3 Temmuz 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 10

3 Temmuz 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ömürleri Vefa Etmedi ! uyrun, şu satırları okuyunuz, Hem de dikkatle ve ibretle: milletinin sosyal me- selelerine dokunmasını o bilmi is ve bunlara iyi bir çözüm bulunması için, bir çok baskı ve iftiralara rağmen düşüncelerini açıkça yaz- lışı, Türk fikir hayatı için olduğu kadar hakiki bir demokrasi ve ha- kiki bir hukuk nizamı kurma yo- lundaki dâvamız için de büyük bir kayıp olmuştur. Bu satırlarda bahsedilen adam dir, kırk yıl düşünülse buluna- maz. Hakiki bir demokrasinin, hakiki bir hukuk nizamının savunucu- su.. Hem öyle bir savunucu ki, aramızdan ayrılışı dâva için büyük bir kayıp... Kendinizi sıkı tutunuz: Peyami Safadan bahsedilmektedir. Ya bahseden? Belki, Ali Fuat Başgil. Yahut, Adnan Menderesin, ta kendisi. Tevfik İleri de olabilir. Said-i Nursi hayatta bulunsaydı, o da batara gelebilirdi. Durun, Mi Necip Fazıl da var! Bunlar hep, aynı "dâva"nın adamları değil m Şimdi kendinizi daha da rl mz Yukardaki satırlar, Alpas- lan Türkeşin Yeni Delhiden Peyami Safanın ölümü dolayısıyla Son Ha- vadis gazetesine gönderdiği ve "Hani bey" değil- diye taşlayan taziye mektubundan alınmıştır Peyami Safa ölmüş, gitmiş. üküm de verilmiş bulun- duğuna göre, işin onunla alakalı bir tarafı yok. Allah gani. gani rah- met eylesin. Ama, 14'lerin 1 numaralısı tarafından izhar edilen bu duy- gulann üzerinde durulacak tarafı am söylenebilir mi? Gözlerini- zi on ay evvele çeviriniz. Ku rın ilk kıpırdanışları başlamıştır ve Peyami Safayla yi Hanadis gazetesini -ki bu, sonradan Son Havadis olmuştur: in hararetli taraftarlığı paravanası, arka- sında melanet drlanları çeyriimekiedir Bir az daha zaman geçince, M.BK. nden sâdece Türkeşler, Özdağlar ve fikir arkadaşları Havadis sütunlarının muteber misafirleri olmuştur. Demokrasi ne demek? Kah rolsun İnönü! Bâbiâliden geçeceğiz, Üniversiteden geçeceğiz, Partiler- den geçeceğiz! Bütün belâ, C.H.P. dir.. "Ülkü ve Kültür Birliği" Mal kurtarabilir O tarihlerde, Son Kuyrukların bu cüreti nereden aldıkları herkes- ce merak, bazılarınca tahmin, Allahtan kudret sahipleri tarafından e olunuyordu. Talihsiz Türkeşin, başı koparılmış D.P. gövdesinin rine konmaya hazırlandığı âdeta gözle görülüyordu. Türkeşin ta- lihsizliği, bunu başarabilecek kudrete sahip olduğuna veya bir gün ola- bileceğine inanmasıdır. Türk Silâhlı Kuvvetleri, buna müsaade edecek ha? Bir Türkeş, bir Peyami, onun bir kaç çömezi.. "Dâva"nın adamları, işte bunlar! Banlar Türkeşin bugün, belki de yayınlanmaz sanarak ka- raladığı mektubunda saf saf Hedi ettiği gibi "hakiki bir demokrasi" ve "ha ukuk nizamı" kara Ah, Türkeşin Örtülü Ödeneğin başında kalmasına, ötekilerin Ör- tülü Ödenekten çimlenmelerine yazık ki ömürleri vefa etmemiş! Yoksa, "Dâva"nın a arı arasında teklif, tekellüf bulunmaması dolayısıyla değil midir ki bizim Düşük Efendi Peyamileri, Necip Fazılları besle- mişti. A. Türkeş P. Sefa Ama, “14'ler Meselesi"nin içerde eN vel ürik bahis konu- su edildiği şu günlerde bir mektup Allanın ahiplerine bir lüt- fu, 14'ler içine dahil edilmiş olup da, ini nâra yanmış iyi vatan- daşlar içimse biraz sabır gererektiğinin parlak delilidir. 10 Tabii bu, tamamen şaka idi. Nite- let ve Hükümet Başkam Cemal Gür- selle şirin Belediye Dinlenme Evinde bir sohbet yapan Madanoğlu, kendi- sini karşılayan gazetecileri sakin bir şekilde selâmladı hareketiyle tekrar eski prensibine döndüğünü imâ etti. Haftanın sonunda kendisin- den mülakat talep eden Basın men- supları bu değişikliği daha da yakın- dan gördüler. O gün Madanoğlu, ga- zetecileri etrafına topladı ve hemen söze başladı. İlk sözleri: "— Ben ne dünün adamıydım, ne de bugünün adamıyım" oldu. Gazeteciler birden ep e Korgenerali dikkatle odinlem koyuldular. Madanoğlu devam Gi "— Li arının da adamı olmak iste- miyori Kuyruğumu salıverin ar- tık. Zn biraz çok konuştuk" -Sonra da, gülerek konuşmasını tamamladı: "— Fazla kaçırdık." Bu sözler Madanoğlunun artık az konuşmak istediğine (ohamledildi Ve Basın mensupları çok sevdikleri mert askerin yakasını o günlük bıraktı- lar. Fakat bu defa Madanoğlunun ya- kasına yapışanlar silâh arkadaşları oldu. Onlar, müstafi Korgeneralin va- zifesi başına dönmesini istiyorlardı. Bu talep, bitirdiğimiz pek çok ğ landı. Fakat o, bütün talepleri bir Hitit heykeli sessizliği içinde dinliyor ve sâdece tebessüm ediyordu. İnancı, bir dönüşün şartlarının gerçekleşme- miş olmasıydı. Halbuki, bir şart var- sa, Madanoğluna düşen bunu Komite içindeki çalışmasıyla gerçekleştirme- ye çalışmaktır Tipik asker Biürdiğimiz haftanın sonuna kadar plajlarda bol bol yanan ve Basın mensuplarına (-Bölükbaşıyı hatırla- tır tarzda- tatlı hikâyeler anlatan Madanoğlu, 1907 yılında Uşakın Eş- me' ilçesinde dünyaya geldi. Daha a- na kanundayken, Eşme - İzmir ara- sında palamut ve çeşitli emtia ticare- ti yapan babası Mustafa Zekâi beyle annesi, aralarında çıkan bir geçimsiz- lik yüzünden ayrıldıkları için, Cemal, babasını göremedi. Annesi, küçük Ce- mali ve kardeşlerini alarak Eşmeden İstanbula göçtü. Madanoğlu pak kü- çük yaşta İstanbullu oldu. Cemal ve kardeşleri, dedelerinin evine yerleştiler. Küçük Cemalle iki kardeşine odedeleri baktı. sonra. Cemal için oldukça kötü sene- ler başladı. Aklı başına gelir gelmez: "— Ben mühendis olacağım" diye tutturdu. Bunun için de hummalı bir çalış- ma devresine girdi. İlk tahsil, bu İş- tiyak içinde, göz açıp kapayıncaya AKİS, 3 TEMMUZ 1961

Bu sayıdan diğer sayfalar: