16 Mart 1938 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5

16 Mart 1938 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

* Dartanyan mektabu arar g- M görünerek meyus bir halde cevap verdi: — Bakınız! Zannederim ki Baybettim. Bereket versin ki dünyayı mezar — say'yorsunuz; kosanları ve nihayet ka. <arı Eölge görüyorsunuz. Ve aşk ise görürüzde abes birşeydir! « Dartanyan! Dartanyan! &z besi öldürüyorsunuzl.. Dartanyan mektubu çıkaârarak: ı' — Neysel İşte buldum, dedi, Aramis onun üzerine atıldı, mektubu kaptı, okudu, yahut Bcele gözden geçirdi; yüzü se- Waçle parildiyordu. Dartanyan ehemmiyet vermez bir halde dedi ki: »— Ba'tariye böğa ğider bir gey yazmış olmah.. Aramis kendini — kaybetmiş Vir balde cevap verdi: — Teşekkür ederim! Dartarr yan teşekkür ederim! Turâ av- dete mecbur olmüş; sadakatsiz değil; beni hâ'â seviyor! ariz İM seni kucaklamalıyım; saadet aklımı oynatıyorl... İki arkadaş aziz Sen Krisös- tan kitabı etrafında sıçrarken yere düşen kitabın yapraklarını ayakları ile itiştiriyorlardı. Bu esnada Bazon spanak ve om- leti getirmişti. "4 Aramis başındaki tepe tak. n onuün yüzüne fırlatarak 8 ., , — Defol, ahmak herill Gel- ilğin wera git: su sünrüntü sebr zeleri, şu $ yamurtaları geri götür; bize tavşan yahnisi kısır horoz, koyun büdü, sar- musak ve dört şişe alâsından şarabı getir.. Bazen, efendisinde gördüğü ba tebeddülün ııhıbi:l anla- mak için kederle yüzüne ba- karken ömlet ispanağın üzetine kaymış ve ıspanak ta hah üze- rine dökülmüştü. — Dartanyan ena dedi ki: — Ey, artık Allaha feda ol manın tam zamanıdır. — Li'laceai şeytan — alsın, " azizim Dartanyan; vay canımal Haydi, şarap taze iken — içelim - we içerken dünvada neler dön- K düğünü bana anlat. İ xxvıl Atosun Karısı Dartanyan keyifli arkadaşına Paristen — ayrıldıklarındanberi olup biten şeyleri anlattıktan ve yıdikleri iştahlı yemek se- bebile biri sofuluğunu ve di- geri de yorgunluğunu unuttuk- *tan sonra dediler ki: — Ey, ârt.k Atosuaramalıyız. Aram $ sordu: —— Acaba başına bir felâket geldi mi dersiniz? Atos serin kanlı, cesur ve çok güzel kılıç kullanır bir arkadaştır. — Bunların hbepsi doğrudur. Rumi - 1354 Meri 3 Arabi - ddd Maharrem 14 ©lR 424 Y.SL AS,AZ Yesan SOY ASE| İmsak 20,26 4.88| — 409 — Atosun cesaret ve mehbaretini benim kadar kimse takdir ede- mez; fakat ben k.lıcımın tehta- dan değil, taştan çıkardığı sesi işitmek isterim; doğrusu — bir alay yardımcı yüzünden Atosun telef edilmiş olmasından kor- kuyoram. O herifler çok asidir ve kolayca insanın yakasını bı- râkmazlar. İşte busun — için mümkün olan süratle onu ara- mağa çıkmak istiyorum. — Henüz ata binecek bir halde olmamakla beraber, ben de beraber gelmeğ: çalışaca- gim. Dün, şu duvarda asılı gördüğünüz ibadet ipini kul- lanmak istedim, fakat acılarm din talimi yapmama mani oldu. — Tüfek yarasnın — dokuz başlı kırbaçla tedavi ed lişini ilk defa işitiyorum. Fakat siz hasta idiniz ve hastalık insanı şaşkınlatacağı için mazursunuz. — Ne zaman yola çıkmak istiyorsunuz? — Yarın sabah erkenden; bu gece rahatça uyuyunuz ve yarın kendiaizde kuvvet bulur- sanız beraberce gideriz. — O halde, geceniz hayrol- sun; çünkü, demir — gibisin:zdir emma gene İstirahate muh- taçsınız, Ertesi sabah Dartanyan, Ara- misin odasına girdiği zaman onu pencerenin önünde bul- muştu. — Nereye bakıyorsunuz? di- ye sordu. — Tubaf Şeyi Seyislerin gez- dirmekte oldukları şu üç güzel ata bakıyorum; böyle atlarla yola çıkmak çok hoşa gider bir şey olur. — Öyleyse, azizim, o üç at zevki tadabilirsiniz.. — Oh! Demel Hangisi? — Hang sini isterseniz, ben- €e hepsi bir. — Ya o saltanatlı takım da benim mi? — Şüphe mi var? — Alay ediyorsun, yan.. — Siz tekrar Fransızca ko- nuşmağa başlıyalıdanberi alay etmekten vazgeçt m. — Ne diyorsunuz; şu güzel tabancalık'arı, şu kadile kebe, şu gümüslü eyer, hep bunlar benm mi? — Şu toprağı eşen benim, ve sıçrıyan at sen'n olduğu g- bi o da sizden baş<a kimsenin değil. — Vay canınal Üçü de mü- mel atlar.. — Beğeâdiğinize çok mem:- nunum. — Bunları size mutlaka kral hediye etmiştir. — Dağrusu Lardinal de de- gil; fakat nereden geldiklerini düşinmek zahmetine girme, birı szndir vesselâm, — Ben şu kızılsaçlı seyisin elindek'ni istiyorum. — Öyle olsun. — Şükür Aliahım! Bu ti- Dartan- ke | tün arzularımı unutturuyor; vü- cudümde otuz kurşun yarası da olsa gene binerim. Ne gizel Üzangücı! Yaşal Bazen, çabuk buraya gel. Bazen soluk ve cansız bir halde odanın kapısında göründü, — Kılıcımı parlat, şapkamı düzelt, mantomu süpür ve ta- bancalarımı doldur. Dartanyan onun sözünü kestit Yaz Alclu;n Düma Dartanyan keyifli arkadaşına Paristen ayrıldık- larındanberi başından geçenleri anlattı SAA — Son emir lüzumsuzdur. Tabancalıklarımızda tabancalar var. Bazen içini çekti. — Dur, Bazen efendi, canın sıkılmasın; iasanlar Allabın re zasını hayatın ber şeklinde ka- zanabilır. Bazen, ağlar gibi söze atıldı: — Efendim ne iyi bir. sofu omuşlardı; bir başpapaz ve beki bir. kardinal de - olabi- irlerdi. — Âlâl Fakat zavallı Bazen, bir kere düşüı; rica ederim, bir kilise adamı olmakta ne fayda var? Böyle o makla harp- ten kaçamazsınız. Kardinalin başına miğlerini giyerek ve eline harbesini alarak ikinci bir sefere hazırlandığını, görü yorsun; ya M. dö Nogaref dö la Valeye ne dyeceksin? Oda kardinal demektir. Uşağına sor ki, onun yaraları için kaç kere tftik hazırlamıştır. Bazen gene içini çekti; — Eyvahi artık dünyanın so- nu gelmiş damektr, dedi, Bu sözler konuşulurken - iki arkadışla Bazen avluya — in- mişlerdi. — Üzengimi tut, Bazen, di- ye Aramis bağırdı; Aramis, malüm olan neşe ve çevikliği ile eyerine sıçramıştı; fakat, cins atn biraz sıçramas: ve şahlanması sebebile süvarisi tahammül edilem yecek dere- cede sızlar duymağa — başladı ğindan rengi uçmuş ve atın üzerinde tutunamaz olmuştu. Onun bu halini gören” Dar- tanyan hemen yanına koştu; kollarından yakalıyarak odasına kadar gö.ürdü. — Olamaz, arzizim Aramis, size istirahat lâzım; Atosu arâ mağa ben yalnız giderim. — Siz çelikten adamsınız.. — Hayır; kismetliyim, işte bu kadar. Faka ben - gelineye kadar nasıl vakit geçireceksi- n 2? artık sofülük yok, artık parmak tefsirleri yok, zikir fa- lan yok hal, Aram 3 gülünsiyerek: — Şiir yazacağım, dedi. — Evet, bu olur; Madam dö Şevrözün nedimesinin mektabu 1 kokulu şirler. Bazene et de teselli buk elince, ona her gün sun. Âl bıraz bin de, kuvvetin yerine kelinciye kadar tabiatine alış. — Ohl Müsterih — olunuz, beni peşinizden gelmeğe hazır bulursunuz. Vedalaştılar, ve on dakika soora otelciye ÂAramis ve Ba: zeni iyi bakmalarını tenbih ederek Amiyen yolunu tut muştu. Acaba Atosu ne halde bula- caktı, acaba hiç mi bulamıya- caktı? Onu çok mühim bir va- ziyette bırakmıştı; telef edilmiş olmasının ihtimali de vardı. Bu fikir zihaini kararttıkça ara sira içini çekiyor ve intir kam almak yolları düşünüyor- du. Arkadaşlarının en — yaşlısı Atos olduğu g bi endam, vekar ve sevimilik cıhetile de hiçbi- rine benzemiyordu. Bundan başka bu asilzadeye kendisince diğerlerine mürec- cah bir kiymet veriyordu. — Devam edecek — İlle sii zit l D B ANADOLU İ Iktısad İ Hayvan ihracatı- mızın vaziyeti Hayvaa ihracatımız durmuş değilse de çok azalmıştır. 937 senesinde İzmir limanından ya- pılan hayvan ihracatı rakama alınmasına değmiyecek kadar azdır. Hayvan ihracatımızın azalma- sınâ sebep ikidir: 1 — Vapurların Pireye se- ferlerini kesmesi. kliring 2 — Yunanistanın vaziyeti. Yunanistana hayvan satışının kliringe tabi oluşu hayvan ih- racâlımızın durgunluğuna ne kadar mühim bir sebepse va- purların Pireye selerlerini kes- mesi de o kadar mühimdir. Malüm olduğu üzere, hayvan ihracatı, Kuşadası, Küllük, Di- kili, Bodrum, Antalya iskeleleri ile İzmir limanından yapılmak- tadır. Bunların içerisinde en mühimi İzmir limanından yapı- lan ihracattır. Yunanistana hayvan satımı nın kliringe tabi oluşundan en ziyade müteessir olan ihracat küçük iskelelerden yapılanıdır. Vapurların Piıieye seferlerini kesmesinden müteessir olaa ih- racat ta İzmirden vaki olanıdır. Küçük iskelelerden ihracat ya- pan tüccarın icab eden serma: yeye sahib olmayışı ticari mu- amelâtını kliring hesaplarına uyduramamasına sebeb olmak- tadr. Küçük iskelelerde hayvan ihracatının baytar kontcolun dan geçmesi ve bunun zorluğu da ayrı bir sebeptir. Kiçük iskele- lerde baytar bulunmamakta ve baytar uzak mahallerden ge- tirtilmektedir ki, bunun masrafı esasen pek cüz'i olan ihracatın tahammül edemiyeceği bir yük olmaktadır. Pireye vapur seferlerinin ke- silmesinden İzmir limanından yapılan ihrıcatın müteessir olu- şu başlı başına üzerinde duruk ması, fakat uzun vakit daru- madan halli icab eden bir me- seledir. N. B. Borsa 15-3.938 üzüm satışları C. Alıcı K. S 238 Alyoti bi. 11 50 124,5 İnhisar ida.6 50 66 $. Bencuya 10 50 43 M.)J.Taranto 12 25 4 AH. Nazlı 11 445,5 Yekân 76716,5 Eski Yekün 238122 Umum yekün Piyasa Hallari 15-3-938 çekirdeksiz üzüm orta fiatleriz: No, 11 25 11 5S0 12 00 10 13 25 l 16 00 Zahire satışları Ç. Cinsi KS K.S. 20 VagonBuğday $ 375 5 75 5 375 5 75 5 Üç aylıklar hakkında Üç aylıkları peşin — verilen tekaüt ve eytam maaşlarının fazla verildiği takdirde istirdadı lâzimgelen — miktarların eşhas zimemine kaydedilerek istirda- dına teşebbüs olunması Maliye Vekâletinden tamimen vilâyete bildirilmiştir. Öl — Bana bak; Basriciğim, se- nin siyasete filân merakın var- dır. Bizi içeriye alırsan son hâ: diseleri anlat rım.. — Hangi hâdiseleri? — Avusturya hâdiselerini. — Sakın beni aldatma. — Vallahi değil; mirim, an- latmazsam tekrar kovalarsın. İçeriye girdik. Gözümüzden uy- ku akmasına rağmen, naçar, yar tağın hasretini çecerek kahveye oturdak, Bay Basri ocığa gitti, kendi elile üç kahve pişirdikten sonra yanımıza geldi: — Aalat bakalım şimdi; harp olacık mı? — Ne harbi? — Dünya harbi be.. Baksana herifcioğlu çatır, çatır Viyanaya girdi, Avusturyayı baştan başa şgal etti. Buna İagiltere, Fran- sa göz yamacak mı? — İngilte-e, Fransa m:? — Öyle ya.. — Yanlış düşünüyorsun Bâs- riciğim; bu işten İngilterenin de, Fransanın da zerre kadar zararı yoktur. — Olur.. Bay Basri, lütfen, kapıyı açtı. İ iret ektupıarız ** -V —- Berlin- Roma mihveri Ingiliz baltasiyle ikiye bölündü — Âmmü yapba ha. Bende | senin gibi Hebennekayı karşı- ma almış, dinliyorum. — AÂctle etme. Lord Hali- faksin Berlin seyahati, Lord Edenin istifası, Fon Ribentrobun tayyare selerleri, Halifaksin Ha- riciye Nazırı oluşu, İngiliz-İtalb yan müzakeratı, İtalyanın Sü- veyş kanalı müdalaasına iştirak talebi, Habeşistan ilhakı, Mısı- rın vaziyeti, Akdenizde müsa- vat hikâyesi ve nihayet Alman kıt'alarının Avusturya-İtalya hu- dudundaki Brenner geçitlerine dayanışı.. — Vay canına.. — Vay canına ya.. Bu işi dü- şünse, düşünse İtalya düşünme- ğe mecburdur. İagiltereye Al- rikada kafa tutmağa yeltenirken muszzam teh'ike geldi, ana va- tanda ensesine yapıştı. Buna adile, sanile ( Con kikirik kar zığı) derler. Hem kazığı attırır, hem de arkasından usülen pro- testoyu yapıştırır. — Allah, Allah.. — Şimdi seyreyle sen güm- bürtüyü, Faşst meclisi toplan- mış, Duüçe izahat vermiş, dost- luk: demiş, mihver demiş, de- miş oğlu demiş amma Almaân- ya ötedenberi Adriyatik deni- zine çıkmak emelindedir. Yarın balya, Akdeniz, Habeşistan fi- Iân diye bağırırken — Alman dostları: — Bana lütfen biraz koridor hsan buyurur musunuz, fena halde sıkıldım, canım Triyeste- de deniz havası almak istiyor dedi mi; seyreyle sen şala- ğın söküşünü.. — Şafak söküyo mu be? — Sen sus Hahfız; bu lâflar senin anlıyacağın cinsten değil.. — Yaaa.. “Öyleyse ben ya- tıyon.. Bunu söyler, söylemez, Hahz Dürmuş, kanapeye uzandı ve horlamağa başladı. — Sonra azizim?, — Sonrası bu işte. Bir ver kitler - Fransanın kafa tutuşu karşısında — Almanlara — (Ren) eyaletini işgal ettirmişti; şimdi de Avustüryayı — işgal ettirerek Alman topuzunu — İtalyanın ka- fasına — yapıştırıyor. — Mesele, Avusturyanın ortadan kalkışın: da değil; İtalyan — politikasının soluk alamıyacak hale gelişin- dedir. Dedim a; buna İngiliz kazığı derler; nereden yeldiği ,belli olmaz. — İtalya buna razı olacak mı?, — İsterse — olmasın.. Şimdi öyle bir vaziyete düştü ki ya Berlin-Roma mihverini kırmağa kalkarak İagilterenin kucağına düşmeli, yahud ses çıkarmıya» rak Triyestenin başında mersi» ye okumağa başlamalı.. İşin asıl berbat taralı; Triyeste için Alman esbabı mucibesinin ha- zır. oluşudur: — Haya alamıyorum, tenef- füse ihtiyacım var, Triyeste esascn Ayvusturyanınd.. Herşey aslına rücu eder. Avusturya benim olunca Triyeste haydi, haydi benim olmaldır. Lütfen biraz çekilir misiniz; dört mo- törlü kolorducukla — şöyle bir gezinti yapmak istiyorum.. Bu vaziyet karşısnda Akde- nizle, Süveyşle, Habeşistanla uğraş bakalım.. — Güzel söylüyorsun amma Almanya kuvvetlenince İngiltere için bir tehlike teşkil etmez mi? — Onun da besabı var; A manyada nüfus 76-80 milyon.. Para ccoz.. İngilterede nüfus SO0 milyon.. Para hesapsız, Kemiyyetle keyfiyet — birleşince alt tarafı düşünülmez. Kimbilir onun için de Mançster tezgâh- larında, kaç - çilt çorap örülüyor« dur. Sen olacakla uğraşmaş —| olana, olmuşa bak. Avusturya» nın böyle ansızın — işgali/ kimin aklına gelirdi?. Ve — inanıyor musun ki Almanya aklını pey» nir, ekmekle yediği için İngi- tereye danışmadan, onun mu> vafakatini almadan, daha doğr rusa, onun teşvikine kapılma- dan böyle bir harekete teşeb- büs etmiştir? Berlin - Roma mihveri, İ giliz baltasile ikiye bölündü. — Vöy kâlir İngiltere vay.. — İşte o kadardır. ol hikâ: yet.. Sen şimdi buadan sonra bekle hâdiselerin geçit resmini.. Eğer günün birinde İngilterer İtalya müzakereleri muvaflakı: yetle neticelenmiştir. şeklinde bir havadis okursak bilelim ki İtalya İngiliz kafesine girm'ştir, bu havadisin tersini alırsak İtalyanın iyod gibi açıkta kalı- şını öğrenmiş oluruz. Muhak- kak olan şudur ki Almanltal- yan ittifakı fillea hapı yutmuş- tur ve bu ittifakın yerine müd- hiş bir husumet başlamak üze- redir. Şimdi bana müsaade et de uyuyayım., Bay Basrinin müsaadesi üze- rine, Hafız Durmuşu kanapenin üstürde bırakarak, otele çıktım ve yatağa girer, girmez derin bir uykuya daldım... —Devam edecek— Para çalmak Kestelli caddesinde Meylüd oğlu Mustafa İaanın; ua fabri: katörü Ömer oğlu B. Rifat Caylânın masası gözünden 25 Hra çaldığı şixâyet edildiğinden tahkikata başlanmıştır. Çamaşır çutmak Burnavada İsmetpaşa cadde sinde Hiseyin kızı 17 — yaşlar rında Elif, Halil karısı B.. Emi- nenin evinden çamaşır çalacağı — sırada yakalanın .ını. *

Bu sayıdan diğer sayfalar: