29 Ocak 1955 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 23

29 Ocak 1955 tarihli Akis Dergisi Sayfa 23
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

kalkındırmak mevzuunda Kadınlar Birli- ğinin hükümetlerle halk arasında sos- yal ve kültürel dâvalarda bir liezon (irtibat) rolü oynıyabileceğine kaniyiz.» Kadınlar Birliği hanımlarımız— dan beklenen alâkayı görüyo min söylediğim gıbı, iki ay sonra güzel bir lokale — sahip olacağız. ğiz.. politika ile hiç bir alâkası olmıyan, yal- nız sosyal ve kültürel mevzular istihdaf ederek Türk kadınının içinde münde- miç olan kuvvet ve kabiliyetleri istika- metlendirmek gayesini — güden bir ce- miyettir.. Günden güne artan alâka bizi çok teşvik etmektedir ve biz iyi çalış- tıkça, bu alâkanın artacağına inanıyo- YUZ..» Nazlı Tlabara veda eder- Milletveki- Gazeteci, ken, gine telefon çalıyordu. linin üzgün bir sesle: «— Maalesef, faal olarak size yardım edemiyeceğim dediğini duyuyordu. Te- şebbüs çok güzel, — fakat vaktim yok.. Yalnız size kıymetli arkadaşlar takdim edeceğim.. Ah, şu zaman meselesi!.» O zaman zıyaretçi duşundu ki: içi- yi Halbuki «hayat- ne çok işler retlerde dedikodu ile.. ta zevkle yapılabilecek var.» Cemiyet Nazlı Tlabar ve çarşaf Günden üne — etrafımızda artan ve gözlerimizle beraber karartan çarşaf hakkında ne düşünüyor? okuyucularımızdan bu husustaki f'ıkırlerınızı beklerken mil- letvekili bir Türk kadını sıfatı ile Naz lı Tlabar'a fikrini sorduk: Çarşaf Anadoluda, her yerde ku]lanı]an bırşey değildir, dedi. Bu ka- ra cehaletin timsalidir ve din ile bir alâ- kası olmayıp sonradan kabullendiğimiz yabancı bir kıyafettir. Kara çarşafı ka- nunen yasak etmekle, Anadoludaki te- settürü ortadan ka]dıramayız. ünkü bu daha ziyade muhtelif bölgelerin örf ve âdetlerine bağlı birşeydir.. Bazı mın- tıkalarda kadınlar, erkekle karşılaşınca yüzlerini gizlemek için birçok vasıtala- ra müracaat etmektedirler.. Bunu orta- dan kaldırmak için medenı seviyeyi bi- raz daha yükseltmek icab eder ki bu da ancak sabırla, teşkilâtlı bir çalışma ile kabildir. Ben şahsen, Kadınlar Birli- ğinin adamakıllı organize olup Anado- luda faaliyete geçebildiği taktirde, bu göstereceğine ina- lorumuzu muhafaza Türk köylüsüne seve, seve gi- sevdiği birçok şey- leri muhafaza eden t onu tesettür- den, birçok ağırlıklardan kurtaran bir kıyafet.. Diğer taraftan çok çirkin ve gerili- AKİS, 29 OCAK 1955 ğin bir ifadesi olan çarşaf hakkında Da- hiliye Vekâletinin tamimleri vardır: Ka- naatimce, bu tamimler tatbik mevkiine konulduğu taktirde çok iyi — neticeler elde edilebilecektir; çünkü bu tamim- ler, icabında, valilere müsadere hakkı vermektedir.. Gene kanaatımce evvelâ büyük şehirlerimizi, /-Manzara- dan kurtarmalıyız olma- yan, kara çarşafla mücadeleyi bilhassa ve münevver Ankara — valisinden beklıyoruz çünkü bu mevzuda, Anka- rada son zamanlarda şikâyetler artmış- tır.. Atatürk neslinin yetıştırdıgı valile- i ellerinde böyle imkân hakiki ve samimi bir hiz- met beklemek hakkımız değil midir?.» Çarşaflı kadın Kanun para etmiyor Evimiz Dekor İ nsanların saadetlerinde rol oynıyan yardımcı elemanlar varsa, bunlardan dekordur. Za- manımızın büyük bir kısmı — evimizde geçtiğine göre, evimizin dekoru bunlar- n mühimidir. Akşam evine dönen bir erkek, tertipli ve şirin sıcak bir oda, temiz ve rahat bir koltuk arar. Eğer evinde, kendisine ait bir köşesi varsa, daha işten çıkarken bu köşe, gözünde tütmeye başlar. Öyle bir köşe ki, otur- duğu yerden elini uzatınca kitaplarım ve gazetelerini alabilsin, lâmbasını yak- sın, radyosunu açsın.. Hele bu köşede oturup, iki sevgili ahbabı ile lâf edebi- leceğini veya pencereden, — yağan karı seyrederek sıcak bir çay ıçebılecegını düşünmek onu cidden mesut imizdeki yeşillikler ve i çek]er, duvarlardaki resim veya tablolar, çiçek- li perdeler, yerine konmuş bir ayna, döşenmiş evler değildir.. lerde, kadın muhakkak şahsiyetini or- taya koymuş, az veya çok ile, bir şeyler yapmıya çalışmıştır, misafirine bir çay veya bir kadeh içki ikram ederken bu- nu içten bir arzu, adeta aşkla yapar. döşiyenler — için zannedıldıgınden daha kolaydır. lar ya bol para harcıyabilecek durum- dadırlar. O zaman muhakkak, anlıyan birisine danışıp, kıymeti hiçbir zaman değişmiyen eşyalar melile ibi del karıştırarak karar vermektir. dükkânlarında, müzayedelerde tek par- ça halinde alman eşyalar ekseriya ucuz düşer.. Az parası olan bir insan, yeni ve modern, kaplam çatlayan gözleri ve - kapıları çarpılan ç k demode olup gözümüze batan şyalar almaktan sa- senelerce — kullanılmış, fa- düzgün — massif eşyalar almayı tercih etmeliler.. Çünkü az pa- rası olan bir insan boyle fena bır parça vazgeçemeyiz, yaramakta, bol, âdi bir tahta dolap koymak icab eder. Bu âdi dolabı, krem rengi yağlı boya ile boyadığımız taktirde hem mut- fağı süsler, hem de erzak ve tabak ça- nak gibi fazlalıkları içine alır.. Yemek ya artık lüzum kalmamıştır. rine, duvara yerleştirilecek güzel, katlı bir raf ne kadar dekoratiftir. Bu rafın üzerine her evde den kalma kıymetli bir yıcı eşya koymak kâfidir. müş şamdan, antika bir sürahi, eski bir şekerlik, güzel bir biblo.. eski bir ayna veya güzel bir tablo veya bunları kırmalı, çiçekli kreton örtülerle gıydırmek aynı kumaştan güzel ve perde mak ta güzel bir Raf yerine eskiden kalma üs- yapışık tek gözlü «tırnak» lar kullanılabilir. Bunlar eskici dükkânlarında hiç te paha- lı değildir ve güzel bir ayna ile tamam- 23

Bu sayıdan diğer sayfalar: