23 Kasım 1939 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 17

23 Kasım 1939 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 17
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

No. 1257—572 UYANIŞ 5 bir yabancı memleket hükümet merkezinde. Hem yalnız değildim, iki kişi idik, daha garip değil mif Bereket versin otelin bir kanal üzerinde oldnğunu hatırladık ds kanalı bulduktan sonra oteli bul- mak kolay oldu. Genç adam: — Yabancı bir şehirde olsa hiç esef etmem, dedi. İnsan konsolos luğa gider, yardım ister. Halbuki kendi memleketinde bu gibi bir vaziyette kalmak daha müşküldür. Gortaby: — Hikâyenizin en mühim nok- taşı olan şu sabunu görebilir mi- yim? dedi. O zaman genç adam birdenbire doğrnldu, pardesüsünün ceplerini aradı, sonra yerinden fırladı ayağa kalktı, asabiyetle; — Kaybetmişim sabunu! dedi. Gortaby: — Bir akşamda hem oteli kay- betmek, hem sabunu kaybetmek, her halde pek dalgın bir insan olduğunuza alâmettir. Genç adam onun söyledikleri- nin sonunu duymamıştı bile başı havada, omuzları düşük bir vazi- yette, parkın yolundan doğru uzaklaşıyordu. Gorteby kendi kendine: — Yazık, dedi, bütün hikâyeye inanmak için şu â&abunu görmek lâzımdı, halbuki asıl işte bu sabunu kaybetmiş o. Gelirken bir ıtriyat mağdzasından bir kalıp sabun alıp güzelce kâğıda sardırmış, pa- ket ettir miş olsaydı her halde kendine göre çok akıllılık etmiş olacaktı. Gortsby bunları düşüne düşüne kalktı, O ande gözüne birşey ilişti, hayretle durdu. Oturduğu sıranın yanı başında beyzi küçük bir paket vardı, güzelce kâğıda sarılmış, bitşey. z Bir dakika sonra Gorteby par- &ın alaca karanlık yollarında, par- desülü, genç bir çehre aramıya koyulmuştu. Artık bulmaktan ümi- dini kesmek üzere olduğu bir anda baktı o aradığı adam bir otomo- bilin yanında mütereddit bir halde duruyor. Her halde parkı mı dola- şayım, yoksa Knightsbridge'e doğ- ru mu gideyim diye düşünüyordu. ,Gortaby'aih kendisine seslendiğini Gortsby tekrardönüp bu dramın cereyan ettiğiyere geldiği duyunca birdenbire döndü, yüzün. zaman baktı, yaşlıca bir adam sıranıneğilmiş bir şey arayor de bir hiddet slâimi belirmişti. Gortsby, elindeki sabunu kal- dırıp göstererek: — Hikâyenizin en mühim şahidi geldi bakın, dedi. Sıraya otururken pardesünüzün cebinden düşmüş olacak. Siz gittikten sonra yerde buldum. Evvelâ anlanttıklarınıza inanmadığım için mazur görün beni. Zira, bütün zevahır sizin aleyhinize idi. Onun için, hikâye- nize inanabilmek maksadile, sizden sabunu göstermenizi istemiştim. Bir lira işinize yararsa... Genç adam bu husustaki şüp- heyi gidermek için parayı hemen aldı cebine attı. Sonra: — Çok iyi oldu buldunuz öö. bunu, dedi ve anlaşılır anlaşılmaz bir sesle bir iki teşekkür kelimesi söyledi, sonra Knightabridge'e doğ- ru gitti, Gorteby tekrar dönüp buküçük dramın cereyan ettiği yere geldiği zaman baktı yaşlıca bir adam sıranın altına eğilmiş, birşey ara- yor. Gortebey bu adamı tanımıştı: O genç adam gelmeden evvel &ira- nın öbür ucunda oturan adamdı bu. — Birşey mi kaybettiniz? diye sordu. — Evet, dedi adam, bir kalıp sabun kaybettim. İngilterede sefahat — 10 nuncu sayıfadan devam — hibesi kendisini otomobiline kadar götürmüş ve eğilerek kulağına; — Güle güle gidin... Sizi gör- düğümüze çok memnun olduk; yalnız sekiz gün sonra tekrar ge- leceğinizi unutmayın, zira maskeli balomuzu dün akşam değil bir hafta sonra veriyoruz, demiş. Bel- ki hatayı izah ederek alay etmenin daha basit bir şey olacağını söllye- ceksin, Fakat ben küçük bir insan gurupunuu, böyle acayib bir hâl karşısında ciddiyetini muhafaza etmesini cinnetini farkettirmeden bir deliyle iki saat konuşmasını son derece güzel buluyorum. Giyecek Bunun için de iki perensip vardır: Onlar gibi geyin; son de- tece basit giyinin, Onlar gibi di- yorum, çünkü onlar zamanıns gö- re giyinmesini bilirler. Eğer bir kilot pautolonla golf oynamıya, akşam yemeğini yemek için de kısa pautolunia askeri bir mahfele gidersen onları rencide, eder canla» rını sıkarsın. Maamefih çok iyi giyihmeğe de gayret edersen gene canlarını s#likarsın. İngilterede ne fazlaşiyle şık bir elbiseye, ne de çok yeni bir ayakkabıya lüzum vardır. Miss Jane Hari son, «İhti- yar Bir Tulebenin Hatıraları» ig- mindeki eserinde Devonshare'li bir dekanıu Cambridge Üni: versitesinde, Dooteur ris ohol causa ünvaninı alır. ken merasime delik deşik bir ayakkabiyle geldi- ğini görmekten duydu- gu zevki anlatır ve; «Ayakkabılarından, ha, kiki bir asıl- nu anladım » der. Londrada, ikametin esn&- sında seyahat eden bir İtgi- liz gibi giyin- mek mecburi» yetinde olduğ» me. Bir İngiliz Londrada bu- lunduğu müd- detçe seyahat etmiyor dg- kmetir; sen de onu taklid et; Parise giyindi- ğin gibi giyin. zade ulduğüur, iç unu zannet- |

Bu sayıdan diğer sayfalar: