2 Mart 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

2 Mart 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

e E zi- an da. Em ra, ve uş- sü du, ane wah ve ir. azır- de- raah neğe like- nlan 2 Mart 1939 AKŞAM 2 m NE e 5 — e m z Sahife $ AKŞAMDAN AKŞAMA Kötü tercümeler Merhum Celâl Nuri İleri bir gün bana demşiti ki: — Faydalı fikirleri ileri sürdüğü- nüz oluyor, Fakat bir kusurunuz var. Bunları kampany haline irmi- yorsunuz. — Ne yapmalı? Muhtelif şekillerde, defaatla yaz- malı, tekrarlamalı, Tü ki zihinlerde yer etsin. — Bıkkınlık vermez mi? — Usanç verdiği için «aman, öf! Yapalım da şu adam sussun » de dirtmek vaziyetleri de vardır. Unut- mayınız ki, propaganda, reklâm de- mek, ayni şeyi mütemadiyen tekrar- lamak, telkin etmek demektir. * Maarif Şürası münasebetile mer- humun bu sözlerini hatırladım. Za- ten girişeceği bir çok hayırlı işler arasında, Şüranin, şu kararları da vermesini diliyorum: Başta tecvidi- miz olmak üzere Türkçenin bütün âna eserleri. Muntazam ve tamam bir ansiklopedik lügat. Bütün mu- halledatın yeni harflerle basılması... Bir program dahilinde dünya şahe #erlerinin tercümesi... Zannediyoruz ki, milli kütüphane- miz son seneler zarfında kazançta- dır. Zira pek çok eserler tercüme edilmekle, kilap haline getirilmek- te.. Bunları mektepler harıl harıl alıyor; ve asıl bunın içindir ki tâbi- ler de, «rağbet var » diye hasıyor. Halbuki, bakınız, bir karimin mektubunu birlikte okuyalım (1) : “ “ «Geçen çün tercime romanlarından Andrö Gide'in (İmmeoraliste)i elime geç- zerk ile ve - Gide gibi bir muharriri ter- cüme etmekteki güçlüğü iyi bildiğimden - müterelmi hakkında takdir duyarak aç- . Fakat, heyhat,.'Daha romana gir- Türkçe ifadeye gelince, © da bozuk: misal olarak «kendime rağmen. tabirini :eğim. «Kerhen» veya sistemiye- sahifede kendini belli ve hattâ karli ra- hatsız edi Mütercimin bir meziyeli de bundan mümkün olduğu kadar sakınmak değil Şikâyetler bundan ibaret değildir. Birini daha okuyalım: Şaheserler Antolojisi namile ve 1994 senesinde basılan bir eserde de (3) © ka- dar çok ve öyle fahiş tercüme yanlışlık” ları var ki okurken hâyretten donmamak kabil değil “Tasavvur ediniz ki mütercim etenla- tion» ile etentative. arasındaki farkı bil. lamamak bir kusurdur ki belki affedile- bilir; fakat bir cümlenin minadan örl olduğunu anlamamak affedilmez. Bu nok- tada öyle feciğ hatalar yapılmış ki mese- lâ bir kelimenin mecaz mânası da olahi- leceği düşünülmeden bakiki tercüme edil. miş. ilerliyor Müntehibi sani intihabatına 15 martta başlanacak İntihap cedvelinde ismi olmiyan- İ lardan şimdiye kadar itiraz edenler yüz seksen kişiyi bulmuştur. İtirazlar hakkında İntihabı mebusan teftiş he- yetinin verdiği kararlar üzerine alâ- kadarların mahkemeye müracaat hakkı beş gündür. Ayrıca da mahke- melerin verdikleri kararlar hakkında sekiz günlük bir itiraz müddeti var- dır. Bütün bu müddetlerin ikmalin- den sonra müntehibi sani intihabatı- na geçilecektir. Müntehibi sani intihabatına 15 İ martta başlanacak, bu seçim 20 mart. ta neticeleneceklir. Şimdiye kadar İstanbuldan müstakil olarak namzeds liklerini koyanlar şunlardır: Sabık Evkaf müdürlerinden Riza Ernon, Dr. B. Numan, avukat Ali 42“ cid, B. Nikola Merooğlu, İransızca İstanbul gazetesi müdürü Louis de Grati, Bozuk yiyecekler ve sucuktan zehirlendi Bakırköyde Kartallepe Türbe 50- kağında bir evde oturan Hayri ismin. de bir genç, Tahmis sokağında bulu- nan bir peynirciden bir miktar pey- nir ve bir miktar da sucuk almıştır. Hayri, bu yiyecek şeyleri eve getir. miş, dul anası bayan Münevver, di- ğer kardeşleri Vehbi ve İbrahim, bir de komşusu bayan Zeliha, gerek peynirden, gerek sucuktan yemişler. dir, Kahvaltıyı müteakip, yiyenler maüthiş evca içinde kıvranmağa baş- Jamışlar, bunun farkına varan diğer komşular, zabıtayı haberdar etmiş- lerdir. kadınla dört erkeği birer köşeye kıv- Trılmış bir halde bulmuşlar ve derhal bir otomobile koyarak Cerrahpaşa hastanesine . Zabıta memurları, bu bozuk pey- nir ve sucukları satan adamı da ya- kalamış, ele geçen peynir ve sucuk- lar tahlil için kimyahaneye gönderil- anişti nm bir erkeği idare edebilir) cürülesi (Ahmak bir kadın akılı bir erkekten üstündür) diye gülünç bir şekilde ifade edilmiş. l | | | Intihap hazırlıkları | Bu vaziyette antolojiye, tereüme- ye, şahesere, kitaba itimad kalır mı? Çik işin içinden... Yapılacak şey, bir plân, bir prog- ram dahilinde ve maarifte bir heye- tin kontrolü altında - meselâ her dil- den her sene beş allı eser - tercüme ettirmek; o muntazam, kusursuz ve ayni şekil altında bastırmak; bunla. Tı da, İtimada değer bir şaheserler kütüphanesi diye, çoluk çocuğa, mü- mevvere, yarı münevvere göğsümüzü gere gere tavsiye edebilmektir. Maarifin vasiliği altında ciddi bir tâbilik zuhurunu istiyoruz. (VA - Nü) (5) Sizi temin ederim ki şu salırları yazdığım sırada mütereimin kim olduğu- nu bilmiyorum, Şayet arkadaşıman aff; ni “ affını Karilerimizin mektupları Bir lisan zabıtası nun yapılmasını propaganda edi- niz. İstanbul matbuat birliğinde bir salâhiyettar komite teşekkül etmeli. bu komite her gün indi. şar eden güzeleleri takib ile haz- zmedilmez, yanlışları tesbit ede- rek hemen ertesi günü gazetele- re vermeli. biltün gazeteler hep birden bu hataları - mücrimleri- nin ismi ile birlikte » ayıracakları aynı sahijenin, aynı sülunnda neşreylemeli.. ancak hataların önüne böyle geçilebilir: Vaktile Süleyman Nazif merhumun yap- tığı gibi.. işte bu kadar.. görecek- siniz ki, akademi vücud buluncı- ya kadar Hsanda, imlâda bir sap- turapt vücude gelmiş ve o koda- manlara yalnız gramer yazmak yüzünden işler kalmış olacak. bu dediğim yapılmazsa ve bir lisan zabıta heyeti vilcude getirilmez. se vay halimize) Süleyman Külçe 70 sabıkalı Çakır Vahan adliyeye verildi Muhtelif suç- larından dola- gün evvel tek- rar yakalandı. ğini yazmıştık. Bilhassa, müş- Çakır Vahan teri sefatile girdiği dükkünlardan el ça- bukluğile kıymetli bir şey kaldırma- dan çıkmayan Vahan hakkındaki. zabıtaca yapılan tahkikat ikmal edil- miş ve adliyeye verilmiştir. Bir otomobil bir çocuğa çarparak yaraladı Taksimde Feridiye caddesinde otü- ran on dört yaşlarında Kirkor ismin. de bir çocuk İstiklâl caddesinden geçerken, henüz numarası tesbit edi- lemiyen meçhul bir otomobilin sad- mesine uğramış, yaralanmıştır. Polis, yaralıyı tedavi altına aldır- mış olup meçhul otomobil aranmak- tadır. Kalamışla Feneri arasında temizlik — Şükür bizi şirketin elinden kur taranlara bay Amca... Geç i.e Şİ. A YE Krup mümessillerile müzakereye başlandı Denizbank umum düdürü müzakerelerin mahiyetini izah ediyor Almanyaya ısmarlanan vapurları inşa eden Krup müessesesi ile Deniz- bank arasındaki ihtilâfı meseleleri hal için gelen üç kişilik Alman heye. ÜW dün öğleden evvel Denizbank umum müdürü B. Yusuf Ziya ile te- mas etmiştir. Umum müdürlük, umum müdür muavini B. Harunun riyasetinde teknik bir komisyon teş- kil etmiş ve ilk resmi. konuşmalara dünden itibaren başlanmıştır. » Umum müdür dün bu hususta ken- disile görüşen bir müharririmize de- 'müştir ki: — Krup müessesesile aramızda ge- milerin siparişi meselesinden - bası küçük ihtilâflar mevcuddur, Alman heyeti bizimle konuşarak bu ihtilâflı meseleleri hal için gelmiştir. Bize yaptıkları bazı vapurlar üze- rinde bu heyetle konuşmalara başla- miş bulunuyoruz. Gemilerin mükave- le ve şartnameye tamamen uygun olarak meydana getirilmesi esası üzerindeyiz. Mütekabil hüsnü niyet sayesinde aramızdaki ihtilâfların kı- sa zamanda halledileceğini zannede- rim» Kömür çarpması Bir şoför, hamızı karbondan zehirlendi, hastanede öldü Beyoğlunda Bostanbaşında oturan şoför Etem ismnide biri, geceleyin mangala beş kilo kömür koyarak ya- ri yanmış, yarı yanmamış bir halde tek başına oturduğu odasına almış- sa bir zaman sonra hastanede ölmüş- tür. Şehrimizde bulunan birinci umumi müfettiş B. Abidin Özmen ile eski Denizyolları işletmesi müdürü, say- lav B. Sadeddin Serim dün akşam geç vakit Denizbanka gelerek umum mü- dür B. Yusuf Ziya Erzin'i ziyaret et- miş, bir müddet görüşmüşlerdir. İktısad Vekâletine bağlı mü- esseseler tarafından getirtilen ecnebi mütehassıslar İktısad Vekâletine bağlı müessese. ler tarafından ecnebi mütehassıslar getirtilmişti. Bunlardan ne derece İs- tifâde edildiği tetkik edilmektedir. Nakliye esnafı idare heyetini seçtiler Küçük nakliye esnafının senelik iç- timaı geçen sefer, bazı intizamsızlık- lar olduğu için yapılamamıştı Dün Eminönü Halkevinde toplanarak ida» re heyetini intihab etmişlerdir. İnti hab neticesinde Mehmed Ali Felek, Mustafa, Kolayer, Şükrü, Mustafa vo Sadık seçilmişlerdir. i İSTANBUL HAYATI Bu da bir türlü konuşma! Göbeğini hoplata hoplata kahkaha- lar atarak salona girdi, ev sahibine bir göz attıktan sonra pencereye döndü: — Allah versin. İnsanın tuzu kuru olursa eşini dostunu görmezden gelir. Bayımız Üsküdarda Selâmsız mahal. lesinde de oturmuyor ki yerinin icabı- dır diyelim. Geçen gün sokakta selâm verdim de iltifata tenezzül buyurul- madı. Ev sahibi ellerini oğuşturarak özür diledi: 5 — Vallahi farkında değilim. Emin olunuz ki, görmedim. Öteki, mânidar bir tebessümle ba- şını salladı: N — Eh, tabii. Bizim gibi adam- ları farkedemezsiniz. Gömleğimizin astarı yok ki göze çarpalım. Havadan, soğuktan bahis açıldı. Koca göbekli zat şikâyete başladı: — Dün akşam Bağdadı tamir ettik- ten sonra şöyle bir dolaşayım diye çık- tım, Fafihe gidinöeye kadar çivi kes- tim. Kır saçlarını parmaklarile didikli- yerek devam etti: — Eh... Yaşın da tesiri var ya... Sa- at on biri geçti. Bir ayağımız çukura yaklaşıyor. Bahis hastalığa intikal etti. O ge ne gözlerini kırpa kırpa dert yandı: — Bizim köroğlu bir haftadanberi baş ağrısı yüzünden uzun oturuyor. Biraderin kaşık düşmanı da hekim ka- pılarını aşındırıyor. Midesini beğen- miyormuş. Söz, pahalılığı, masrafların fazlalı- Ena geçti. Derhal derin derin içini çekti: — Para bizim üzerimizden köprü gi- bi geçiyor. Ayın on beşinden sonra koynumda fareler cirid oynuyorlar. Hele bizim gibi kalabalık aileler için iki yakayı bir araya getirmek pek zor.

Bu sayıdan diğer sayfalar: