10 Haziran 1938 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6

10 Haziran 1938 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Yazan: Gerald Kelton v2 e Çeviren: F, K. Siz hayatımdan geçmiş, arkanızda kapkara bir gece bırakmıştınız | — Dün akşam geldiniz demek? Ben de öyle... Otomobil seyahatinin bir rekor teş- kil ettiğine kani olan Güssi güzel mu- hatabında hayranlık eseri görmeyişi- ne üzüldü: — Ben sizden çök sonra yola çik- tm. Hem takip ettiğim yolda çok ârızalıydı. İki yol arammda çok fark var. Buna rağmen geldiğim zaman hiç yorgun değildim, gece güzinoda bir kaç saat oyun oynadım. — Bravo! Burada dostlarınız var sanırım? Güssinin beklediği böyle bir sual- di. Fırsatı kaçırmadı: — Maalesef hayır. Tek başımayım. Geldiğimdenberi kimseyle konuşma: dım, Yalnız ihtiyar dostum Mordavnt müstesna... Fakat o da bana arkadaş olacak çağda değil, Genç kızı bu isim alâkalandırmış gibiydi: — Dostunuzu güzinoda mı üz? — Nereden keşfettiniz? — Keşfettiğim bir şey yok. Keşle- demediğim için sordum, — Evet gazinoda gördüm. Siz de o rada mıydınız? — Ben mi? Hayir. Ben oraya gire mem. Müessesemiz müstahdemlerinin kumar salonlarına girmesi (o yasak, Dostunuzu orada bulmanız iyi tese- düf olmuş, yalnızlıktan kurtulmuşsu- nuzdur, — Pek az konuştuk. Zavallınm ha“ li fena; hayatımı kumarla kazanıyor. Eski bir binbaşı için güç bir iş değil mi? — Hazin! — Evet, ben de ayni fikirdeyim. İs- tese vaziyetini düzeltebilir, Bunu ken- disine anlatmağa çalıştım, Nafile! — Siz geldiğinize göre onu kurta” rabilirsiniz, —Evet, Fakat kabul ederse... Ya- rın bir arkadaşım gelecek. Onun Mor- davnta sözü geçer. Çünkü Denis onun akranı ve arkadaşıdır. — Anlıyorum. İyi düşünmüşsünüz. Güssi, Tüzumundan fazla Mordavnt- tan bahsedildiği kansatile Jâfı değiş- tirdi; — Sizi burada bulmak benim İçin hakikaten fevkalâde bir talih meslesi, Dedi. Sizi bir daha hiç görmiyeceğim den endişe etmekteyim. “Siz hayatım dan geçmiş, arkanızdan kapkara bir gece bırakmıştınız!,,.. Bu şiir, ama benim değil; maamafih gene şöyle güzel.. Ben şairim, biliyor muydu AARIAANIN II JİENEDERİ gördü- nuz? Bir şiir kitabım neşredildi. Size bir kısmını veririm. — Teşekkür ederim, büyük bir zevk ve dikkatle okuyacağımdan © min olabilirsiniz Fakat şimdi sizden ayrılmam lâzım, mffeğersiniz işaret ediyorlar, — Beni böyle çabucak yalnız başı- ma bırakıyor musunuz? Bu akşam yemeği beraber yesek nasil olur? Si- arabmla istediğiniz yere götürü- rüm, — Mazur görünüz. Bu akşam meş- gülüm, yazacak mektuplarım var, Na | zik davetiniz için bilhassa teşekkür ! ederim. Sizi yarın burada belki görü- rüm. Şimdilik Allahısmarladık. Güssi öğleden sonra genç kıza yak- laşamadı. Olga Bedruşka fevkalâde bir sükse yapmıştı. Yaşlı, göbekli ve saçsız başlı kimselerden bir çoğu birdenbire yüzme dersi almağa lüçum görüyor, gençler kizı bitmez tükenmez ping ping veya voleybol partilerinde alr- koyuyorlardı. Güssi, mahzun mahzun oteline dön- dü. Bir müddet oturup somurttuktan sonra gene dışarı çıkmaktan başka çare göremedi. Vitrinlere bakarak $0- sakta dolaşmağa başladı. vi Güssi o akşam yemeyini de yalnız ca yedi, arkadaş bulamamıştı. Yemek ten sonra İki İâf konuşabilmek için Mozdavntı bulmağa karar verdi ve gazinoya girdi. Umumi salonlarda dolaştı. Mord- vantı göremeyince hususi salona geç» ti. Burası, cz parayla oynanan kumar, cilarm bulunduğu umumi salonlardan çok farklıydı, Fakat harpten evvelki resmiyet kalmamıştı. O zamanlar yu: müşak yaka ile içeri (o girilemezdi. Smokinsiz birisi salona girmeğe te şebbüs etse zavallıya deli derlerdi. Halbuki şimdi beyaz fanilâ panta- lonlu erkekler, plâj kostümlü kadın Jar salonda dolaşıp duruyorlardı. Monte Karlonun eski ananeleri hep değişmişti. Yalnız bir ânane, kumarın #onunda daima gazinonun kârlı çıka- cağı hakikati değişmemiğşti. Güssinin o gün şansı üzerindeydi. Olga Bedruşka isminin harflerini” sa yıp 12 rakamı üzerinde oynadı ve koyduğu bin frank bir misli arttı. Bu kadar küra kanaat ederek diğer salonlara geçti ve bu sefer Mordavn. tı buldu. Fakat yanma yaklaşması e. pek güç oldu. İriyarı iki seyirci, Mor- danvtm arkasında duruyorlar ve yer- ODANIN HEDE * lerinden ve kımıldamak istemiyorlar. dı. Güssi onlarm ikisininarasımdan geçmeye teşebbüs etti. Nafile! neza . ketle: — Pardon. Dedi, Şuradaki zat dos- tumdur. Kendisiyle görüşmek istiyo - rum. Müsaade eder misiniz? Hitab ettiği adam istemiye istemi . ye biaz yana çekildi. Mordavnt ise Güssiyi görünce fişlerini toplıyarak a. yağa kalktı, İkisi birden Amerikan bara doğru gittiler, Tuhaf tesadüf; i- riyarı iki adam da bara gitmek için en mlnasip zamanm geldiğine hükmet - miş olacaklar ki onlar da bizim iki ar. kadaşın yanıbaşına yerleştiler, Güssi yine Mordavntı bir gün ev. velkinden daha düşünceli göründü. Çok sinirliydi ve arasıra iriyarı adam- lara endişeli nazarlar atfediyordu. Güssi: — Çok yorulduğunuzu sanıyorum. Kumar zevkli olabilir ama, sizin gibi saatlerce oynamak sinirleri müthiş surette harab edici bir gey olsa gerek. Demin ben birkaç dakika içinde on bin frank kazandım, Sizinle bu paray- la ortak olalım mı? Kârı paylaşırız. — Teşekkür ederim Güssi, Ben yal. nız oynamayı tercih ederim. Zaten bu gün fazla oynamıyacağım. Beraber dışarı çıkıp biraz hava alalıni mı? Kazinodan çıktılar. Meydanı geçip Paris kahvesine oturdular. İki meçhul adam peşlerinden çıkmıştı. Onlarda âyni kahvede bir masaya oturdular, Mordavntın çok sinirli olduğu bes. «ÇoK könu$üyordu, fakat zih- Kinin baska yerde olduğu ahlaşiltyor. du, Kendisini avutmak İçin gevezelik yaptığı sanılabilirdi. Güssi bunun far. kında değildi, o Mordavntı alâka ile dinlemekle meşguldü. Geceyarısına kadar konuştular. İki €srarengiz ağamda gitmek temayülü sezilmiyordu. Güssi ile Mordavnt tek- rar kalkip kazinoya girdiler. Mordavnt oyun masasina geçti ve arkasında mahut adamı bulmakta gecikmedi. Mu hal Güssiyi sinirlendirmişti, Fakat meçhui adamlar bir şey söylemedikle- Fİ için onlara arasıra sert sert bak. makla iktifa etti, Berikilerse buna al. dırış bile etmediler. z Mordavnt çok onyamadı. — Haydi artık gidelim Güssi. Bu gün çok yorgunum, Kalktı ve fişlerini değiştirdi. Kazi- nodan çıikarlarkön Güssiye dönüp: (Sonu var) Kafa tası bir karpuz gibi ikiye ayrılmıştı ği Sert bir sesle cevap verdim; — Benim uykum yok. Yolculuğu düşünüyorum. Yarın Rusyaya vapur var, Gitmiyecek miyiz? — Hayır! Rusyaya değil, Yunanis- tanâ gideceğiz. — Ben Yunanistana gitmem! — Ben de Rusyaya gitmem! — Öyleyse pasaport masraflarını veri Nonik cevap vermedi. Dudaklarında alaylı bir gülüş çiçeklendi. Bu gülüş bozuk asabımı büsbütün bozdu. Gözle tim karardı. Elimi cebimdeki usturaya götürdüm, bağırdım: — Gülme! öldürürüm senil. Kulübenin içinde isli bir limbanm ölgün ışığı titriyordu. Yastıktan başını kaldırdı. o Kumral saçlar: ne güzel bir taç olmuştu başm- da... Şuh ve çapkın $ir kahkahadan son ra: — Sen, dedi, beni nasıl öldürebilir sin?.. Bir şey yapamazsın! Benim sev- gilim değil misin sen! İnsan sevdiğine kıyar mı hiç?.. Seninle Yunanistana gideceğiz. Çalışacağız, para kazanaca- ğız, eğleneceğiz, mesut günler yaşıya- cağız. Yatağın kenarma oturdum. Elimi avuçlarınm içine aldı. Okşadı. Sonra yanaklarının üstüne koydu, yarım ka- İlân uykusuna daldı. HEVENK GİBİ ELDE ASILI KALAN BAŞ! Nonik beni ne kadar seviyorsa, ben şimdi orden o kadar nefret ediyor- dum. Burnumtla kan kekuyordu. Gö- zümde paradan başka bir şey yoktu. Ne kadın ve ne aşk! Artık kararım karardı; Çare yok Nonik ölecekti, öldürecektim onu. Be- limdeki tabanca ile öldürmek işime gel miyordu. Sesin duyulacağından ve ya- kalanacağımdıan korkuyordum. Yavaşça kapıyı açtım, dışarıya çık- tm, kulübenin etrafını dolaştım, din- ledim. Ne insan vardı, ne köpek... Ses, seda yoktu etrafta... Kapıdan girerken, kulübenin önün- de büyük bir taş gördüm. Şöyle bir yokladım. Çok ağırdı. Fakat ne olur- sa olsun kucakladım, kulübeye daldım, hemen ver ettim Noniğin kafasına! Bir feryat! Müthiş bir çığlrk! Hâlâ kulaklarımı yırtıyor ve bey- ME LL (Ja KeLa3 kan itaat, baba nüfuzu ile başlar, Kral, bizim hepimiz nimde uğulduyor bu acı feryatf,; Kafa tası bir karpuz gibi ikiye ay rılmıştı. O haliyle yataktan fırladı. Yakama sarıldı, bir taraftan da bağı rıyordu: Gene o wcr feryat, o müthiş çığlık! Yakamı elinden zorlukla kurtardım. O; halâ bağırmasında deyam ediyor- du, Vaziyet tehlikeli bir hal alıyordu. Biran evvel işini tamamlamak, para torbasını alıp savuşmak Jâzımdı, Aklı- ma ustura geldi. Hemen cebimden çı” kardım. Sol elimle saçlarından tutmak istedim. Faket elim kafa tasının içine, sıcak pelte gibi bir yere girdi. Nihayet saçlarını elime dolayabildim. We bü- tün kuvvetimle usturayı ensesine bas” tım, tıpkı bir idestere gibi çeke çeke kestim, baş bir dakika sonra elimde hevenk gibi asılı kaldı. YURİYEN CESET Ses halâ kesilmemişti. Durmadan çığlıklar koparıyor, gırtlağından halâ karmakarışık sesler çıkıyordu kesik başın! . Güç belâ kesik başı elimden fırlat” tım. Yere attım. O acr, hırıltılı sesten kaçıyordum. Kapıya doğru (atıldım. Kapıdan çıkarken şöyle arkama dö- nüp baktım, gözlerime inanamıyaca” ğım geldi, hayret ve korku içinde kalk dım: Noniğin başsız vücudu beni ta kip ediyordu. Kesik gırtlaktan oluk gibi kan fışkırıyordu, Korkudan tüy“ lerim ürperdi, küçük dilimi yutacak gibi oldum. İ Başsız ceset arkamı bırakmıyordu. Ben gidiyordum, o da arkamdan geli” yordu. Böylece beş, on adım yürüdük” ten sonra bir taşa çarptı, bir kütük gi bi devrildi. Bu korku, heyecan arasında yatağın j öltındaki para torbasını almayı unut” tum. Usturayı bir tarafa fırlattım, ta” bancayı bir tarafa attım ve nereye gi deceğimi bilmeden, düşünmeden, karaf vermeden, bilmediğim sokaklarm kö” ranlıklarına daldım. Ne kadar gittim bilmiyorum. Nihayet, etrafı tel ile çe” rilmiş bir bahçeye atladım. Bir köş€ de büzüldüm, uyumaya çalıştım, Bilmem öradan ne kadar zaman geç” ti. Kendime geldiğim zaman hatırami $ zorladım. Akşamki sahhe gözümün Ö" nüne geldi. Kesik başın hırıltır: e kulağımda çınlıyordu. i (Devamı var) DO BALZ'AK demek” alâkadar eden vesizden başka herhangi bir kimseyi sıkabilecek oları birtakım siyasi mülâhazaları anlatacağım. Beni dinledik- ten sonra uzun zamân düşünürsünüz, icab ederse size altı ay mühlet verebilirim. Siz, istediğiniz kararı vermekte tamamiyle serbestsiniz; sizden İstediğim fedakârlıklara razı olmazsanız red cevabımızı kabul edip bir daha #izi rahatsız etmiyeceğim. Bu nutuk başlangıcını dinleyince gerçekten ciddileştim ve kendisine: — Söyleyin, baba, dedim. “Devlet adamı” bak bana neler söyledi: — Evlâdım, bugün Fransa, yarm neye varacağı belli olmr. yan tehlikeli bir vaziyettedir; bunu ancak kralla üstün zekâ sa- hibi birkaç kimse biliyor. Fakat kral, kolları olmıyan bir baş- tır; tehlikeden haberdar olan o feraset sahibi adamların da, ha. yırlı bir neticeye varmak için kullanılması lâzrmgelen kimseler üzerinde hiçbir nlfuzu yok. İntihabatın başımıza musallat et- tiği o kimseler, birer âlet olmak istemezlermiş. Gerçi değerli dikkate lâyık adamlar; fakat binayı sağlamlaştırmak hususun. da bize yardım edeceklerine cemiyeti tahrib işine devam edi- yorlar. Hasılı, şimdi yalnız iki fırka kaldr: Mariyus fırkası ile Silla fırkası, Ben, Mariyus'a karşı Silla'ya taraftarım. İşte va- ziyetin umumi manzarası, “Tafsilâta gelince; İhtilâl devam ediyor, kanuna yerleşti, toprağa yazılı, kafalarda yaşıyor; kralm yanında bulunup ken. disine öğüd verenlerin çoğu da, artık askeri, parası gözükmü- yor diye, ihtilâli yenildi sanıyorlar, bu yüzden ihtilâl bir kat daha kuvvet buluyor. Kral çok zeki bir adamdır, işin hakikati. ni görüyor; fakat günden güne kardesinin adamlarma kapılı. yar, onlar da pek süratle ilerlemek istiyorlar, Belki iki yıl bile Yaşamaz, rahat ölmek için döşeğini hazırlıyor. İhtilâtin en yıkıcı tesirleri hangileri oldu, bilir misin, ev- Jâdım? aklima bile gelmez. İhtillâ!, XVI net Lul'nin kafasını - Çeviren: Nurullah ATAÇ ğü kesmekle bütün aile babalarmın kafalarını” kesmiş oldu. Bu- gün artık aile yok, ancak bir takım fertler var. Fransızlar, bir millet olmak istemekle, bir devlet olmaktan feragat etti- Jer. Babadan kalan malın evlâtlar arasmda (Omüsavat Üzere paylaşılmasına karar vermekle aile fikrini öldürdüler, vera" #et vergisini icat ettiler! Fakat üstülüklerin zayıflaması, küt- lenin kör bir kuvvet edinmesi, sanatların mahvolmasi, şahsi menfaatin hüküm slirmesi için zemin hazırladılar ve harici istilâya yol açtılar, “Şimdi yol var: Devleti ya Aile Üzerine kurmak, yahut şahsi menfaat üzerine kurmak, ya demokrasi ya aristokrasi, ya münakaşa, ya itaat; ya katoliklik, ya dine karşı kayıtsız hk. İşte vaziyetin hülâsası, Ben, halk denilen şeye karşı, bit- tabi gene onun hayrı için, mukavemet etmek istiyen azlıkta nım. Bir takım alıklara gene Orta “Zaman derebeylerinin hu- kukunu tesise çalışıldığı söyleniyor; hayır, biz Devlet için, Fransa'nm hayatı için çalışıyoruz. Temeli baba nüfuzuna da- yanmıyan bir memleketin hayatı, emniyet altında değildir. Kademe kademe mes'uliyetler silsilesi ve ta krala kadar çr tir! Kral uğruna ölmek bir insan için kendi uğruna, silesi vE) runa ölmek demektir; çünkü kralın temsil ettiği Devlet gl sile de ölmez Her hayvanı idare eden insiyak vardır, insani" ki de aile fikridir. Bir memleket zengin silelerden; umumi 5 zinenin, servet, şeref, imtiyaz, istihsal hazinesinin müdaff”” sında azasından her birinin menfaati bulunan zengin aile den teşekkül ederse kuvvetlidir; yok, aralarında tesanüt ğ lunmiyan fertlerden, her birine tarâlasnı muhafaza edebil | si şartile başlarında ha yedi kişi bulunmuş, ha bir kişi bul | muş, önlerine düşen İster Rus olsun, ister Korsikalı olsun dırış etmiyen fertlerden mütegekkil ise zayıftır; o zavglli bir gün ellerinden tarlalarınm alınacağını da görmezler, “#.) vaffakıyet elde edemediğimiz takdirde memleketin hali P| kötüleşecek. Ortada sadece ceza kanunları ve vergi kanunl# ya paranı, ya canmı! Dünyanm en âlicenap memleketinde * lerin hiç bir hükmü kslmıyacak. Bir takım şifa bulmaz yö” | lar açılacak ve bunlar Üzenile bezenile genişletilecek, Bir re herkes birbirini kıskanacak: yüksek smıflar birbirine rışacak; arzuların müsavi olması, kuvetlerin de müsavi © ğunu zannettirecek. Ötedenberi üstün diye, gerefli diye ti Mış ve böyle olduğunu ishat etmiş her ne varsa, burjuss”l dalga halinde istilâisına uğrayacank. Bin kişi arasmda en *| sini bulup çıkarmak kabildir; fakat hepsi deçayni kisvey& Xl yağılık kisvesine bürünmüş üç milyon haris adam 0 bir şey bulup çıkarmağa imkân yoktur. Bu muzaffer Kİ karşisina müthiş bir kütlenin, arazi sahibi köylülerin “ gmın farkında bile değil: yirmi milyon feddan canlı tof'4 ki yürüyecek, muhakeme yürütmeğe kalkacak, hiç hir #99“ anlamıyacak, daima daha fazla istiyecek, her şeyi kaputa” elinde de büyük ve kör bir kuvvet bulunacak... (Devamı var),

Bu sayıdan diğer sayfalar: