20 Ağustos 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 21

20 Ağustos 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 21
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

mişti. Okulda, sınıflarında bir yahu- di çocuk vardı, fakat kimse kendisi- ne aldırmamaktaydı. Hitler bile onu alman sanmıştı. Gerçi Hitlerin sınıf arkadaşları onun bu iddialarını yalan- lamışlar ve onun, çocukluğundan iti- baren Yahudilerden nefret ettiğini söylemişlerdir, ama, şurası bir gerçek- ve ki müstakbel alman o diktatörü r yüzünden eee gaye edin- diği ırkı asıl Viyanada g; Gördü ve nefret etti. O tarihlerde Viyanada iki yüz bin yahudi vardı. Yani, şehir halkının on- da biri! Bunlardan bir kısmı, siyah cüppe giyerek dolaşmaktaydılar. Ya- hudilerin manzarası, bunların alman olamayacağı, alman sayılamayacağı fikrini genç Hitlere vermekte cikmedi. Yavaş yavaş bu ayrı ırktan tiksinmeğe başladı. Viyana geniş bir yahudi aleyhtarı edebiyatın merke- ziydi. Hitler, kendini o edebiyata ver- di. Okudukça yahudilere kızıyordu. O kadar ki, bir siyah cüppe gördüğün- de midesi bulanıyordu. Onların huy- larını, karakterlerim, o zihniyetlerini dikkatle inceledi ve birbirinden kötü neticeler elde etti. Artık, beyaz ka- dın ticaretinden kütlelerin sefaletine, her şeyden onları mesul görüyordu. Her yaranın içinde onlar vardı. Genç Viyana serserisinin bu tutu- munda, seksüel bir sıkıntının izini görmemek imkânsızdır. O tarihlerde mütemadiyen "Yahudi piçleri tarafın- dan ırzlarına geçilen sayısız, masum hristiyân kızlar'" makta, saf kana karışan bu pis nı temizlemek lâzım geldiğine inan- maktadır. Şurası bir gerçektir ki, yirmi yaşında bulunmasına rağmen Adolf Hitlerin Viyanada hiç bir ka- dınla her hangi bir teması olmamış- tır. Müstakbel alman diktatörü, ora- da korkunç bir yahudi düşmanı ol- du ve bu hissini sonuna kadar muha- faza etti. Almanya yolunda iyanadaki sefalet ve serserilik yıl ları, 1913 ilkbaharında sona er- di. 24 yaşındaydı. Ne işi, ne gücü, ne mesleği, ne sağlam tahsili, ne hususi kabiliyeti vardı. Alelade bir insandı. Ressam olmak istemiş, becerememiş- ti. Mimar olmak istemiş, imkân bu- lamamıştı. Ailesi, dostu, arkadaşı, muhiti de yoktu. Cebinde parası mev cut değildi. Düpedüz bir serseri, ki tap okumuş bir ekzantrikti. Sırtına Hitler, 1914'te bir AKİS, 20 AĞUSTOS 1962 halk hareketinde Maceranın başlangıcı Onbaşı Adolf Hitler Kim derdi ki! uzun, siyah, bir macar yahudisi eski- ciden satın aldığı, cüppe gibi duran pardesüsü, başında siyah ve yağlı fötr şapkası vardı. Saçları âsiydi. Önünü, alnına doğru tarıyordu. Sık kesilmeyen saçları, arkasından sark- maktaydı. Seyrek traş olabildiğinden yüzünde ekseriya, seyrek bir saka- lın izi bulunuyordu. Hiç kimse kendi- sini tanımıyordu. Hiç kimseyi o tanı- mıyordu. Sâdece bir tek şeyi vardı: Kendine uçsuz bir güveni ve bir mis* yonu bulunduğu inancı. Almanyanın müstakbel diktatörü 1913 Mayısında, işte bu halde Almanyaya ayak bas- ti. Hitler, Münihe yerleşti. Kalbi, dai- ma olduğu gibi Almanya ile doluydu. Ama, Münihteki hayatı Viyanadaki hayatından farklı olmadı. Parasız, iş- siz ve dostsuzdu. Üstelik bir yaban- cı, bir avusturyalıydı. Şaşılacak şey! Şansölye oluşundan pek kısa bir süre önceye kadar, kırtasi bakımdan bu vasfını muhafaza etti, avusturya te- bası bir yabancı olarak kaldı! Münihte, böyle bir yıl yaşadı. Ge- ne ayak işleri yapıyor, geçiniyordu. 21

Bu sayıdan diğer sayfalar: