1 Ağustos 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11

1 Ağustos 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

1 Ağustos 1939 ingiliz donanması (Baş tarafı 1 inci sahifede) Anavatan filosuna mensup büyük, küçük 50 harp gemisi manevralar işin İskoçya sahillerine hüâreket et- mişlerdir. İbtiyat filosu talimler. yâ- parker anavatan filosu da hava Kuv- etlerile birlikte büyük manevralar icra edecektir, Mısırdaki İngiliz kuvveti iki misline baliğ oldu Londra 31 — Kahireden bildirildi- gine göre, ağustosun başlarında 5000 İngiliz askeri Hindistandan Mısıra gelecektir. Elyevm Mısırda mevcut bulunan İngiliz kuvvetleri İngiliz - Misir muahedesi mucibince Mısırda bulundurulması lâzım gelen İngiliz kuvvetlerinin iki misline baliğ ol- muştur. Londra 31 — Singapurdan bildiril- diğine göre, Hidistandan Melezyaya İngiliz kuvvetleri osevkedilmekiedir. Bu askeri sevkiyat ihtiyati bir tedbir olarak telâkki edilmektedir. Londra 3i (A.A.) — Harbiye neya- reti resmi bir tebliğde bildirdiğine göre, bir ihtiyat tedbiri olmak üzere yakında Malay devletleri arazisine doğ- ru Hindistana bir kaç askeri müfreze sevkedilmesine karar verilmiştir. Şimal denizinde Alman tayyareleri uçuş talimleri yapıyorlar Londradan 27 temmuz tarihile Ps- riste çıkan Journal gazetesine bildi- riliyor: Londrada Alman tayyareleri- nin İngiliz sahineri üzerinde uçuş- Jar yaptıklarından bahsedilmesine devam olunmaktadır. İngiliz Hava Nezareti, bu haberleri teyid edecek mevkide bulunmadığını beyan eyle- mekte, fakat ecnebi tayyarelerin, İn- giliz tayyareleri gibi, İngiliz kara $u- ları hududuna kadar Şimal denizin- de uçuş talimleri yapmakta bulun. duklarını kabul etmektedir. Elyevm İngiliz sahillerinin açıkla. rmda mevcudiyetleri (kaydedilmiş olan Alman tayyareleri çok yüksek- ten uçmaktadır. Bazı mütehassıslar, Alman piiotla- fihim havadan fotoğraf çekmek tec- | rübelerinde bulunduklarını ve bu. nun için çok uzak mesafelerden fo. toğraf çekmeğe müsait olan infra - İngiliz Amiral gemisi tidlâl ediyorlar, Böyle çekilmiş bir fotoğraf, halka satılan haritalar'ia mevcut olmayan bazı hususiyetlei tesbite imkân veriyor. Amerika donanması © Vaşinglen 31 (A.A.) — Relsicüm- hur Roosevelte verdiği senelik rapor- da amiral! Leahy şöyle demektedir: «Amerikan donanması dünyanın her hangi bir deniz devletinin filo sunu mağlüb edecek vaziyettedir. Donanmamızın taarruz kabiliyetini- nin ve efradının talim ve terbiyesinin mukâyese kabul etmiyecek derecede yüksek olduğuna kaniiz.» Amerikan bahriyesinde 46 sene hiz- met eden amiral Leahy'nin bir ağus- tosta tekaüde sevkedileceği malüm- dur. Amirale göre, kongrenin tatbikine müsaade ettiği yeni program Ameri- kanın hayati hududlarının müdafan- sma kâfi gelecektir, Amiral raporunda şunları ilâve et- mektedir; «Amerikanın deniz siyasetinin ta mâmile tedafüi olmaSına rağmen harb zuhurunda donanmamızın düşmanı sahillerimizden uzakta bulundurma S& ve onu mümkün olduğu kadar 87 bir zaman içinde hezimete uğratma- sı lâzımdır. Sulhü muhafaza etmek imkânı hasıl olmadığı takdirde deniz sevkülceyşimiz taarruzi (Oolmalıdır. Amaerikan donanması düşman donan- masile her yerde çarpışarak onu mâğ- Jüb etmelidir. Bu işi görebilmek için bahriyemizin bütün elemanlarının kuvvetli ve kâfi mikdarda idmanlı olması zaruridir.» Amiral, Leahy, Amerikan donan. masının âzami derecede müessir ola- bilmesi için üç tavsiyede bulunmak- tadır: 1 — Kongrenin kabul ettiği donan- manın inkişaf oplânının biran evvel tatbiki. Bu plânın tahakkuku bir milyar dolara mal olacaktır. 2 — Derpiş edilen yeni deniz tay- yare üslerinin ve deniz komisyonun- ca-İhdasına lüzum görülen destroyer ve denizaltı üslerinin süratle inşası. 3 — Donanma efradının ve bahri- ye silâhendazları mikdarının mühim * mikdarda arttırılması. roüges ışıklarını kullandıklarını is (Baş tarafı 1 nci sahifede) muza gelen başta Yavuz olmak üzere diğer harp gemilerimiz tarafından atılacak toplarla buna mukabele edi- lecektir. Saat on buçukta donanmamız ku- mandanı amiral Şükür Okan İngiliz âmiral gemisine giderek İngiliz ami- ralına «Hoş geldiniz: ziyaretini ifa edecektir, Saat 115dada İngiliz amirah Dolmabahçe rıhtımına çıkacak ve sa- at 12 de vilâyete gelerek Valiyi ziya- ret edecektir, Vali bu ziyareti saat 16,5 da iade edecektir. İzmir 21 (Telefonla) — İngiltere- nin Akdeniz filosuna mensup Malaya deritnolunun çarşamba günü limanı- mızı ziyaret edeceğini o bildirmiştim. Malaya harp gemisi çarşamba günü saat 1l de gelecek ve İzmire bir mil mesafede iken 21 pare top atarak şehri selâmlıyacaktır. Dost ve müt- tefik harp gemisinin bu selâm topla- nna kışladan atılacak 21 pare topla mukabele edilecektir, ASE Sinek, Sivri sinek, Güveler 'Temas suretile mücadele ve imhası mak kabil olur. LERİ, KARINCALARI ve HAMAM BÖCEKLERİNİN İMHASI İÇİN ve kürklere, elbiselere, çamaşırlara, halılara, dolap çekmelerine ve sandık. vw KUTU Si. KRİSTALİZE ASEPTAYI geleceğinden Malaya dritnotuna al- bay Tever kumanda etmektedir. Dritnot İzmir önünde demirleyince gemi kumandanı motörle karaya çr- kacak, Vilâyeti, Müstahkem mevki kumandanlığını ve Belediyeyi ziyaret edecektir. Bu ziyaretler gemide iade olunacaktır. Çarşamba akşamı, Malaya ku- mandanı ve majyeti şereflerine Vilâ- yet tarafından Şehir gazlnosundâ bir ziyafet verilecek ve bu ziyafeti bir Suare takib edecektir. Perşembe günü de Müstahkem mevki kumandanlığı tarafından Or- duevinde bir ziyafet verilecektir. İngiliz harp gemisi burada dört gün kalacak, pazar günü öğleye döğrü limanımızdan ayrılacaktır. İngiliz gemicilerinden mürekkep futbol taam ile İzmir muhteliti ara- sında perşembe ve cumartesi günleri saat 17 de iki maç yapılacaktır. PTA TABLETİ Yemek salonlarına, yatak ve ban. yo odalarına, mutfaklara, &ptesa- nelere, kahvelere, gazinolara, lo- kantalara, eşya depolarına asmakla ve diğer haşaratı uzaklaştır. Akdeniz filosu amirali İstanbula Yizım gelen GÜVELERİN SÜRFE AKŞAM Maarifde yapılacak ilk iş devam ve istikrarı temin etmektir (Baş taraf 1 inci sahifede| Hiç şüphe yok ki harb sonu buhra- nının en fesi tahribatı bu olmuştur. Bu anarşinin tahribatından, ayni me- deniyet zümresine mensub millet 8i- fatile, biz de müteessir olduk. Bu beynelmilel içtimai tesirlere, bir de milli cemiyetimizin akıllara hay- ret veren hamlelerini ilâve etmeliyiz. Geçirdiğimiz büyük inkılâplar, zaru- Hİ olarak, kültür hayatında daimi de- gisiklikler yapmıştır. Eski bâtll iti- kâadların âmme vicdanında sarsl- ması, siyasi, içtimai yeni nizamlar, iktisadi hayatımızdaki büyük tebed- dül, başlıbaşına yeni bir duygu ve düşünce tarzı yaratmıştır. Milli kül türün, inklâp hayatına intibakı, ta- bil bir kanun neticesi, ağır olur. Tah- sil ve terbiye sahasındaki gerilemenin ilk büyük sebebi, fikirlerde ve vicdan- lardaki işte bu anarşidir. Bu anarşi de hem beynelmilel, hem milli haya- tın geçirdiği derin sarsıntı devirleri- nin neticesidir. Dünya, yirmi senedir, tarihte misli görülmemiş bir buhran geçiriyor. Yuğurulacak taze vicdan- ların, bunun tesiri dısında kalmasına imkân var mıdır? Bu hadise geçicidir. Normal hayat yerleştikçe, ahlâki kıymetler istikrar buldukça gençlik de kendini bulacak, terakki, maziye nisbetle daha çabuk olacaktır. Çünkü, eski zamanların, muayyen bir seviyeden yukarı terak- Kiyi durduran amilleri ortadan kalk- mıştır. Kültür hayatımız İntizama girdikçe, eskiden tamamen imkânsız olan şeyler mümkünleşecek, beynel- milel medeniyet, İlim, sanat hayatın- da şöhret sahibi insanlar yetişecek- tir. Fakat elimizde olmıyan sebebler- den başka, bir de izale çaresi elimizde olan sebebler olduğunu itiraf etmeli- yiz. Büyük içtimai sarsıntı devresinin tesirlerini, maarif hayatında muay- yen bir hedefe doğru istikrar ve de- vamlılıkla azaltmaya çalışmak icab ederken, ve her işte böyle hareket et- mişken nasılsa maarif işinde aksi yö- lu tuttuk. On beş yıllık Cümhuriyet Idaresi, daha güç sahalarda, yenilmez sanılan müşkülleri, devam, azim, he- def ve programda İstikrar sayesinde yenmiştir. Fakat her nedense maa- rifte bu muvaffakıyelli sistemi tat- bik edemedik. Öyle sanıyoruz ki Cüm- huriyetin en çok değişen Vekâletle- rinden biri Maariftir, Dömokrat ida- relerde Vekil, Nazır değişmesi bir zarar beşkil etmez, çünkü Vekil deği- şir, sistem ve program devam eder. | Fakat bizde her yeni gelen Vekil ken- dine göre yeni bir sistem bulmaya | çalıştı, her sene ders programları, mekteb kitapları, hocalar, tahsil şe- killeri ve saire, hep birden değişti. Her işten fazla istikrara, hiç olmazsa tahsil çağı kadar bir müddet ayni tarzın devamına mühtaç olan maa- rif daimi bir tecrübe tahtası oldu. Eğer, diğer işlerimiz Devlet meselesi olmayıp ta maarif gibi, Vekillerin her yıl değişen programı hâline girsöydi maazallah ne demiryollarımız, ne fab- rikalarımız, ne hastanelerimiz, hiç bir şeyimiz hâlâ olmazdı. Maarif Şürası bu noktaya temas etti mi, bilmiyoruz. Her halde, kültür hayatımızın da semere vermesi için, ilk iş maarif teşkilâtının, derslerin, programların, kitbların, herşeyin de- vamlı bir istikrar sistemine bağlan- ması, Devlete, Partiye mal edilmiş on, on beş senelik bir program ya- pılmasıdır. Bunu, kendinde çok haklı büyük ümidler uyandıran Hasan - Âli Yücelin yapacağından eminiz. Tuttuğu yol budur sanıyoruz. Necmeddin Sadak Bir İngiliz gazetecisi Hitlerle Londra 31 (A.A.) — Kemsley, Hit lerle Bayreuth'de görüştükten sonra avdet etmiştir. Mumaileyhe zevcesi refakat elmek- tedir. Hatırlarda olduğu (veçhile Kemsley, Nazi matbuatı ie Daliy Sketch ve Sunday Times gibi Kemsle- yin kontrolü altında bulunan güzete- ler arasında siyasi makaleler testisi meselesini müzakere etmek için Alman matbuata şefi Seyahat notları Bahife 11 (Baştarafı 1 inci sahifede) Ben sabahtan öğleye kadar Filibe- den şarka doğru üç, garbe doğru bir Askeri trenin gittiğini gördüm, Nefer- ler seferberlikte olduğu gibi kırk kişilik vagpnlara bağdaş kurup oturmuşlar, şarkı söylüyorlar. Hayvanlar, araba- lar tıpkı o zamanı hatırlatıyor. Filibe- nin yanıbaşındaki rampalarda bir sü- Tü askerler gene trenlere biniyorlar. Biraz ötede koca bir tayyare meydanı var, Oralarda da gidip gelen eksik değil. İnsan gayri ihtiyari soruyor: — Bu hazırlık da neye? Hele bu şar. ka ve cenuba doğru sevkıyat neye alâ- met olabilir, Fakat Balkanın garbinde bir büyük İtalyan yığını, şarkında (kendilerini müdafaaya azmetmiş bir sürü millet durürken ortadaki Bulgaristanın te- lâşa düşmesini garib bulmamalı. Ancak Bulgar dostlarımıza şunu tavsiye ede- biliriz ki gayet haklı olarak güzel ve mâmür memleketlerinin maâsun kak masını İstiyorlarsa mütearrız olan garbe yüz çevirmelidirler. Müdafi olan şarka değil, Aksi takdirde en büyük kahramanlıkları dâhi memleketlerini garpten gelen istilâdan ve bir harb sahnesi olmaktan kurtaramaz. .. Her defa geçişimde Bulgaristanı bi. raz daha işlenmiş ve mamür görü- yorum. Gittikçe hakikaten çok güzel bir memleket oluyor. İnsanlar da gür- büz ve sıhhatli, Bofya da geniş cadde. leri, oldukça mamür ve temiz halile gözü çekiyor. Yalnız halkı pek nazik diye tavsif edemiyeceğim. İstasyonda- ki pulcudan kartlârımıza yapıştırmak üzere pul alalım dedik. On leva yerine yanlışlıkla beş leva uzatmışız. Herif az daha bize dayak atacaktı. Sonra günün havadislerini anlıya. Hm diye gazete aradık. Fransızca ga- gete haftada bir çıkarmış, türkçe ga- zete ise ayda bir. Türkçe bilen ga zete satıcısına sorduk: — E bugünkü sizin gazetelerde me var? Cevab verdi: — Ne olacak fasa fiso, Bizde sansür var, Öyle sizdeki gibi her havadisi ve rirler mi zannettiniz? Bu doğru mudur, yanlış mıdır, Bil mem. Günahı vebali gazete satıcısının boynuna. Yalnız bazı gazetelerin tek bir yapraktan ibaret olduğunu görün- ce havadislerin pek te bol olmadığına kani oldum. sö” Bulgaristanı ve Sofyayı ballandır. dıkları kadâr ucuz bulmadım. Bazı şeylerde belki yüzde on, on beş kadar fark var, Fakat öyle bedavadan yaşa. mak yok. Veyahud da bu mazhariyet biz yabancılara teveccüh etmiyor. Her tarafta 'Türklere raslamyor. Hattâ feslilerine bile... İstasyonlardar birinde türkçe konuşan bir grupa rasladım. Vaktin müsaadesinden ya- renliği biraz koyulaştırdık. Onlar ba- na hemen şunu sordular: — Ne var ne yok, muharebe ne va- kit başlıyacak”? — Ne müharebesi, ben muharebe olacağını pek zennetmiyorum. — Ne diyorsun beyim, burada altı sınıfı silâh altına aldılar. Hududlara götürüp duruyorlar. Biz hattâ muha- rebeyi başlamış bile sanıyoruz. Yukarıda da dedim ya, köylüler pek haksız değil, -Her trenle beş on zabit, Askerlik şubesine gittiği çantasından belli olan sekiz on delikanlı, her taraf. ta kılıçlı ve Kördonlu zevat. Bu küçük memleketin hazer ordusu bu kadar kalabalık ojl&öaz. İmkfn yok. Ortada bir kısmi söferberlik olduğu muhak- kak. Amma şüphesiz bu ancak hudud. Jarım korumayı düşünebilir. Hapishanede basılmış! İngilterede 10 şilinlik sahte paralar Londra 31 (A.A.) — Son zamanlar. da İngilterenin cenub mıntakalarında 10 şilinlik sahte banka kaimeleri do- aşmakta idi. Yapılan tahkikat neti. cesinde bunların Wight adasında kâin Parkhurst hapishanesinde basıldığı anlaşılmıştır. Sahtekârların cürüm şeriki olan iki gardiyan tevkif edil. miştir. Amerikada manevralar Vaşington 31 (A.A) — Manassas «Virjinya» da 5 ağustosta ve Platte- bürg «New-Yorku da 13 ağustosta baş- hyacak olan birinel ordunun manev- ralarına 50 bin asker iştirak edecektir. Büyük devletler askeri ataşelerini göndermeğe davet edilmişlerdir. İtal. yadan başka bütün devletler bu daveti kabul etmişlerdir. B. İhsan Pozam Ankara 31 (Akşam) — Gümrük ve İnhisarlar Vekâleti ekonomik işler müdür muavini B, İhsan Pozam İk- tusad Vekâleti müfettişliğine tayin edilmiştir. Dr. Cevdet Fuad Özyar vefat etti İzmir 31 (Telefonla) — İzmir Kr- zilay kurumu merkez heyeti reisi ve Eşrefpaşa hastanesi baş hekimi B. Cevdet Fuad Özyar on gündenberi rahatsızdı, bugün vefat etmiştir. deri iltihapları. GÜNEŞ BANYOSUNDA YANAN CİLDİNİZİN yanıklarını teskin ve tedavi için . ber türlü yarıkları, kan çıbanları, traş yaraları, meme iltihapları ve çatlakları, koltukaltı çıbanları, dolama, akneler, ergenlikler, çocukların ve büyüklerin her türlü TEDAVİ EDER. Kalbsiz bir ana (Baştarafı 1 inci sahifede) Merhametsiz ana bununla da ikti. fa etmiyerek, aptesanenin musluğu- nu açık bırakıp çocuğun boğulması- ni kolaylaştırmak istemiştir. Kadın bu işi yaptiktan sonra Salihiiye in. mek ve oradan da kaçıp gitmek için otobüslerin bulunduğu yere gitmiş ve otobüs beklemeğe başlamıştır. 'Tam bu sirada bir tesadüf eseri .olarak aptesaneye giren bir başka yolcu, delikten ince ve sönük bir ço- cuk sesinin gelmekte olduğunu du- yarak dehşet içinde kalmiş ve der- hal vaziyetten otel müdürünü haber- dar etmiştir. Otelin ikinci katında bulunan aptesaneden zemine kadar açıkta geçen lâğun künkleri derhal kırılarak çocuk çikarılmış ve göbeği kesilerek hayata kavuşturulmuştur. Bu sırada otobüs beklemekte olan kadının hiç bir şeyden haberi yoktu. Sıkı bir tahkikâttan sonra iş anlasıl. mış ve kadin “yakalanarak sorguya çekilmiştir. Evvelâ cinayetini inkâr etmek isti- yen ve sonra doğurduğu şeyin çocuk değil illet olduğunu zannettiğini söy» Myerek tevil yoluna sapan kadın, ni- hayet bütün hakikatı itiraf etmiş ve kendisi jandarmaya teslim olunarak Salihliye günderilmiştir. Şimdi, Salihli dispanserinde çocu ğu ile birlikle yatan merhametsiz ana tahkikatın sonuna intizar et, mektedir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: