4 Mart 1932 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

4 Mart 1932 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

MM m “ en va Sahife 6 Akşam ül 4 Mart V»? > Dedikodulu bir mesele” Bir kadının kocasını aldattığı kaç suretle belli olurmuş? Meşhur bir macar muharriri bu alâmetlerden Yazdığı romanları ve piyesleri ile çok şöhret kazanmış olan macar muharrirlerinden Molnar Nevyorkta bir sosiyetede genç bir amerikalı muharrir ile tanışır. Bilhassa kadın meseleleri ile meş- gul olmak üzere bir mecmua neşr- eden bu muharrir Molnar'a der ki: — Rica ederim, sizce bir ka- dının kocasını aldattığına delâlet edebilecek kaç türlü alâmet oldu- ganu bana söyler misiniz? Bu sual karşısında Molnar şa: şırır ve bir cevap vermiş olmak için: — Bir milyon dört yüz yirmi yedi bin beş yüz altmış üç türlü alâmet vardır... der. Amerikalı muharrir bunun üze- rine Molnar'a: — O halde, der, mecmuamda intişar etmek üzere bunlardan yirmi tanesini bana tarif eder misiniz ? Bu muhavereden sonra Amerikalı müharririp, ; ricasını : tahriren de tekrar eylemesi üzerine Molnar aldatma alâmetlerini kendisine şu suretle tarif eder : 1 — Akşam yemeklerine geç kalan kadın; birdenbire saat gibi muayyen vakitlerde evinde bulun- mağa ve kocasını şu sözlerle kar- şılama başlar: “Bir saattenberi seni bekliyorum. Neden evine bu kadar geç geliyorsun? Yalnızlık- tan müthiş şurette içim sıkılıyor!,, 42 — Kadın evden çıktığı za- man yüzünü hafifçe boyamış iken daha kesif yüz boyaları ile eve döner. 3 — Zevcine karşı lüzumundan fazla şefkat ogöstermeğe başlar ve ekseriya şu sözleri sarfeder: “Gene yorgun görünüyorsun ko- cacığım, çok (çalışıyorsun. Bu böyle devam edemez, hasta olursun, kendine bakmalısın.,, 4 — İşlerinin hep bir araya gelmesinden şikâyet eder, hiç birisine © yetişemediğini ( söyler. Elbise, ıskarpin, ve çamaşır sıpa- rişleri, manikür, dişçi, saç tuvaleti, hasta arkadaşını ziyaret “Aman yarabbi, hepside bu haftaya tesadüf etti!,, der. 5 — Yazın gidilerek sayfiye mahallini daha kânunuevvelden, kânunusaniden itibaren kocasına kabul ettirmeğe çalışır, onun baş- ka bir mahalli intihap ve tercih etmesine bu suretle mani olmağa gayret eder. 6 — Zavallı amele sınıfı için birdenbire derin bir merhamet hissi duymağa başlar, fena hava- larda otomobili bütün gün idare ederek yorulduğundan dolayı şo- före acır, istirahat etmesi için onu eve gönderir de kendisi tak- siye biner. 7 — “ Dükkânlardan birinde ,, bir şey unutur. Bu unuttuğu şey ekseriya kol saatidir ve yahut bileziğidir. Ertesi akşam, unuttuğu şeyin bulunduğunu ve kedisine iade olunduğunu büyük bir se- vinçle kocasına anlatır. 8 — O zamana kadar nadiren mevzuubahsettiği bir dostundan şiwdi sıksık bahsetmeğe başlar ve onun pek yalancı ve müfteri olduğunu söyler. ( Yani o dostu- nun kendisi hakkında dedikodu yapmasını ve bildiği hakikatleri ifşa eylemesini beklemez. Dostu o dedikoduları ortaya attığı za- yirmisini sayıyor! man ise artık ona kimse kolay kolay inanamaz.) 9 — Kendisile münasebette bu- lunduğundan şüphe edilen erkekten azami derecede lâkaydane bir surette bahseder. O erkek için bir şey şöylendiği zaman bu lâ- kaydisini ifrat dereceye vardırmak hatasını bile irtikâp eder de far- kına varmaz. Hattâ bu aralık şu sözleri bile sarfedek kadar saf- dillik gösterir: “Falanca bey mi? Onunla sene- lerce hali bir ada yalnız kalsak gene yüzüme bakmak istemez!,; “10 — Evde ziyafet verildikçe misafirlerin listesini oo zamana kadar kadın tanzim ederken şimdi bu vazifeyi kocasına bırakır, Çün- kü davet edilmesini istediği ada- mın her defa kendisi tarafından listeye geçirilerek razarı dikkati celbetmesi, bilâkis onun kocası tazafından kaydolunmasını bekler. “ Kocasının isteyerek ziyaret et- tiği sosiyetelere kadın evvelâ gitmek istemediğini söyler, itirez eder. Fakat sonra zezcinin sözünü dinleyerek onunla beraber o sosi- yetelere gider, (Ancak, o zaman biliniz ki görmek istediği erkek te mutlaka © sosiyetede hazırun meyanında bulunmaktadır. 11 — Kocasından kıymetli bir hediye aldığı zaman eskiki gibi tabii bir surette sevinmez de memnuniyetini bir takım müba- lağalı sözlerle izhar etmeğe baş- lar. Bu esnada mutat olan sözler şunlardır : “Benim için çok para sarfediyorsun ?,, - “ Böyle büyük bir hediyeye hiç müstahak deği- lim!, 12 —Sıksık ve muhtelif fotog- rafçılarda, (muhtelif (o pozlarda resimlerini çıkarttırır. 13 —Bir takım yeni hakikatler keşfeder. Meselâ “çok cocuğu olan bir anne kim bilir ne kadar bahtiyardır ! , - “ Ben erkek ola- rak dünyaya gelmeliymişim !,, - “ Hayat denilen şey ne kadar haksız! , - “ Kadınların fena mahlüklardan olduklarına şüphe yok, fakat, erkekler her halde onlardan daha fena! ,, - En ziyade ve bilhassa şu sözleri sarfeder : “ Ah şu hayat ne kadar kısa!,, 14 — O zamana kadar nadiren bahsetmiş olduğu bir kadın arka- daşını birdenbire fazla methetmeğe başlar, bu arkadaşına sık sık telefone eder, o da kendisini nsan sunumunu urun hemen her gün telefonla arar, arkadâşı onu hiç ziyaret etmediği halde o arkdaşını devamlı surette ziyarete gider. 15 — Hiç bir mektup yazma- dığı halde mektup kâğıtlarının tükendiği görülür. 16 — Eskisine nisbetle daha az yer, daha fazla sigara içer. 17 — Kocası,' boşanma dava- ları adedinin son zamanlarda art- tıği hakkındaki mevzuu tesadüfen tazeliyecek olsa, kadın bü veya buna müşabih bir tarzda idarci kelâm eder: “ Ben senden ayrıl- mağı hiç bir zâman kabul ede- mem ve hatırıma bile getirmem.,, Yahut: “ Senin gibi bir kocam olduğuna * bilsen nekadar mem- nunum! ,, 18 — O zamana kadar kocası mektuplarını tesadüfen açıp oku- dukça hiddetlenen kadın kocaşına artık: “Şu mektubumu aç ta oku, ben üşeniyoarum!,, demeğe başlar. 19 — Gece yatakta uyumadan evvel gazeteyi baştan aşağı oku- yan kadın gazetede: Kıskançlık yüzünden facia) ve ya (Kıskançlık yüzünden cinayet) serlâvhalı bir habere tesadüf eder etmez gazete kıraatini o noktada bırakır ve gazeteyi o elinden atar. (Ertesi sabah bu gazete nüsbasının yer- deki vaziyetine * bakarak anlaya- bilirsiniz). 20 — Hafif ve:moda olan şar- kılardan hoşlanan kadın, artık ciddi ve klasik musikiden- zevk almağa başlar. Yapılan tecrübeler üzerine bu hususta atideki neti- celer elde edilmiştir: (Chopin) ise şüphe vardır, hanım bir erkekle ciddi surette meşgul olmaktadır, dikkat etmek lâzım gelir. (Grieg) ise hanım birisine âşıktır; (Schu- mann) ise hanım herhalde büyük bir aşka tutulmuştur; (Richard Strauss) ise aşk en yüksek mer- tebesine vasil olmuştur; (Massenet) ise hanım ıztırap çekmektedir; tekrar (Chopin)e (orücu ederse münasebet münkati olmuştur. Molnar yukarda saydığımız yirmi noktaya en tabii olanını ithal etmediği söyleniyor: o da kadının kemali ciddiyetle kocasını kıskanmağa başlamasıdır. Bu cihet ezelden beri malüm olduğundan Molnar onu ayrıca zikretmek iste- EMLÂK ACENTESİ Her nevi EMLÂK İDARESİNİ Deruhte eder BAHÇEKA 'Tel. 20307 Bunların başlıca bilmiş teyze Bir takım dolandırıcılar da var- dır ki, daima kadınlara musallat olurlar. Merhum kocasından, baba- sından kalmış beş on kuruş sahibi veyahut bir evceğizi bir dükkâncağızı olan dul kadınları arar bulurlar, elinden ne kopara- bilirlerse alıp savuşurlar. Fakat bu iş öyle kolaylıkla yapılamaz. Epice uğraşmak lâzım- dır. Bittabi, herhangi bir eve giripte kadın arayamaz. Bunun içinde bir takım mütahassıslar ve bir çok usuller vardır. Evvelâ işin bu cephesini anlatalım. Istanbulun muhtelif semtlerinde bilhassa kenar yerlerde hemen her mahallenin birer teyze ha- nımİ ve yahut hanımefendisi vardır. Bunlar, hayatta bir çok tecrübeler görmüş, muhtelif devir- ler geçirmiş, âdeta birer canlı tarihtir. Bir çok eski vakaları kelimesi okelimesine . anlatırlar. Neden bahis açılsa derhal söze atılır, saatlerce fikir yürütürler. Bilmedikleri, anlamadıkları şey yoktur. Âmiyâne tabir ile; hangi taşı kaldırsanız altından oçıkar. Neler bilirler, neler!.. Aşık yolla- rından, kızamık ilâçlarından tutun da yıldızların vaziyetlerinden ahkâm çıkarmaya, ruya tâbirlerine varın- caya kadar, bilmedikleri şey yok- tur. Karınca duasından büyüler mi yapmazlar, sabun kalıbına iğ- neler batırıp kör kuyuya atarak kısmetler mi kesmezler, isli tence- renin altına siyah saplı bıçaklar kapatıp karı kocanın arasını mı bozmazlar!.. Yedi mahalle aşırı, eski âşina- larından (F..) hanımı gene bel ağrısı tutmuş; haber alır almaz dayanamaz, derhal koşar. Tek camlı gözlüğünü takıp, yedi kat muşanbanın arasından çıkardığı el yazısı enamdan yedi defa okur, üfler... Bildiklerden biri yeni ev mi yaptırdı, hemen koşar, yangına, zelzeleye karşı yedi defa Celce- lutiye duası okur. Hastalara kurşun döker, - sülük vurur, icabında cenaze de bekler. Kendisi Kadir gecesi doğmuş- tur, evinde mavi çuhadan kâbe örtüsü vardır. Hamile kadınlara gider, kâbe örtüsünü üzerine ör- ter, hamli kolaylaştırır. Ayda bir defa bütün komşuları dolaşır, rahmetliye lokma döke- ceğini söyliyerek yağ, şeker top- lar, sonra bunları köşedeki bak- kala verip mukabilinde tütün alır. Sabahleyin başına çarşafı aldığı gibi sokağa fırlar. Akşama kadar kırk kapının ipini çeker. Girip çıkmadığı kapı kalmaz. Evden e e ağız dolusu dedikodu nakl- eder. Bütün evlerin iç yüzünü bilir. Bilhassa genç kızların bütün sır- larına vakıftır. Kadının evi posta- hanenin postrestan dairesi gibidir. Postacı mütemadiyen mektup taşır, o da bunları muntazamen sahiplerine tevzi eder. Bir çok kadınlara koca bulup baş göz eder. Bu iş, onun için en büyük sevaptır. Eeh, - der - ihtiyar olur, genç arar, genç olur, denk arar. Fani dünyada bu kadarcık bir hayır işleyemezsek (o ahıretimizi nasıl hazırlarız. Yaşını sorsanız, daima kiraz ayında kırk beşine basacağını söyler.. Lâkin bilgiçlik hususunda münakaşaya giriştiniz mi, 313 zelzelesinden bir hafta evvel en küçük kızını gelin ettiğini söyliye- rek, o devirleri bildiğini isbata çalışır. Evlerden hizmetçi ayartınakta Hırsızlar nasıl çalışırlar? Kadınlara musallat olan dolandırıcılar var yardakçıları çok hanımlardır ! eşi bulunmaz. Yedi mahalle aşırı mabhalleletdeki evlenecek kızların, koca arıyan dul kadınların listesi ondadır. Bunları öğrenmek hususunda büyük meharet sahibidir. Uzak mahallelerde tanıdıklarının evlerine gider. Muhabbeti ( koyulaştırır, nihayet sözü, istediği vadiye sokar. — Ah efendim, bilseniz, ne, yoruldum, ne yoruldum!.. Bizim mahallede dul bir tazecik var. Kacası öldü, bir tek evlâdile koca evin içinde kaldı. Eb, ne kadar olsa komşudur, elimde büyüdü, bü halde bırakılmaz ya. Kendine münasipçe birini bulalım'da baş göz edelim dedik. Çok şükür uğraşa uğraşa bu işi de gördük. Bu sırada tabii ev sahibi ha- nım da kendi mahallelerinde bu- lunan bu vaziyetteki ailelerden bahseder. Artık hanım teyzenin işi olmuş demektir. Dolandırıcıların en mühim va- sıtaları bu kadınlar olduğu için, bunlar hakkında fazlaca tafsilât veriyoruz. Bunların, bilmedikleri semtlerde, tanımadıkları (evlerde - - tetkikat yapmak, kadın kandırmak içinde kendilerine (o mahsus (o mahalleri vardır. Dolandırıcı, sokakta bir kadını gözüne kestirmiş, az çok tahkikat yapmış, faaliyete geçmek zamanı gelmiştir. Artık iş, teyze bani- mın dirayetine kalmıştır. Lâkin teyze hanım o semtin yabancısıdır. İşte marifetini burada göstere- cektir. Hanım teyze çarşafını sokağa fırlar. Çat, çat... (Evimizin çalınır, açarsıniz. bir kadıncağız.. kapıya yaslanır. — Ah hanıracığım, sizi rahatsız eltim, kusura bakmayın, hasta- giyinip kapısı Tanımadığınız Soluya. . soluya hanede bir hastam vardı, onu ziyarete . geldim, içeriye! 'bırak- madılar, bir saat sonra gel, dediler. Aman, yorguninktan tıkandım, az kalsın şurada düşüp bayıla- cuktım, “çar nâçar sizi rahatsız ettim. Allah rızası için bana bir yudumcağız su veriniz de şuracıkta bir parça nefesimi toplıyayım. Zavallı kadıncağız, kapının ara- sından bir yudum suile ters yüzüne çevrilmez ya. Derhal içe- riye davet edildi. Teyze hanım nazlanır, girmek istemez, fakat bir taraftan da sokulur. Kahveler içilir, hanım teyze çocukları sever, biraz dereden tepeden konuştuk- tan sonra kalkar. — Aman ne sevdim, ne sev- dim sizii 2.. Hanım efendiliğiniz yüzünüzden besbelli ne iyi oldu da tanıştık. Amma bu kadarcıkla olmaz, sizde bize buyurun inşa- allah. Bir sürü lâflarla kapıdan çıkar Iki gün sonra hanım teyze tekrar görünür. Hemen kapının arasından başını uzatır. İçeriye girmeyim, küçük nasıl küçük ?.. Dün gece karışık rüyalar gördüm de merak ettim. Hem hastahaneye uğrayım hem de çocuğu göreyim, dedim. Sizi de çok göreceğim geldi doğrusu. Tabii, gene içeriye" girer, oturur. Muhabbeti bir az daha koyulaştırır. Bu suretle ziyaretler sıklaşır. o Ailevi Obabisler artar. Hanım teyze, mahalledeki düğün- den bahseder ve asıl rolüne başlar. Yarın da kadının nasıl kandı- rıldığını ve dolandırıcılığın ne suretle yapıldığını anlatacağız. e.

Bu sayıdan diğer sayfalar: