3 Kasım 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 5

3 Kasım 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

EKMEKTEN VE HER ŞEYDEN EVVEL HÜRRİYET Uzun asırların dergine göz kapa- yanların, tarihin binbir 1bret1n— den nasip almayanların, saat İbre- lerinin daimi bir istikamette gittiği- ni farketmek 1stemeyen1er1n akılla- rim başlarına getirmek için önü- müzde bir fırsat daha belirmiş bulu- nuyor. Macar ihtilâlcilerinin on altı maddelik programlarını okuyanlar arasında hayrete düşenler çıkabilir. Macaristan!. Bir memleket ki ya- bancı istilâ altındadır. Macarlar!. Bir millet ki sefalet ve sıkıntı çek- mektedir. Bu millet o memlekette ayaklanıyor. Ayaklanma yer yer muvaffak da oluyor. Bir İcra Komi tesi kuruluyor. cra Komi- Budapeştedeki hükümete verdiği muhtıranın bir girizgâhı, on altı da maddesi var. On altı madde, on altı taleptir. Bırıncısı Istıklal midir? Hayır. Birincisi ekmek m dir? Hayır. Girizgâh şudur: "Bır— leşmiş Milletler Anayasasında belir- tildiği şekilde hür bir demokratik hayat istiyoruz". İlk talep "Birleş- miş Milletlerin kontrolü altında ser- best ve demokratik seçım yapılma sıdır. Ondan sonra siyasi partilere derhal faaliyet serbesthgı verilmesi" geliyor. Müteakiben iste nen ise "Basın ve toplanma hürri— yetedir. "Rus işgal — kuvvetlerinin derhal memleketi terketmeleri", maddelerin ota altıncısıdır. Kim de- miş ki insanlar için ekmek her şey- den mühimdir, kim demiş ki insan- lar ıçın İstiklâl her şeyden mühim- dir? Hürriyetsiz ekmeğin tadı m olur ve hür olmayanların ıstıklalı mana mı ifade eder? Bütün batı âle- minin ve bizlerin kalbimizin Macar- larla beraber olmasının sebebi, işte udur. Poznanda, sefaletlerine karşı işçiler ayaklanmışlardı Sefaletleri- nin hakiki sebebinin hürriyetsizlik olduğunu, zira hürriyetsizliğin bü- tün tarih boyunca her yere sadece dert, sadece ıstırap, sadece göz yası getirdiğini belki de ancak şuurları- nın altında hissediyorlardı. Ama Tu- nanın iki kıyısında kıyam edenler, fikrin tepesine inen yumruğa ta— hammül edemeyen aydınlardır. memlekette fikrin tepesine yumruk indi mi, düşüncelere suçlu elbisesi giydirildi mi, partilerin faaliyetleri kayıt altına alınıp basın susturuldu ve halk toplanmaktan menedildi mi orada iyi iş yapmanın imkânı kal- maz. Her felâketi mutlaka bir u- dan — hürriyetsizliğe - bağlamak kabıldır ve bu teşhis, bütün teşhis- lerin eh sıhhatlisidir. Hürriyetin kendilerini iş yapmaktan alakoydu ğunu, iyi niyetle dolu olduktan hal- de bu yüzden zaman, para, eme kaybettiklerini, halbuki bir istikbal- de erişilecek nimetleri kazanmak i- çin hürriyete şal örtmenin pek yerin de olduğunu söyleyenlerin hepsinin AKİS, 3 KASIM 1956 birer büyük sahtekâr olduğuna ta- rih şahittir. Böyle düşünen, böyle konuşan, böyle hareket eden bir tek adam yoktur ki sonunda memleke- tini uçuruma atmış olmasın. İşte, dünyanın en güzel yollarıyla Alman- yayı süsleyen Hitler; ister şehirleri eserlerle donatan Mussolını işte, İs- panyol hazinesinin bütün altınlarını asfalt haline getiren Primo de Ri- vera; işte, diktatörlerin en tipiği, Ar]antm işçilerinin siyanet meleği Peron.. Nihayet, işte diktatörlükle- rin en zalimi komünizm Birinci Cihan Harbinden Rusya mağlüp çıktı, bolşeviklik ise peri- andı. Ama Almanyada, ama Ma- caristanda, ama Finlandiyada ko- münist hderler komünist hükümet- ler kurdular. Zira Mantın müridleri milletlere bir gayrı muayyen istik- alde cennet vaad ediyorlardı. Me- sut ve bahtiyar olunacaktı, herkesin her şeyi bulunacaktı, göz kamaştı- rıcı bir kalkınma gerçekleşecekti, insanlar iktisadi esaretten tulacaktı, her yerde abideler yük- selecekti Aradan yirmi sene geç- ti. İkinci Cihan Harbinden Rus- ya galip çıktı, bolşevıkhk ise mu- zafferdi. Ama nyanın, Rus or- dusu girmeyen tek bir noktasında dahi komünizm yerleşemedi. Zira vasıtaların gayeyi mubah kılmadığı hakikati çoktan anlaşılmıştı ve doğ- rusu istenilirse görülmüştü ki bol- şeviklik bir büyük — sahtekârlıktır. Rusyanın 1917'e nazaran kalkınma- dığını kim iddia edebilirdi? Rusya- nın 1917'e nazaran mamureler diya- rı olduğunu kim görmemezlikten gelebilirdi? Rusya kendisine yeti- yordu; hem de öylesine yetiyordu ki dünyanın iki büyük devletinden biri olmuştu. Ne var ki koca yeryü- zünde ona. gıpta eden, Rus süngüleri olmaksızın komunızmı benimseyen tek millet çıkmadı. Zira tarihin se- yir istikameti hürriyete doğruydu. Birinci Cihan Harbinden İkinci Cihan Harbine geçen çeyrek asır hiç bir tereddüde mahal bırakma- yacak şekilde gösterdi ki devlet a- damları memleketlerine asıl iyiliği hürriyet rejimi içinde — yapabilirler ve hürriyetin kalkınmaya engel teş- kil ettiği bir yerde müşahede olun- mamıştır. Stalinin hiç bir barajının, Hitlerin hiç bir otostradının, Mus- solininin hiç bir fabrikasının — tek amla hürriyet —yerine geçmediği, hürriyetsizlik pahasına yapılan o barajların, o otostradların, o fabri- aların memlekete sadece felâket getirdiği 1918 .1939 devresinin in- sanlığa en büyük dersidir. Bugün ayaklanan Macar aydın- lan ve onların sürüklediği kütleler- dir. Yarın Rumen aydınları ayakla- nacaklar ve kütleleri peşlerine sü- Metin TOKER rükleyeceklerdir. Onları başka peyk memleket — vatanseverleri, diktatörlük sakinleri takip ceklerdir ve diktatörlerin, törlük sevdalılarının kanaatlerinin aksine bu rejim çok kısa bir zaman- da artık hortlayamayacak şekilde tarihin malı olacaktır. Başarısızlık- larını tenkidleri yasak etmekle ört- mek isteyenler, basını susturup hal- kı toplanmaktan men edenler, şaşaa "Don - Volga kanalı" nevinden muhteşem eserlerle göz kamaştır- maya çalışanlar, Kızıl Meydan mi- tingleri cınsınden tertipli tezahüra- tı reklam enler bütün bunlara karşı mılletlerıne hürriyetsizliği lâ- yık gördüklerinden bir gün mutlaka ve mutlaka Macar ihtilâlcilerin sem- bolü oldukları ruhla karşı karşıya geleceklerdir. Bu akibeti beklemele- ri gerekenlerin başında Rus liderler vardır. Kırk senelik emekleri boşa gidecek, "bir nesil yetiştirdik" Ü- midleri heba olacaktır. Zira Tanrı ve tarih şahiddir ki insanları hürriyetsizliğe — alıştırmak bugüne kadar hiç kimseye nasip ol- mamıştır ma Macaristan — hadiselerinden ders almaları gerekenler ders al- mayacaklardır. Her diktatör kendi- sinden evvelki diktatörün bazı ha- talar yüzünden devrildiğine inanır, kendisinin o hataları yapmamak su- retile payidar olacağım sanır. Ha- ta!l Hem ne büyük hata!. Napol- yonu iki cephe yıkmıştı. Hitleri da o yıktı. an-Kay-Şek'i hırsızlık mahvetmişti. Peronu da o mahvetti! Şimdi Rus imparatorluğunun yıkıl- masını Krutçefin — dizginleri gev şetmesine bağlayacaklar çıkacaktır halbuki bir evvelki Rus imparator luğunu da Nikola'nın dizginleri gev şetmemesi yıkmıştı. Hürriyetsizlik getirerek iş yap maya kalkanların milletlerini saa dete kavuşturdukları şimdiye kadar görülmemiştir. Ekmek, hattâ istik lâl.. İşte Macaristanda, butun bun lar ikinci plâna duşuyor "Birleşmiş Milletler Anayasasında belirtildiği şekilde hür bir demokratik hayat' Macar , ihtilâlcilerinin ve bugünkü msanlıgın istediği budur. Hakikate iyi niyetli olanların, hakikaten ide al sahihi olanların, hakikaten ka biliyetli devlet adamlarının basın hürriyetini kaldırmalarına, toplar mâyı yasak etmelerine ve nihayet memleketlerini yabancı işgali altın da tutmaya ihtiyaçları yoktur. Hür riyet iyi iş görmeye hiç bir yerde mani olmamıştır Bunu Macar ihtilâlciler anlamış lardır ve Macar hürriyetçiler bunun için ayaklanmışlardır. Kalbimizin onlarla beraber olmamasına imkanı mı var?

Bu sayıdan diğer sayfalar: