri.. İki partinin seçime katılmaktan vaz- geçmelerine, muvazaa damgasını vurmak herhalde pek kolay olmı- yacaktı. Fakat C. M. P. ve Hür. P. bu şıkkı kabul etmediler. n beri çıkan kanunlarla niyetlerini açıkca belli eden iktidar- daki tek partinin — hakimiyetiyle, Heybeliada ve Taşlık konuşmaların. da, yalnız iktidara gelmeyi duşıın— mediğini isbat eden C. H. P. nin tek başına kumanda mevkiini ışgal et- mesi arasında siyasi partilerin en gençleri pek fazla bir fark görme- diler. B iki partinin, onları "tasfiye" ye yeminli bir D. P. ve endişeleri dağıtmak için her türlü garantiyi vermeye hazır bir C. H. P. iktidarı arasında tercih yapmaları gereki- yordu. Siyaset sanatım,* tür sürü mahzurlu hal şekli içinde en az mahzurlusunu seçmek şeklinde an- hyanlar için takip edilecek yol a- çıktı. Fakat iki muhalefet partisi böyle bir tercıhın mevcudiyetini ka- bul etmediler. Her iki şık arasında bir fark olduğunu reddettiler.' İki genç partiye, bu kritik du- rumda gerekli siyasi zekâyı veya aklıselimi — gösteremedikleri — için belki teessüf edilebilir. Bununla be- raber yine de sütten ağzı yananla- rın tereddütleri mazur görülmelidir. Her üç muhalefet partisi de, ken- dini haklı çıkarmak için kolayca bir sürü sebeb bulacaklardır. Fa- kat, bütün bunlar, kerameti kendin- den menkul Zaferin tabiriyle "Zat kardeşler"in, yeniden biri biri ile boğuşmalarını haklı göstermeye kâ- fi değildir Seçim Kanununun tâdilinden ev- velki, işbirliği mevzuunda tam anlaşmaya varıldığı günler hatırlan- malıdır. Mesuliyeti kime ait olur- sa olsun, son anlaşmazlık bu fe- ragat ve fedakârlık günlerini unut- turmamalıdır. Papaza kızıp oruç bozmaktan hiç kimse bir şey kazan- mıyacaktır. " Esasen işbirliğinin fikri ve ma- nevi cephesının bozulması için, or- tada hiç bir makül sebeb yoktur. Bilâkis seçimler kazanılsın, kaza- nılmasın, Meclis kontrolünden kur- tulma arzusunu açıkça ifade eden zaman — tezahüratçılara — sallıyarak nümayişi körüklüyordu. Valinin ya- nında gri tayyörlü ve beyaz şapkalı eşi Nilüfer Gökay vardı. Vapur rıhtıma yanaşıp vali' mer- dıvenlerden aşağı inmeye başlayın- ca anlaşıldı ki İstanbulun "Küçük Vali"sine iki türlü karşılama hazır- lanmıştı: Birincisinin hiç bir prog- ramı yoktu. .Hemşeriler sevgili Va- Doğan AVCIOĞLU D. P. karşısında, demokratik hakla- rı savunan bir muhalefet cephesi- nin mevcudıyetı zaruridir. cephede anlaşmazlık e- ğer manevi cepheye de tesir edi- yorsa, avaz avaz muhalefetin sami- miyetsizliğini haykıran iktidara, iç- lerinden hak verenlerm pek yanlış düşünmediğini kabul etmek lâzım- dır. Hiç değilse Hür. P liderleri bir kaç gün süren hissi bir feve- randan sonra aklıselimin icapları- na boyun eğmiştir. Kaldı ki, ameli sahada işbirliği yapmak için henüz bütün kapılar kapanmamıştır Seçim emniyetini te min etmek için, muhalefet partile- rinin el ele çalışmaları kendi men- faatleri icabıdır. Propaganda faa- lıyetlerıııı müştereken yürütmeleri azanmak ümidi ol- bir — muhalefet partisinin diğerlerim baltalamaya çalışmaması da bir işbirliği şekli- dir. Hattâ bir bölgede kendim zayıf hisseden partinin, diğer muhalefet partisinin de ayni gaye için çar- pıştıgını soyleyerek, seçmem re- yim israf etmemesi hususunda dü- şünceye sevketmesi de, kola, lay muvazaa isnat — edilemiyecek bir işbirliği tarzıdır. Zira muhale- fet partileri, golge listelerle değil, hakikaten seçime iştirak etmekte- dirler. Bütün yaptıkları, seçmeni duşunceye davet etmektir. Ne ya- zık ki ateşli G. M. P., "Seçmenin lîkırlerını teşevv şe sevk edecek" bu davranışa ıltıfat edeceğe pek benzememekte Gerçi, şehırlerdekı bir çok ay- dın insan kendiliklerinden reyleri- ni israf etmeme zaruretini anla- mışlardır. Buna rağmen, so laşmazlık, muhalefet reylerim is- ter istemez dağıtacaktır. Reylerin mümkün olduğu kadar az dağıl- masını temine çalışmak, muhale- fet Partilerinin kendi menfaatleri icabıdır. Inönii "Reylerinizi muha- lefete verin" diyerek, en makul yolu gostermıştır Ayni program etrafında toplan- dıklarını ilân edenlerin, başka tür- lü hareket edeceklerim — tasavvur etmek çok zordur. Müşterek ideal kadar, en basit siyasit zekâ ve aklı selim kaideleri de bu kanuni işbir- liği şeklinin yapılmasını gerektir- mektedir. lilerini yenıden aralarında görmenin sevincini kendisine duyurmak isti- yorlardı İkinci karşılama resmı idi ve doğrusu "krallara lâyık "tı. Vali- nin geçeceği yollar iki sıralı polıs kor- donu altına alınıyor ve Gökay âdeta kaçırılırcasına siyah bir otomobille Ni şantaşındaki vali konağına götürü- lüyordu. Resmi karşılayıcılar, vali- nin ne"halkla, ne da "basın kuşları" AKİS, 28 EYLÜL 1957

Bu sayıdan diğer sayfalar: