26 Ekim 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 24

26 Ekim 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 24
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ÇALIŞMA Temizlik İşçileri Belediyenin "Bam teli" stanbul Belediyesinin, halka gör- düğü hikmetler bakımından, ö- vünecek hali yoktu. Çünkü beledi hizmetlerin hıç biri yolunda gitmi- yordu. Şehrin birçok — yerlerine su verilmemişti. Suyu — olan mıntaka- larda da sular, "muteber zevat"ın o- turduğu mahallere akıtıldığı; içini, ek- seriyet sık sık susuz kalıyordu. — Ek- meklerin gramajı ve kalitesi ile ilgile- nen yoktu. Bütün memleketin övündü- ğü guzel İstanbul" başıboş köpekler ve pis sokaklarla çirkinleşiyordu. Bü- yük bir şehrin eti hayati meselesi o- lan "yel" ihmale uğramıştı. Kira tak- dirlerinde kimsenin gözünden kaç- mayan isabetsizlikler — şehir halkını muhakkak bir "yıkım"a sürüklüyor- du. Gıda maddelerinin bozukluğunu ve fiatını kontrol eden yoktu. Tabit bütün bu sayılan ve sayılmayan ak- saklıkların belediye idarecilerinde ve bilhassa Belediye reisinde bazı "ru- 1 tepki"ler yaratmasından daha ta- bii bir şey olamazdı. İstanbul Vılayetı ıle Beledıyesının bazı muamelâtının ardanber kiye müfettişleri tarafından ıncelen— mekte olması da bu "ruhi tepki" le- -in ve heyecanların sayısını şüphe- siz artırıyordu. Şehrın temizlik işleri teşkılatının durumu ise Belediyeyi en çok "endişelendiren" bir mevzu haili- ne gelmişti. Bütün bunlar yetmiyor- muş gibi şimdi bir de çöpçüsünden, çöp kamyonları şoför ve tamircileri- ne kadar bütün temizlik işçilerinin haklarını aramak içte teşebbüse geç- meleri "ilgilileri" çileden — çıkarmış- tı. Bır defa sayısı bir hayli kabarık olan * nunlar" zümresine bir ye nı zumrenın daha iltihakı "po- litik" bakımdan başarılı olamıyacak- tı. Sonra, temizlik işçilerinin hakla- rının tanınması, onlara 8 saatin üs- tündeki çalışmaları için munzam te- diyede bulunmak, hafta ve bayram tatılı vermek demektı Tabiatiyle Be- lediyenin kendine göre daha önemli masrafları varken işçilerin hakları- nı Ödemek ağır geliyordu. Bir de şu- rasını unutmamak İâzımdı ki, canla başla çalışarak İstanbulun temızlıgı— ni ellerinden geldiği kadar yapmağa gayret eden 4.000 işçi 16 saat yerine 8 saat çalışmağa başlarsa, bir o ka- dar daha işçi bulmak gerekecekti. Fakat hergün pislik ve mikrop ıçın— de ayda 125 liraya çalışacak çöpçü ıle 400 lıraya çalışacak kamyon şo- TCİ k kolay degıldı Temızlık ısçılerı haklarını a- ramağa başlayıp ta günde 8 saatten fazla çalışmağa karar verirlerse Be- lediye ve şehrin hali "duman"dı. İş- te bütün bu şartlar altında Belediye- nin temizlik işçilerine karşı takındı- gı "hiddet"li tavrı ve içine düştüğü "endişe"yi ruhi bakımdan anlamak güç değildi. Bu sebeple Belediye Re- 24 isi, başkalarının, meselâ basının bu işe karışmasını hiç de hoş karşılamı- yordu, Öyle ya Belediye Reisi var- ken başka ları kalkıp ta neden te- mizlik ışçılerı ile ilgileniyordu? İşçi- lerin sendikası da, babası da Beledi- ye Reisi idi. Vesayet zihniyeti daha ortadan kalkmamıştı. İşçilerin de bir- takım “"vasilere" ve "baba"lara ihti- yacı vardı. Bu ihtiyacı en iyi Bele- diye Reisi karşılıyabilirdi. Vakıa te- mizlik işçilerinin dertleri ile ilgilenen basın mensupları ne vesayet ne de babalık iddia ediyorlardı. Fakat Be- lediye Reisi yine de kendısınden baş— kalarının bu işlere "burnunu sokm, sını" istemiyordu. İş sadece başkala— rının bu işlere burnunu sokmamasını ıstemekle kalsa bir dereceye kadar normal" sayılabılırdı Fakat bir Prof. Dr. F. K. Gökay Gülüşüne — aldanmayın basın mensubunun işçilerin dertleri ile ilgilenmesi yüzünden "hi n kapılmak ve "tehdit edici" sözler sarfetmek "anormal" bir hareketti. Bu ruhi reaksiyonları anlamak Bele- diyenin bütün işlerindeki aksaklıkları bilenler için güç olmamıştı. Psikolo- ji ilmi de bu nevi "hiddet" ve "şid- det"'lerin ruhi sebeplerini açık olarak gosterıyordu Gerçeklere ayak uydu- mıyan, onlara intibak edemıyenler ıçın yapılacak iş basitti; bu gerçekle- ri unutmak. Fakat insan bu gerçek- leri bir başkasının hatırlattığını gö- rünce zihninden bunları kovmak için "her yola" başvurabilirdi. Belediye Reisini en çok kızdıran nokta temizlik işçilerinin — sendika kurma teşebbüsleri — olmuştu. Evet, sendika daha kurulmamıştı. Fakat Sendika kurma teşebbüsü bile Bele- diye ıdarecılerını ve başta Reisini çı— leden çıkarmağa — yetiyordu. in Beledıye ışlerındekı aksaklıklar zıh— nt teşevvüş'ler yaratmıştı. Zihni te- şevvüşleri "nörötik" aksülâmellerin takip etmesi de tabii idi. Belediyenin işçilere ve sendikaya karşı bu dere- "endişe" ile karşı koymasını psi- kOlelk bakımdan başka türlü izah etmeğe imkân yoktu. Belediye temiz- lik işçilerinin de diğer işçiler gibi sendika kurmak ve kendilerine diğer vatandaşlar gibi muamele edilmesini istemek haklan vardı. Fransız işçileri izim en "medeni" şehrimizde işçi- ler medeniyetten son derece uzak şartlar altında çalışıp — yaşadıkları halde Belediyenin “"hiddet" ve "şid- det"i ile karşılaşırken, Fransada gaz ve elektrik işçileri geçen hafta mem- leket çapında bir greve başlamışlardı. Fakat bırçogumu çin "dejenere" bir memleket sayılan Fransada kimse, hele belediyeler, iş- çileri vatanhaınlıgı ve luk"la itham etmeği aklından geçır— memişti. Hattâ gaz ve elektrik işçi- lerinin grevinden en fazla zarar gö- recek ve sıkıntı çekecek olan halk, işçilerden yana olmuş ve onları hak- li isteklerinde desteklemişti. Halbu- ki Fransada 2 haftadanberi bi kümet yoktu, memleket 15 Kasım- dan sonraki ithalâtını — ödeyebilecek yabancı parayı nereden ve nasıl te- darik edeceğim bilmiyordu. ÜUÜstelik ekonomisi endüstriye dayanan Fran- sada, elektriksiz kalmak sadece ka- ranlıkta kalmağa benzemiyordu. Ter- saneler, fabrikalar ve — bütün enerji kaynakları elektrıksız kalınca istih- sal Aazalacak, ihrac üşecek ve memleketin içinde bulundugu ekono- mik sıkıntı artacaktı. Fakat bütün bunlar işçilerin hakkını çiğnemek ve onları ileri geri iddialarla itham et- mek için birer sebep sayılmıyordu İşte büyüklük burada idi. İşte hür- riyet buydu. Herkes diğerinin hak- kına saygı göstermesini — biliyordu. Fransada çeşitli ideolojilerin tesiri altında kalan işçi - konfederasyonla- rı vardı. Fakat işçilerin hakkı, bu ideolojilerden mukaddesti. Böyle mu- kaddes bir hak karşısında konfede- rasyonlar inanç ve ldeOIOJI farklarını bir yana bırakmak büyüklüğünü ve müsamahasını gosterebılıyorlardı Bu yüklük bir insanın kendisini sadece "baba" sayması ile değil, işçinin ve halkın hak ve menfaatini herşeyden üstün tutması ile ve bunlara say- gı göstermesi ile mümkündü. Fran- z gaz ve elektrik işçileri ustelık üc- retlerının arttırılması içim değil, mil- lileştirilmiş olan gaz ve elektrık ida- relerinin millileştirme kanunlarının metin ve ruhuna aykırı olarak git- "devletleştırılmesını protesto etmek için grev yapıyorlardı. Fran- sız işçileri — millileştirilmiş - endüstri ve ticaret teşebbüslerinin muhtari- yetlerini kaybedip — gittikçe devletin kontrolü altına girmesini istemiyor- tardı. Biz ise çöpçülerin işçi olup ol- madıklarını araştırmakla vakit geçi- riyordu AKİS, 26 EKİM 1957

Bu sayıdan diğer sayfalar: