13 Kasım 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 27

13 Kasım 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 27
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Rüzgarlı Matbaa Mecmua Gazete Ve her türlü baskı ve dizgi işleri için em- rinize âmâde 106196 ANKARA AKİS, 13 KASIM 1964 Eğitimde Yeni Akımlar CHP Kurultayında borçlu sınıf geçme müessesisinin kaldırılması konuşan- da konuşan Milli Eğitim Bakam, tariz vermiyeceğini ve haklı bulduğu bu dâvada ısrar edeceğini kesinlikle ifade etti. Borçlu sınıf geçme müessesesinin "politik bir tâviz" olarak ele alınması halinde Bakanın bu ısrarım takdir etmemek mümkün değildir. Yetkili kurullarca bir tasarruf yapılmıştır. Şim- di bu tasarruf, veli-öğrenci gücüne dayanan bir takım baskılarla, yetkili or- ganların inancına rağmen kaldırılmak istenmektedir. Bu durum sorumlu kimselerin direnmeleri kadar tabii birşey olamaz. Aksi halde herhangi bir yetkili organın vazife görmesi mümkün değildir ve bu gibi haller, demokra- sileri dejenere etmekten başka birşeye yaramaz. Ancak Bakanın bu meseleyi yalnızca politik bir taviz olarak gösterme- si, anne ve babaları en zayıf yerlerinden vuran, bunun için bir süre tepki yaratacak olan bir "cesaretli, büyük reform hamlesi" olarak vasıflandırılması da doğru değildir. Borçlu sunu? geçme müessesesini savunanların repsinin muhakkak sı- nıfta kalmış çocuktan bulunduğunu, bu yüzden bunların tavizden yana ol- duklarını. Bakana karşı bir hava yaratmak peşinde koştuklrını, gizli emel- ler beslediklerini düşünmek bence yanıltıcıdır Gerçek şudur ki, daha yeni bir eğitim sisteminin bütün şekilleri ile memleketimize getirilmesini bekle- yenler, reform hamlelerinin yalnızca öğrencinin durumunu güçleştirmek- ten ibaret bir inançla yerine getirilmek istendiğini görünce büyük bir hayâl kırıklığına uğramışlardır. Bugün Bakanın karşısında olanlar sadece taviz- ciler değil aynı zamanda reformculardır. Meseleyi basit bir "borçlu sınıf geçme" meselesi olarak ele almamak bugün alınmış olan kararı bozmak için değil de, gelecekteki tasarruflar bakımından, meselenin can noktasını ya. kalamak bakımından çok faydalı olacaktır. Eğitim sistemimiz nazaridir, ezbercidir. Bugünün eğitim zihniyetinin ön- gördüğü uygulama sistemine çok az yer vermiştir. Okullarımız en basit lâ- boratuvar odalarından yoksundur. Programlar çok yüklü, sınıflar lüzumun- dan fasla kalabalık, ders kitapları çekici olmaktan uzak, öğretmenler, sayı- ca olsun, kalabalık sınıflatın ihtiyacını karşılıyamıyacak durumdadır, öğret- men yetersizliği birçok derslerin boş geçmesine, boş kadroların gelişigüzel doldurulmasına ve gerekli disiplinin, nizam ve intizamın sağlanamamasına yol açmaktadır. Bütün bunların üstünde, belirli bir eğitim standartında bir- leşemiyen âile ve okul idaresi, çocuklara belirli bir yön vermekten de âciz- dir. Elbette ki bütün bunların halledilmesi zamana ve paraya bağlıdır. Milli öğretime yöneltilmek istenmiş ve okumak, yeni yeni imtihan zaruretleri ile, âdeta bir kâbus haline getirilmiş, öğrencinin başarısızlığı asıl sebepleriyle önlenilecek yerde yalnızca borçlu sınıf geçme müessesesine dokunulmakla yetinilmiştir. Oysa bugünün zihniyeti, çocuklara okumayı, araştırmayı sev- dirmek, onların bütün kaabiliyetlerinden faydalanmak, her öğrenciyi mu- hakkak ise yarar hale getirmek ve topluma "İnsan kazanmak" esasları üze rine oturtulmuştur. Bunun içindir ki batili eğitim zihniyeti, “sınıfta kalmak" yerine "dersten kalmak" prensinim uygulamaya başlamış, bir veya iki ders- ten zayıf alan çocuğun şevkini kurmayarak onun sevdiği bir sahada yetiş- mesini ve topluma yararlı olmasam sağlama prensipini kabul etmiştir. Bu sistemi benimseyen toplumlar daha başardı toplumlardır. Zaten genel aka- demik bilgiler yerine pratik ihtisas bilgileri üzerine oturan bir eğitim inan- cı, psikolojiye dayanan disiplinin de daha kolaylıkla uygulanmasını ve öğ-- renci başarısının artmasını sağlamaktadır. Kısır tartışmalar üzerinde dur- mayıp bütün sistemi yenibaştan gözden geçirmek şarttır. Çünkü biz ne der- sek diyelim, toplumumuz ve çocuklarımız herşeyden evvel dünyayı saran reni akımların etkisi altındadır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: