25 Nisan 1959 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 33

25 Nisan 1959 tarihli Akis Dergisi Sayfa 33
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Piyesler "Tablodaki Adam'lar on haftaların en mühim tiyatro hâdisesi, bir gün ara ile, Ankara- da Devlet Tiyatrosunun, İstanbulda da Şehir Tiyatrosunla sahneye koy- duğu Tablodaki Adam" isimli yeni bir telif eser oldu. Bu eserin Istan— bul Şehir Tiyatrosunun Edebi Heye- tinden geçmesi de ayrı bir hâdisedir. Şehir Tiyatrosunun Edebi Heye- ti, daha yakın zamanlara kadar ara- larında bulunan, tanınmış bir tiyat- ro yazarının müstear adla gönderdi- ği son piyesini okumuş, beğendiği bu piyesi ittifakla kabul etmiş ve yeni bir müellif keşfetmenin sevinci için- de eserin derhal sahneye konulması- a karar vermiştir ve çok geçmeden istidatlı müellifin kım olduğu an- laşılmıştır. Meğer bu yeni ve parlak istidat, aynı Şehir Tiyatrosu sahne- sine, ondördüncü piyesini — -nedense boyle dolambaçlı bir yoldan gönder- meği tercih eden- Cevat Fehmi Baş- kutmuş! "Küçük Şehir" piyesiyle eh bü- yük maili tiyatro mükâfatını kaza- nan, "Paydos" piyesi yüz elli küsur defa oynanan, yabancı memleketle- rin sahnesinde de alkış toplayan, "Sana rey veriyorum", "Soygun", "Harputta bir Âmerikalı" gibi son eserlerinin lehte ve, aleyhte kopardı- ğı fırtınalar henüz unutulmamış bir piyes yazarım, gizlendiği — müstesna adın -hem de Fehmi Şumnulu gibi pek mânidar bir müstear adın: zira Fehmi, Başkutun babasının, Şumnu da onun doğduğu Rumeli kasabasının adıdır, arkasında keşfedemiyen Ede- bi Heyete söyleyecek söz yok ama, aynı kalemden çıkan 13 eseri üst üs- se oynamış olan, ekseriyetini de kı- demli sanatkârların teşkil ettikleri, 'Tiyatro İdare Heyetine ne demeli? Sadece: geçmiş olsun! "Bir anlık düşünce" < ablodaki Adam"la ondördüncü < İ eserini veren Cevat Fehmi Baş- kut yeni çocuğunu seyircisine şöyle tanıtıyor: "Hepimizin hayatında ba- zı mühim hâdiseler vardır ki onlara ait karar safhalarında -Veya sonra- ları çok kere düşünmüşüzdür: "Be- simi yerimde bir başkası olsaydı a- çaba ne yapardı?", "Tablodaki A- dam" işte bu bir anlık düşüncenin Hikâyesidir.. Daha doğrusu bu dü- şüncenin sahneye tatbikinden ibaret- Üa" Birincisi prolog, sonuncusu epi- log olmak üzere beş tablodan iba- ret olan "Tablodaki Adam"ın kah- amanı bir hırsızdır. Prologda, çal- dıgı mücevherlerle dolu çıkını elin- de, polis ve bekçi düdükleri arasın- da, metruk bir eski zaman yalısının penceresinden içeriye atlayıp sakla- tıyor. Bir az sonra, tehlike uzakla- şınca, Hırsızın cep feneri saklandığı odanın eski eşyaları, duvarları üze- AKİS, 25 NİSAN 1959 T R O rinde merak ve tecessüsle dolaşıyor ve duvarda asılı duran iki portre ü- zerinde duruyor. Bunlardan biri gü- zel bir kadının, öbürü de kocasının, kerli ferli bir eski zaman efendisi- nin portresidir. İşte polisten yaka- sını “kurtarmış olan Hırsız, kendisi- ni ayıplar gibi baktığına hükmetti- ği, bu tablodaki adamın karşısında dirin bir utanç duygusuyla bir an duraklıyor ve haklı bir savunma şev- kı tabiisi içinde şöyle, — düşünüyor: "Benim yerımde olsaydı acaba ne yapardı? İşte bu sual zihninden geçer geç- mez tablodaki adam dile — geliyor. Hırsıza hiçbir mazeret tanımak is- temiyor. Aralarında -"Koca Bebek" yazarının ustası olduğu, bir diyalog başlıyor. Çok geçmeden meraka de- Cevat Fehmi Başkut Yeni yolun başında ğer bir bahse tutuşuyorlar. Tablo- sundan yere inen adamla Hırsız el- bise değiştirmeği karar veriyorlar. Tablodaki adam Hırsızın — dramını yaşamak üzere, muvakkaten hayata dönecek, yabancısı olduğu yeni bir âlemin insanları arasına karışacak- ta Bu âlemin gülünç ve korkunç taraflarını tanıyacak, — insanoğlunun en yakınlarından bile neler çektik- lerini öğrenecektir. Sonunda, o da, ayıpladığı Hırsız gibi, kendı kasa- sındaki. kendi alınterinin meyvası o- lan mücevherleri kendi aliyle çalıp, ailesinin ve cemıyetın kendisini diri diri gömülmeğe mahküm ettikleri mezardan kaçmazsa, Hırsız mücev- her çıkınını kaybetmege razı — ola- caktır. üç tablo boyunca, "ret- Böyleciı rospectif' bır şekilde dönmeğe baş- layan Hırsızın hayat şeridi bize soy- suzlaşmış bugünkü — cemiyetin yüz karası haline — gelmiş ve maalesef benzerleri de çoğalmıya başlamış bir ailenin irili ufaklı bütün "cana- var'larını tanıtıyor: Ölüm yatağın- daki bir babanın kapısı onunde mal hırsıyla bırıbırlerıne giren mirasçı- lar; kumar ve'jigolo peşinde koş- maktan ne yuvasına, ne kocasına, ne de oğluna sahip olabilmiş bir an- ne; annesinden miras kaçırmak için babasının kasasını soymaktan ona tabanca çekmekten geri kalmayan bir oğul; bırıbırınden beter bu anne ile oğul arasında, aynı mirastan ke- mik kapmaya çalışan — biribirinden beter iki dayı ve bütün bu kötülük- ler dünyasına, Kaptanın tabiriyle, bir "şevkiydi, hatası" olarak düşmü- şe benzeyen melek yüzlü —emektar bir Dadı ile talihsiz Kaptanın tek tesellisi olan vefalı sevgilisi Siyah- li Kadın.. "Bu başka bir şey!" Cevat Fehminin bundan Önceki pi- yeslerini gormuş olanlar, "Tablo- daki Adam"la onlar arasında -ge- rek şekil, gerek — öz bakımından- "baskalık"ları farketmekte gecikmi- yeceklerdir. Piyesin sade, klâsik öl- çülere uygun yapısı, vakur bir in- san portresi karşısında Varılan "bir anlık düşünce"nin, geriye doğru bir bakış halinde, canlandırılmasındaki güzel buluş; didaktik olmaktan ne pahasına olursa olsun — güldürmek veya ağlatmaktan kaçınan, sağlam ve yerli yerinde bir diyalog; karika- türleştirilmeden beşeri gerçekleri i- çinde vuzuhla çizilmiş, karakterleri -aynı çizgi üstünde, muvazenelerini kaybetmeden . ışlenmış inandırıcı ki- şiler... Sonra rejisöre de, aktörlere de guzel imkânlar hazırlayan usta- ca düşünülmüş birkaç parlak an.. Mesela: Nerdeyse son nefesini ver— mesi beklenen kahramanın bir bün- ye ve irade mucize siyle kefeni yır- tıp ayağa kalktığı ve kapısının eşi- ğinde miras kavgasına tutuşmuş 0- lanların karşısına bütün dehşetıyle dikildiği sahne... Bütün bunlar "Kle- opatranın Mezarı" yazarının yep ye- ni, kendisi için olduğu kadar tiyat- romuz için de vaad dolu bir başka ve yeni yola girmiş olduğunu gös- teriyor. Çoğu aktüaliteyi kovalıyan eski piyeslerinin , seyirciyi bol bol güldürmek- gayesiyle — lüzumundan fazla gülünçleştirilmiş tiplerine ve zorlanmış sıtuasyonlarma bakarak kendısım "günün' azarı ve geçici — muvaffakiyetler'"in — kahra- manı olmaktan — sıyırmak isteyen Cevat Fehmi "Tablodaki Adam'ı ile ka şeyler" de yapabileceğini, daha doğrusu, 18 piyes s yazıp oynat- tıktan sonra, edindiği zengin tecrü- beden faydalanmasını, yenileşmesini ' şeyler de yazmasını bil- görüyoruz , "başkalaşma" Cevat Fehminin bütün eserlerıne hâkim olan, âdeta onun "cachet"sini teşkil eden "sosyal hi- civ" tarafını gölgede bırakmamış, bir lâkis. daha sağlam bir teknik içinde, daha kuvvetli bir ışığa kavuşturmuş- tur. 33

Bu sayıdan diğer sayfalar: