20 Şubat 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

20 Şubat 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sayfa Hâdiseler Karşısında DELE MUA Tanıştırıyorlar: — Şair Hazım Hümü, Süha Tekin, bu gu, şu bü. — Memnun olduk!, diyoruz. Ertesi gün gazetelerde şöyle bir yazı çıkıyor: «Memlekette artık şair yetişmiyor, se- nelerdenberi şiir namına bir hareket yuk vesaire vesaire... Gene tanıştırıyorlar: — Avrupada makine 'mühendisliğinde ihtisas yapmış Bay Necati, Amerikada ziraat tahsil etmiş ve doktorasını ver - yaiş, Bay Ali, Sorbonda ikmali tahsil et- miş, Bay Ahmed. Ertesi gün gene gazetelerde şöyle bir yazı çıkıyor: «Filânca müessese filânca iş için Av - Tupada bir ecnebi makine mühendisi, fa- lanca iş için Amerikadan bir ecnebi Zi - (Bunları biliyor mu idiniz? J İngiliz lirasının ismi neden sterlindir ? Wi İngiliz lirasının adı niçin «Sler- krallıkları birleş- meden evvel, İs- koç parası, Edim- burg civarında, «Sterling» şato- sunda (o basılırdı. Bu isim, yaşamış ve yabancılar arasın- da Sterlin diye ve yanlış olarak telâf- fuz edilmekte bulunmuştur. © Dolar kelimesinin menşei nedir? Amerikan parü- sma esas olan do- Jarın neden bu is- mi aldığını biliyor musunuz? Bunun şebebi şudur: Harbden : evvel kâğıd para pek az kullanılıyordu. A- merikada da öyle ldi. Amerikalılar dolar yapmak için lâzım ölan gümüşü Alman- yanın Johaşimtal denilen ve gümüşü çok gaf olan bir madenden satın alıyorlardı. Bu gümüşe Johaşimtaler ismi veriliyor- du. Fakat kelime uzum olduğu için ihti- sara uğradı ve Taler ismini aldı ve za- manla da, Amerikalıların kelimeleri bu- rundan telâffuz itiyadları, Taleri, Dola- ra çevirdi. “Müteverrim erkek Karısından ayrılmak Mecburiyetinde mi?,, Bana bunu Trabzonlu bir erkek okuyucum. soruyor. Anla uzun bir faciadır, fakat iki üç satırla hü- Yâsa edilebilir. Diyor — «Ben epeyce müddettenberi bir hastalik geçiriyorum. Zafiyet di - yorlardı. Nihayet adımı koydular, ve- Tem dediler, Ölümden korkmuyo - rum. Biraz &vvel biraz sonra hep gi- deceğiz, kaderim böyle imiş, ne ya- palım? Fakat gencim ve genç bir kas nm var. Onu da aşılamak istemem. Henüz hakikati kendisine söyleme - dim, fakat sevdiğim halde ayrılma - yı düşünüyorum. Yalnız mütereddi- dim, henüz karar veremedim, Ne dersiniz?» © İlk tavsiyem bü gence bedbinli - ğe kapılmamasını söylemek olacak - tır. Benim çek iyi tanıdığım bir aile- nin genç bir erkek çocuğu vardı, ha- yatını yakından takib ettiğim için bilirim. Biraz da içkinin, sujistima - Jin, fazla seriütteessür olmanın te - sirile verem oldu, kısa bir zaman İ- rasat mütehasusı.. Ve şu iş için de Fran- sadan bir ecnebi mütehassısı getirtecek- tr. Gene tanıştırıyorlar: — Meşhur bestekârlardan Bay Hü - sameddin, Bay Salim, Bay Şeref! Ertesi gün gene gazetelerde şöyle bir yazı çıkıyor: «Ecnebi memleketlerde musiki tahsili daha ilk mektebden başlar, bu tarzda ye- tiştirilen çocuklar arasından büyük mu- sikişinaslar, büyük bestekârlar meydana çıkıyor. Halbuki bizde musikiye hiç e - hemmiyet verilmiyor. Bu yüzden tabi&- tile bestekâr da yetişmiyor.» ben sen düşün * Sayın kariim, bu güç muadeleyi bir türlü halledemiyorum. Acaba halledebilir misin, biraz da ser bakayım! İ İsmet Huhisi olarak yaşıyan fil doğru ortadan birdenbire kaybolmakta! kapılarak sürükleniyorlar. “Bu sırada Filler ölmek üzere iken neden lerin ih$iyarlık ne- ticesi “ölümlerini ii kimse yok» dırlar. Bazılarına göre filler, şimdiye kadar meçhul kalmış gizli bir noktaya gidiyor hayvana saldıran timsahlar fili parçalı. yorlar ve böylece cereyan eden faclanın İzi tamamen kayboluyorlar. Sıcak mm- kayboluyorlar ? Hindistanda ve eğ tur. Çünkü lar, hayat ve ömürlerini orada tamamlıyorlar. Ba- zlarına göre ise yaşlı filler su içmek için takalarda serbest yaşıyan fillerin âke| hetlerinin meçhul kalması, işte bu iki! Afrikada (o başıboş 2 e hayvanl larının sonlarına nehirlere giriyor ve suların cereyünına sebebe atfolunuyor. G Bütün dünyada on bir milyon kişinin parmak izi alınmıştır. sının istatistikle. rine göre, bütün dünyada cürüm işliyerek parmak kimselerin sayısı (11) milyondur. Yal- niz (19225 de, Londra zabıtasının elin- deki parmak izlerinin sayısı (529,566) idi. Bu rakam her sene (20) bin mik- Londra zabıta > Ni NEZ izleri alınmış darında artmaktadır. çinde zâfı ve mütemadi öksürüğü İ- le körku vetedek hale gelmişti. Ken- disini Peşte*e bir sanatoryoma yol - ladık. Pahalı bir yer de değildi; Ay- da 120 Türk lirası ile idare edebili - yordu. 6 ay kaldı. Buraya geldiği za- man o kadar değişmişti ki kendisini tanıyamadık. Bir sene : İstanbulda kaldı, işi gücile meşgul oldu, tekrar gitti. Üç ay kuldı. Geldiği zaman ev» Jenme müsaadesini de almıştı. Ev- lendi... Bu hikâyenin bir de sonu vardır ki onu burada nakle Jüzüm görmü - yorum. Söylemek istediğim şey ve - remin ilk, hattâ ikinci (o devresinde tedavisi kabil olduğudur. Çocuğum, Mektubundan ânladı « ğıma göre zengin bir aileye mensup bulunuyorsun, bu tedsvi şeklini sen de *atbik edebilirsin. Hattâ o karını da alıp götürebilirsin. Eğer aşılan - muışsa aşılanmıştır. Tedavi müdde - tini birlikde geçireceksiniz, demek- tir. Derhal ayrılmayı düşünmehi doğ ru bulmuyorum. o Nazillide Bayan «8. D. İs ye: Hiç değilse bir ay daha bekleyi - niz. Bu meselede sabırsızlık göster - menin intihar etmekten farkı yok * tur. 'TEYZE SON POSTA Şair, mereye gidiyorsun ? Yazan : Halid Fahri Ozansoy . Bir an için, bütün dünyadaki şairlerin sesini kendi sesimde topliyarak, Abdül- hak Hâmidin meşhur Tarık'ındaki fer- yadia haykırıyorum: — Şair, nereden gelmiş, nereye gidi- yorsun? Bir zamanlar yemyeşil, bâkir orman- lar senin uzletindi ve o uzlette ilhamın taze filizler ve çiçekler gibi açılıyordu. Bahçelerde güller sana gülümsüyor, bül- büller senin için ötüyor, doğular ve ba- lar senin hayaline renk ve ışiktan de- metler saçıyordu. Mehtap ta, fecir de senin içindir. Bu romantik dekor liçinde ve bu romantik ufuklar karşısın» da ilk çağların mülhilleri gibi yalnız ta- biate inanıyor ve tabiale taj Sonra devir değişti, müspet dü: eler genişledi, fakat sen daba bir müddet sembolik bir dalış ve görüşle sisli akşam yollarına ve üstünde bembeyaz kuğular dolaşan hayal ve esatir göllerine baka- rak ince ve hüzünlü musralarını fısılda» dın, Sonra bu devir de geçti ve artık ma- kine medeniyetinin gürültüsü içinde ma- bedinden kovulan dinsiz gibi asfalt yol- ların üstünde serseri ve avare kaldın. Şimdi sazını taştan taşa vurup her par- çasından bir gönül iniltisi çıkarsan da dinliyen yok! Ormanlarm' ve korularin aşk yuvası kuytularında kalın kundura avaklar son menekşeleri çiğniyor ve il- ham perileri hıçkırıklı pmar başlarında saçlarını suya sarkıtarak ve başlarını iki elleri arasında sıkarak ağlaşıyorlar! Belli ki muztribdirler ve belli ki bir şeyden korkmuşlardır. Neden korkuyorlar? İh- timal aşağıda, asfalt yolda kim bilir sa- atte kaç kilometre yol alan otomobillerin tekerlek ve korna seslerinden... Bu s98- ler onlara sükünu ihlâl edilen bir hülya âleminin kâbusu gibi ürpermeler veriyor ve sen de, zavallı şair, sen de eski güne rini, yıllarını, eski asırlarını düşünerek ağlıyorsun! Ağlıyorsun. fakat sesinde eski tesr Imamış! Sazında tellerin; kırık! Ve süz“ gibi, artık çok mazi ko- i yeni insana yeni sesler, yeni sözler ve yeni tesirler lâzım... Sen» se bunu yaratamıyorsun. Vakıâ biliyorum, bana diyeceksin ki: «İçimizde ifrat derecede yeni san'at cere- yanları uyandıranlar, fütüristler, dada- istler ve daha böyle nice yeni şekil ve ifa- de tarzları yaratanlar da Var's Heyhat ki öyle. bunlar da var, Fakat yaptıkları sadece bir gösteriş ve belki de bir sayıklamadır. Nasıl ki işte bütün dünya yüzünde bunların da sesleri ve jestleri yavaş yavaş kayboluyor, etrafla- rında bir zamanlar birikmiş olan müte- cessiş kafileler çözülüp dağılıyor ve ber şey gene aslına dönüyor. O asıl da sen- sin, samimi, gösterişsiz tabiatin çocuğu olan senk. Yalnız niçin biraz kendine çekidüzen vermiyorsun? Niçin sazının a hengine yeni bir ses ilâve etmiyorsun?. Niçin yeni hayatın maddi çebresi karşı sında sen de taş kesiliyor ve yeni bir hes yecanla sarsılmıyorsun? Dernek ki bugünkü hayata dünkünden farklı, fakat garabetten uzak bir ses gö trecek yerde, meyus, başını önüne eğip Susmaktasın. Daha ne kadar susacaksın? Şiirsiz ha» yatın ne boş, ne kuru ve ne İsisız bir sü- rükleniş olduğunu sade kendin mi acı acı düşüneceksin? Haydi silkin, şair, bu düşünceyi muhitine de yay ve bir tek derin, yüksek şalr mısramın çok defa bin radyo sesinden üstün olduğuna bizi de inandır. Tâ ki dünya, şiirsiz ve şairsiz kalmasın! Halid Fahri Ozansoy Bacahsızın mashkaralıkları : i | Orman Servetimiz 5 Milli orm kıymetli varlığile İ Yeni orman kanununa göre memleke- timizde kurulacak olan Orman İşletme iteşkilâtı Avrupa memleketlerinde asır - İlarea evvel kurulmuştur. Vâkıâ Avrupa İmemleketlerinde Devlet işletme şekilleri başka başka ise de bunlardan memleke - timizde en üygun gelen şekil aranılmış ve onun tatbiki faydalı görülmüştür. Ormanlarımızın şehir ve kasabalardan uzakta olması ve bugünkü orman teşki - Jâtımızın da şehirlerde merkezileştiril - miş bulunması teknik adamlarımızın or- manlar üzerinde müessir olmasına ve va. aifelerini lâyıkile başarabilmesine en - gel olmaktadır. Ormanlarımız içinde bi- nalarımız ve teşkilâtımız olmaması tek . nik memurlarımızın uzun müddet or - manda kalmalarına ve ormanların tabii gutlarını ve bünyelerini tedkik etmeğe meydan bırakmamaktadır. Ormantılik şancak ormanlar içinde ku- rulacak teşekküller tesisat, fenni yollar, fidanlıklar ve nihayet teknik memurlara imar ve tanzim işlerinde verilecek salâ. hiyet ve tahsisatla mümkün olabilir. Hak buki işletme teşkilâtmı kurmadan teknik memurlarımızın bu bakımdan müessir olmalarına imkân yoktur. İşletme teşkilâtımızın birinci hedefi erman mühendislerimizi daima kendile- Tire verilen orman muntakasile başbaşa hrakmak ve kendisini bu mıntakanın umranı, fenni işletilmesi, fenni tesisat vü ende getirilmesi salâhiyetlerile müceh » hez bir iş ve fen adar olarak çalışma - larına imkân temin etmektir. Türkiyedeki bütün orman mıntakaları, nı böyle parçalara ayırarak tam teşek - küllü işletme kıt'aları haline getirdikten sonra ormanlarımızda hem imar ve hem de İstihsal yapan birer Iktısadi müesse - senin kiymetli varlığile karşı karşıya bulunacağız. Bundan başka gerek şehirler civarında kurulacak fidanlıklar ve gerek bazı şe - hirler etrafında tesis edilecek ağaçlama» Jar için kurulacak teşkilât ta ayrıca yeni ormanlar vücude getirmiye çalışacaktır. Orman işletme teşkilâtınız yalnız or - manların ümrenına ve fenni şe kilde (işletilmesi (Oüzerinde (mües- sir oolmıyacak, ayni zamanda Or- manlarin içinde ve civarındaki dağ köyleri için de bir kalkınma vasıtası o- İlacaktır. Dağ köylerimizin toprakları 02 "ve tarlalarının randımanı gayri kâfi oldu ——— amam m nasıl işleteceğiz?. Me Ormanlarımızı tam teşekküllü işletme kıt'aları haline sonra, hem imar ve hem de istihsal yapan birer iktisadi Devlet işletmesine ilk açılacak Safrahbolu büyük düz.ormanlarından bi anlarımıZ! müessesi” karşıya bulunacağız. ğundan dağ köylerimiz orman gr çalışmağa ve noksan kazançla dan telâfiye mecburdur. İşletimi İâtımız dağ köylülerine İş vererek 0” kazandıracak, onlara nakil v€ Le taları satın alarak dağıtacak; Eş ” rinde hem kazanç yolundan ali raklarının azlığından ve rd çi takalarda köylerimizi ziraatte mancılıkta normal bir mesaiy€ | hin hedefi; orman mahsullerini Mi ği kasyon işleri ormancılık mev: / edilen hedefleri kendisine düş” “ yerlerde zer'iyatını, dağınık yapmalarını menedebek ve içtimai bakımdan müessir olaoif. Wö Dağ köylerimizin çok fakir ar başka sarp olan dağlık araziğ? de müşkülütından mütevellittiğ ormüncılık işlerine bağlamak, beyhude sây, sarfetmesine yuk mal bir kazanca am İstihsal bakımından orman iğlEZDİ” İde olarak hazırlamak ve ir haricinde piyasaya arzetmektiğ. ö cı derecede yer tutar. ” İşletme teşkilâtımızın yukari“ zife halinde toplanabilir. 1 — İşletme teşkilâtımızın işletme sermayesinin ni 8, 2 — Orman civarındaki öy” lıştırılarak kazandırılması. ela” 3 — Ormanlarımızın imar V€ Şimdiye kadar hususi mü ya şahıslar elinde işletilen birinci hedef yalnız konulan nin numaralandırılması vi bil devlet işletmesinin ikinci W “ vazifeleri hiç şüphe yok ki 4 leket ormancılığını yüksel iğ de dağ köylülerimizi refaha caktır. # Halkevi kongreleri Eminönü Halkevinden: Müddeti' vimiz şube komitelerinin yeni pW gıda yazın tarihlerde Caj kez binamızda yapılacaktır. Sayın üyelerimizin bu a rine kabul ederek gününde çimlerine iştirakleri rica olunuf. Ar şubesi: 71 Şubat pazartesi, pü * N Edebiyat Şubesi: 22 şubat sahi, besi: 23 şubat çarşamba, besi: 21 şubat perşembe, Halk ve Kursları Şubesi: 25 şubat CU gpii Sergiler Şubesi: 28 şubat pazarieil yi besi: 1 mart sah, Kitapsaray vi besi: 2 mart çarşamba, saat 17

Bu sayıdan diğer sayfalar: