3 Kasım 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 9

3 Kasım 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

yarabbi, salona nasıl durgun, nasıl uyuşuk, nasıl cansız bir hava hakim- di. "Ataryemez klübünün kongresi" dahi bundan çok daha ateşli cereyan eder Delegelerin büyük bir kısmını, ismi evvelden beri bilinen ve partinin se- çimleri 1950'de kaybının âmili olan şahsiyetler teşkil ediyordu. Aradan geçen altı senenin sonunda insanın karşısında aynı zatları görmesi, doğ- rusu hayret uyandırıyordu. Eski par- tinin yüksek kadrolarında olduğu gi- bi teşkilât kademelerinde de değişik- lik yok muydu? 1950'den evvel de C.H.P. denilince hatıra bu simalar ge- lirdi ve İstanbul halkı bu simalardan gına getirmişti. Eski İl İdare Kurulu üyeleri, eski Belediye Meclisi azalan, eski Daimi Komisyon Üstelik bunlar altı sene de ihtiyarla- mışlar, enerjilerinden biraz daha kay- betmişlerdi. İlk bağırışmalar Sıra Başkanlık divanı seçimlerine geldiğinde, hava ateşlendi. Her ka- fadan bir ses çıkıyordu ve bu sesler karşısında Muhlis Sırmalı otoritesiz kalıyordu. İstanbul C.H.P. lilerinin a- lameti farikası, "seçilme hevesi" ol- malıydı. Yer yer delegeler ayağa fır- lıyorlar, bağırıyorlar, çagırıyorlardı Kâtiplerin seçimi'bile münakaşa m zuu haline geldi. Maamafîh karışık— lıkta, il başkanının rolü de yok değil- di. Nıhayet Başkanlık divanı gelip yerleşti ve kongre işe — başlayabildi. Saat 11'e geliyordu. Evvelâ Muhlis Sırmalı faaliyet Taporunu okudu. Bu sırada salonda bir çalışma de- vam ediyordu. Delegeler gazetelerde okudukları neviden polip; kordonuna rastlamadıklarından şaşırmışlardı. A- caba kordon öğleden sonra kurulur muydu ? Böyle bir ihtimal hatıra gel- diğinden İnönünün derhal konuşma- sı için takrır hazırlandı. Delegeler Genel Başkam arzuladıkları gibi al- kışlamak istiyorlardı. Hazır alkış ya- sak edilmemişken... Fâaliyet raporunu müteakip bu tak rir okundu ve alkışlar içinde kabul edildi. Böylece 'programa göre nutku- nu öğleden sonra okuyacak olan İs- met İnönü büyük tezahürat arasında Öğleden evvel kürsüye geldi ve 50 da- kika müddetle konuştu. Konuşma, perişan manzaralı kongrenin Siyasi kıymet taşıyan tek kısmını teşkil et- Tatlı üslupla sert konuşma e nönü aylardan beri umumi efkâra hitap etmemişti. Halbuki bu arada bir çok hadise cereyan etmişti. Hem iktidardan, hem öteki Muhalefet partılerınden gelen hücumlara bir cevâp verilmesi bekleniyordu. Fakat C. enel Başkanı o hücumların hücum mahı etini — bilmemezlikten geldı— ve muhtelif mevzularda parti- sinin görüşünü belirterek cevap değil, izahat verdi. Nutuk, AKİS'in daha ev vel de belirttiği gibi C.H.P. çalışmala- rında bir dönüm noktası teşkil ediyor- du. İnönü, tıpkı D.P. Genel Başkanı AKİS, 3 KASIM 1956 mensupları.. . Mlis Strmalı | En az fena kayese etti. Böylece bir mukayesede C.H.P. ata kazanacağı muhakkaktı, zira sadece demiryolları D.P. iktidarı- nın o kadar gürültülü şekilde övündü- ğü bütün fabrikalarından, barajların- dan daha büyük bir kıymet taşıyordu. Buna rağmen eski iktidarın başkam mütevazi konuştu. Yalnız, iktidardan bir suali vardı: : Memlekette müna- kaşalar cereyan ediyor,' -iktidar yap- tıklarının kıymetinin bilinmediğini ileri sürüyordu. Bu münakaşaları kesmenin son derece kolay bir yo- lu vardı. İktidar "yardım, ikraz, istikraz borç" olarak altı senede eline geçirdiği paraları bir kenara yazar, karsısına da aynı müddet zar- fında kurduğu eserlerin listesini ge- çirir, millet de bakıp vaziyeti görür. A a İsmet İnönü sözlerine ilâve et- "Goreceksınız ki bu kadar masum bır teklifimiz dahı iltifat görmeye- cektir". Ne var ki C.H.P. Genel Baş- kam da gayet iyi biliyordu ki teklifin iltifat görmemesi, yani D.P. nin böyle bir bilanço çıkarmaya yanaşmaması bundan sonra ortaya atılacak bütün propaganda balonlarını iğne batmış hale sokacaktı. İnönüye göre bu iktidarın başla- dığı her işi, bundan sonra gelecek iktidar tamamlayacaktı. C.H.P. yapı- lan her fabrikanın, atılan her köprü- nün minnettarıydı ve kalkınma ham- lelerini takdir etmenin hasreti için- deydi. Ama bir takım eserler yüksel- tilirken öylesine emek, zaman ve pa- ra heba ediliyordu ki üzülmemek im- kânsızdı. Bunun sebebi ise plânsız programsız hareket edilmesiydi. İşte, son imar yıkımları da ortadaydı. Her şeyi usülü dairesinde, hukuka uygun yapmanın imkânı Vardı Hele hürri- yetleri yok etmek asla bahis mevzuu YURITITA OLUP BİTENLER olmamalıydı. İşbirliği bahsine gelince C.H.P. kapıları açık tutuyordu. Ama o kadar... Herkes evvelâ boyunun öl çüsünü almalıydı. C.H.P. Genel Başkanı partililerin bu fikirleri en ücra köşelere kadar yaymaya davet etti. Köylere kadar gidilmeli ve orada anlatılmalıydı memleketin selâmeti, işlerin iyi git meal için demokratik, rejim tahakkul ettirilmeliydi. Bir adam peşinde F akat bu isi kim yapacaktı? Kaca İstanbul ilinin kongresine bir gö atanların bu bakımdan fazla ümidi kapılmayacakları aşikârdı. İnönünü konuşmasından sonra faaliyet rapo ru tenkid edildi, İl Başkam hırpalan di. Sonra aynı İl Başkanı -Muhlii Sırmalı- yeniden seçildi. Üstelik ya tuna Öyle simalar verildi ki bir eki çalışması imkânsız hale geliyordu Muhlis Sırmalı ile Oğuz Oranın ayn arabayı çekmeleri aklın kolay alacağ bir şey degıldı Muhlis Sırmalı "en fe na aday” olarak rey almıştı. Zira İl hami Sancar Başkanlığı reddedere Ekrem Özdeni destekledi, aday sıfatını ise Fehmi A; di. Bu vaziyet karşısında, , delegelere göre gene Muhli Sırmalıydı. Düşününüz ki bu, İstan, bulda cereyan ediyordu. C.H.P. sadece İstanbulda mı bu hal deydi, yoksa memleketin her tarafın da vaziyet aynı mıydı? Son iki se çimleri kaybetmiş bulunan, isimleri hemşehrilerine sevgi ilham etmeyen kütleleri cezbetmeyen simalar hâlâ her yerde partinin başına belâ mıydı Eğer böyleyse bir gençlik aşısına esk partinin şiddetle ihtiyacı vardı. Şart lar güçtü, baskı şiddetliydi, kanunla müsait değildi ütün bunların doğ ruluğunu ınkara imkân yoktu. Ama ruh vermek, bir ateş, yakmak canlı lık katmak bunlara rağmen, hattı bunlar sayesinde yapılabilirdi. Koca İstanbulda C.H.P. Başkan olarak iyiyi değil, en az fena olanı seçmeyi mecbur oluyordu. Halbuki yurttak seçimlerin İstanbuldan kazanıldığın herkes biliyordu. Bir partinin, ne kadar güzel olurss olsun fikirlerini tahakkuk ettirmek için evvelâ seçimleri kazanıp iktida ra gelmesi lâzım değil miydi? C.M.P. Bir peynir gemisi eçen hafta, cuma günü Cebeci Sinemasında C.M.P. nin İkinci Büyük Kongresini takip eden basın mensuplarını ve salonda hazır bulu n 1300 küsur delegenin çoğunu hayretler ıçınde bırakan bir hadise oldu: Bir kaç delege Genel Başkan Osman Bölükbaşı'yı âdeta sürükle yerek kürsüye çıkarmaya uğraşıyor lar, Genel Başkan da çıkmamak için ayak diriyordu. Bir diğer delege de bu esnada mikrofonu Osman Bölük- başının ağzına uzatıyor, onu konuş-

Bu sayıdan diğer sayfalar: