12 Haziran 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 21

12 Haziran 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 21
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İhtilâl çıktı" sözleriyle tasavvurları- nı özetleri Sözlerin iki doğru, bir yanlış ta- rafı vardı. Faruk Gürtunca Metin Tokerin Galatasaray lisesinin İlk kıs- mında hocası olmuştu. Bu, doğruydu. Faruk Gürtunca İhtilâlin hemen are- fesinde İnönüden bir randevu ricası- nı Metin Tokere bildirmişti. Bu da doğruydu. Ama, iki liderin buluşma- sı asla bahis konusu olmamıştı. O yanlıştı. o Gürtunca İnönüye saygı duyduğunu söylemek istiyor ve D nin gidişini tasvip etmediğinden şah- olarak nasıl' hususunda a- şındaki tasavvurları oOMetin Tokerin de, İnönünün de meçhulüydü. Yassıadaya yetişen davetiye O gün Yassıadadaki, jimnastikhane- den bozma duruşma salonunda son derece ilgi çekici bir tarzda baş- layan sorgular, Ayşe Günelin ani o- larak fenalaşmasıyla oOtekrar trajik' havasına büründü. Tam Mehmet'Fa- ruk Gürtuncanın sorgusu sırasında birden sandalyası üzerine yığılan ta- lihsiz Ayşe Günel, subayların yardı- mıyla salondan çıkarıldı ve kapıda bekleyen ambülansa konularak has- tahaneye kaldırıldı. Fakat Yassıada- da sorgusu yapılan tek kadın millet- vekili Ayşe Günel değildi. D.P. nin kadın kozları Başolun karşısında sıra sıra boy gösterdiler ve sorulan sual- lere dilleri döndüğü kadar cevap ver- meğe çabaladılar. Hele bunlardan bi- ri, dinleyiciler tarafından ilgiyle ta- kip edildi. Üstelik bir aradan sonra dinleyiciler daha da ferahlamış ol- duklarından mikrofonun başındaki bu sert tavırlı ohanım pek dikkati çekti. İstanbulun erkek tavırlı mil- letvekili Nazlı Tlabar, Divan kâtibi, ismini okumadan önce yerinden kalk- tı, sert adımlarla sanık mahalline doğru yürüdü ve başını hafifçe kal- dırarak konuşmağa başladı. Doğrusu istenirse, Yassıadada geçen günler bu erkek sesli kadına pek yarama- mıştı. Üzerinde koyu renk bir tay- yör vardı. Tlabar, sözlerine: “— 1950 de milletvekili seçildim" diyerek başladı ve on yıllık, mesaisi- nin hesabını vermeğe çalıştı. Gerçi bir takım o dikkatsizlikleri, hataları vardı, onları inkâr etmiyordu, fakat D.P. iktidarının diktaya gittiğine dâ- ir asla ve kat'a bir şeyler sezmemiş- ti! Sezse, mutlaka harekete geçer- di! Bundan sonra sıra, gene mahut YASSIADA DURUŞMALARI Komisyona ve ona hareket serbestisi veren Selâhiyet Kanununa geldi. Bu konuya gelince, Tlabar, malüm rolü- ne tekrar başladı. Erkek bir kadın ol- duğunu ima ederek söze girdi ve: — Kanunun Anayasaya uygun olmadığını iddia edemem. Zira böyle bir iddiada bulunmam için kanaati- mi mutlaka tespit etmem gerekirdi" dedikten sonra, bir kısım arkadaşla- rının Yassıadada Divan huzuruna çık- tıktan sonra kanunun Anayasaya uy- gun olmadığını ifade ettiklerini, hal- buki Mecliste aleyhte tek kelime ko- nuşmadıklarını açıkladı. Netice ola- rak ta: "— İnsafsız bir muhalefete karşı basiretini kaybetmiş bir iktidar var- dı" dedi. Bundan sonra Tlabarın kendisini ilgilendiren bazı meselelere temas zarureti hasıl oldu, Tlabar dış seya- hatleri ile şöhret bulduğu için, Baş- kan bu hususta biraz malümat isti- yordu. Nazlı milletvekili soruyu bası yere a dinledi, solgun dudaklarım ıslattı ve: "e Sayın Başkanım, Yassıadada iken bile hariçten davetiye almış bu- lunmaktayım" dedi ve bütün dış se- yahatlere davet üzerine icabet ettiği- ni bildirdi. Hatıra Defterciler Koral tan: On yıl boyun- Ergin: Sâdece Menderes: resten Ethemi, hatıra İki ca Bayarla Menderesin en sadık uşağı olmuş bulunan eski Meclis Başkanının Ba- yarla Menderes hakkında -bilhassa Bayar- hatıra defterine yazdığı satırlar yılın en büyük sürprizidir. İngilizler "Hiç kimse uşa- ğı için büyük adam değil- dir" derler. Bu sözün doğ- ruluğuna Koraltanın def- teri şahittir. AKİS, 12 HAZİRAN 1961 defterinin başına oturdu- ğunda herkes gibi düşünen ve hakikatleri gören Şem'i Ergin "zayıf okarakter" tipinin âdeta klâsik örne- ğidir. Menderesin Londra uçak kazasında aklını ka- çırmış bulunduğunu dahi defterine yazan Ergin ay- nı Menderes "Gel, Kabine- me gir!" deyince dört nal seğirtmiştir. D. P. iktidarı boyunca so- yadaşına bir tek itirazı duyulmamış, gel denilin- ce gelmiş, git denilince git- miş, hangi koltuk göste- rilirse oraya oturmuş, kalk denilince kalkmış, bir sar dık bende olarak tanın- mıştır. Tek meziyeti, ya- kasını (o hırsızlık salgının- dan korumuş olmak bulu- nan Ethem Menderesin defteri sanki bir AKİS ko- leksiyonudur. Mende- Ağaoğlu: Fahri Ağaoğ- on yıllık ju, hatıra ( deftercilerin sonuncusudur. Ancak o» nun yazdıkları henüz bilin- memektedir. Zira bir cel- sede ayağa kalkmış o ve "Benim de hatıra defterim var, onu okutun!" demiş- tir. Grup zabıtlarında sn aşırı sözleri bulunan Fah- ri Ağaoğlunun hatıra def- terinden Menderesin bir al- çak olduğu yazılı çıkarsa hiç kimse şaşmayacaktır. 21

Bu sayıdan diğer sayfalar: