25 Temmuz 1934 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

25 Temmuz 1934 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Yazan? AKDENİZDE ; TÜRK AKINCILARI İSKENDER FAHREDDİN Tetrika No. 123 Venedikli Amiral (Murat) reise yalvarıyordu: “Beni deniz ortasında boğunu; Fakat tekrar (Navarin) kalesine götürmeyiniz!,, Murat yeis başını uzatarak (Marmara Kartalı) na seslendi: — Heyyy! Kara Ali! Buraya 1... Tahtaların arasında saklan- znış bir fare yalıyor... Tanıyacak mısın bakalım? Kara Ali gemiden atladı.. Murat reisin yanıma koştu..” * Ve eğildi.. Venediklinin yüzü- ne dikkatle baktı: — Amiral Dettopesaro... Diye bağırdı Kara Ali eski Venedikli amiral ile muhtelif 5€- nelerde iki defa karşılaşmıştı. Ta Ali sevinçle Muradın ellerin- den tuttu: — Beni ilk Midilli baskınında İşte bu adam yakalamıştı. Gemi- 'den denize atılıp kaçtığım zaman arkamdan iki kadirga göndererek beni boğazlara kadar takip etmiş, günlerce deniz üstünde aratmıştı. Dedi.. Bu esnada diğer tayfalar 'da geminin ambarına üşüşmüş- erdi. Amiralı taniyanlar çoktu. Her- kes (Andiriya) dan daha müthiş bir düşman yakalandığından do- layı sevinç ve neşe içinde bağrışı- yordu. © Amiral (Dettopesaro) yu Mar- imara Kartala nakletmişlerdi. Murat reis Jüzettaya bir di man amiralı yakaladıklarını mi delerken, Kara Ali de (Dettope- saro) yu adamakıllı. bağlamıştı. Artık kimseye itimat yoktu. Andi- bütün gemiciler için unutulmaz Bir ders olmuştu. Amiral (Dettopesaro) yu baş güvertedeki sancak direğine bağ- Jamışlardı. Murat reis Vene: in dilin. “den çek iyi anladığı için, Amiral nereden gelip nereye dn. Midi Navarinli amiral hakikati söy- İemekten çekinmedi donanmasile Na- Yarin kalesi önünde çarpıştık. Do- manmamız mahvoldu. Adalara ka- giyordum.. Size rasladım. Dedi. Amiralın acınacak bir ha- li vardı.. Çok zayıflamış ve mane- viyatı tamamile bozulmuştu. Meş- hur korsan Andiriya gibi hiç te alıp tutmuyordu. — Ben Türkleri bu derece mu- harip zannetmezdim. Mağlöp ol- duğumdan dolayı değil, Venediğe gidecek yüzüm olmadığından mü- teessirim. Diyordu. Fin) kalesine gideceğiz. Diyerek amiralla konuşmağa başladı: — Kemal reis kaç gemi ile har- be tutuştu? ; — Otuzdan fazla değildi. — Sizin ne kadardı? — Kırk iki parça... Ve ondan fazlası yeni büyük Venedik kal yonu idi. — Böyle olduğu halde nasıl #ağlp oldunuz? Amiralın başı dönüyordu.. Güzlerini kapıyara! — Orasını hiç sormayın! dedi, bu felâketi hatırlamak istemiyo- rum, Murat halatlarin üstüne oturdu, Gemicilerden biri amiralın ağ- Zina bir bardak su uzattı. Amiral suyu içtikten sonra tek- rar gözlerini açmıştı. Murat sordüz — Başka bir şey ister misin? — Evet... Derhal ölmek istiyo- rum. — ölmek mi?! Sizin gibi tanin- ymış bir amiralın ölümü hatırlama- 81 bile gülünç olmaz mı? Amiral manalı bir bakışla ba- Şini iki tarafa çevirdi.. Türk ger cilerin yüzlerine birer birer baktı: — Donanmamızı perişan eden işte hep böyle heybetl den yılmaz cengi ların karşısında ölümden ne istiyebilirim?! — Venedikten yardımcı donan- ma gelmedi mi? — Hücum o kadar ani oldu Dünyanın bütün donanması ve ölüm- erlere bir araya gelseydi, gene faydasızdı. Kale tekrar Türklerin eline geç- #.. Ve hadiseden Venediğin ha- beri yoktur. Amiral yalan söylemiyordu.. Türk donanmasının gösterdiği fe- dakârlik deniz harplerinde eşsiz bir kıymet arzediyordu. Murat re- | is bu zaferden büyük bir gurur ve sevinç duymuştu. Venedik amiral teessürlerinin içinde boğuluyor gibiydi.. Müte- madiyen ter döküyor ve düşünü. yordu. Bir aralık Murat reise sor- duz — Nereye gidiyorsunuz? — Navarine., — Halbuki biraz evvel başka istikamete yol almıştınız! — Bu tesadüften sonra oraya gitmeğe mecburum, — Benim için ne düşü yüyor ir karar ver. — Dinliyorum... Venedik amirali önüne baka- yak ilâve etti — Beni (Navarin) e sağ olarak gölürmeyiniz! için? — Orasını bir daha görmek is- temem. — Sizi su mahzeninde hapsede- rim., Şehri görmezsiniz! Oranın havasını teneffüs edecek değil miyim?! Bir ihtimal- den daha korkuyorum., Kemal re- is beni halka teşhir etmek istiye- cek, Sizden izzeti nefsimin korun masını istiyorum! Murat reis güldü: — Bence harp sahasından, ke- di gibi, bir gemiye sinerek firar etmek, teşhir edilmekten daha bü- yük bir izzeti nefissizlik değil “| midir? Amiral ağlıyarak yalvarıyordu: — Allah aşkına beni deniz orta- sında boğunuz.... Navarine götür- meyiniz! Venedik amiralı (Marmara Kar- alı) nin su mahzeninde esir ola- rak yatıyordu. Bacağında kelin bir zencir vardı. Kolları serbesti, Radyo 25 Temmuz çarşamba İstanbul 2 18.30.19. Eransizc 19-19,30 yaonoloğ şehir tyatrosun Varşova (1414 m) — 2035 gannili (piyan> — refakatle) 20,50 haberler, 21.12 mandolin kestrası tarafından konser, 21,50 ha 1, 23 haberler, 23,30 kahvehane sikis Budapeşte (550,5 m.) — 19,50 car. katkıları, 21 pik, Sabibinin plâkları, 23,15 haberler, 23,35 ciğan takımı, 2 takimi, Prağ (470.2 m) — 1915 19,20. almanca meğriyat, 20,25, 22 filirmenik konser. 23 23,20 na halk musikisi ve #askıları, 23,30 besler, 23.50 Esperante, 24 dans sikisi, U küartet konseri, 26 Temmuz perşembe İstanbul yan, © 19, 9,30 ajana k musiki mesriyat, mal Niyazi, Azmi beyler, Hayriye, zeyyen hanımlar), 21-21,30 Selim bey tarafından konferana, 21,30- cazbanı ve tango orkestrası, Varşova (1414 m) — 2015 kestra konseri, 21.50 haberler, 2 senfonik orkeşten konseri, 23,15 musikisi, 24,05 spor haberleri Budapeşte (550,5 m) — 2 Vinsze - Kulinejinin. CAnnenbal) 3 perdelik openeti (stüdyodan), 2 Bükreş (364,5 m.) — 19,05 ik konser, 20,15 güzel sanatlar, 2 plâk ile Donizettinin rkesirac, 2 haberler, 23.50 eLucin de Lam mor» operası, Prağ (470.2 m.) — 20,10 mu meptiyat, 20,35 piyano konseri, 2İ Bulgar kraliçesi Italyaya gi Sofya 23 (AA tan kraliçesi, rie-Louise ik prenses le beraber, Italya Valdieriye hareket etmiştir. Kral Boris ile prens o Cyı Drazomana kadar dere, konser, er, 22.12 piyano refakatle teganni, operetlerinden parçalar, 21.15. piyano, konseri, 22 tazanni, 22,30 Fkit konse- 13 Bütenbarg salon plik, , 23,45 haberler zana (506,8 m) — 21,45 Viya 18,30-19,20 pâk mesri- haberler, hava haberleri, 23.50 dane musikisi, ) — Bulgaris- 'kümdarlarının yazlık ikametgâh- larının bulunduğu Santa-Anna di kendilerini hudut istasyonu olan teşyi etmiş” ndan | mar ey aramda BUJİ | Kapı hzl hzl galmdı Şair | Küre Crde "Manaf bele Veri | Edip Adil telâşla yerinden frle- | he, Semiha hanımlar), 21,20-21,30 | dı: vişne ve boran biberler, 21302240 | Uzandı, geniş bir nefes ald orkestra konseri, karışık program, Nu- - ii rilleh Şevket bey tarafından taçanni, | Hayır... Gelen bir borçlu değildi. ia | Arkadaşlarından biri, o Ahmet Kadri idi... Kapıyi açlı, Kadri: — Ah şairim, şekerim, üste dım, ruhu revanım, büyük dâl ber 2230 vene konseri 2310 Roman | ©“ Ocağına düştüml. diye içeriye Bükreş (364,5 m.) — 19,05 Çekos. | girdi, şair şaşırmıştız levak opera musiki, 20,15 Franz | o — Hayrola... — Ah kardeşim, canim, ciğe- rim, gözümün bebeği, ciğerimin köşesi... Dinle beni... Şu karşın- da duran en samimi arkadaşın Kadri yok mu?. İşte o, yani ben budakikada çayır çayır yanıyo- rum, bitiyorum, ölüyorum. Zum, âşık Adilciğim... — Allah başka keder vermesi Başın sağ olsun. — Teşekkür ederim kardeşim. Teşekkür ederim.. — Peki amma... Anlamadığım bir nokta var... Niçin benim oca- ğıma düşüyormuşsun... — Ah üstedim., Bunu anlamı- yacak ne var ki... Sevgilimi yola getirmek için ona bir şiir yaz- mam lâzım... Ben nerede, şiir ne- vede... Allah aşkına al eline ka- lemi, şuna bir manzume yaz. Ben de sanki kendim yazmışım gibi ona götürürüm. Tabii man- zumelerini gazetelere, mecmuala- Ta verirken bir ücret alıyorsun dur. Bon de hemen ücretini tak- dim ederim. Tabii dostluk baş- ka, arkadaşlık gene başka... hiç böyle sipariş görme- Mi Bura kore har ( Mü. Sim 30 212 dans 0,30 isil 3,40 kan 0,45 3,30 ikili ker şarkıları 21730 mmdya temali, 22 - haberler, 22.35 Hilirmenik konser, 23 Peki amma. Nasil olir?. bahar. 2413 elen konya. © Beni Yenicemide arsuhaler deği Viyana (506.6 m.) — 21,15 Hek | iyki Min e em ağ ek le refakatile şarkılar, 23,30 haberler, 24 | leme alayım... Bana ilham gek dana musikisi (Palmhof kahvehanesin- | meden yazamam ki... e — Yapma... Şeker “Adilciğim. itti Bütün saadetim, istikbal rım, yoğum kaleminden döküle- va- Ma: | cek incilere bağlı. hü | — Yapamam... — Aman ruhum... Derhal üc- Tetini takdim edeyim. Mecmua- lardan, gazetelerden beş alıyor- san ben on vereyim. Al, al şu on Tiralığı Ve cebinden bir on liralık çıka- rıp masanın üstüne bıraktı. Pa- pek sıcaktı. Şair gö- ille | | (ee Aşk şiirleri İ saydım, şimdi kah- vüşürken esir ramanlığımla öğünebili Günlerdenberi neşesi yerinde olan Venedik dilberi gene somurt- mağa başlamıştı. Murat — Hadiseler bizi kovalıyor.. Ta- lih bize yardım ediyor, Jüzetta! Dedikçe, Muradın karısı bu sözlere omuz silkerek cevap veri- yordu: — Aylardanberi engin deniz- üm arıyan martiler. gibi yoruz. Günün birinde sen de onun gibi düşman elin. düşmiyeceğini kim temin eder? Murat: — Hayır, diyordu, biz Türkler çarpışarak ölürüz. Esir düşsek te, | carpısırken esi ken değil düşeriz. Kacar Arkası var) kânsızdı. edeceğim değil mi? Tarif etme- Murat reis, Jüzettayaz li ki kendisine yazıldığı anlaşıl- — Allahın çu cilvesine bak, di- | sın... Evvelâ ismi me?.. yordu, bir ceneralı kaçırttı.. Yeri- | | — Işık. ne ayni millete mensup bir amiral | — Yeni isimlerden... gönderdi. Fakat, ben, bunu kem | — Öyle... : dim için bir muzafferiyet saymam. — Peki şekli nasıl?. Boyu, bo- Harpsiz elde edilmiş bir esir, ben- | Su, Tengi-. ce değeri olmıyan bir mataa bem | | — Sarışı Uzun boyl zer, Eğer onu bir muharebede dö- | Dur daha iyisi... Sana bir de fo- toğrafını vereyim. Ve cebinden bir fotoğraf çıka- rarak şaire verdi. Edip Adil: — Fena kadın deği Yarın sai zırdır... — Aman randevum var. disine okumam lâzım... vermez misin?. — Pe Edip Adil yalnız kalınca ken- di kendisine: Fena isim deği dın sarışın mi? leyse başlamalı «şık, işık sarı işık.» Burdan sonra kafiyeleri düşün- dü, Işik şik, de: Şiirin ha- l beşte gel şekerim... Dörtte | Beşte şiiri ken- Üçte , Peki üçte uğra... Işık... Işık... des kafiyesi bol. Ke öy- Hamrmm... yıl, bulaşık, yala | iki onde ka tani gık, sarmaşık, dolaşık, karışık. Fakat bu kadar bol kafiyesi ola: duğu halde gene istediği gibi gür) zel mısralar bulamıyordu. Aklı, na: «Mutfaktaki bulaşık» «Tencere, tabak, kaş «Seni bekliyor Işik» Gibi münasebetsizlikler geli yordu. Nihayet uzun uzun uğrap- klan sonra Kadrinin sevgi Işık hanıma güzel bir aşk şiiri yazmağa muvaffak oldu. On li- rayı hakketmişti. Fakat İstanbulda âşık olanlar dane kadar çokmuş... Kadri boş boğaz olduğu için yaptığı mi Feti bir çoklarına anlatmıştı. Şimdi haftada şaire on on beş kişi geliyordu. Şair artık bu işe alışmıştı. — Sevgilinizin ismi?. — Boyu boru? Rengi? Saçlar 1? Endamı? Gözleri Diye bir kaç sual soruyor: — Siparişlerin mısfı peşin alir nır.. diyerek on liranm beşini ce- bine indiriyordu. Yavaş yavaş işi bi adamakıllı kazanıyordu. Mükellef bir apartıman. Husu- si bir kâtip bile tutmuştu. çok kadın isimlerinin lerce hazır şiir yazmış, bunlar için büyük bir dosya salonu yap- trmıştı, Gelen müracaatçıya: — Hazır şiir mi istiyorsunuz? Ismarlama mı?, diye soruyordu. Hazır biraz ucuzca idi. Müşteri — Hazır derse... Bir ikinci sual — Sevgilinizin ismi nedir? Bana «A» dosyasını getirsenize.... «A» dos Burada bir çok ka- erine yazılmış şiir ler vardı. Kâtip bunların içinde Ayten isimli şiirleri aramağa baş- ladı — Ayşe... Sarışın Ayşe, esmer Ayşe, kumral Ayşe.. Aliye, Azi- 2e, Atıfet, Adile, Afife, Aytem. Aytendi değil mi efendim?.. Sa- rıpın Ayten mi istiyorsunuz? Es- — Kumral... — Kumral hazır yok efendim. Çaresiz ısmarlama... yaptıracak: sınız.. 15 Jiranızı alırız. Kâtip Yeni bir makbuz kesi- niz... 15 liralık... Bugün şair Edip Adil beyin iki ii vardır. Bir de efendi dane de otomol «bu memlekette şiir para etmez» Bir yıldız derler. Abone Ücretleri SENELİK 1400 araş 2700 kurup SAYLIK 760 > 1450 > SAYLIK 400 » 800 > JAYLIK 150 Tosta Kükadına dahil olmayan enebi memlaketlr: Senelii 1600, alı aylığı 1900, 0ç aylığı 1000 kuruştur. Adres teblli için yirmi beş Kuruşluk pul göndermek: lazımdı Tİ 81 Kehinlahır: Tunar Acımusluk 130

Bu sayıdan diğer sayfalar: