17 Ağustos 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

17 Ağustos 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| | | | er A im m mer m TEZ mea erk mn LA arama maa KE kemerli 72 Kİ YL ye KLAYARIZE ; Ni i AKŞAM Neler kullanmışlar ? Meşhur bazı kadınların krem ve pudraları lar ve her gün yeni ve daha müessir kremler ararlar, Paristeki bir güzellik enstitüsü bir- kaç asır evvel yaşamış, fakat güzellik» leri, cildlerinin berraklıkları ile şöh- ret bulmuş kadınların kullandıkları kremlerin, sabunların, pudraların tertiplerini aramış ve bunları müşte- rilerine tavsiye etmiştir. Büyük Katerinanın kullandığı şu saburi cildi yumuşatmağa ve be yazlatmağa yararmış; 200 gram bal, 200 gram güiserin, 10 gram patates unu, 200 gram t03 halinde rendelenmiş iyi cins beyaz sa- bun, 30 gramı aselbent, (teiture de 'benjoin). Bunlar iyice karıştıktan son- ra hamur haline gelince bir mermer Üzerine parmak kalınlığında yayıla- cak, küçük tuvalet sabunu şeklinde kesilecek, kurudüktan sonra kullant- lacaktır, Kraliçe Marle - Antoinette cildinin güzelliğile meşhurmuş. Kullandığı Vosyonun tertibi şudur: 30 gram zambak soğanı suyu, 10 gram aselbent, 100 gram gülsuyu, 100 gram ispirto, 100 gram gliserin, 6 gram şap, 5 gram borate de soude, 200 gram çiçek suyu, 500 gram kaynamış su. Her gece yüzü yıkadıktan sonra bu Mâçla ıslatılan bir pamukla yüzü öil- melidir, Doksan yaşında iken bile genç gö- Tünen Ninon de Lenclos her gece yü- züne şu pomadı sürmeden yatmaz- miş: 15 gram şap, 15 gram tatlı badem yağı, dört yumurtanın akı, ve bir ka- gık gülsuyunu telle vurup sertleşince tülbend üzerine yayıp yüze kapamalı. Madam Pompadourun kullandığı pudranın tertibi şudur: Ayni miktar talk, asit borik, poudre de Lycopode, ve tanin pudrası, Göz yaşarmadan nasil soğan kesilir Gözler yaşarmadan soğan doğrıya- bilmek için su dolu bir tencere içinde soğanları kesmeli. Süzgeçten su süzü- lünce doğranan soğanlar her zamanki gibi kullanılır. Pariste sonbahar modası kendini göstermeğe başlamıştır. Şimdiki halde bunlar biraz garip görünmektedir: 1 — Siyah tayör, cepleri ve elrafı beyaz pike ile süslenmiştir. 2 ve 3 — Siyah rugan çanta, gayet iri altın marka üzerine konmuştur, 4 — Yanları açık önden bileğe ka- dar kapalı ayakkabı. Kİ 12 i i 5 — Siyah fötrden önü fevkalâde Yüksek şapka. 6 — Saçlar tepeye doğru taranacak ye kabarık olacaktır. 7 — Açık renk elbise ile siyah ke- mer, eldiven ve şapka. Külâh şeklin- deki fötre üzerine elbise renginde şi- fondan bir eşarp sarılıp ortaya doğru sarkmaktadır. NR | 8 — Siyah kadifeden önde bağl şapka. 9 — Düz bir elbise üzerine pırlanta bir kolye ve iki tarafa eski zamanın iri küpelerini iliştirmek moda olmuş- tur, 10 — Açık renk elbiselerle kullanı- lacak beyaz marokenden portföy şek- Winde çanta, Lâvanta çiçekli sirke Açık ağızlı küçük bir kavanoz içeri- sine lâvanta çiçekleri ile yapraklarını | doldurmalı, üzerine şişenin aldığı ka- | dar iyi sirke koymalı. Bir hafta kapalı ağızla bıraktıktan sonra sünger kâ- gıdından filtre ederek süzmeli. Küçük şişelere doldurmalı ve ağızlarını iyice kapalı tutmalı, Banyo yaparken su içerisine bu sir- keden bir miktar atılırsa fevkalâde serinlik verir. Arı veya başka bir böcek soktuğu zaman antiseptik diye sürü- lebilir, Kirli tarakları nasıl temizlemeli? "Tarakları sık sık temizlemek icab eder, Sabunlu su ile temizlemesi biraz güçlür. Gayet çabuk temizlenmesi Için benzine batırılmış bir pamukla silmek kâfidir. Benzinli pamuğu ta- Karışık Likör Temiz bir kavanoz -İ içerisine 350 gram vişne, 350 gram tane olarak ayıklanmış frenk üzümü ve 350 gram ahududu koyunuz. Bir parça tarçın ile iki diş karanfil ilâve ederek üzerini iki litre isprto ile örtünüz. Ağzını kapıyarak altı hafta böylece bırakınız, altı hafta sonra meyvaları temiz bir tülbentten sıkarak süzünüz. Yarım kilo şekeri bir bardak su ile ateşe koyarak koyuca kestiriniz, ve Sıcak iken, süzülen meyva suyuna ilâve ediniz ve karıştırınız. Temiz pa- muktan filtre ederek şişelere doldu- runuz. rTağın dişleri arasına sokarak silme- dir. Benzin kirleri erittiği için tarak | çabuk temizlenir. Yalnız pamuğu bir | kaç defa değiştirmelidir. Cild için badem sütü Cildin beyaz ve yumuşak ai için badem sütü kullanmak en iyi âçtar. 250 gram bademin, iç kabuklarını ayıkladıktan sonra havanda dövmeli ve azar azar 750 gram süt ilâve ederek karıştırmalı. Tülbentten süzerek ate: te yarı yarıya kalıncıya kadar pişir- meli Şişelerde saklanan bu süt cildi ga- yet iyi temizler, yumuşatır ve beyaz- latır. Kahve telvesinden istifade Kahve içildikten sonra dibinde ka- | lan telvesi ile silinen her madeni eşya pırıl pırıl parlar. Eller yıkandıktan sonra kahve tel- vesile masaj yapılırsa, beyaz ve yumu- şak MLGMIDAN 17 Ağustos 1937 a > Moda haberleri # Lâmeli yünlüler, sırma işleme- H elbiseler çok giyilecektir. Drapa elbiseler pek fazla rağ- bettedir. # Baski elbiseler, bilhassa uzun kaplar modadır. * Blüzların yakaları kapalı, kolları dar ve uzun yapılmaktadır # İnce fanilâ kumaşından ta- yör ve spor mantoları yapiliyor. Bunlarla kırmızı, yahut yeşil eşarp kullansiıyor. Kadife her seneden fazla roğ- bet bulacaktır. * Elbiselerin yakasını, kemeri- ni ve ceplerini yünle, ipekle, simle boncukla ve her ne ile olursa ol- sun işlemek modadır. * Çizgili kumaşlar kışın da çok giyilecektir. Oyun kâğıdları nasıl temizlenir? Burgaz, N. P. D.: Oyun kâğıdlarını uzun müddet kullanmak için kirlenince temiz- lemek lâzımdır. Bu da bir iki türlü olur: Bir pamuk parçasi! ispirto yahut ben- zine batırarak her kâğıdin altını ve üstü- nü siliniz, (arasıra pamuğu değiştirmek şartile). Sonra bunlarm altına ve üstüne talk pudrası sürünüz. Kâğıdlar temiz olur ve. kolayca kayar. Diğer bir tertip şudur: Sabunlu suya batırılmış bir bezle kâğıdları silmeli, son- Ta, üzerine temiz biz bez koyarak Ütüle- meli, İlk tertiple kâğıdlar daha İyi temiz- lenir. Pantalon ütüsü Sirkeci, Ahmed L.: Pantalonun kat ye- fini ütü ile iyice yapmanız için panlıNo- Bis bacağını kaldırınız, diğerinin iç ve diş di- Ki nunuzu Ütü masası üzerine yayınız. üstüste getiriniz. Üzerine yaş veya savaşpur koyarak Kızgın ütüleyiniz. Diğer bacağını da ayni suretle Ütüle- dikten sonra ikisini üstüste koyunuz ve her iki tarafını sıra ile yaş bez koyarak Ütüleyiniz. İyice soğumadan masa üzerinden kal- dırmaynız ve yirmi dört saat geçmeden bu pantalonu giymeyiniz. Çünkü ütü yerl çabuk bozulur. Makiyaj ve gözler Bebek, Lâmia: Makiyaj yaparken göz- lere çok itina etmek ister. Göz kapakları" na fazla krem ve renkli pomatlar sürmek doğru değildir. Bühassa göze sürme çek- mek büsbütün modası geçmiş bir şeydir. Sizin gibi on sekiz yaşında olan genç kızlar için hafif tatlı badem yağına ba- tırılnuş küçük fırça ile kirpikleri yukan doğru firçalamak kâfidir. Parmağınıza hafifçe vazelin akıtarak göz kapağınıza sürünüz. Bunların parlak olması çehreni- 2e başka bir zarafet verir, (AKŞAM) in edebi romanı Tefrika X Mektep arkadaşları — Bu eski zaman kadınlarının hepsi böyle İştel.. Kendilerini hep âciz, za- yi görüyorlar. Mutlak başlarında kendilerini kedi yavrusu gibi bazan seven, çok kere kundurasının ucu ile #ten, tepen bir erkek istiyorlar. Ön- lerine atılacak bir Jokma ekmek uğ- Tuna neler neler kaybettiklerini bil- miyorlar. Teyzemin kocası bir top- çu miralayı idi. Ona epi bir maaşla bir ev bıraktı. Fakat sağlığında çek- tirmediği kalmadı. Küçüktüm, iyi hatırlıyorum. O başka insanlar gibi tabii sesle konuşmazdı. Beni bile sev» mek İçin çağırdığı zaman bir kolor- duya emir verir gibi haykırırdı. Ku- çağına oturtmak için kolumdan de- Eil, belimden bir elile kavrar, oklava le hamur açan erkek ahçilar gibi ku- cağında çiğnerdi. Korkudan © evde hizmetçi durmazdı. Hizmetini ancak kışladan getirdiği askerler yapardı. Onun evde iken bir hırslanması bir” kaç düzüne bardakla, tabağın kını- ması, cam çerçevenin İnmesi, döşeme tahtalarının sökülmesi, duvarda ne kadar lâvha, resim varsa parça par- ça yerlere serilmesi ile neticelenirdi, | Bürhan Cahid Eve geldiği akşamlar çizmesini çek- mek için üç hizmetçi sıra beklerken o gelir bacaklarını teyzeme uzatırdı. Za- vallı teyzem, bugün erkeksiz evin su- suz bostan dolabına benzediğini iddia eden teyzem neler çekmedi, neler. Su- rahiler mi kırılmadı, üstüne dolu rakı kadehleri mi fırlatılmadı. Neler neler, fakat görüyorsun ya. Hâlâ erkeğin şanından, şöhretinden bahsediyor. Ve biraz susup devam etti: — Erkekleri kaba, hoyrat, zalim ya- | panlar gene kadınlardır. Tramvay durak yerine gelmişlerdi. Sordu: — Nereye gideceğiz? — Bilmem! Cevvale güldü: — Anlaşıldı, dedi, Birimiz ötekine hüküm yürütsün. Haydi ben erkek olayım. Nereye götürürsem itiraz et- mel Süheylâ başını eğdi: — Hay hay. Ama bir şartla!, | bizi ayaklarına ba rı geniş bir tebessümle açıldı! Tabit, değil mi ya.. haydi öyle ise yürü bakalım. — Tramvaya binmiyecek miyiz? — Hayır. Taksim bahçesine kadar yürüyeceğiz! — Sonra? — Sonrasına karışma.. nereye gö- türürsem gelecek değil misin? Süheylâ adımlarını sıklaştıran ar- kadaşını takib etmeğe mecbur oldu. Cevvale Harbiyeden aşağıya doğru inerken sık sık Sühey durdutu- yordu: — Dikkat et, karşıdan gelen zabi te çok bakma. adamın niyeti bozuk gibi görünüyor. Arkamızdan gelirse karışmam gezmeğe götürmem. Ve arası biraz geçmeden gene omu- zile vuruyor: — Önüne bak! Arkadan gelip önü- müze geçen sarışın delikanlı adımla- rını ağırlaştırdı, Böyle böyle handise meden hemen karşı kaldırıma geçe- Um. Taksim bahçesine gelinciye kadar bir çok manevralar yapmağa mecbur oldular, İleride hasır koltuklu kısma girdik- — Ne gibi! leri zaman bir çok masalar boştu. — Kadınla sokağa çıkan erkek ya- Denize doğru sıralanmış masalar« nındakine masra! ettirmez. dan birine oturdular, Cevvalenin ince ve pembe düdakla- Süheyl: # aç iyi e iş eliz ği ire o dulimnzi zak! Belli et- | — Burada yeni bir şey olm Çünkü mevsim geçti — Ke gibi? — Varyete falan gibil. — Zannetmem. Fakat güzel plâk- ları olduğu muhakkak.. geçen pazar nanın en güzel parçalarını dinledim. — Sever misin? — Çok! Gelen garsona Cevvale iki çay 15- marladı. İ — Şimdi bahçenin bu kısmı ve bu kıs- İ mın deniz tarafı yavaş yavaş dolma- ğa başlıyordu. Bir aralık ortalarda do- İ laşan iki gencin başka bir yer bula- mamış gibi onlürmtam yanındaki | masaya geldiklerini farkeden Ceyvale | nin canı sıkıldı: İ o — Şurada istediğimiz gibi konuşup gülüşecektik. Süheylâ dudak bül Ne çıkar, Gene gülüp konuşabi- Cevvalenin neşesi; kaçmıştı: — Evet ama böyle yerlerde insanın gülmesi, çok konuşması bile bazıları" na mânalı görünür, İki genç önce yanlarındaki masa İle hiç meşgul görünmeden etrafa, uzaklara baktılar, Dereden tepeden konuştular. Fakat belliydi ki o masa- ya sırf iki kıza yakın olmak için otur- muşlardı. Biraz sonra gözleri uzaklar- l | | | | | teyzemle gelmiştim. Cavâleria Rustica- | kildi. Yavaş yavaş iki genç kı- zın ayaklarında, bacaklarında ve baş- larında dolaşmağa başladı. Süheylâ belli etmemeğe çalışarak arkadaşına fısıldadı: — Erkek değil misin, Beni muhafa- za et. Cevvale bacaklarından ayrılmiıyan gözlerin tazyikinden kurtulmak ister gibi sandalyesinin yerini biraz değiş- tirdi. Şimdi masa komşuları arkada kalmışlardı. Ayni hareketi yapmasını Süheylâya da işaret etti. Garib bir vaziyet olmuştu. Denizi, karşı sahilleri seyretmek için herkes o tarafa cephe slarak otur- dukları halde iki arkadaş; yüzlerini bahçeye, yanlarını denize vererek yer almış oluyorlardı, Süheylâ bu münasebetsiz ve biçim- siz vaziyete düşmekten sıkılmıştı. Mis nldandı: . « — Bakarlarsa ne olur canım. Böyle Alemi kendimize güldürecek ne var. Cevvale yavaşça ayağına dokunduf — Biraz sabret. Eğer terbiyeli in- sanlarsa alınırlar, Aldırmazlarsa za- ten masamızı değiştireceğiz. O henüz sözünü bitirmemişti ki yan. daki masaya yeni oturmuş bulunan iki arkadaş ayağa kalktılar, Genç kız« ların hareketi 0 kadar aşikâr bir has karetti ki daha fazla durmak etrafta» kileri de kendilerine güldürecekti. ; (Arkası var) /

Bu sayıdan diğer sayfalar: