20 Ağustos 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 32

20 Ağustos 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 32
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Gerçekten korkunç mu ? Jale CANDAN z başında Varşovada toplanan bir milletlerarası kongrede, Ka Amerikada, Ürdün, Kanada Hindistan ve yirmi avrupa memleke- tinden gelen iki yüz delegenin dünya nüfusundaki artış ve er kontrol Meselesi üzerindeki tartışmaları dünya basınına "İnsanlığın Büyük Problemi" olarak geçmişti. Hindistan delegesi, Lady Rama Ran bütün dünyayı düşündürecek bir ifşaatta bulundu ve memleketinde nü- fusun yılda yedi milyon nispetinde arttığını, yeni kuşak mutlak bir açlığa mahküm olduklarını, bu bakımdan sıhhi tedbirlerle, hastalıkları ve ölüm nispetini azaltmakla belki de Hindistanı daha büyük bir felâ- kete sürüklemiş olmak gibi acı bir duruma düştüklerini söylemiştir. Lady Rama Rana göre Hindistanda, günde iki bin hesabı ile, şimdiye kadar iki yüz bin kişi kısırlaştırılmıştır. Hindistan delegesinin sözlerin- den şu mâna çıkmıştır ki: kendi memleketi için, doğum kontrolünün ya- pılıp yapılmaması konusu çok lüks bir tartışma konusudur, üzerinde durulacak şey, doğumu kontrol için piyasaya sürülen hapların aşırı fiyatıdır. Delege konuşmasını bitirirken çok realist bir cümle sarfet- miş ve bu hapların ucuzlatılmasını istemiştir. Hindistanın durumuna düşmeden bu kadar realist olmak gerçi im- kânsızdır ama 7 milyon 500 bin nüfuslu müreffeh ve mutlu İsveçte "Plân- lı Aile" sisteminin çoktan yürürlükte olması oldukça düşündürücüdür. İsveçte ki, vatandaşların yalnız hastalıkları, işsizlikleri, ihtiyarlıkları değil annelerin yaz tatilleri, 16 yaşından küçük çocukların harçlığı, ev kadınının bir takım ihtiyaçları bile devlet baba tarafından garanti edil- miştir işte bu İsveçte, bir nüfus veya açlık problemi söz konusu olma- dığı halde, doğumların kontrolü serbesttir. "Plânlı Aile" anne ve baba- nın istedikleri zaman çocuk sahibi olabilmelerini sağlamaya çalışan bir sistemdir. Bu sistemde halk eğitimi yapan müesseseler, doktorlar, sağlık merkezleri anneye gerekli bilgi ve araçları serbestçe verirler. Çocuğunu bir takım maddi veya manevi zorluklara rağmen doğurmak isteyen an- neye nasıl her türlü maddi ve manevi yardımlar yapılıyorsa, herhangi bir sebeple, gelişi güzel çocuk doğurmak istemiyen anneye de bütün ko- laylıklar gösterilmekte, özel durumlarda bazı şartlarla, kürtaja da izin verilmektedir. Yeni doğan bir çocuğun ailenin hayat seviyesini düşür- mesini, aile ve toplum için zararlı gören bir zihniyet yeni doğan çocuğu, bütün müesseseleri ile kanatları altına alırken, istenmiyen çocuğun doğ- masında da bir fayda görmemektedir. Üst Üste gelen çocuklar bazen an- nenin sağlığını tehdit edebilir veya ailenin huzur ve düzenini Ruh sağlığı ve toplum mutluluğu bakımından bu çok önemlidir. miyen bir çocuk kolaylıkla problem çocuk olabilir. Bir ailenin, ekonomik şartları da bazen o aileyi plânla hareket etmeye itebilir. Özel durumlar vardır ve bir ailenin bir devre çocuk istememesi hiçbir zaman çocuk is- tememesi demek değildir. Plânlı aile sistemi ailenin, çocuğu daha çok değerlendirdiğini ve isteyerek çocuk doğurmanın ailelere daha derin bir sorumluluk duygusu verdiğini göstermiştir. Türkiye de bugün, bir, fazla nüfus artışı meselesi okarşısındadır. Beş yıllık kalkınma plânı bu bakımdan nüfus politikamız üzerinde dur- muş ve 96 3 üç nüfus artışının 9 7 kalkınmayı sıfıra indirebileceğini açıklamıştır. Buna karşı gösterilen çâre doğumun kontrolünü yasaklı- yan kanunların kaldırılması ve aile plânlamacının, zannedersem İsveç- tekine benzer şekilde, memleketimizde tatbik edilmesinin sağlanması- dır. Plânda doğumun kontrolünü mümkün kılan hapların memlekete so- kulması da istenmektedir. Aynı konu İstanbulda "Ekonomik ve Sosyal Etüdler" derneğinin tertiplediği büyük seminerde de tartışılmış fakat bu konferansa katılan Türk ve yabancı bilim adamları bir fikir birliği- ne varamamışlardır. Doğumun tahdidi birçok kimselerde gerçekten kor- kunç bir deyim etkisi yapmaktadır. Akla ilk gelen şey kadının kısır- laştırılması, piyasaya yeni sürülen harika ilaçlar ve milletçe zayıflama- dır.. Oysa ki İsveçin aile plânlamasını düşünmek ve Hindistanın durumu- na düşmeden bu sistemi ciddi şekilde etüd edip, medeni şekilde tatbik et- mek lâzımdır kanısındayım. Bütün mesele bence "Plânlı Aile" sistemi- nin tatbikini gerçekten kolaylaştıracak olan hapların uzun bir deneme devresi geçirmesine bağlıdır. dilmektedir. Dr. Rock çalışmalarını bu alana teksif ederek baz: şaşırtıcı sonuçlar elde etmiştir. Kadının hürriyetine d gumu kontrol haplarının henüz ir deneme devri geçirdiği muhak- kaktır. Zamanın da bu hapların le- hinde çalışması halinde dünyanın bü- yük bir sosyal reform geçireceğini söylemek mümkün olacak ve iktisadi, zorluklar sonunda meydana çıkan hu durum kadını istediği zaman çocuk yapma hürriyetine kavuşturarak bir- çok yeni sosyal değişikliklere yol aça- caktır. İşte bu bakımdan ve dini inanç- lar yüzünden doğumu kontrol altına alan hapların pek çok güçlüklerle kar- şılaşacağını fakat eninde sonunda za- fere ulaşacağını söylenmektedir. Çün- kü kadınlar onu tutacaklardır. Yeni Chanel Tem fransız terzisi (oOChanel 962 - 963 kış modasını teşhir etti. Chanelin yeni koleksiyonu eskileri kadar ilgi çekti ve büyük terziye eri- şilmez kadın, sıfatını kazandırdı. U- zun meslek hayatında Chanel moda- da birçok ihtilâller yapmıştır ve ka- dını bugünün dinamik, enerjik ka- dınına yakışacak şekilde giydirme çabasını dünyaya kabul ettirmiştir. Kısa etek, kısa saç modasını çıkar- mak cüretini gösteren terzi Chanel' dir ve ilk kısa saçı bir baloya gider- ken kendinde denemiştir. Chanel çok kadınvari fakat o nis- pette sade kıyafetleri ile tanınmıştır. Chanel tayyörleri adeta "klasik"leş- miştir. Bu yıl Chanel meşhur tayyör- lerimi vücuda biraz daha yakınlaştır- mıştır. Geçen yılların su taşlar yerine bu yıl Chanel tayyörleri, ince biyeler- le, süslenmiştir. Bu tayyörlerde pren- sip düz hat ve teferruat zenginliğidir. Bu da kadına sadelik içinde kadınvari giyinme imkânını sağlamaktadır. ve jerse amı yel Chanel modasının özelliği twe- ed ve jarse karışımıdır. Tweed bir tayyör jarse kumaşla o astarlanmış, jarse biyelerle ve jarse bir yaka ile süslenmiştir. Tayyörün bluzu da ay- nı jarseden yapılmış ve kalçaların üs- tünde eteğe birleştirilmiş, yarısı jar- se, yansı tweed bir elbise halini al- mıştır. Veya tweed mantolar jarse ile astarlanıp aynı jarseden yapılmış vü- cuda yakın sade elbiselerle takım o- larak kullanılmıştır. Chanel mantoları düz hatlı, vücu- da yakın mantolardır. Çoğunda pe- lerin yakalar vardır. Omuzlar hafifçe beslenmiş ve bel yeri ayrıca bir ince parça ile gösterilmiştir. Gece elbise- leri uçucu kumaşlardan, pliselidir. Ge- ce için Chanel beyazı ve siyahı seç- miş. Gündüz kıyafetleri için en göz alıcı renklerden sakınmamıştır. AKİS, 20 AĞUSTOS 1962

Bu sayıdan diğer sayfalar: