3 Temmuz 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 26

3 Temmuz 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 26
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

DÜNYADA OLUP BİTENLER Hind yolundan petrole Arar p yarımadasına İngiliz müdaha- lesi bidayette Hİnd yolunu koru- mak i için n başlamış, sonra bu mülâha- za yerini petrole bırakmıştır. Bugün Inkm ilhak niyetlerine karşı ingil- terenin-korumaya haz dirdiği Küveyt, senelik istihsal kapa- sitesi 100 milyon ton olarak hesap edilen ve en büyük petrol rezervası- na sahip olduğu bilinen çölden ibaret bir petrol sahasıdır. Burada petro bir İngiliz ve bir Amerikan kumpan- yası tarafından müştereken işletil- mektedir Küveytin hususiyeti, buradaki petrolün daima buhr: muvazi olarak çoğaltılmış bulunmasıdır. İran- da Doktor Musaddık petrolleri milli- leştirmek tehdidinde bulununca Kü- veyt istihsaline hız verilmiştir, O za- mandan beri Orta Doğuda petrol kumpanyalarını tehdit eden rejim değişiklikleri ve ihtilâller bu tempoyu hızlandırdığı gibi, bugün de Küveyt yine bir petrol kavgasında koz olarak kullanılmak istenmektedir. Irakın Küveyti ilhak kararının saiklerinden biri budur. Zira Abdül- kerim Kasım 1958'de iktidara gelir gelmez, Irak petrollerini işleten ve muhtelif milletlerin ve hususi omen- faatlerin temsil edildiği Irag Petro- leum Company'nin faaliyet sahasını daraltacağım gizlememiştir. Kumpan- yanın Irakın güneyindeki faaliyeti tehlikeye girmiştir ve halen kumpan- ya ile Irak hükümeti arasında fasıla- larla müzakere devam etmektedir. Arap mı, Acem mi? Müzakerelerde Irag Petroleum'un az çok müstağni bir tavır takındığı ve a petrolle ilgili olarak fi- nakil, tevzi vesaire gibi husus- Lirdaki diğer Arap müstahsillerin ta- leplerine benzeyen isteklerini pek u- mursamadığı anlaşılmaktadır. Bu noktada kumpanyaların elinde mev- cut kozlardan en kuvvetlisi Küveyt- tir. Kasım evvelâ bu kozu yok etmek, daha doğrusu kumpanyaların güven- diği dağlara bir gün kar yağabilece- ğim anlatmak emen Bir bakıma ve biraz tolerans ile, burada Irak Başbakanının “müdafa nefs" duru- munda olduğunu söylemek mümkün- dür. Fakat mesele bu kadarla kalma- maktadır. Basra körfezinde Irakın, tâ diplerde İran ile Küveyt arasına sıkışmış dar bir sahili vardır. Denize kapısı bundan ibarettir. Kasım ikti- dara geldiği zaman ilk beyanatların- dan birinde Basra körfezinin "Golfe Persigue", yani frenklerin tâbirile A- cem körfezi diye değil Arap körfezi diye anılması ve hakikaten de böyle olması lâzım geldiğini söylemiş, ay- 26 nı zamanda Basra körfezinde sahil- dar devletlere üç mil olarak tanınan kara sularını Irak hesabına 12 mile çıkardığını bildirmişti. Bidayette bütün bunların İrana müteveccih olduğu sanıldı ve nite- kim Kasım, 1959' sonlarında Şattula- rap hududu üzerinde Iran ile bir niza çıkarmakta da gecikmedi. Ama bu ancak ilk peşrevlerden ibaretti. Denizde yer kalmadı Basra körfezine sahildar memleket- ler, yabancı kumpanyalara, kara sularını çok aşan, sahalarda deniz altında petrol arama imtiyazları ver- i asra körfezine bir i eniz statüsü tanınmamış olduğu halde, buu açık deniz kolu adeta paylaşıldı! Öyle ki. 200-300 kilometre genişliği olan körfezde karşılıklı sahillerde ve- rilen deniz altı petrol arama imti- yazlara körfezin ortasında buluşmak- tadırlar. Bu arada Küveyt ile Suudi Arabistan arasındaki "tarafsız böl- ge" sularında da Japonlara deniz al- tı imtiyazı verildi ve bu lar Güneye doğru boyunca Katar» kadar uzatıldı. urumun hem coğrafi, hem poli- tik bakımdan, hem de petrol istihsali bakımından Irak için bir boğuntu manzarası arzettiği şüphesizdir. İş- atmış ve bununla da kalmıyarak Kü- veytin Güneyinde Katara kadar olan toprakların, dolayısıyla suların da I- pla ait olduğunu imaya başlamış- iralan isteklerine ilk ap koyan memleketin Suudi b bistan olması da bu hakanri ida, laşılır bir şeydir. Suud, rüzgarın istikametini iyi tayin etmiştir. Ne olacak? rk sırf askeri balomdan Küveyt karşısında şüphesiz ki çok kuv- vetlidir. Fakat politik bakımdan, karşısında bir Arap-Batılı koalisyo- nu belirmiştir. Üstelik iç durumu da iyi değildir. Burada Küveyt işinin üçüncü saiki ortaya çıkmaktadır- Bütün diktatörler gibi Kasımın da dahili zorluklan unutturmak için ha- rici meseleler yaratmaya ihtiyacı var- dır. Diğer Arap memleketleri bu ko- nuda hazır malzemeye sahiptirler: Israil! Fakat İsrail ile hududu olma- yan Kasım için memleketteki birkaç bin Yahudi yeterli bir hedef değildir. Böyle olunca, Irak diktatörü hedefi Basra Körfezinde aramak <orunda kalmıştır. Deniliyor ki, bu ihtilafın ilk neti- cesi Arap Birliğini yıkmak olacak- ta. Yıkılmaktan murat nedir? Daha evvel bu gibi hadiseler görülmemiş midir? Vaktile Suriyenin Lübnana göz dikmesi, sonra Mısıra zebun ol- ması, Ürdünün her an ilhak tehlikesi karşısında bulunması, Mısırın Suda- nı yutmaya kalkması ve nihayet Fa- sın, Moritanyanın mevcudiyetini in- kâr etmesi daha mı az vahim hâdise- lerdir? Bir organik Arap Birliği za- ten mevcut değildir. Olsa olsa hısım akrabalıktan bahsedilebilir. Nitekim mu? Bu suretle bi" milli istek olma- sı lâzım gelen şey, azametli fakat talihsiz bir eski İmparatorluğa karşı bir nevi nesep dâvası şeklinde tecel- li etmektedir. Bani "babalarımız bir değil mi efendim, senin maun benim, benimki senin" der gibi. mahkemesi konusu menfaatleri bulunan ya çüsüz müdahalesinden doğabilir. AKİS - Reklam — 43 AKİS, 3 TEMMUZ 1961

Bu sayıdan diğer sayfalar: