22 Mayıs 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 22

22 Mayıs 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 22
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

dan beri daireden daireye sürünen ve en nihayet Meclise yerilmiş olan Kam- biyo Borsası Kanununun O yürürlüğe girmesi lâzımdır. Bir önemli tasarı daha kalkınmanın Oo sağlanması ile kanun O tasarılarından birisi de Serbest Maili Müşavirlik . Kanun Tasarındır. 949 yılında ele alınan bu konu da ilâmaşallah onbeş yıldır, Ev- liya Çelebi gibi daire daire dolaşmak- tadır. 1949 yılında hazırlanan tasarı, o zaman bir netice alınmadığı için ka- nunlaşamamıştı. Sonradan. 1955 yı- lında tekrar ele alman fakat Meclis devresi bittiği için kadük olan tasarı 1958 yılında yeniden o hazırlanmaya başlandı. Ama avukatlar, kendi hak- larına tecavüz edildiğini ileri sürerek, tasarıyı (o baltaladılar. En nihayet 1962-63 yıllarında Vergi Reform Ko- misyonunda bu konu yeniden ele a- lındı. müstakil bir karnun tasarısı ha- zırlandı. İşte, geçen Temmuz ayında Üç ay içinde onay Fasih İNAL İhracatta vergi iadesi meselesi bir yılan m dönmüş bulunuyor. Ar- uk buntlan ihracatçılar da bıktı, sanayiciler de.. a bir de işin kanuni cephesi var ki, bunun ihmal edilmemesi bir ta- kım nm kalkılmaz karışıklıklara yol açacak gibi | İlgili- ler bunu nasıl halledecekler, cidden merakla beklemekteyi Sınat mamullerin ihracında vergi ladesi ile ilgili 261 sayılı kanunda şöy- le bir hüküm vardır: «Sınai mamülelrin ihracını sağlamak için, bunların fiyatlarına tesir eden vergi, harç vesair mükellefiyetleri tamamen veya kıs- men bertaraf etmeye ve bu maksatla gerekli usülleri ihdasa, bunların uy- gulanmasını mümkün kılacak şartları hazırlamaya Bakanlar Kurulu yetki - lidir." Bu suretle Bakanlar Kurulu, vergi iadeleri hakkında kararname neş- rine yetkili kılınmış oluyor. Ancak, kanunun, ikinci maddesi Bakanlar Ku- ruluna bu yetkiye paralel olarak bir de mükellefiyet yüklemektedir: e «Bi- rinci maddedeki yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca ihdas edilecek usüllere, hazırlanacak şartlara ve bunların değiştirilmesinle mütedair ka- rarlar, yayınlandıkları tarihte yürürlüğe girmekle beraber, bu tarihten iti- baren üç ay içinde yasama organının onayına sunulur" denilmektedir. Bu durumda Bakanlar Kurulu, vergi (iadesine dair usülleri tespite yet- kili bulunmakta, fakat bu hususta almış olduğu kararlan yayınlandığı tarih- ten itibaren üç ay içinde yasama organının tasdikine sunmağa mecbur tu' tutmaktadır. Peki, eğer bu tasdik keyfiyeti üç ay içinde vâki olmazsa, ne olacaktır? Zannederiz, bu nokta üzerinde önemle durmak lâzımdır. Zira, Bakanlar Kuruluna bu yetkiyi yasama organı vermiş olmakla beraber, üç ay içinde tasdike sunulma mecburiyetini de yüklemiş olması, bu vecibe ye- rine getirilmediği takdirde, iadesi yapılmış vergilerin kabul edilmemesi ih- , belki de Bakanlar Kuruluna verilmiş olan ou yetkinin geri alınmasına da yol açabilecektir. esele, sınai mamullerin ihracı ile ilgili kararnamenin 16 Aralıkta ya- yınlanması ile meydana çıkmış olmaktadır. Yani Bakanlar Kurulu, 16 Ara lıkta, kendisine verilmiş olan bu yetkiyi fiilen kullanmış bulunmaktadır. Bu talihten itibaren üç ay içinde tasdike sunma mükellefiyeti meydana çık- maktadır. 16 Aralıktan itibaren üç ay, 16 'Mart tarihinde sona ermektedir. Yani bundan iki ay önce bu mükellefiyet yerine getirilmiş olmalıydı. Bununla beraber, kanun, "yasama organının onayına üç ay içinde sunu- lur" dediğine göre, belki de Bakanlar Kurulu onaya sunmakla vazifesini bi- tirmiş olacaktır. Onaylayıp onaylamamak da ayrı bir problemdir ki, işin o tarafı ile muhtemelen Bakanlar Kurulunun ilgilenmesine lüzum yoktur. Herhalde, "üç ay içinde onay" keyfayeti, üzerinde oOÖnemle durulması gereken enteresan bir konu olsa gerektir. Böylece, onay keyfiyetinin üzeri- ne eğilindiği zaman, kararnamenin tâdil edilmesi hakkında bundan, aşağı- yukarı elli gün önce prensip kararına varıldığı hatırlanmış olacaktır. Aslım ararsanız, ihracat yapmak işin dörtgözle yeni kararnameyi ve ad- valorem sistemin uygulanmasını bekleyen sanayicinin hakiki arzusu, unu- tulmuş olan kararnameyi canlandırmaktır. Böyle acayip yollara başvurduk- tan için piyasa adamlarını biraz da hoş görmek lâzımdır. e Değiştirilecek 'hakkında kati mutabakata varıldığı resmen beyan edildikten sonra iki aya yakın bir zamandır bir türlü yayınlanamayan bir kararnamenin unutul- madığına kimseyi inandırmağa imkân yoktur. AKİS/23 Millet Meclisine gönderilmiş olan ve hâlen Meclis gündeminde bulunan ta- sarı bu tasarıdır! Halbuki, serbest oOmali müşavirlik müessesesi kanunlaştığı takdirde, Ser- maye piyasasının teşekkülünde önem- li rolü olacaktır, Memleketimizde kuv- vetli anonim şirketlerin (yokluğunun bir sebebi de, hakem rolü oynayarak sağlam raporlar verecek elemanların bulunmamasıdır. o Serbest Mali Mü- şavirlik Kanunu bunu sağlayacak ve şirketlerin mali durumlarıyla ilgili ve ciddi bilgilerle mücehhez raporlar ha- zırlayacaktır. Ayni şekilde yabancı memlekete celbedilebilmesi nuni garantiden gayri, rumları tam tarafsız şekilde belirte- cek tarafsız bir mesleki teşekkülün varlığını da, bu kanun sağlayabile- cektir. Tabii, bunların hepsi mali müşa- virlik müessesesi kanunlaştığı takdir- de kaabil olabilecek işlerdir. Huzursuzluğun nedeni İş âleminde beklenilen daha bir sü- rü kanun tasarısı mevcuttur. Kısa- ca belirtmek gerekirse 2490 sayılı Arttırma - Eksiltme Kanım. 6224 sa- sermayenin sayılı Birliği Kanunu. Sosyal Sigortalar Ka- nunu, Maden Kanunu, velhasıl bir sürü kanun mevcuttur. Tabii bütün bunların yânında Anayasa Mahkeme- si tarafından 2 ve 3. maddeleri Ana- yasaya aykırı olduğu için İptal edil- miş olan 6731 sayılı Kira Kanunu da vardır. Bugün uygulanmakta olan kira sis- teminden ne malsahibi. ne de kiracı memnundur. Tabi bu istikrarsızlıktan mn ra pek ateşli şekilde ele alınmış olan vergi reform kanunlarının, nedense son zamanlarda isimleri pek işitilmez olmuştur. Bütün bu teker teker kanunlar, anlatılan memleketin çeşitli sektör- den bert - hattâ reddedilmemiş olması - ortada bir aksaklık olduğunu ortaya çıkar- maktadır. Bu aksaklığın sebebi tespit edilmeli ve hal çaresi bulunarak, işi yürür hale getirmelidir. Bir taraftan, "kaybedecek bir da- kika bile vaktimiz yok" lâfını lüzum- lu lüzumsuz kullanırken, 6te yandan 17-18 senede bir tasarıyı kanunlaştı- ramamak biraz komik olmaktadır. Bu gözden geçirmelidirler- Buna hakika- ten ihtiyaç vardır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: