8 Temmuz 1934 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

8 Temmuz 1934 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

- 8 Temmuz 1934 a Yazan: AKDENİZDE TÜRK AKINCILARI İSKENDER FAHREDDİN Tefrika No. 106 kızsın! iyor “Vaktile bir yunan gemisine esir düşen kahraman ( Flaminius) ü orta malı bir kadın kurtarmıştı. O kurtulmasaydı, Roma mahvolacaktı!,, Ömer bey bu hususta Murattan şok daha ren bir erkekti. — Haydi « diyerek kolun- “dan çekti - Bunların ör öz- a birin le un ei gibi, sever- vi kıskançtım; hem de im, n gürbüz, en karli çağım- . ara gözlü se ki uşakla sevişti. Bir gece ben ev- > ig ye uşağımın koynuna gir- m de > ed mi bik ?! Upuz ir burnu vardı.. şile Kl kiş Sağıni solunu bilmezdi.. Vücudu da ayak- ları kadar kokardı. Ve elleri uyuz gibi yi Hasılı iğ iğrenç i. Kapımız: 1. O vakit- sa — ki si saka ele (ndir) alar niçin e Mura dim an dina pi Heleki bekliyen (Marma- Kartalı) nın su ikinizde SA bulunan korsan (Andiri- " tiyacı adığım sorunca, Andiriya: «Hürriyetten e bir şeye ike tiyacı cım yok. Eğer damarlarında <cdadının kann taşıyorsan beni buradan kurt Diye alyanard. Korsan Andiri iriyayı kurtarmı izi elinde değildi. Andi. Ji me: za muhafazasına Kara Ali me lu. Fakat, Jüzetta Sa Aliyi Mi Sair 2) (Marmara Karta- lı) Pireden hareket € lam len, An- diriyayı bir balıkçı sağa sahil. medi uzaklaştırmak istiyen Jüzet- ake: ve Yunanistanı na- at istilâ ettiğini anlatarak: — Sen işte böyle bir pen ği Korkaklık sa Saian m Asi) SE Taa psi di. ra Li aldaği ii anlat yordu: — Şarkta lr İskender) in ahfadı olan Yunan kralları tara- fından idare Si unan üç büyük krallık vardı: Makâdonya; ime ye, Mısır. R şusu olan Makedonya kralı li lerinden evvel Romalılarla harbe girişti, Meşhur (Anibal) İtalyada harbederken, Makedonya kralı Romaya karşı Kartaca kumandanı ile ittifak etmişti. Bu arada kısa ir sulh devresi geçti, Fakat, Pon muharebeleri bittiği zaman (Se- her za- ve es Makedonya kralile tekrar harbedilmesine karar verdi. Kon- sül, âdet veçhile, millet meclisini içtimaa davet ederek rey dopladiz Bütün m hai aftardı. * Harp ilân edildiği zaman Roma- nın müttefikleri çoktu. (Nomid- i yeme derdi. e, ki Yunanilerin en olan (Etolya) lılar abı tah- rip amk e havaliye süvarilerini gönder: i ) AKŞA Radyo 8 ASE pazar İi 8,30-19,20 plâk neşri- yatı, 19,20- işi 30 ajans ve en i> berleri, 19,30-21 Türk musiki yatı (Eliza, İnci, Ülkü, Ser em Selim ipl ii 30 Ateş Güneş kli ın konferans, 21,30-22,30 Beli Ri hanımın iştirakile dans yi a (1414 m.) — 18,10 Solist kane 19, 15 piyano konseri, 20.15 refakatile (orkestra o konseri, 21,50 haberler, plâk- 21 12 ik m konseri, 22,02 neşeli iy > 30 dans ları, 24,05 di Bükreş (3 645 ve zel 18,15 plâk, ii Rİ 5 ark ” ie plâk, 21,15 dans strası, 2, 0 orkesti a Sü o m.) — 18 opera onseri, 21 spor ha- ,30 ha- berler, 23,50 led 24,20 çiğen m mu- Bir” isi, 'oma (420,2 m.) — 21,45 Manci- velinin dai © yine ii operet 5 me el hareketi tik: leri zaman Makedonyayı bir an- nun olarak ha as Ümit en yağmayı yapamı ışlar, emval ve ganaim gra edememişlerdi. Zaman zaman bir çok milletle- rin eline geçen bu havaliye Roma- lılar tamamile hâkim olmak niye- tinde idiler. Nihayet (Flaminius) isminde yeni bir konsül Makedon- ya ordusunu mağlüp etmişti. On sene evvel (Fatih) in geçti- X bu yerlerden, milâttan iki asir vvel de Rom: o kahraman (Fla- mini a donyalıların ordugâhını ansızın basarak (Filip) in ordusunu boz- du ve Klee girdi. Roma salya ovasında nda. e in ordusu bu ovayı ikiye ayıran dağ silsilesinin öte ge geçmişti. İki ordu düşmanın kendilerine bu kadar yakın kluğon bilmeden bm gün yanyana yürüdüler, O zaman ordu önünde keşif kolları emi ih- mal Gill i günü, yağmurlu bir ge- ceden sonra, sis orlanie (Filip) ut iler başka lara eme çıkacağını orlardı. Ibuki rlasrı a ni ei üvarileri en yük- sek dağların tepelerine tırmanan cesur yiğitlerdi. Bu süvariler (Ve- lit) silsilesini geçerek hiç ümit et- in ri bir yerde Makedonyalı- ların ortasına düştüler, İki askerin ee karışarak harbetmesi cihan tarihinde görülmüş mücade- Mari değildi.. ecdadımız böyle bir tesa- düfle veren olsaydı, bu- gün Makedonyalılar (otamamile mahvolmuş ve ğa Romaya mer- but bir hükümet m olacaktı. isk İM erlerin yetiştirmiş- kn mecbur oldular. Ordu ii 1s” men ovaya inmişti, (Flaminius) ön tarafında filler bulunan sağ cenahını bulunduğu yerde bıra- rak, ordunun sol Epe Mai meydanına yani ovaya “indird Genç kahraman bi cepheyi bir. | den idare ediyordi Sahife 9 Her akşam bir hikâye Teselli İ gelir merkezden epey- semtinde, yanyana, biribirine benzer iki köşk vardı. Geniş bir çenin ortası nda idiler. Birinde Lütfi, lünyadan elini çekmiş a dere- cede ev işlerile, namaz ve niyazi- le meşgul olan annesi öl ha- nımefendi ile beraber yaşıyordu. Ötekinde Nihal hanımefendi ile berabe; rran oturuyordu. Ni- hal hanımefendi duldu, fakat hâ- üzeldi. hanımefendi biribirleril lardı. Onlar teklifsiz deil. Fakat Lütfi ile Perran heme ma beraber gibiydiler. ii rini tanıdıkları vakit Lütfi on bir Başta Makedonyalılar bu arızalı ara- önünden ricat a ad yalılara arkadan bü ic vaffak oldu.. den indirdi.. Püskürttü. Halbuki bu genç lan eme un gö- zünden dü) elika; liği berler, 20 il ğ kanas ape çet iönli bm 1330 Yi | yaşında, Perran on yaşında idi iye kadar ir bahçede, ya öteki bah- ve yari AE kavga eder- Biraz sonra R hl ğ Lütfi yumu- nahları da ilerilemeğe başlamıştı. mk ve uysal ül Bu uylu idi, Daima filler ny Make- erranin tesiri ve hükmü altın- donyalılar fillerden korku- se kalıyordu. lal büyüdük- orlar fillerle ara ten sonra oyunları daha ziyade muzraklarıni atıp kaçıyorlardı. ek şekline inkıli tmişti. enin ta nik yen nın ağzından bir kere daha işit- mek ayrı bir saadetti. — Ne vakit evleneceğiz? — Ben nereden bileyim? — Mektebi bitirince annem beni Avrupaya Yaliyacaiy e lü o şısında ne is göği bildiler, ne a mevkilerini muha- faza ettiler. Mızraklarını atıp kaç- tılar, Makel pellei sekiz bin kişi telef oldu ve beş bin kişi firar etti. Buna mukabil Romi mağlüp etmek e YE a çıktığı halde, denizde, na: korsan gemisine ras. vs yi esir ank isterken bir emdi gemi- eseri olarak kendisi esir dirler tü. Halbuki (Flaminius) un ari sından bir emiler ik ABE Fakat, ne yazık ki, hakikat se an şu idi: Mak adomyaliları yola ren kahraman beren ie ufacık Yunan gemisinde esirdi geminin e skar kalkın dan bağlı, yatıyordu. ke u e esaretten bir kadın kurtarmıştı. Günahkâr, ba- yağı, orta İL vi kadın. Bu ka- dın, bir gece ge alar sahi- linden geçerken, e (Flamini- us) a yardım ediyor... Bacakla- lü ipleri kesiyor ve genç ku- mandan kendini denize atarak, yüze yüze bir sahile çıkıp kurtu- Tuyor. Bul ı 7 adı (Françeska) idi. Sen de bir Françeska olabilir- sin, Jüzetta! Çünkü o kadın, Yu- nanlıların elinden yalnız (Flami- am u kurtarmakla kalmadı, Ay- zaman ürk tün kurtardı. Flaminius kurtulmasaydı, Roma mahvolacaktı -— (Arkası var) sildin iza AK GAMA BE, 2 Mp er pe ONAN 7 a A yorum, bilsen, Latfi! Karşılıklı s : Etrafta başka komşularla 'd görüşüyorlardı. Nihal hanımefen- di Perranı eğlendirmek için köşk- te sık sık eğlenceler tertip eder- di. Danslar yapılırdı. Lütfi bazan kıskançlık gösterirdi: — Perran, şu Muhtar beyefen- di kim? Artık hiç sizin köşkten çıkmıyor? — Kim olduğunu sen de bili- yorsun ya! — Hoşuna gidiyor mu? — Deli misin Lütfi? Muhtar bey teyzeme kur Ea Bize ge- lişinin hikmeti dı — Öyle amma nl daha genç. — eyi Olsa olsa bir iki y Fakat teyzem o kadar güzel ve ki... Sen teyzemi beğenmiyor ba? — Benim gözüm senden başka kimseyi görmüyor. — Ne tatlı şeyler söylüyorsun, Lütfi! Bu Perranm ağzından işittiği öremedi. emdi balonlar Perran ekimin ibiydi. ar, Perran? — Bu eş gel, seninle konuşaca; Perran İESEMASLİKE işitmesin imdi diye bunu yavaşça söyledi ve uzaklaştı, > id o gün Sağ yemeğinde annesiz” i, biliyor musun, ' Pei EE mii beye yarıyor, İyi bir izdiva Lütfi boğazında m le dü. ğümle; ee hissetti. Bin türlü e an değildi. Lai he- — Doğru değil, değil mi Per. ran? — Ya, haber aldın mı? Doğru." Evleniyorum. İkimizde pek ço- ukt N bey teyze- ne kur kai , — Öyle zannediyordum. Tey- zem de öyle ar dyo Hal buki benim için geliyormuş. Yey zemle e söylemiş... j Eğ vermiş? DE yi bir şey olduğu tikeikda Muhta; La çok vee Ne istersi cak. Senenin altı ayını AE Geli — Sana göre “çok yaşlı değil mi? — Otuz dört yaşında... vniyorsu! a e beni lie “değil mi in ? Ona arma; eni te; e ii kalpli olacağını tah- min etmezdim. Soğudum senden, Lütfi, Adiyo' Lütfi diz üye hıçkırırken, erran kızmış ve darılmış gibi görünerek ikta ss ; Lütfi çok müthiş günler geçir- meğe la Yesinden hastalan- 3, Annesi bunu derslere fazla ça- Dar Si erek hava tebdili için Lütfiyi Adaya götürdü. Son- tabiri Ere; ü sile beraber seyahate kmışlardı. Lütfi köşke ge ime kederi ziya- deleşti. Burada her şey ona Per- ranı hatırlatıyordu. Köşke geldiklerinin ertesi gü- gz wŞ el lu, Karşısında bir kadın duruyordu. Bunun e ha- nımefendi derin gördi — Lütfi, yavrum, bala re Wlilöna? Ne ağlıyorsun? — Pe: vie gişe» Ben onu ki. dar LEE kalbindeki bütün ıstrabi hikâye etti. Nihal hi u temiz ve püribtiras gencin aza- bından teessürler içinde, onun ya- nına oturmuş, dinliyordu. Arada teselli edecek bazı kelimeler söy- N üyordu. , Filhakika Lütfi yavaş yavaş et buluyordu. Farkında ol madan, bu şık güzel istiyen bir çocuk tavrile başını gü“ mi ken muzuna dayadı. Na- mu bilmedi, dudaklari nn ia Gelini buldu ve orada derin bir sarhoşluk dei du. Artık içindeki azap mi karışmıştı. Hik iy i #öi liği li vi x

Bu sayıdan diğer sayfalar: