12 Şubat 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 29

12 Şubat 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 29
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Bahar pardösüleri de bu yıl çok yenidir. Bunlar bele az oturan redin- got şeklinde olup, düz hat halinde inmekte, fakat,uca doğru açılan ya- tık plilerle zenginlik kazanmaktadır. Bu tip klâsik pardösülerin (o kollan takmadır ve küçük yakaları vardır. Bunun yanında biye ile (çevrilerek bağlanan, adeta açık yakalı, yumu- şak hatlı, fantezi bir manto tipi de mevcuttur Emprimeler Daha kış ortasında kadınların has- rilmiştir. lar, şifonlar, markizet tipi ince pa- muklular, muslinler yaz kıyafetleri- nin özelliğini teşkil etmektedir. Gene uzun kolyeler modadır ve çantalar boy- larından kaybederek, uzunluktan ka- zanmışlardır. Ayakkabıların oburnu küttür. Her vesile ile kullanılan uzun ların vazgeçilmez tamamlayıcısı du- rumundadır. Güzellik Saç biçimleri Gündüzleri tabiiye en yakın saç mo- dası, fazla kabartılmış o saçların yerini almış bulunmaktadır. Tabiiye yakın saç gene içeriden şişirilerek taranmakta, fakat her türlü mübalâ- gadan sakınmaktadır. Kâhkül gene Fiyonklu bir bluz Model 1962 AKİS, 12 ŞUBAT 1962 Doğu Jale CANDAN On küsur yıl önce Vanda bulunmuştum. Doğu o zaman da mahrumiyet içinde idi. İnsanı yarı aç, yalınayak, hayvanı sıska, dertli idi. Ama Doğu için, Doğulu için bu, âdeta tabii bir olaydı. Kaderini yenmek ak- lından bile geçmezdi onun.. Hiç unutmam, gene bir köylü kadın her haf- ta, bazen haftada iki defa bana "geven" getirirdi. Geven o mıntıkada yetişen bir nebattır. Geveni çıra gibi, odunu tutuşturmak için kulla- nırdık, oduna da yardımcı olurdu. Birçok köylüler şehire geven getirip satarlardı. Bana gelen genç kadın, geveni sırtında taşırdı. Paçavralarla sarılmış ayaklan hemen hemen çıplaktı. Köyünün yakın olduğunu söy- lerdi ama, sonradan yaya üç saat çektiğini öğrendik. Bir 50 kuruşumu alır giderdi, hayatından memnund u. Ona komşu arkadaşlarla beraber, birkaç kere, iş göstermek istedik. "Çalışırsan, para kazanır, bir hayvan alırsın" dedik. "Geveni hayvan sırtında taşırsın, hem az yorulur, hem daha çok kazanırsın" dedik. İstemedi. Daha doğrusu, anlıyamadı. Tem- bel olmasına tembel değildi, çünkü 50 kuruş kazanmak için altı saat ya- lınayak yol tepiyordu. Ama yeni birşey yapmaktan korkuyor, yolda yürüyor, ada yetiniyordu. alıştığı Son iki yıl içinde kuraklık yüzünden, Doğuda insan yiyeceği de, hay- van yemi de öylesine azalmış ki, her çeşit mahrumiyeti ölüm - doğum olayları kadar tabii karşılayan bu bölgenin halkı bile nihayet dile gel- di. Gazeteler veryansın ettiler, Hükümet İlgilendi, uzattı. Bu, memleketimizde çabucak moda haline gelen herhangi elini bir halk yardım cereyandan daha başka şekilde hepimizi içten sardı. Aç Doğuyu, en ilkel yaşama şartlarından yoksun Doğuya, gene de tokgözlü, kabuğuna çe- kilmiş, kaderine bırakılmış Doğuyu belki da ilk defa acı, fakat gerçek tablolarıyla, aç çocukları, çıplak ihtiyarlara can çekişen hayvanlarıyla gözlerimizde canlandırabildik. İşte, bence bir Doğu meselesinin en önem- li tarafı, kendimizden bir parçayı daha iyi tanımak fırsatını bulmuş ol- mamızdır. Gazetecinin, seçimlerden başka bir vesile ile, Doğuya kadar uzanman, Doğuyu ergün okuyucunun başucuna getirmesi gerçekten faydalı bir olaydır. Elbette ki gün gelecek bugün yapılan yardımların arkası kesilecektir. Gene, gün gelecek, Allah Doğunun yüzünü güldüre- cek, onu gene, iç olmazsa, ölmiyecek kadar mahsule kavuşturacaktır. Kuraklık geçicidir ve geçecektir. Ama biz, bir Doğu meselemiz olduğu- nu hiçbir zaman unutmayacağız. Çünkü bu geçici açlık, Doğudaki daha birçok acı gerçeklerin meydana çıkmasına önayak olmuştur. Doğu ol- dum bittim ancak ölmeyecek kadar yiyebilmektedir. Doğunun bugün sürdüğü hayat bitkisel Kl çok yakındır. Bu bölgede sürü sahipleri için hayvan, insandan aha fazla önemlidir ve politikacı bu durum- dan daima ere Kuraklık sonucu ortaya çıkan açlık geçicidir ama, Doğuyu daldığı uykudan uyandırmak, ona maddi güçlüklerini yen- mek için imkânlar verirken, onu aynı zamanda uyarmak ve kaderini yenmesini öğretmek te şarttır. revaçtadır. Bir tarafı diğerinden u- zun veya diğerinden değişik asimet- rik moda da ortadan kalkmış değil- dir. Fakat gündüz saçları için en ö- nemli şey, henüz berberden çıkmış, suni bir manzara arzetmemektir. Bu arada yeni yeni çok tutunan bir saç ta, kenarları hafifçe içe dönük düm- düz inen saçlardır. Bunlar ekseri kâh- külle beraber tatbik edilmektedir. Gece saçlarına gelince, bunlar her zaman taşlar, süslü iğneler, kurdele- lerle süslüdür ve tepede topuz hissini veren, tepede kabarıklığı olan saçlar- dır. Bu yalancı topuz hissini uyandı- ran saçları elde etmek için çok uzun saça sahip olmak hiç te elzem değil- dir. Kabarıklığı telifin edecek uzun- luk kâfidir ve bu da bugün zaten çok fazla kısa olmıyan saçlarla kolay- lıkla elde edilebilecektir. Tepede ka- barıklığı olan saçlarla da O kâhkül çok iyi durmakta ve özellikle bakış- ları yanmalı. #kl4dır. Berber' bugün saçı, her çeşit asi- metri kolaylıklarından ve kabarıma sanatından istifade eder üze yakışan şekilde bildiği sibi tarayabi. lecektir. Esas gaye, yakıştırmak ve mümkün mertebe sunilikten kaçmak- tır. Bu bakımdan güzellik mütehas- sıslarının kadınlara önemle tavsiye ettikleri bir husus vardır: Gezmeye gidileceği gün berbere (o gitmemek, bir veya iki gün evvel bu işi bitire- rek, özellikle itinalı (görünmekten kaçınmak o gün yalnızca berbere uğrayıp saç taratmak... 29

Bu sayıdan diğer sayfalar: