31 Mart 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 27

31 Mart 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 27
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Magnani telgrafı alınca Oscar sevinci Magnani 'nin sevinci Rose Tatoo filmindeki rolü ile "en iyi aktris" Oscar'ını kazanan İ- talyan yıldızı Anna Magnani netice- lerin ilânı sırasında Roma'da bulu- nuyordu. Akademi mükafatını ka- 1nd1g1n1 bildiren telgrafı aldığı za- man hayret etmedi, fakat sevinmek- ten de kendini alakoyamadı. Esasen sinema âleminin en ünlü kritikleri Magnani'yi başarılı rolün- den dolayı Oscar'ın rakipsiz namzedi gösteriyorlardı. Hollywood'un şöhret- li bebekleri dururken, bu yaşlı İtal- kolaylıkla kazanıvermesi bu ımdan sürpriz sayılamazdı. agnani ağır başlı bir ar- r reklâm vesilesi yaparak ismi etrafında gürültü u- yandırmayı da düşünmemişti. Magnani'ye Hollywood'dan — 1955 yılının en başarılı aktrisi seçildiğini bildiren telgraf geldiği zaman o Ko- madaki evinde uykudaydı. Telgrafçıyı akın akın foto muha- birleri takip etmişti. Alçak gönüllü Magnani onları da boş çevirmedi. Kıyafetine ve makyajına ehemmiyet vermeden onların istedikleri pozda resimler çektirdi. İlerlemiş yaşında şohret bir defa daha kapısını çalmış- Eh, insan bir defa meşhur olunca butlun bunlara da katlanmasını bil- meli Filmler "Fakir Kızın Kısmeti" ç Karamanbey'in Ameri (filmlerine hayranlığı eskidir. AKİS, 31 MART 1956 1953 te hazırladığı "İstanbul Canavarın- a, Mark Hellinger'in, Jules Dassin'- in rejisörlüğünde çevrilmiş "Nake ity ıpl Şehir" isimli filmini sahne sahne kopya etmişti. "Fakir Kızın Kısmeti" herhangi bır filmin tam kopyası olamaz. Çünkü ilk (Um- den bugüne kadar acıklı Amerikan filmlerinin bütün facia sahneleri, göz yaşı sahneleri birbirine eklense böy- le felâketler serisi, göz yaşı seli elde edilemezdi. Kopyacılık huyu bu sefer olur ol- maz yerlerde tezahür ediyor. Meselâ kâtibesini baştan çıkarmağa çalışan müessese müdürünün pul merakı filmle ne derece ilgilidir? Buna rağ- men füme bir sahne eklenmiş: Mü- dür bey pullarım incelerken, buyu— teçle kocaman bir göz görünmüş. dahiyane buluşu acaba Orson Welles Çetin Karamanbey'den mi öğrendi de son filmi "Confidential Report - Giz- li Rapor" da pire terbiyecisini büyü- teçten baktırdı, kocaman bir göz gösterdi. Yılmaz Duru Seyirciler — yıldı!. Karamanbey filmini "Bu bir A- merikan filmi değildir" diye reklâm ediyor. Amerikan filmi olmadığı şüp- hesiz. Ama acaba film midir? Pu- dovkin'in "Film Technigue" isi klâsiğine lüzum yok, sinemaya dair en basit kitapta bahsi geçen, filmi meydana getiren kamera hareketleri, ses, dekupaj gibi unsurlardan ne de- recede istifade edilmiş. Yoksa Kara- manbey bütün bu unsurları inkâr e- den yepyeni bir görüşe mi sahip? Eğer yeni bir görüşe sahip olsaydı şimdiye kadar her filmde bıkılma- dan kullanılan, İstanbul manzaralı, kontrlümiyer fotograflı aşk sahnele— ri, namusunu koruyan genç kız, ök- süz evlât, anayla patetik kucaklaş— malar - burada fon müziği olara Tchaıkowsky nın patetik senfonisinin çalınması şarttır -, ve müselsel ölüm- lerden medet ummayacaktı. SİNEMA Hadi Nihat Aybars "Kasabaları- mıza kadar giden — filmlerimizde. Goelhe gibi bir dâhinin üç beş sö- zünü duyurmak" istemişti.. Ya Ka- ramanbey ne arzu ediyor? Bebekte- ki danslı toplantı sahnesınde Tür- kana söylettiği şekilde "sosyete ha- yatı" nın bozukluğu, mudur bütün derdi? Yahut da fakir bir kızın her şeye rağmen namusunu koruyabile- ceği mi? Bunları nutuklarla anlat- maya ne lüzum vardı. Madem ki se- narist ve rejisördür. Sinemanın im- kânlarını bir yoklayıverseydı Ama nerde o kabili "Fakir Kızın Kısmeti", — "Holly- Rüyası" ndan çok daha kötü bir filmdir. Bunun ne demek olduğu- nu anlıyabılmek için Çetın Karaman- "Hollywood Rüyası" nı seyret- melı ir. İnsan "Fakir Bir Kızın Kısmeti"ni seyrederken ister istemez Türk se- yircisinin kısmetini düşünüyor, Türk f'ılmcılıgı adı altında seviyesi düşük, ufak bir değere — sahip olmayan kurdelaları seyretmek zorunda ka- lan seyırcılerın kısmetini... Para ve teknik imkânların bir filmin muvaffakıyetınde oynadığı Trol elbette yabana atılır cinsten değil- dir ama, bugün dünya filmciliğinde az parayla ve mahdut vasıta ile çev- rilmiş yüzlerce kıymetli örneğe Tas- lamakta mümkündür. Genç rejısorlerden amerikanvari mizansenleri taklit hevesi yanı ba- şında, bu neviden filmlerin nasıl mey dana getirildiğini öğrenmek merakı da uyandığı zaman belki doğru dü- rüst bir film seyretmek imkânına ka- vuşulmuş olacaktır. ksa, "halk bundan hoşlanıyor" bahanesiyle daha nice seneler göbek havalarının, gözü yaşlı melodramla- rın gölgesine sığınan büyük rejisör- lerin sanatlarını icra etmelerine kat- lanmak gerekecektir. Türkan Sülün Yeni bir keşif 217

Bu sayıdan diğer sayfalar: