29 Eylül 1934 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

29 Eylül 1934 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

29 Eylül 1934 AKŞAM Tetrika No. 3 Yazan: Akıncılarımız Rodosa girerken, yerliler şenlik yapı yordu. Sen Con beyleri (Malta) ya iltica etmişlerdi. | Cermanya imparatoru, Türklerin Avrupayı || | istilâsından korkuyordu. Dünkü ve evvelki günkü tefri- kamızın hülâs TEatih devrinde Açeabatlı bey isminde genç bir sipahi, Midilliyi işgale giden ordu öle bilikle hareket etmiş ve Midillinin işgalinden sonra ora- da yerlesip kalmıştı. Yakup beyin dört oğlu oldu. Bunlardan ikisi Oruç ve Hır 21 beyler kırmız sakallı idi, Ava lar onlara (Barbaron) ünvanmı ver. izlerdi, Donanma Rodosa karşi harekete geç- mini, Fakat muharebe çek çetin oluz yordu. Beş aylık bir savaştan sonra hez müz iki kele ele geçirilmiş Yakup “Kaleyi teslime hazırızl,, Teşrinievvelin on ikinci günün- denberi kaleye bü) bir hücum yapılmamıştı. Zaptedilen iki ku- leri iple erzak ve cepha- iyordu. Günler geçtikçe kulelerdeki akıncılarımızın vazi- yetleri de tehlikeye düşüyordu. Bu son hücumdan sonra da ara- dan kırk gün geçtiği halde düş- manı yola getirmek ve kaleyi zap- tetmek kabil olamıyordu. Bu tarihten sonra, sıra ile teşri- .nisaninin yirmi üçünde, ve otu- zunda yapılan iki büyük kanlı hü- .cumda da müsbet bir netice elde edilememişi Düşman surları © kadar müstahkem, o derece yük- sek ve sağlamdı ki, muhasara top- larımız bile kaleye girebilecek bir methal açmağa muvaffak olamı- yordu. Muhasara hattındaki kahra- manlarımız ümitsiz değillerdi... hayel düşmanın erzakı bitecek ve mukavemete mecalleri kalmıya- aktı, Fakat bu neticeyi ne vakit el- 'de edeceklerdi? Kış geliyordu.. Ordunun - kar yağsa da - muhasarayı terketme- sine imkân yoktu. Padişah ve or- du ahtetmişti:. «Rodosu alaca- Hiz!» diyorlardı. Bir sabah Sultan Süleyman, bü- yük muhasara toplarını hendek- Terin başına kadar yürütüp top- rak siperler arkasında tahkim et- tikten sonra, adayı dört cepheden tıkıştırmağa başladı. O gün akşa- ma doğru düşmanın birinci mü- dafaa hattı zaptedilmişti. Düşman büyük zayiatla içeriye çekildik- ten sonra, Sultan Süleyman müd. filere teslim olmalarını teklif et- mişti, Bu vaziyet karşısında düşmanin biraz daha mukavemet gösterme. si, nihayet hepsinin esaretile net celenecekti. Müsait anlaşma şart- larile teslim olmaktan başka kur- tuluş yolu yoktu. Sencon beyleri: «Silâhlarımız, ailelerimiz. ve nakli mümkün olan mallarımızla istedi mahalle gitmemize müsaade etmeniz şartile kaleyi teslime hazırız.» Demeleri üzerine Türk akınci- Tarı ateşi kesmişlerdi. Kânunuevvelin yirmi beşinci perşembe günü (1522 M.) padi- şah anlaşma şartlarını kabul ve imza ederek, halkın tezahürati arasında kaleye girm Kalenin bütün kapıları açıl mişt Padişah, o gün derhal bir be- yanname ile: «Herkesin mezhep- lerinde ve ibadetlerinde serbest olduğunu ve halkın beş sene ver- gi ve sair teküliften affedildiğini» ilân etmesi üzerine, halk sevinç ve BARBAROS İskender Fahreddin neşe içinde şenlikler yapmağa baş- amı. Sencon beyleri silâhlarını, ve eşyalarını alarak kendi galilerile adadan ayrıldılar. Türklerin düşmana bu derece nezaket ve Fazilet eseri gösterme- sinden fevkalâde memnun olan yerliler Türk kahramanlarını baş üstünde tutuyorlardı. Akıncılar şehir içinde ve. etra- fında üç gün, üç gece durmadan şenlikler yapmışlar, fener alayla- ri tertip ederek adanın etrafını dolaşmışlardı. Sencon beyleri kânunusaninin ilk haftasında Maltaya gelmiş lerdi. Bu sırada Fransa kralı birinci (Frasis) ile Cermanya imparalo- ru beşinci (Çarle) ın araları açık- tı, İki millet mütemadiyen bi zile çarpışıyordu. Avrupa, bu çar- pışma yüzünden rahat ve huzur yüzü görmüyordu. Garp devletleri arasinda daimi barışıklık teminine çalışacak kur- tarıcı bir el arıyan milletler, gün- düşüyor. Avrupalılar, Sencon beylerinin Rodostan tardedilerek (Malta) ya iltica ettiklerini haber alınca, ma- tem ve tcessürleri artmıştı. Zaten büyük bir ümitsizlik içinde yı yan garplılar, islâmları beye teşvik ederek, bu. suretle Türkleri meşgul etmekten * başka kurtuluş çaresi görmüyorlardı. Beşinci (Çarla) Sencon beyle- rine derhal şu teklifte bulunmuştur «Maltada ikametinize müsaade ediyorum. Fakat, iki şartla: 1 — lslâmlarla muharebeye de- vam etmek, 2 — Akdenizde korsanlık ya parak Türklere göz açtırmamak. Cermanya imparatoru, Türkle- rin Rodos muzafferiyetinden çok ürkmüştü. Sencon beylerini böyle ağır ikamet şartlarile harekete ge- tirmeğe mecburiyet duymuştu. Beşinci (Çarls) e maiyeti: «— Türklerin bu gidişle garbe akın yapmıyacaklarını kim temin edebilir?» Diyordu. Türkler garbe akın yapmak filerinde değillerdi. Fa- kat, Avrupalılar garpteki kalele- rin Rodos kalesinden çok daha müstahkem olduğunu zannetmi- yorlardı. Rodos adası gibi, müthiş kale ler ile tahkim edilmiş bir şehir, bir kaç ay içinde Türklerin eline dü- şünce, Türklerin Avrupaya akın yapmalarında ne mâni vardı? Sencon beyleri (Malta) adasi- na bu şartla yerleştikten sonra, bir taraftan kendi galilerini tamir ve eslih ederek korsanlıkta devam edecekler, diğer taraftan da is- Iâmların yaşadığı havaliye uzana- rak, Türk donanmasını oralarda meşgul edecek tahrikâta başlıya- caklardı. (Kara Mahmut) un şahadeti Donanma dönüş başlamıştı. Rodos civarında (İncirli) ada- $i o günlerde korsanlara yatal ğile meşhurdu.. Küçük bir kalesi ve kuvvetli müdafileri vardı. hazırlığına Radyo 29 Eylül Cumartesi İstanbul : 18,30 plâk mepiyat, 19 İransızca ders, 19,30 Türk mun meşe (Fahire, Safiye hanım, Refik, 21 Eşref Şefik bey taz yalından konferans, 21.30 stüdyo caz ve tango orkestzan Bükreş (364,5 m) — 13.5 gündür neşriyatı, 1B popüler Romen musikisi, 19,18 orkestra, 20,15 plik, 21 taçan mili musiki, 21/20 balet miki, 22,20 ii, 23 haberler 1345 m) — 18 solist kon 19,15 piyano ile sonatlar. 19,45 20 dana musikisi, 20.45 spor. 2115. zeklimlir ve konser, 2045 Romadan naklen üç kralın aşkı isimli Montenzzinin operas, 24,55 dansa de. Budapeşte (550.5 m.) — 16 hali yenii, (19,30 Macar halk © şarkılar, 20,40 Dohnanyinin idaresinde Gilhar manik kemer, 23.15 haberler, 2340 Keneşi Viyana (507 m) — 19 Delta hatırlayır, 21 haberler 21,10 radyo temsili, 23,20. haberler, 28.50 dam msi, 1 Mısır kralı seyahatten şimdilik vazgeçti Kahire 26 (A, A.) — Röyter ajansının o muhabirinden: OKral Fuat enflüenza neticesi duçar olduğu zaaf dolayisile doktor. larının tasiyesi üzerine Yunanis- tana yapacağı ziyareti telike karar vermiştir. Bendi SENELİK 1400 kurup 2700 kuraş G AYLIK 750 » 1450 » SAYLIK 400 800 » TAYLIK 150 ii Posta iitihadına dahi olmayanı ecneki memlekaller: Sonel 3600, alı aylığı 1900, 0ç 000 kuruştur. içim yirmi ber Kuruşluk pul göndermek Jözumdı Göraziyatlir 19 — Rum 14 emk Gün Opl imdi Akpa Ya EAA 3086 BOT 928 1) 1g Va 416 55 0S ASA ZTN, İlaresme: Nd NR ise. 800 lira aşıran hanende kadın Remziye hanım isminde bir kadın hanendelik yaparken bir gece Bursada bir eve çağrılmış ve eğlenti esnasında bir adamın 800 İirasını aşırmıştır. Mahalli apılan mü- racaat üzerine tahkikata naşlan- mış, fakat Remziye hanım Bursa- da bulunamamıştır. Tahkikat neticesinde kadının bu hırsızlıktan sonra izini kaybe- dip Istanbula kaçtığı anlaşılmıştır. | Yapılan müracaat üzerine zabıta Remziye hanımı İstanbulda bulk muş ve yakalamıştır. Kadın cvra- kile birlikte Bursaya gönderile- fatihi Kara Mahmudu çağıraral — Bir fırka donanma İle İncir- kor- liye gideceksin, dedi, oradal rağı dikmeğe seni memur ediyo- rum! Mahmut reis bir fırka donanma ile Rodostan İncirliye hareket et- mişti. Kara Mahmudun Rodostaki fe- dakârlikları dilden dile dolaşı- yordu. Kara Mahmut üç gün sonra maiyeti ile birlikte (İncirli) ada- sına gelmi Mahmut reis uzaktan adayı gö- rünce: — Bir fırkaya ne lüzum vardı?! Burasını bir kadirga ile ele geç mek mümkündür... Demişti, Fakat, donanma ada- min önündeki umulmıyan bir top ateşile karşı- Taştı, (Arkası var) O civarda bir tane idi. Büyük eş siz bucaksız bir bahçe, Bir sürü gölgeli çardak, Dalları yere kadar uzanmış, âdeta yeşil birer çadır haline girmiş çam ağaçları, Ko- ruda hadsiz ve hesapsrz güzel sesli kuşlar. Aşıklar bahçesi geceli gündü lü dolup boşalan bir yerdi. Bah- genin tam ortasında bir köşk var- dı, Köşkte garip bir ihtiyar otu- ruyordu: Necip bey... Bahçe, ko- | ru, köşk onundu. Bu garip ihti inde bir çok aşk mace- yar gençliğ hayat yordu. Onun yüzünü gören pek azdı. Necip bey âşıklara karşı âdeta derin bir şefkat gösteriyordu. Gü- zel yaz geceleri bahçenin ve ko- Tunun bütün kapılarını açık br- rakıyordu. Âşıkların ürkmemesi işin köşkte işık yakmıyor, güya kendisi evde yokmuş hissini ve- riyordu. Köşkün içinde âşıklar rahatsız olmasın diye karanlıkta oluruyor, gürültü yapmamak için âdeta ayaklarının ucuna basıyor- du. Hizmetçilerden biri bir şey deviri rı ürküteceksin! çıkışırdı. diye yavaş sesle Necip bey için dünyada en gü- zel şey aşktı. Bazan etrafına genç- ler toplanındı. Aşktan bal lınca ak saçlı bahçe sahibi Dünyanın en güzel şeyi sev- mektir çocuklar... derdi. İnsan ih- tiyarlayınca yegâne müteselli ok duğu şey nedir biliyor musunuz? Gençlikteki maceraları... Bir ih- | tiyar ; değilse vaktile sevdim, sevildim ya.» demek kadar büyük zevk yok... Se izel şeydir evlâtlar... der- Necip gençliğinden | çok tatlı hatıralarla ayrılmıştı, Vaktile ya- kışıklı bir erkekmiş... Hayatına giren hiç bir kadın onu kırma- mış, onda fena bir hatıra bırak- mamış. İşte bunun için dalma aşktan, sevişmekten memnuniyet le bahsederdi. Çünkü o aşkın hiç bir Ffenalığını görme, ce köşkün penceresinin önüne oturur, karanlıkta gözlerini dört açarak bahçeye giren sevgilileri sayardı: | — işte çifte kumrular geldi Şişman delikanlı ile sevgilisi geç İ kaldı... Kısa kız uzun boylu sev- diğini koluna takmış geliyor... Her zamanki yerlerine, çiçekli çar. dağın içine girdiler. Bahçesine devam eden bütün gifleri tanıyordu. Hattâ bazıları | na isim bile koymuşu. Gelmiyen- leri merak ederdi: — Çitlenbik kızla uzun deli- kanlı üç gecedir gelmiyorlar. Aca- ba ne oldu?, Kavga mı ettiler. Pazartesi gecesi Çitlenbik kız mendilile gözlerini siliyordu. Aca- | ba delikanlı bir halt mı yedi?. Adamakıllı” endişeye düşerdi Aşkta azami derecede vefa olma sonu isterdi, Bazan delikanlıların e bahçeye başka başka sevgililerle geldiğini | görünce fena halde kızardı. Sev. gili değişlirenlere katiyen rahat vermezdi. Hattâ bazan böyle maymun iştihalıların başına pen- ccreden aşaği kova ile su döktü ğü de olurdu.. Her manasile ga- rip bir ihtiyardı. Bir in genç bir kadına ras Hayatında dehşetli bir des) klik oldu, O artık kendisini çok ihtiyarlar 5 miş zannediyordu. Böke Lal öz » — Siz tam olgunlaşmış bir ers, ; keksiniz... dedi. Olgunlaşmış erkekt. Olgunlayı; miş erkek... Bu iki kelime ona ço», cukluğunda büyük annesinin dir. zinde dinlediği peri masalları kaz 'dar esrarlı ve tatlı geliyordu. Olgunlaşmış erkek!., Acaba?.. Aynaya koştu. Vakia saçları beri- beyazdı... Fakat yüzü kırışıksızdis! Sonra dimdik bir vücudu, ge miş omuzları vardı. Eskiden sev) gililerinin başını dayayıp gözyası, döktüğü geniş göğsü gene güzel! di. Vücudu bir delikanlı vücudun dan beren hemen farksızdı. Halbuki © artık maceralarını altına bir hat çekmiş, ununu ele-' miş, eleğini duvara asmış sanıyor du. Hem aşktan, maceradan elini çektikten sonra hayatı ne kadar rahattı. Çünkü © sevince tam s0 verdi, Fırtınalı severdi. Ak taşlarına rağmen Naciye ile bir çok güzel günler geçirdi. Ar- tık gece karanlıkta penceresinden hasretle seyrettiği aşk sahnelerin ni kendisi de yaşıyordu. Meğer koru ne güzelmiş. Tenha çardak» lar, yere kadar uzanan dallarile © bir çadır haline giren çam ağaçı ları ne şüirlü imiş, Kendisini 20 yaş daha gençler: miş buluyordu. Naciye annesine gitmişti. İki gündenberi gelmiyor. du, Gece arkadaki koruda dola şiyordu. Mümkün olsa avaz avazı bağıracaktı, — Sevişiniz.. kadar Sevişebildiğini imiz., İçinde o derece re kulağına bir ses geldi, siltı... Ağaçlar arasında bir ko- nuşma: 7 — Buraya gelmekle büyük bir sılgınlık yapıyoruz. Korkma... Naciye... Kim- den korkuyorsun?, O bunak ihti- yardan mi7, Ertesi gün bahçenin bütün, de mir kapıları kapanmıştı. Korunun! arka tarafına marangozlar. bir tahtaperde çektiler. Âşıklar bahçesinin kapısında şimdi şu Tevhalar asılı: «çeri girmek katiyen memnu- dur. Çift halinde bahçeye giren âşıklar yakalanıp polise teslim Edilecektir. Şimdi içeriye girecek olan âşıke ları ısırmak işin bahçede iri iri çoban köpekleri dolaşıyor. Hav« lama sesleri geliyor. Hiç kimse esrarengiz ihtiyari. niçin âşıklar bahçesini kapattığı" ni anlıyamıyor... Bir yıldız AKŞAM İlân tarifesi k Son ilân sahifelerinde « 30 “Gazetemizde meşredilecek ilânlar için müracant yeri ilâncılık kollektif şirketi Ankara caddesi, Kahraman zade han, Tek 30094-20095

Bu sayıdan diğer sayfalar: