23 Temmuz 1955 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 27

23 Temmuz 1955 tarihli Akis Dergisi Sayfa 27
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

lirler. Hav alan açık ve ferah,, dallar da yasın sıkı ayakkabıların yerini almalıdır Einstein çıplak ayakla, insan zih- ninin daha iyi işliyeceğini ileri sür- mez mıydı" Gazete fotoğrafçıları, o- kaç kere, çıplak ayak dolaşırken yakal mamışlar mıydı? Vakıa biz erkeklere çıplak ayak dolaşın demi- yoruz ama ikisinin ortası da vardır. Ale Yeni bir kurs İ ekonomisi kursu ilk me- iş. Ev ekonomisi aile saadetinde, cemiyet hayatında, bir memleketin iktisadiyatında, mu- hakkak ki çok mühim rol oynayan bir şeydir. Bazı kadınlar, ekonomi yapmak maksadı ile, ucuza rağbet ederler. Netice ekseri kendi aleyhlerınedır Hatta İngilizlerin bu hususta bir dar bımesellerı vardır “"ucuz şey alacak kadar gin ğilim" derler. Bir malın yalnız fıyatım değil, onun ma- liyetini, dayanma kabiliyetini hesap- lamak basıt bır kaide ise de, daima rıayet . Mes la ucuz kira ver- mek için, daıreye, çocukların mekte- bıne çok uzak yere taşınmak, vesait parası gözönünde tutulduğu zaman çok cazip olmayabılır Kasaptan, ya- rım kilo et yerine, bir but almak, bu- na mukabil haftanın bazı gunlerı hiç et yememek bel daha kârlıdır. Ku- laşık suyuna katılacak bir nebze "tos sabun" daha da istifadelidir. Düdük- manda kendi kendisini öder. Çamaşır makınesı gayret ve zaman ekonomi- si temin eder ki, ev kadım bu za- man ında, meselâ dikişini dikerek e- konomi yapabılı , Öyle bir devirde yaşıyoruz ki, bazı emleketlerde bu- laşık suyundan bile yakıt olarak is- tifade ediyorlar. Hayat şartlan her gun değışmek- tedir. V annelerimizden öğren- dıgımız ıktısat kaideleri artık kifa- yetsizdir Bunlara, daima yenilerini i- lâve etmek icap ediyor. Bu ise, bir bilgi ve ihtisas meselesidir. v ekonomisine riayet eden, azla çok şey elde eden ufak bir bütçe ile ortaya iyi şeyler çıkarabilen kadın, âdeta bir kesif yapma zevki duyar. İzmirdeki kursun sık sık memle- ketin her köşesinde açılmasını bekli- yoruz. Dedikodu Bir gazetecinin başına gelenler On altı sene, kral ailesinin yanında, kraliçe Elizabeth ile prenses Mar- garet'in mürebbiyeliğini yapmış, kü- çuk prensesler ısıml kitabı ıle yazı hayatına atılmış büyük mı kiye t kazanmıştı. Londrada çıkan bir ftalık mecmuada — Woman's AKİS, 23 TEMMUZ 1955 Ferahlık Hadise Ankaranın Meşrutiyet caddesinde bir kasap dükkâ- nında cereyan ediyordu. Genç bir kadın girdi, et istedi.. He- men onun arkasından, 12 yaşla- rında bir oğlan çocuğu geldi: — Abla şeker aldın mı? Kadın gülerek filesini gös- terdi. Buyuk bir paket vardı. "İşte!-- de Çocuk merakla — Nereden aldın abla, diye sordu. — Köşedeki bakkaldan, lâz- lardan. K enin ismin öbür so- kaktakı bakkalda da var, ben gördüm. — Eskiden, o sokakta oturu- yorduk her halde yanlışlık on- dan ötürü. — İyi ya.. Gidip alın.. — Neden? İki kilo yetmez Kasaptakiler hep bir ağız- dan hayretle: — Hanımefendı alın, bize ve- rin, de Kadın dond a, belki alacağım faz- la şeker sizin hakkınızdır, dedi.. Kasaptakiler sostular. Fe- rahladılar.. Own'da devamlı yazılar yazıyordu. Tatlı bir üslübu ve çok okuyucusu vardı. Adı Marion Crawford idi. Kü- çük prensesler, ona Crawfie diyorlar- dı. Gazetecilik hayatına parlak bir şekilde, birden bire atılan Crawfie son günlerde bu mesleğin en çetin Sizin gibi Türkiyede bin- lerce insan her hafta — AKİS'i bir baştan öte- | kine okuyor yurmak için siz de AKİS'e ilân veri- niz. Müracaat: AKİS fiân Servisi P.K. 582 — Ankara KABIN bir cephesiyle karsı karsıya seldi ve maziye alt yazı yazmanın hale ve istikbale ait yazı yazmaktan çok da- ha kolay olduğunu müşahede etti. O günlerde, prenses Margaretin katıldıgı bir at yarışından bahsedi- yor ve seyirci olan kraliçenin elbise- lerı'nden tutun da, en ufak hareketle- e, jestlerine kadar olup bitenleri anlattıktan sonra prenses Margare için enç ve çok hareketlı olan a- çekti" diyordu. "Fakat prenses kuvvetli ve iradeli idi, ne istediğini biliyordu, muvaffak old İkinci yazı gene bir at yarışma aitti. O güne kadar görülmemiş bir sıklıktan h eyecandan bahsediyor, bü- tün yarışı teferruatı ile anlatıyordu. iki yazıda fevkalâde cazip şe- lde suya sabuna dokunmadan, lendirici şekılde yazılmıştı Ve kim- senin bir diyeceği olamazdı. Ancak işin tuhafı, ne birinci ne de ikinci ya— TIŞ yapılabılmıştı Tam o gün, ulan tren yolu grevi yüzünden ıkısı de tehır edılmıştı Ama Crawfle suç- lu değild s Own mecmuası yazıları yetıştırebılmek için onları al- tı hafta evvel topluyordu.. Crawfie yarışları altı hafta evvel, görmüş gibi anlatıyordu.. Kabahat revde idi., Öy- le ya y birka saat sonra olsaydı, yarışlar yapılabilseydi, ya da birkaç .OZz. a Crawfie nın yazılarını gızleme ımkanını bu- lacaktı. Başabaş ama Hadise gene İngilterede, Londrada cereyan ediyordu ve bir hayli a- ip Churchill heykeltraş Oscar Vemon tarafından yapılan büyük hey- kelinin resmi da mak uzere itina ile giyinmişti, mem un görünüyordu. Heykele bir dıyecek yok u. Herkes onu beğenmiş ve mu- vaffakiyetinden dolayı, mesut .heykel- traşı tebrik etmişti. Yalnız muharir Gerald Hamilton kıs kıs gülüyordu. Hamilton daima hır çıkarmaktan, alâ- kayı cezbetmekten ve İnsanları müş- uruma sokmaktan zevk duyan bir insandı. Vakıa çok köklü bir aıle— ye mensuptu ama kendisi bile, o ai lenin yüz karası olduğunu ileri sür- mezmiydi?. Toplantıda bulunan bazı kimseler de onun kadar mesele çıkarmayı se- ven insanlardı. Hamfitona sokuldular ve neden güldüğünü sordular. — Çünkü dedi bu heykelin kafası Churchılle aıttır ama vücudu be- nimdir, önce tuhaf bir sessizlik oldu. Sonra herkes bedbaht — heykeltraşa döndü. Onun hadiseyi yalanlamasını beklıyorlardı Heykeltraş fena bozul" muştu Bir W'ınston Churchılll fazla yormamak isteri Hamilton' un vücudu tıpkı kendılerıne benzıyor— du. Ayrıca poz verdirmek zordu.

Bu sayıdan diğer sayfalar: