12 Haziran 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 16

12 Haziran 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 16
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

13.50 ! Şeyahat etmek, bütün hür İnsan- ların olduğu gibi Türklerin de ana hakları arasında bulunduğun- dan dolayı dışarıya çıkmayı ser- best bırakan hükümetler olmuştur. Bu hükümetler, devletin imkânla- rına göre herkese eşit surette tat- bik edilen bir takım kayıtlar koy- Dolar ana hakkı sâdece fazla zenginlere satmak ve bunu ticaret metni ha- line getirmek, bu uğurda da Türk parasının kıymetiyle filen oyna- mak Kemal Kurdaştan başka hiç kimsenin hatırına gelmemiştir. Doların Türk parası karşılığı, do- kuz liradır. Ama Kurdaşın zengin- leri, o pek sevgili (o Avrupalarına gitmek için açıktan dört buçuk li- ra ödemeyi ve asgari ikiyüz do- lar almayı kabul edeceklerdir. Bu- Kemal Kurdaş na imkânı bulunmayanlar, resmi kur üzerinden gittikleri takdirde daha az dövizle nefislerini tatmine razı olanlar -yaz aylarında Avrupa yolla- rını ceplerinde bir kaç dolar ancak bulunan genç ve neşeli turistler dol- durur- fazla zengin olmamanın bedelini dışarıya çıkamamakla ödeye- ceklerdir. Hepsi bu kadar da değil. Maliye Bakanının modern Kolomb yumur- tası sayesinde, ilk önce uçak biletlerinde, dolar dokuz liradan değil, 13.50 liradan muale görmeye başlamıştır bile.. Bunun sâdece bir baş- langıç olduğunu ve en kısa zamanda başka saltalarda da tatbik edilece- ğini kestirmek için bir mali dehaya lüzum yoktur. Bunun tecrübesi ya- pılmıştır. Dolar 2.80 iken karaborsası peş lira civarındaydı. Turist dö- vizi adı altında 5.75'lik bir kur tanınınca karaborsada dolar beş İle on lira arasında oynamaya başladı. Sonra, dokuz lira kabul edildi. Bu sefer, dolar 13 lira civarına çıktı. Şimdi yeni bir devalüasyonun fiili adımı atılmıştır Daha çelme serbestliği ile alâkalı kararname çıkmadan İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bir korkunç izdihamın başgöstermesi yabancı memleket inn sayısının kabarık bulunduğunu belli etmiştir. Bu imkân sahibi kimseler 300 dolarla asla tatmin olmayacaklarından ay- rıca karaborsaya da iltifatlarını esirgemeyeceklerdir. Hele doları turis- te 13.50'den satan, Kurdaş doları turistten dokuz liraya alma hevesini muhafaza ettiğinden bu fiyattan Türkiyede dolar bozdurmaya kalkışan adamın kendisini "enayi" sanmaması için sebep yoktur. Bunu ona hiç kimse hatırlatmasa, karaborsa erbabı hatırlatacaktır! Neresinden tutulsa, neresinden bakılsa hatalı, tehlikeli, aksak bir karar. İlk zarar kendini belli etmiştir: Normal kurdan döviz alarak va- zifeyle veya mecburiyet tahtında dışarıya çıkacak olanlar Kurdaşın en yüzünden yüzde elli zamlı bilet parası ödeyeceklerdir. Yarın ür gün bir çok malın karşılığı, dolar 13.50'den hesaplanmaya başla- yacaktır. Diller bu karşılığa öylesine alışacaktır ki resmi paritenin do- kuz lira olduğu unutulacak ve elimizde hiç bir zaman ihtiyacımız kadar dolar bulunmadığından Kurdaşın bu hatırası resmi karşılık yerine ge- çecektir. Seyahat serbestliği? Evet! Ama bunu, ticaret metar yapmaya ve kısa vadede bir menfaat sağlamak İçin uzun vadede menfaat baltala- maya hiç kimsenin hakkı bulunmamak gerekir. "Komünizmle Mücade- le" diye çırpınılırken servete prim vermekte tereddüt etmek lâzımdı. içinde yapılan geziler Referandum hududunu biraz aştı ve seçim gezisi halini alıverdi. Hele Genel Başkanın Ankara ilçelerinde yaptığı küçük ge- zi, Kudreti okuyanlarda Zaferde Men deresin bir gezisine ait haber okuyor- muş intibaıı uyandırdı. Bölükbâşı, Nallıhan ve civarına gitti ve boy gös- terdiği kongrelerde bol bol konuştu. Şimdiye GN sesi sedası çıkmayan irikıyım lider bu gezi, sıhhatine pek iyi geldi denilebilir Bölükbaşının Nallıhanda karşıla- nışı, C.K.M.P. basın bültenlerine pek şatafatlı bir tarzda geçirildi. Nallı- hanlı C.K.M.P. liler' liderlerini daha iyi oOkarşılamağa (o hazırlanmışlardı. Hattâ, ne olursa olsun, lideri omuz- larına almayı, adamakıllı bir gövde gösterisi yapmayı bile düşünmüşler- di. Düşünmüşlerdi ama, sonra neden- se, bu ,omuza alma hikâyesinden vaz- . Herhalde, Nallıhanlı C.K. . İrikiyım lideri görünce sırt hamallığından vaz- geçmişlerdi. Bölükbaşının (o Nallıhan ve civa- rında yaptığı konuşmalar son derece iddialı oldu. oDinliyenleri ohayretler içinde bıraktı. Meğer, dünyada neler vardı da, haberleri yoktu! .Meğer ne- ler oluyordu da, kimseler duymuyor- du!.. Genel Başkan torbanın ağzını açmış, kendisinden evvel buralarda konuşan C.H.P. ileri gelenlerine ver- yansın ediyordu. İşin garibi, C.K.M. P. lideri Referandum kelimesini ağzı- na pek almadı. Mamafih, Bölükbaşıyı yakından tanıyanlar, kendisinin bir halk hatibi olduğunu bildiklerinden ve Nasrettin Hocanın da Referan- dumla ilgili bir hikâyâsinin bulunma- dığını tahmin ettiklerinden, pek hay- ret etmediler Bütün bunlara rağmen C.K.M.P. li öteki liderler, resmi ve yarı resmi toplantılarda dillerinden Referandum kelimesini düşürmediler ve bir çığ gi- bi büyüyen partilerinin, Anayasanın Referandumda müspet oy alması için elinden geleni yapacağını ağızlarına sakız ettiler!. Geçtiğimiz haftanın sonunda C.K. M.P. liderlerinin tek düşüncesi, teşki- lâta durumu iyice anlatabilmek ve işi idare için daha dikkatli hareket etmek gerektiğini belirtmekti. Bunun için de, paçaları sıvadılar. Y.T.P. nin çilesi pHeftanın içinde Menekşe sokaktaki küçük bir binada ise hayli telâş ve li göze çarpıyordu. Y.T.P. nin. Hü . den mira kalan Genel Mer- tezde -Hür. P. ruhunu oracıkta teslim etmiştir- liderler büyük bir ge- ziye hazırlanıyorlardı. e Gezide Refe- a İlgili (o görüşmeler yapıla- Anayasaya "Evet," denilmesi ilat ileri gelenlerine (o -bulunabi- lirlerse- anlatılacak, bu yönde faali- AKİS, 12 HAZİRAN 1961

Bu sayıdan diğer sayfalar: