12 Şubat 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 5

12 Şubat 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Haftanın içinden Basite İrca" Evvelâ bir gerçek: Eğer bütün iktisadi meseleleri mali tedbirlerle halletmek kabil olsaydı ve eğer sosyal hâdiseler siyasi tasarruflarla istenilen istikameti al- saydı dünyanın en kolay işi et etmek olurdu. Bu elbette demek değildir ki mail tedbirlerin ikti- sadi. meseleler, siyasi tasarrufların eğe li üzerinde bir tesiri yoktur. Tesir, üstelik Ama, sadece ona bel bağlandı ve İktisadi Meseleler gi. bi sosyal hâdiselerin de çok daha kompleks başka un- surları gözden uz. u mu, hüsran muhakkaktır. İhtilâl ile Seçim arasındaki devrin başarısızlık se- bebini araştıracakların, bu nokta üzerinde durmamala- rı imkânı yoktur. Askerlik ve hükümet etme, birbirin- den en ziyade orada ayrılır. Birincisinde, her durumun bir tedbiri vardır. Halbuki yağ mi bazen bir duru- mun tedbiri tedbir almam, un takdiri bir se- ziş, tecrübe ve meharet işidir. İhtilâl il ile Seçim arasın- daki devrede vu takdir Elle li e a dan, hatta ölçüsüzlük z: icra ettik, bitti" lere veya “inal "da Ee yem an da geçeriz"lere kadar götürüldüğünden 27 Mayı- sın havası kısa zamanda dağılmış, onun yerini başka er başka hisler, başka düşünüşler (o almıştır. Dikkatsiz beyanlar, ihtiyatsız tehditler, müeyyidesiz zorlamalar, sonu çıkmadığı, »onu çıkmasına imkân ol- madığı için geri tepen silâh e i yapan ve azgınlığı durduracak yerde azgınlığı teşvik eden, ona cesaret veren tahkikatlar, takibatlar 15 Ekim gününün iktisa- di ve sosyal şartlarını meydana getirmiştir. Meşhur Yuvarlak Masa Konferansı lâflarının orta- larda ilk dolaştığı sırada bu sütunlarda ve bu mecmu- ada alman vaziyet hatırlardadır. Böyle bir konferan- sın hiç fayda vermeyeceği, belirli bir kütlenin oyunu almak için ortaya çıkmış partilerin, hangi taahhütte bulunurlarsa sunlar o kütleye hakim hisleri, te- il, endişe yl yn mutlaka birinci plânda tuta- cakları, amı t bulurlarsa taahhütlerini dahi inkârdan "çekinmeyecekleri çok söylenmiştir, çok yazıl- mıştır. Bunun m o kütleye hakim hislerin, tema- üllerin, endişe zuların istikametinin değiştiril- mesine liği tavsiye olunmuştur. Ama bu yapıl- mamış, hatta o hisler, temayüller, endişe ve arzular bazen iyi niyetli, bazen maksatlı davranışlarla körük- lenmiş, neticede 15 Ekim sürprizi -seçmen de, gündelik faktörlere inanılmaz nisbette önem verince- memleketi idare edenlerin ve onların arkasınd. irk (Silâhlı Kuvvetlerinin a ya çıkıvermiştir. Liderleri o bir masanın he toplayıp gösterişli cümlelerin altına imza bastıracaksın, böylece siyaset hayatı senin iste- diğin mecraya libönl artık dırıltı, sızıltı kalmaya- Birlik idaresi bu çocukça düşünceye kapıla- cak yerde hiç olmazsa seçimler arefesinde vatandaşın gündelik hayat dertleri üzerine eğilseydi ve iz ek- meği pahalılaştıracağına ucuzlatsaydı, toh u ke- seceğine arttırsaydı, kaşlarını çatacağına dudaklarına bir tebessüm MI seçim sonrası okuvwvetler müvazenesi, ayli farklı olurdu. Şimdi, tıpkı erimilerien önce olduğu gibi gene iki devle, Huzur ve Piyasa meseleleri ile karşıkarşıyayız. AKİS, 12 ŞUBAT 1962 Metin TOKER İnsaf ile düşünmek gerekirse iki konuda 15 Ekime nazaran çok mesafe aldığımızı, bu mesafenin kâfi olup olmadığı hususu bizlere unutturamaz. Bundan sadece dört ay önce Parlâmentonun açılıp açılamayacağı dü- şünülürken ve Devlet Başkanlığı için en inan isimler pervasızca ileri sürülebilirken bugün bir vetli hükümet, vaziyete hakim görünmektedir. Dala iyisi, yaşamakta devam edeceğinin bütün belirtilerini vermektedir. Aynı şekilde, a m da canlanmakta olduğu sezilmekte, Tik fer: alâmetleri hissedilmek- tedir. Sihirli iz m masallarda vardır. Bu yüzden, bir toplum. olan, hâdiselerin mahiye- tinden ziyade İstikametidir. İyi İstikamet bir defa tu- tulabildi mİ, neticeye gidişin hızı mütemadiyen artar ve bir gün bakılır ki arzulanan ortam gerçekleşmiştir. Bu hızı zorlamalarla, suni a hele ve hele memleketin dikkatini bir de in politika üzerine çekecek gösterişli toplantıları 474 anın im- kânı yoktur. Normal hayatın ameliyatla sağlama dev- ri geçmiştir. Böyle bir ameliyat, hem de en başarılısı 27 Mayıs sabahı yapılmıştır. O yandan bu yana, 27 Ma- yıs günü radyolarda a edildiği gibi, bir "yeniden tan- zim devri"ne deği kısa bir "nekahat devri"ne iltifat edilseydi memleketin ve rejimin kaderi bugün başka olurdu. Bari, tren raya girer gibiyken yeni ve aynı de- recede boş, hatta çocukça gayretler, teşebbüslerle ik- tisadi meselelerin ve sosyal hâdiselerin seyrini gene bozmasak, karıştırmas Hani, bazen tiyatrolarda gürültü olur. Seyirciler, bu yüzden sahnede söylenenleri iyi duyamazlar. Hat- den, "Sus!" diye bağırmaya başladı mı ve bunu devam ettirdi mi, e asıl patırdının âlâsı o zaman mi Ne bir şey duyar, ne sükünet avdet eder. Her sey ee ki, huzuru en çok bozan huzur lâfının ta kendisidir. Su lâfı bir bırakabilsek. Şu lâfı bir bırakabilsek ve gündelik hayatımıza m Bu, siyasi tasarruf olarak hiç bir tedbir alınmasın de- mek değildir. Hükümetin Başkam, gerekli gördüğü za- man tesirli müdahaleyi zaten yapmaktadır. un, bir takım ciddi temaslardan sonra ne bir ihtilâle, ne bir intikama asla müsaade etmeyeceğini söylemesinin am- me vicdanında bıraktığı op- lantısı"ndan kuvvetli olmuştur. Bunu, tabii görmek lâ- zımdır. Yuvarlak Masa Konferansı diye şöhret yapmış toplantılar, şu anda toplumumuzda dejenere olmuş hal- dedir. Şimdiye kadar yapılanlardaki taahhütlere onu ie aye ettirebildik mi ki, yemlerine hevesleniyo- Normal devirler, anormallikler üzerinde mümkün olduğu kadar az durmakla geri getirilir. Onları büyült- tükçe, onlar birinci plânda yaşar ve tesirini hissettirir. Halbuki kendi hallerine (o bırakıldıkları takdirde kırık plâklar gibi bıkkınlık verir ve hayatımızdan o çekilip gider. Bu elbette ki bir sabır, kültür, irade ve cesaret işidir. Bu elbette ki bir tecrübedir. Ama, şart bir tec- rübe!

Bu sayıdan diğer sayfalar: