12 Ocak 1963 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 18

12 Ocak 1963 tarihli Akis Dergisi Sayfa 18
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA yapacaktı! Aynı çevreler Başkentte böyle bir hava dolaştırdılar. Dış po- litika hakkında vesikalar konuşacak- tı! Menderesin dış politika müşaviri herkese duman attıracaktı! Ama haf- tanın ortasındaki görüşme günü Mec- lise gidip de dinleyici sıralarını dol" duran kalabalık dağın fare hile do- gurmadığını görerek oradan ayrıldı. Zira Menderesin dış politika müşavi- rinin söyledikleri, diplomat ağzıyla bir takım "banalite — herkesin söy- leyeceği şey"ler olmaktan bir adım i- leri gitmedi. Menderes usulleri A ma Menderesin dış politika müşa- viri, tıpkı eski patronu gibi "adam avlamak"ta meharet gösterdi. Konuş- masını, aşağı yukarı ezberlemiş hal- de, "irticalen" yaptı. Erim buna, tıp- kı okul günlerinde olduğu gibi, gün- lerle "hafızlama usulü" ile çalışmıştı. Ama Menderesin dış politika müşa- virinin asıl mehareti, hitap ettiği küt- leyi kendi tarafına çekmekte oldu. Hükümet bu Meclise niçin haber ver- miyordu? Pırıl pırıl bir Meclisti, bu. Her şeyi onun bilmesi, anlaması, öğ- renmesi ve direktif vermesi lâzım de- gil miydi? Menderesin dış politika müşaviri, eski patronunun unutul- maz "Bir kaç kara cüppeli mi daha iyi bilecek, yoksa sizin, dörtyüz kişi- lik muhterem heyetiniz mi?" veci- zesini hatırlatan şekilde kendilerinin dış politika ve onunla alâkalı Konu- lar hakkında "Bulgar ataşemiliteri ka- dar bilgi sahibi olmadıkları"m bildir- di. 'Bilgi verilmesi" ile "istihbarat yap ma"yı bir göz boyacılığı yoluyla bir- birine karıştıran bu demagoji şahese- rini, A.P. nin idareci takımı ve tay- faları avuçlarını patlatmcaya kadar alkışladılar. Gerçekten, .ne lâftı bu! Erim, nasıl da oturtmuştu bu lâfı! Dış politika genel görüşmesine bu uvertürle giren Erim A.P. lilerin ye- ri çakışlarına şu cümlelerle hak ka- zandı: " — İçerde hukuk devleti düzeni tam uygulanmadıkça, insan hakları- na Saygı sözde kaldıkça Batı Avrupa Demokrasilerinin her hangi bir dev- leti kendilerinden saymaları beklene- Ama bu, elbette ki Menderesin dış politika müşavirinin ağzından çı- kınca, bütün C.H.P. sıralarından kah- kahaların yükselmesine vesile verdi, Bir ara AP lilerin "AfI Af " diye bağı rıp bağırmayacakları merak konusu oldu. Ama bağırmadılar. Bunun üze- rine sabık müşavir, işi Kıbrısa getir- di ve bir bakıma kendi marifeti olan AKİS/18 OLUP BİTENLER, Anayasanın iyi işlemediğini belirte- rek Hükümetin zaten yapmakta ol- duğu şeyleri Hükümete, hiç fütursuz tavsiyede bulundu. Misafirlerin söyledikleri Mecliste o gün bu konu görüşülür- ken, Şeref Locasında bir de mi- safir vardı: Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini Dr. Fazıl Küçük. Milletve- killeri, Dr. Küçüğün şahsında, Kıb- rısa olan sevgimizi alkışlarla Delirt- tiler. Dr. Küçüğün başkanlığındaki he- yet -Heyetin bildirdiği protokolde Ce- maat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş 2 numarayı işgal ediyordu- Ankara- ya haftanın başında geldi. Heyetli görüşmeler, gelişi takip eden iki gün boyunca yapıldı. Doğrusu istenilirse Başkentte çok kimse, Dr. Küçükte bir Makaryos bulamadılar. Ama Dok toru daha önceden tanıyanlar zaten böyle bir şey hayal etmiyorlardı. Sa- dece Doktorun, türkçesini biraz da- ha düzeltmiş bulunduğu (omüşahede edildi. İngilizcesi, hâlâ aynı yerdey- di Heyet, Kıbrısla alâkalı meseleler üçerine Türle Hükümetinin ciddiyet- le eğilimiş olduğunu ve bu meselele- ri iyi bildiğini görerek rahatladı. Gö- rüşmelerde, iki taraf için en önemli konu "Belediyeler İşi" oldu. "Belediyeler İşi", bugünkü Kıbrıs meselesinin düğüm noktasıdır. Erim ve diğer demagoglar Belediyeler İşi- ni Anayasa dışı bir hal suretine bağ- İsmet İnönü ve Fazıl Küçük hava alanında lamaya çalışan Makaryosun (obunu Enosisi gerçekleştirmek için yaptığı- nı yaymaya çalışmaktadırlar. Papa- zın m bu temayül var mıdır, yok m bilinmez. Zira mücadele illa ape ile Cumhurbaşkanı Papaz ayrı temayüllere ve niyetlere sahip olabilirler. Mesele, bir bakıma bundan önemlidir. Zira Enosisin ta- hakkuk etmesi için kuvvet durumu müsait değildir ve asla olmayacaktır.. Ama Belediyeler İşi, koca Ana- yasada o zamanki müzakerecilerimi- zin koydurtmaya muvaffak oldukları tek maddedir ki bir "Taksim Ruhu" nu metninde taşımaktadır. Bu madde- ye göre Lefkoşe, Magosa, Lamaka, Pafos ve Limasolda türk ve rum ce- maatler ayrı belediyeler kurma hak- kına sahiptirler. Yani, Kıbrısın beş büyük şehrinde, bir nevi "taksim hudutları" konulmaktadır. Zaten fii- li durum da budur. Durumun esası Durum üzerine, rum ve türk idare- ciler arasında bir anlaşmaya va- rılmıştır. Anlaşmada, türk azınlığın büyük çapta fedakârlığı olmuş, hat- tâ o sıralarda Türk Cemaati, lider- lerine bir hayli içerlemiştir. o Zira Türk ve Rum belediyelerinin ayrı ay- rı teşekküller olması Zurioh ve Lon- dra anlaşmalarında da derpiş edil- miştir. Üstelik Kıbrıs Cumhuriyeti- nin kuruluşundan önceki Rum - Türk mücadelesinde türk azınlığı beledi- panya a türk tarafından benimsenmiştir. An- Bir papazın ettikleri

Bu sayıdan diğer sayfalar: