13 Kasım 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 16

13 Kasım 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 16
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER Profesör Başgil Lozan 9 XI 1964" Böylece Bilgiç, Demirci ve Arıbu- rundan sonra Genel Başkanlık koltu- gu için ortaya bir dördüncü aday daha çıkmış bulunmaktadır. o Bundan kısa bir süre önce İsviçreye, Profesörü kan dırmak için giden Tahsin Demiray is- tediğini elde etmiş, ama Başgili Tür- kiyeye kongreden evvel ( getirebilmeğe muvaffak olamamıştır. Oysa Bilgiç ve Demirel muhaliflerine göre basan, kongreden önce hazırlanan havaya bağ lıdır. Zira Bilgiç ekipi, tam AP dele- gelerinin kişiliklerine göre bir çalış- a metodu keşfetmiştir. Bu (ometod, kongreden önce 'delegeye Kurana el bastırtarak yemin ettirmektir. Böyle. ce bir defa Kur'ana el basan delege, babası gelse, kararını değiştirmemek- tedir. Ayrıca Başgil aleyhine (açılan kampanyada, Profesörün korkaklığı fı- sıldanmakta, 1961 de Cumhurbaşkan- lığı adaylığından kaçtığı gibi bu defa da Türkiyeye gelince tevkif edilmek- ten korktuğu söylenerek, "Oysa biz bu yola başımızı koyduk. Liderlik Okolay m1?" denilmektedir. . Bu bakımdan, şu günlerde yurda dönmediği takdirde, Başgilin seçilme şansı pek kuvvetli değildir. Şimdi Bil giç ve Demirel muhalifleri kafa kafa- ya yerip, bir çıkar yol aramakta ve ekip halinde Lozana giderek, Başgili Türkiyeye getirmeyi (odüşünmektedir- ler. Tabii bu plân gerçekleştiği takdir- de, bir diğer aday Tekin Arıburunun seçim şansı sıfıra müncer olacaktır. karakteri, politikadaki acemiliği, biyle pek cazip görünmemektedir. Bundan henüz bâr hafta önce "Pro fesör Başgil adaylığını korsa, akan su- lar durur" sloganının revaçta olduğu Genel Merkezde hava, telgrafın gel- mesiyle birdenbire odeğişmiş obulun- maktadır, önceleri, Başgil taraftar- larının oylarını almak amacıyla, Baş- gilin rakipsiz lider olduğundan, ama nedense adaylığını koymayı pek iste. mediğinden söz eden Bilgiç ve Demirel ekipi mensupları ve özellikle Demir- elciler, şimdi Profesörün yaşlılığından, enerjiden yoksun oluşundan söz etmek te ve "Biz İnönüyü yaşlı lider diye tenkid ederken, nasıl olur da Başgili Başkan seçeriz?" diye yalanmaktadır- lar. Şimdilik Genel Başkanlık için ya puan mücadelenin bir "şans tablosu" çizilecek olursa, Başgil Türkiyeye gel mediği takdirde, çekişme daha çok 16 Demirel ile Bilgiç arasında olacaktır. Demirelcilere göre bugünlerde o şans eşittir. Esasen iki aday arasında bir ihtilâf yoktur. Biri Başkan olursa, di- geri mutlaka Genel Başkan Yardım- cısı koltuğuna oturacaktır, yani idare Demircide, Teşkilât ise Bilgiçte topla- nacaktır. Bilgiç ekipi ise şans ibresinin hâ- lâ Saadettin Bilgiçi gösterdiğini ileri sürmekte, fakat zamanın Demirel'le- hine İşlediğini kabul etmektedir. Bun lara göre Demirelin her geçen gün bi- raz daha kuvvetlenmesinin Oo başlıca sebebini basının ve özellikle Hürriyet gazetesinin Süleyman Demireli otut- ması teşkil etmektedir. Bilindiği gibi Demirel "Barajlar Kralı" veya "5 mil yarlık yatırım yapan adam" diye lan- se edilmektedir. Su, yol, elektrik diye sızlanan Anadolu için bu, hayal de olsa, hayli etkileyici bir propaganda- dır Sulama Sudan bir toplantı Haftanın başındaki Pazar günü öğle- sonra Necatibey Caddesi üze- rindeki gösterişli İmar ve İskân Bakan lığının önünden geçenler, içerde fev- kalâdeden birtakım olayların geçmek- te olduğunu anlamakta güçlük çekme diler. Caddenin iki yanı sıra sıra res- mi ve özel birçok arabayla dolmuştu, bina çevresinde de trafik memurlany- ta polisler sıkı tedbirler almışlardı. Oral konuşuyor Lâfla peynir gemisi yürürse... Gerçekten o gün Bakanlığın karanlık salonunda özel bir toplantı tertiplen- mişti. Toplantıyı ( tertipleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakam Hüdai O raldı. Devlet ve Hükümet Başkanları- na, Bakanlara, milletvekilleriyle sena- törlere, birçok valilere, mahalli teşki- lât başkanlarına, çeşitli daire ve ku- rumların genel müdürlerine gösterişli davetiyeler gönderilmiş, toplantıda ha- sır bulunmaları sağlanmıştı. Çağrılan- ların sayısının binin üzerinde olduğu söyleniyordu. OO küçücük konferans salonunun bukadar o kalabalığı o ala- mıyacağından korkanlar, günün Pazar olduğunu ve havanın da böyle karanlık bir salonda gün geçirilemeyecek kadar müsait bulunduğunu düşünerek sevin- diler. Nitekim bir-iki konuşmacı, uzun süren açıklamalara girişip, toplantıya katılan Başbakan İnönü beklenen ko- nuşmasını da yaptıktan sonra, esas ko nuşmacıya sıra gelince, salonun ya- --sı boşalmış, ortalıkta hemen sadece görevli memurlardan ibaret bir dinle- yici topluluğu kalmıştı. Toplantı Devlet Su İşlerinin takıl ben iklibuçuk yıldanberi üzerinde ça- lışmakta olduğu oOKızılırmak nehri havzasının geliştirilmesiyle ilgili araş tırma ve istikşaf çalışmalarının poli- tikacılara, özellikle (Kızılırmak nehri çevresinde oturan seçmenlere duyu- rulması amacıyla düzenlenmişti. Plân- lı kalkınma devrinde her yatırımı ya- parken birtakım plânlara, etüdlere ve projelere yer verilmesi, ancak bu ça- lışmaların sonunda "yapılabilir" o v.s ekonomik yönden "verimli" işlere gi- rişilmesi, diğerlerinin de bir kenara bırakılması osöz konusu yatırımların toplamı 10 milyarın üzerindeydi. Bu durumda en büyük yatırımcı daireler- den birisi olârak ün salmış Devlet Su İşlerinin de birtakım plânlama çalış- maları yapmasından daha tabii birşey olamazdı. Buna rağmen, hazırlanan bu toplantının "malümu ilâm" dan başka bir anlamı yoktu ve davetiyeleri alan- lar "bayram değil, seyran değil, aca- ba eniştem beni niye öptü?" demek- ten kendilerini alamadılar. Aslında işin içyüzü (bambaşkadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, bu yılın başlarında yeni kabineyle bir- likte kurulmuş yeni bir kuruluştur. He nüz ortada (Başbakanlık tezkeresin- den başka- herhangi bir kuruluş ge- rekçesi bile yoktur. Bakan Hüdai Oral sandalyesine oturur oturmaz, kurmuş kanununun hazırlanarak Meclise sev. kedilmesi için faaliyete geçmiş ve on kişilik özel bir komisyonu görevlen- dirmiştir ama ne yazık ki bunların AKİS, 13 KASIM 1964

Bu sayıdan diğer sayfalar: