27 Şubat 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12

27 Şubat 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

12 Sayfa « Son Posta,, nın ikâyesi Direktör Kadkin'in kapısında bir sürü insan bekliyordu. Bunların yüzlerindeki Acı ifadeye nazaran, uzun zamandanberi burada bekledikleri, daha da birçök bek- İiyecekleri anlaşılıyordu. Hemen heme hepsinin lüslikleri altında ufacık göller Leşekkül elmişti.. En önde, sıra Hibarile tam kapının yas hında duran kırmızı saçlı bir genç ölke- li öfkeli söüylenmeğe başladı: — Anlamıyorum doğrusu!, konuşacek ne var sankil, ride kim olsa gerek?, Sıra itibarile Gelikanlıdan sonra gelen eli çantah Bir ihtiyar: — İçerde meşir. £eketli şişman bir adam var, dedi. Kırmızı saçlı delikanlı omuzlarını x» kerek: — Ne manasız insanlar, dedi. Geldin, konuştun, artıt durmakta ne manma vur?. Ben olsam iki dakikada işimi görür çı- karım.. Bu sırada direktörün kapısı açıldı.. mes şin ceketli, şişman adam dışarı çıktı. Eli çantalı ihtiyar kendin! tutamadı: Saatlerce Acaba içe- TELEFONUN Yazan: V. Karlovskaya SON POSTa KERAMETİ Rusçadan çeviren: H. Alaz Direktor Radkin bir takım küağıdları a rışfıriyor, çenesi tle omuzu arasında da telefon ahizesi duruyordu. konusmami yarıda bıraktım.. ne istiyor- sunüz?. Direktör bunları söyledikten sonra öl- — Nihayet, şükür çıkabildin!. diye söy- ke le âhizeyi yerine astı. Kızil saçlı ganç lendi. Meşin ceketli şişman adam hiçbir ce- wab vermedi.. fakat çıkarken, şiddetli değilse bile manalı bir şekilde kapıyı ka- padı., Meşin ceketli adam çıkar çıkmaz direk- törün yanına, sıra itibarile en başta Ju- ran, kızıl saçlı genç girdi.. Direktör Kadkin masası başında oturu- yor, iki e'ile bir takım kâğıdlar karıştırı- yordu.. Telefon âhizesini, çenesile omu- Zu arasında sıkışık bir vaziyelle, elsiz ne Tarak tutuyordu. Bu iş, ilk göründüğü bi hiç de basit bir iş değildi.. âhizeyi Göy- Te tütabilmek için oldukça esaslı bir a- lışkan'ığa ihliyaç vardı. Kızıl saçlı genç direktörün yanına ge- Hince: — Merhaba, dedi. Hâlâ ik: elile kâğıdları karıştırmakta olan direktör, ters ters delikanlının yü- züne baktı. Sinirli sinirli bir kaşını oy- nattı. Dudaklarından, manası pek de belli olmuıyan birkaç kelime döküldü, Sonra, gene, sanki hicbir şey olmamış gibi dik- katini âhizeye verdi; — Allo!, Sizi dinliyorum.. evet, evet Tacrak buyurmayınız!. Muhakkak- gönde- Tirim.. peşin para ile mi?. Nasil arzu e- derseniz!, Adresimizi... Her halde bilir- âiniz zannederim?. Maamafih her ihtirma- le karşı ben size hatırlatayım.. - istemez Mi?, Pek ivi öyl. önceden telefon da edebilirsiniz!, Bü, bir memnuniyet!'e... Kızıl saçlı delikanlı, sabırsızlığım BÖ | teren bir edâ ile: — İşim uzun değil. size bir tek kelime söyliyeceğim, dedi. Ben buraya... — Dansetmediğimi görüyorsunuz, de. di. Size lâf söyliyeceğim diye telefon'a gene söze başladı: — Ben butaya...... Fakat sözünü tamamlıyamadı. Tekrar telefan çaldı. Direktör gene âhizeyi eline aldi: — Sizi dinliyorum, diye konuşmağa Başladı, ben direktör Kadkin. Ne?. İşit- Mmiyor musunuz?. Anlamıyor musunuz?. Di-rek-tör. gene mi anlamadınız?. Şt halde sarf üsülile Izah edeyim. Din' niz: Demosten.. anlamadınız mı?. Pel başka bir kelime söyliyeyim: Diyoje: 'i'ıhıngi Diyoöjen mi?. Hangisi olacak?. Şu fıçıdaki Diyojen.. noyse.. sonra; İkar., e- vet.. ikisl bir arada; Di olur. Sonru Riyo-de-Janeyro.. nerede mi? Ne bileyim | nerede?, Galiba Amerikada... Bütün bunları, biraz hayret, biraz da Üfke He, dinlemekte olan kınl saçlı deli karilirin yüzünde, ht birdenbire bahtiyar bir tebessiin dolaşlı. Amerikayı keşfe- den Kristof Kolomb da ancak böyle hir gülümsemi ile gülümsiyebilirdi, Delikanlı hemen gerisin geriye döndü ve direktörün odasından dışarı çıktı., ka- | pinm önünde, sıra icabı; içeri girmeğe hazırlanan eli çantalı ihtiyarla burun bu- runa geldi. İhtiyar alaylı bir çehre ile: — Delikanlı, dedi, senin iki dakikan bu mu?. Belikan'ı hiçbir cevab vermedi. Doğru, direktörün odaşı yanındaki odaya girdi. Buruda direktörün sekreteri çalışıyordu. Kızıl saçlı genç hiçbir. şey söylemedm telefona yaklastı, kâtibe dönerek: — Lütfen direktörün telefon numarası. nı söyler mişiniz?. dedi. K biraz hayret, biraz da can sıkın- fısı ile: — Ben bu hareketinize bir mana veri “Son Fcsta,,nın edeli roranı: 76 miyorum, dedi, İki saattir. konuştunuz, hâlâ doymadınız mi ki telefonla da kö- nuşmak istiyorsunuz?. — Telefonunuzu — yiyecok değilim &... Belki adamcağıza veda etmeğe unuttum.. Kâtib: — Ne münusebet?. diye içerledi. Fakat telefon numarasını da söyledi.. Deliksalı, rahatca masanın başına oturdu. Her iki dirsoğin! de mataya dayıyarak telefon â- hizesini elfne &ldı ve konuşmağa başladı: — Allc!, Yoldaş Kadkin siz mismiz?. Merhaba öyle ise.. direktör yoldaş, ben «Svoy Trud, ârtelinin roisiyim.. evet, « vet... Ben de çok memnun oldum. çok.. bize, acele alarak, inşaala aid malzeme |â- zım.. demek biz hiç zahmet etmiyelim.. çok teşekkür ederim.. çok maziksiniz!. Şimdilik Allaha ısmarladık. Kızıl saçlı delikanlı Âhizeyi yerine astı.. direktörün kapısı önünde bekliyen ve a« “çık olan kâtibin kapısından hayretle kene disine bokmakta olanlara gülümsedi ve göz kırparak yürüdü, Direktörün kspısı önünde sira bekli- yenler, birer ikişer, tolefona yanaşarak konuşmağa başladılar.. yarım süste var- madan, kâtibin hayretkâr bakışları ara. gında, sira bekliyenlerden kimseler kale mMmamışiı. Son ziyaretci telefonla konuşmasını bi- tirdiği esnada eli çantalı ihtiyar direktö. rün odasından fırladı. Kır bıyıkları si- rli oynuyordu.. yüzü al aldı.. Bir avucile âhizeyi kapan direklör, ihe tiyarın arkasırdan acı acı söyleniyardu: — Arkadaş, dansetmediğimi görüyor- sunuz', Mani bir takım müracaatlarla beni iş mden alıkoyuyorsunuz!, YARINKİ NUSHAMİZDA: İmded işareli İngilizceden çeviren: K. N 'eyyir DA EKONOM Samsunun ziraat kongresine göndereceği rapor hazırlandı . Bamnan (Hususl) — Ziraat — kongresine | ve ıtrıyaf ömlllerile bazı mücsseselerce aH7 gönderilmek üzere hazırlanan rapor, müte- | nabilen her cins lspirto, herkes taralından hasşışların huzurile 'Ticaret Odasında yeni - | mabilecektir. D den teâkik olundu. Raporun en mühim kıs-| — İspiffonun ucüzlamasile, kolonya Ve İ | manı teşkil eden tütüncülük — bahsında Şu'yorların da ayni nisbette ucurlayacaği noktalar üzerinde durulmaktadır: naati umumidir. “ 1 — Her oymakta temerküz etmiş ve diğ| — umumi konaat, parfüm — istihlâkiniü p'yasalarda tanınmış olan tiplerin yetiştirli- ' çoğalacağı merkezindedir. mesi, bunlar haclcinde Kalan Liplerin menü) — tapızlonun wcüz ve serbest — sabimiik ziraati. Mmuhukkak ki, parfüm ve Suvalet sulafi H, 2 — Fideliklerden intikal eden hastalık- | tihlâki artacaktır. Fakat, halk, uıuıı;, ların. men'i sirayeti için fidelik mahalterin- | valet ispirtolarile sair levazımına ve yitü de sebze ve buna benzer hiç bir şey yetişli- küşede imalâtta bulurlan ve ucusa Bİ". » eülmemesi ve fidelik mahallerinin sebze buh- . kimselerin yaptıkları parfümlere fazl çelerinden en e£ beş yüz metre uzaklıkta te-| het edeceği için, beslsatla ve büyüz miSik, sisi. da İmalât yağan müdsesslerin saBili 3 — Kurutma yerlerinin ötedenberi tes - İazalacağı da söylenmektedir. ga — İ YEP M e T L U e aa FF A AŞ bit edilmiş olar. tipte yaptırılması hususun - a ' , m Ja tütüacünün müzellef tutulması Aksi tak- Bnrs“ıcl lr r' g Girde kurutma yeri olmiyan tütüncüye ruh- Opl:nıyorlar satiye verilmemesi pleniyi çoptatl Borsa acenlaları yurin son bit & — Yapılacak tütün ziraatinin nüfus w- dedine göre tabatdi. tütüncülüğü san'att mu Lade HUhaz etmemiş olanların tütün ziraa- Hiğden men'i ve nüfuş başına tayin edilecek sahünın 15 dekarı geçmemesi. 8 — Ambelâj usullerinin daha pratik bir safhaya sokulmam ve bilhassa Samsun, İçin demet'işine dizi denginden ziyade ehem - miyet verilmesi, daha yaparaklar ve borsanın Annrl": U dölayınile yapılan hazırlıkları — S00 1gözden geçireceklerdir. Yarınki m"'. hazırlapacak raporu Borsacılar — Birlifi mümi kâtibi Nedim Akçer bu hafta Ankaraya götürecek ve Maliye verecektir. Deri sanayli hakkındaki tedkikl?? 6 — Tarlada, ambarlarda tütünler üze -| — Deri ganayiinin küçülmesinin neden F, rinde Sahribat yapan emraz — ve haşaratın goldiğini tahkik eden İktisad Vekâleti l’* İAf ve men'i sirayeti için tedbirler alınması. | fettijleri, dosvalar üzerindeki tedkiklerifi Ç, 7 — Tütüncüleri iyi vasıfda tütün yetiş - | tirmişlerdir. Yarından itibaren çe tirmağe teşvik için her y bir müsubuka ya- | Eiderek mahallerinde tedkiklere « pılması ve en yt tütün yetiştiren tütüncüye İtrdır. Hundan sonra raporu hazırlayadık bir mükâfat verilmesi, lardır. Raporda deri sanaylinin “'1 ) 8 — Bir tütün himaye ve propaganda bü- ( Site karşı alınmazı fcab eden tedbirler Tosunun tesisi, EY CAĞCME L LALPAE Ş, Bundan — başka — köylünün — kal - ün Di 'di Kınması eaaaları üzerinde chemmiyetle du - Bursa tütün piyasası açı pis ” Tülmuüş ve! Bursuda tütün piyasası açılmıştır. vi toprağı lar; Mahsul 45 - 62 kuruş arasında. g.nımı GOERE a Ha y ' V ae l Godağız, eli .ıu:; 2 - Mahsulâtı ziralyenin ekiminden neye nüzaran biraz düşüktür. Rekoltt ' piyasalardda satızna kadar geçirdiği safaha-, YER Seneden iki mllyon kilo azdır. tın mütekâmi! bir şekle sokulması. Eksperlerin ııııı.ııım'ı yti 9 - Bhhi, baytari ve ziral teşkilâtın daha | — Serbtst tütün eksperleri imtil şamil bir şekle konması ve vilâyet, kaza mez | Tüştır. S0 kişi yazılmışken 16 kişi I*'*_ ikezlerinde birer hayvan haslanesi tesisi. — | Bunun sekizi kazanmıştır. '_MMF 4 - Köylünün borçtan lyesname verilecektir. alımması Yâzım gelen tedbirler. 5 - Orman kanunünun bazı müddeleri ü- zerinde- yapılması zaruri bulunan tadilâti. 6 - Ziral âsayiş kanununun bir an önce çıkarılması yolundaki temenniyatı Ihtiva e- den semenniyut da bü rapora eklenmiştir. İtriyat fiatları ucuz'ıyor HN Ç Srntihana gireceklerdir. İmtihan yoğunun iki senelik müddeti de Yeniden komisyon seçilecektir. Kaşta ihracat t Kaş (Husust) — İskelemizden betr rukdarda kereste ve palamut iİhracıli , kanmışlır. geke Hey'eti Vekilece imzalanan bir kararna -| Guz, odun ve yağ bubranı hüküm M meye göre, Martın on beşinden itibaren, is- |tedir. Odun kesmek üzere BSeyret 1i pirto ftatları, yüzde 90 - 35 nisbetinde ucuz- İruhsaat verilmesi için teşebbüslere layacak, şimdiye kadar yalnız eczanelerde tir. i ——— ———7 X NEVROZİNE Baş, diş, nezle, grip, romatizma va bütün ağrılarınızı dernal keser, icabında günde üç kaşe alınab g LAİ M parmaklarıma bile kıpırdatımağa meca- ——— —- Kuçü—k k:z bir kedi yavaşlığile kıpıyıı Gözlerini açuığı zaman orlalığın K PP lim kalmadı. Vücudümün her âzası ay- kapayıp giderken, Selma gözlerini ka-'rarmağa başladığını görerek lî* Sevdiği-adamın Fuad olması ve onun bilerek, tanıyarak ve isliyerek kendisi- ni takıb etmesi genç kızın kalbin - de binbir. isyan ve buhran yarat - mışt. Bir dakika — oluyor, Fuadın kendisini cidden sevdiğine inanarak ondan jntikam almağa karar verirken, birdenbire onun yalancı ve hilekâr bir adam olduğunu ve bütün bunların, kendisile alay etmek için oynanmış bir komediden bauşka bir şey olmadığını düşüherek bir çılgına dönüyor ve aci- le kıvranıyordu. Ne garib tecelliydi bu! Hayatta cik düşmanı olan amcasının oğlu, hem kibar tavırları, derir Zekâsile, hem de müstear bir isimle y: dığı yazılarile kendisini ayrı ayrı cez- beden hir adamdı- Selma onun iki şah- siyet olmasına üzülürken şimdi bir ü- Çüncüsü daha meyvdana çıkmıştı ve'bu, hepsinden kuvvetlisiydi Bu Fuad ne alcak bir insanmış! Ken- disire muhtac olduğu için kollarını a- Çan armtcasının kücük kızını reddettik- ten sonra, en bayağı bir erkek gibi giz- gözleri ve parlak | ö Muazzez Tahsin Berkand liden gizliye ona yaklaşmış, kim bilir nasıl hajin maksadlarla iki cebheden o- nu mubhasara elmişti... Kuvvet ve kud- | daklarını retinden emin bir kumandan gibi. Demek bütün o tatlı bakışları, müş- fik gülüşleri, onunla uzaktan olsun a- lâkadar olduğunu gösteren tehalükleri ve o güzel bir şiir gibi kalbin en derin tellerini saran yazıları hep yalanmış! Dünyada kime ve neye inanmalı ya- rabbim! Ve zevallı Selma onun uğruna, aya- Bina kadar gelen saadeti tepmiş, kendi- sini cidden derin bir aşkla seven zavallı Muzafferi.. namuskârane maksadlarla na yaklışmak isteyen bir çok gençleri idetmisti .. Hep onun iç'n... Elindeki kıymetli bir pırlantanın ale- lâde-bir taş olduğunu anlıyan bir insa- nın birdenbire düştüğü hayrete ve su- |kutu hayalc benziyen dımağ yorgunlu- Bu, genç kızın sinirlerini uyuşturmuş- tu, Gözlerini kapayıp uyumak; düşün- meden, hatırlamadan, anlamadan uyu- mak ve unutmak istiyordu: — Başımı, kollarımı, dizlerimi, hattâ rı âyrı ve hepsi birdon kırılarak ığn-ıpıyank tekrar kendi dünyasına çekil-| —. Akşam olmuş; ne kadar çok yor. Göz kapaklarımı açıp kaparken a- İmişti. muşum! ol t r bir yük kaldırıyormuşum gibi nefe-| p, dünyada çok tatlı olduğu kadar| Bunu düşünürken aynı zamanda n kesiliyor. Bu kesiklik ve gevşeklik ha.. daha çok arisa ve ben de derin- liklere gömülerek uyusam.. bir daha da uyanmezsam., bir daha onun maskeli yüzünt, riyakâr gözlerini ve alaycı du- hiç görmesem, Kapıda küçük bir elin ince tırnakla- İzinin tıkirdisi... Kedi gibi yavaş hare- ketlerle Nezahal karyolaya yaklaşıyor: — Uyandiın mı ablacığım? Bülün gün uyuduğun için annem çok merak etti. — Bir şey değil yavrum. Biraz başım ağrıyor.. hem çok yorgunum, — Ben yanında kalayım mı abla? Sa- na bahamın dün gece anlattığı yeni bir masalı sövlerirn. — Biraz daha uyuyacağım Nezahat; ben sonra seni çağırırım. Olmaz mı şe- kerim? Küçük dudaklar şımarık bir hareket- » Öyle ise sana mektubunu — Hayır yavrum; onu da okuyacak halim yok şimdi. Komodinin üstüne bı- rak, sonra alırım,. halılf” B çok azab verici sahneler de var ve bu-|binin acısını kuvvetle duydu ve n Selma, bu ikinci sahneleri daha ladı: bit küvvetle hatırlıyor. — Alçak adam... Onu artık hif: — Ne kadar ıztırab çekiyorum Alla-|görmiyeceğim. Bu dakikadan M hım! Keşki İstanbula gelmeseydim; keş- ; benini için ölmüştür o... ki her zaman için müdiremin yanında| 'Temhel bir el harekelile, komoditli kalsaydım. Bana yabancı olan o kadın çstünde duran zarfı açtı ve M şimdi en yakınım ve en büyük dostum!|gayri şuuri bir tarzda, fakat IM Damarlarımızda aynı kan dolaşan akra-|hayreti ve ızlirabı. artarak balarımı istemiyorum artık.. onlar mes-|devonı etti, Mektub Fuaddandı. üd günlerime acı katmak için sonradan| — nayatımda çok acı geçirdim, Ğ meydana çıkan yabancı ve uzak insan- çetin devirler yaşadım Selma; € lar, yaşımdanberi durmadan, di W": Başım ağrıyor müdire hanım.. hayır, 'muı:ıdele ettim. Gâh talihimle, bint” . anneciğim.. başım çok ağrıyor. Şakak- | hitimle, bazan başım, bazan de ka' Di iarımın iki tarafında beynimi buran bir'le. . Fakat bu Uzun senelerde Mkıl’ damsir var. O sıcak demiri çıkar, alnımı|/ gün kendimi yelse ve ümidsizliğe 20 tırdığımı hatırlamıyorum. Blll-"x görr fa ateşler içinde yanarken, saçlarımı | hisleri ilk defa senin yü sen'n serin elinle okşa... Hani İzmirde bir de- ve başımı seven parmaklarının getirdi-|lerin tattırdı ve şimdi bütün VAf ği rahatlıkla uyumuş ve iyileşmiştim! | bu ızlırapla kavruluyor. af D, İşte bugün başım gene öyle ateşler içi: Armacanın oğlundan niçin bu “d#, Ç de kaynıyor, bu âcıyı dindirmek — için |$reniyorsun? Onun, velevki senin ke İi bana gel; beni müşfik kollarınla sar;|diğin gibi. haince olsun, bir ı!l"u * | zonklıyan damarlarıma, çırpınan kalbi-|yına karşı olan vazifesinde me sen sükünet getir... kusur etmesinden başka kal ok zavallıyım anneciğim; kızını sen| dir? lu(ğlü BK — Arkan var — bahati M

Bu sayıdan diğer sayfalar: