24 Aralık 1955 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 30

24 Aralık 1955 tarihli Akis Dergisi Sayfa 30
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

MUSİKİ Opera Don Pasguale Don Pasguale'ın "Opera omik tarzının belli başlı şahe- serlerinden biri olduğu" behrtıldıkten sonra Donizetti'nin "dehası" hatırla- tılıyordu. Nıtekım Norına kendisini seyircilere "klâsik İtalyan müzik e- debiyatının en güzel örneklerinden bi- ri olan harikulade bir cavatina ile" takdim edecek, bunun peşisıra dok- torla birlikte "fevkalâde güzel" bir düetle çevrilecek dolapları tesbıt e- deceklerdi. Ernesto kedermı "eşsiz denecek kadar güzel bir arya ile an- latıyordu Gerçı bu kadar "harikula- de", "eşsiz” ve “güzel" aryalar, dü- etler eserın degerını isbata kâfi idi ma, üçüncü perdede evin uşakları, bahçıvanları, arabacılarla — odacıları sahneye dolarak gene "eşsiz" bir koro parçası ile "Donizetti'nin dehasını" bir kerre daha hatırlatacaklardı. İzahat rejisör tarafından hazırlan- mıştı. - Okuyanlar Vedat Gürten'in Don Pasguale'ı bu kadar hayranlık duyduğu için mi başarı ile sahneye koyduğunu, yoksa elde ettiği muvaf— fakiyetti netice dolayısiyle mi bu dar beğendiğini düşündüler. Gerçı e— ser, hakikaten kusur izafe edilemeye- cek kadar başarı ile sahneye kon- muştu; lâkin bu durum dahi, beste- cinin diğer operaları — gibi üzikal bakımdan hiç bir fevkalâdeliği ol- mayan, sadece iyi bir ses partisine ve sahnedeki vakaların hareketine da- yanan Don Pasguale'i bir şaheser haline getirmeye kâfı değildi. İtal- "Opera buffa", bilindiği gibi, ya'da "Opera Sseria"nın şekilciliğin- den sıyrılmak ihtiyacından doğmuş- tu. Diğer nevilere — nazaran burada konunun günlük hayata daha uygun olması aranırdı, karışık olduğu nis- bette eğlenceli, hareketli ve daima iyi bir sonuca erişen vakalar ele alı- nırdı. Bu tarzın, müzikal bakımdan getirdiği bır hususıyet de vardı: Ön- celeri, dialoglara doğrudan doğruya konuşma şeklinde yer verilirken ope- ra buffa'da bunlar, "recitativo secco- kuru resitatif” halini aldılar; yani muhaverelere hafif bir müzikal re- fakat eklendi. Bunun için de klavsen kullanılırdı. Sonraları orkestra klav- senin yerini de a Fılhakıka Fransa'da "Opera comi- gue", İtalya'da "Opera — buffa" diye ortaya çıkan bu tarz, zamanın opera sanatında yeni bir saha açmış olu- yordu. Daha ziyade, devrin sanat te- lakkılerı ve ihtiyaçları mahsulü idi. Nitekim o devre göre başarılı örnek- leri de verildi. Dolayısiyle, esas va- sıfları sadece bu nevin ana — hususi- yetlerinden ibaret olan eserlerin mu- siki bakımından cazibesi, zikal mânada hakiki birer sanat ese- ri olan mahdut bir kısmı ise tazelik- lerinden hiçbirşey kaybetmediler. Bu konuda, Italya da sivrilen ve besteleri arasında ağır başlı — eserler de bulunan iki isimden birini tercıh etmek lâzım gelse, bu her halde Do- nizetti değil, —Rossini olacaktı. An— cak Rossini'ye deha izafe etmek için bite, hassasiyetle kullanılması gere- ken bu mefhumun hudutlarının pek fazla geniş tutulmuş olması lâzımdı. Eserlerin sathi parlaklığı, sanat de- Ferhan Onat - Vedat Gürten Rejisör ve bülbülü 30 ğerlerini yükseltmek için kâfi değil- i. Rossini opera alemindeki yerini, hafızalara kolay yerleşen tatlı melo- dileri yanında, ses partisindeki, — ses tekniğindeki başarısına borçlu idi. Ona ve çağdaşı Donızettı ye gosterı— len ilginin sebeplerini "eşsiz" vasıf- larda değil, iyi kalıtelı seslerin husu- siyetlerinin belirmesine imkân veren, akat aynı zamanda — seyirciye tatlı saatler geçirten, hafif eserler beste- lemiş olmalarında aramak lâzımdı. Gerçı hıç bır dınleyıcı Devlet Ope- nda bekleyecek kadar sabırsız degıldı Ancak koca Mozart'- ın şimdiye kadar sadece "Figaro"su temsil edilmişti. Neyse ki bu yıl re- pertuara "Don Giovanni" de eklen- miş olacaktı. "Cosi Fan Tutte", "Sa- raydan Kız Kaçırma", "Sihirli Flüt" her halde Donizetti'den çok daha ön- ce hatırlanacak eserlerdi. Weber'ler - Der Freischutz, Euryanthe, Oberon - henuz hatırdan bıle geçmiyordu. Gou- ne zamandır riva- Opera dinleyicisine değişik eserlerin tanıtılmasına gay- ret edilmeliydi: Meselâ Richard St- auss'lar - Der Rosenkavalier, Salo- me, lektra - vardı. ebussy nin "Pelleas ve Melisande"ım sahnemiz- de gormegı hangi opera - sever arzu etmez yet halıydeydı. Bunları hatırlayanlara opera kad- rosunun tenor bakımından hiç de zengin olmadığım düşünenler cevap veriyorlardı. Othello bu yüzden me- rakla bekleniyordu. Temsil edilirse en ağır tarafı olan Othello (tenor) partisi nasıl yürüyecekti? - ğan nat üzerinde duruluyordu. Peşin hüküm vermek doğru değildi, ama Doğan Onat! İnsaf... Hiç değilse te- nor bahsinde —Özcan Sevgenden iyi hazırlanacağı eserlerde başarılı neti- celer beklemek — mümkündü. Hiâsılı, bu kabil mülâhazalar hakiki sanat kıymeti taşıyan eserlere tekrar tek- rar Donizetti'yi tercih etmek için kâ- fi sebep değildi. İtalyan bestekârı Donizetti'nin ise diğer bestecilerden ayrıldığı — bir hususiyeti vardı: 51 yıllık ömrüne 65 kadar sahne eseri sıgdırabılmıştı Meselâ "I/ Campanella di Notte kuz günde bestelenmiş, "La Favori— ta"nın son perdesi bir günde tamam- lanmıştı. Don Pasguale'in librettosu beste- kâr ve Giacome müstear ismi ile Michele Accursi) tarafından; Ste- operası için Angelo Anelli'nin yazdı- ğı metne dayanılarak meydana ge- tirilmişti. İlk defa 8 Ocak e Paris'de İtalyan Tiyatrosunda temsil edildi. Konusu bir hayli neşeli ve ha- reketli idi. Alâka ite karşılandı, ça- buk tutundu ve opera Trepertuarının popüler eserleri arasında yer alabil- di. Gene de ehemmiyetini zamanımı- za kadar aynı derecede muhafaza et- tiği söylenemezdi. Mamafih bir köşe- ye de bırakılmamıştı. Bestekârın di- ğer birkaç operası gibi, değişiklik ihtiyacı ve solistlere iyi bir ses parti- sinde kendilerini gösterme imkânları vermesi dolayısiyle temsil edilmek- ydi AKİS, 24 ARALIK 1955

Bu sayıdan diğer sayfalar: