22 Mayıs 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 34

22 Mayıs 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 34
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

TİYATRO Temsiller İstanbulda Paris (Kapaktaki yıldız) Rcü icabı pala bıyıklı bir komiser kılığına bürünmüş Sahne Amiri kan Bozkurt, İstanbuldaki Atlas sinemasının hangarı andıran sahne- sinin kulisinde koşar adımlarla dar ye dik yılankavi bir merdiveni tırman- dı, birinci kattaki soyunma odasının asık kapısından içeriye kafasını uza- tarak, heyecanla: — Haydi Gülriz, hazır Emmi Saat 9 oldu, perde acılıyor" Gülriz Süruri, şuh siyle yn verdi; — Tamam! Simdi iniyorum." Öyleyse erkeklere bakayım." Bozkurt gene dar ve dik merdi- venden bir kat daha tırmanmağa baş- ladı. . 200. mumluk ampullerin aydınlat- tığı soyunma odası, yanyana sıralan- mış aynalar ve önlerindeki sandalya- larla, bir berber dükkânını an- dırıyordu. Sehhar Gülriz Sururi üze- rinde bir yığın tuvalet ve makyaj ta- kımıyla malzemesi bulunan masası- nın başında gözlerine itina ile son rö- tuşları yapıyordu. Stilize edilmiş si- yah satenden klasik bir trotöz elbi- sesi giymişti. Yırtmacından gene si- çoraplara muhafaza et- tiği muntazam ve dolgun bacakları görülüyordu. Aynalara karşıt duvar- daki çengelerde, harikulade endamlı esmer Gülriz Sürurinin yeşile çalan sarı renkteki süet tayyörü ve beyaz naylon iç çamaşırları asılıydı. Bozkurt ikinci ve üçüncü katlarda da aynı ikazları yaparak durumu kontrol etti. Lüzum görülüp te açıl- madığından, dördüncü kattaki, diter- lerinin tıpkısı olan ve iki hafta önce Rolshol Tiyatrosu balesinin kullandı- Sn $I" soyunma odasına çıkmadı. Gülriz Süruri -tek kadın- şöhretli Marlene Dietrich'l hatırlatan tavır- larıyla ağır ağır merdivenlerden me- rak kulise geldi Erkek sanatkârlar da onu takip ettiler. Saatler 21.10 u gösteriyordu. 26 mumluk yeşil am- pullerin loşlaştırdığı okarmakarışık kuliste telaşlı koşuşmalar oluyor ve tozkoparan bir faaliyet göze çarpı- yordu. Sanatlarına tutkun, hepsi de genç artistler, en az kusurla seyirci- lerin huzuruna çıkabilmek için, can- dan ve yürekten didiniyorlardı. Bu arada, ufak-tefek, aktör- karikatü- rist Altan Erbulak gibi soğukkanlı- lıklarını muhafaza edebilenler, ahbap- lık etmekten ve yekdiğerlerine takıl- maktan geri kalmıyorlardı. Sanat çev- relerinin Sempatik gözdesi Erbulakın, külhan! ağzıyla; 30 Gülriz Kuliste ideal Irma "— Ulan bak, onyedi senedir Ba- bıalideyim, hiç kimse yüzüme bak- madı da, dört tenedir tiyatrodayım, herkes peşimde” dediği duyuluyordu. Tam beş dakika sonra, Bozkur- tun sahnenin aşağısındaki geçitten süzülerek verdiği işaret üzerine ha- rakete geçen Cenan Akın idaresinde- ki teneke orkestra neşeli bir o hafif müzik çalmağa başladı. Mikrofonlar açılmış olduğundan, patırtılı kulis derin bir sessizliğe gömüldü. Sâdece parmak uçlarında yürüyenlerin oah- şap zeminde çıkarttıkları gıcırtılar duyuluyordu. Gene stilize edilmiş, rengarenk klasik a kılığındaki ar- tistler, bu Sırada süratle ellerindeki sigaralardan son nefesleri çekip iri iz- maritleri ayaklarının altında ezerek sahneye fırlıyorlardı. Halbuki kirli beyaz duvarların en göz alıcı yerleri- ne "Sigara içmek yasaktır" ibareli ihtar levhaları e ir Sah- neye fırlarken, e daha deli- kanlılık çağlarında denilebilecek sa- natkarlar gerçek hüviyetlerini kulis- te terkediyorlar, endişeli, asabi ve ciddi çehrelerini tebessümle parlatı- veriyorlardı. Kulisin tebessüm dina- mosu barmen kıyafetli Erbulak, eg- zistansiyalist kılıklı Bülent Kınayın ir taraftan da parmakla- yla Salar tararken: — Bugün çok iyi oynıyacağım. Azdım bugün abi, azgınım" seklinde fısıldıyordu. Atlas Sineması sahnesinin kızıl perdesi ardına kadar açıldığı zaman, bir ucunda Haldun Dormen Tiyatro- sunun mavi başlıklı bir emniyet iğne- siyle iliştirilmiş kırmızı sarılı küçük bir Kur'andan ibaret u- guru, ancak kulisten görülebiliyordu. İşte Haldun Dormen Tiyatrosu, eçen haftanın ortalarında bir gece, El etmekte olduğu Kızı İr- ma (İrma la Douce) a müzikal komedinin perdesini Clas 8 Sinemasın- da böyle açtı. Bir teşebbüsün hikaye! 958 yılının 12 En Ge0E, Parisin 325 Kişlilk minik Gramont Tiyat- “Irma la Douce" adlı bi müzikal komedi başladı. Bunda, hiz ris gibi böyle temsillere alışık azzam bir şehir için şaşılacak hiçbir taraf yoktu. Fakat Gramont e rosunun ver a pia Rene Dupuis, O zamana kadar trupuna Shaw, Ibsen, Çehov gibi klasikleri ve modem Fransız müelliflerinin eserlerini oy- natmıştı. "Irma la Douce", kendisi ve trupu için karşılaşmadıkları bir deneme olacaktı. Eser, 2 e az Breffort adında tanınmamış bir yazarındı. Müzik ise Edith Piaff, Yves Montand gibi dev- kâri sanatkârların birçok ünlü şarkı - larmı bestelemiş olan Margueritte Monnot'ya aitti. Dupuis, 32 kişilik müzikal komediyi 11 kişiye oynatma- ğa karar verdi. Dört kişilik orkest- rasını da Gramont Tiyatrosunun iki locasından birine yerleştirdi. Dekor en basit hatlardan meydana getiril- mişti. Eserin başrollerini deruhte e- den Colette Renard, Michelle Roux ve diğerleri, böyle bir denemenin ken- di tiyatrolarında tutunamıyacagı yo- lunda iddialara girişiyorlardı. Eser o günden bugüne Gramont ayi sunda başarı ile fasılasız devam e mektedir. "Irma la Douee"un talihi yaver gitti ve şöhreti Fransadan başka di- yarlara da sıçradı. Vittorio Gass- mann, Peter Brook gibi en ağırbaşlı rejisörler, Elisabeth Seal, Keith Mite- Kelle, Clice Revill gibi en aybaşı artist ve aktristler tarafından Roma, Londra ve Broadway'de sahnelere kondu ve oynandı. Böylelikle "Irma la Douce", son yıllarda bütün dünyada meşhur olan tek Fransız müzikal, ko- medisi oldu. Eserin orijinal taraf- ları, başka müzikal komedilerin aksi- ne tek | kadınlı olması, büyük bir or- kestraya, kalabalık bir koroya, uzun ve çetrefil dans sahnelerine ihtiyaç göstermemesi, 32 karakterli piyesin sâdece 11 kişiyle oynanabilmesidir. AKİS, 22 MAYIS 1961

Bu sayıdan diğer sayfalar: