31 Ağustos 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12

31 Ağustos 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

“Son Posta,, nın Hikâyesi EHDID ME LT Y YARAKAMAŞALACAN UK AAA Hllina. “Yemekten kalktıkları zaman Belkis to. Tüşla saatine baktı: — Ben gidiyorum dedi, ikide - terzide | Moliha bekliyecek ondan sonra da Şev- | kiyelere gideceğiz. Her zamanki gibi babasının somurtup homurdanacağını zannetmişti. Halbuki böyle olmadı. İhtiyar döndü.. kırçıl kaş - — Tarını aşağı doğru indirerek ona baktı: — Odama gel dedi, sana mühim bir şey — söyliyeceğim. — Genç kiz hayret içinde onu takib etti. Babasında bir değişiklik olduğunu an - — cak farketmişti Odaya girince Mocdi Bey yazıhanesi - nin önüne oturdu. Çekmelerini açıp kâ- gıdlarını karıştırmıya başladı. Nihayet & kâüğıdların arasından çizgili küçük bir k: gıd çıkararak genç kıza uzattı. Emreden bir sesle: — Oku dedi. Genç kız kâğıdı aldı, bir göz attı, gayet — bozük bir yazı fle yazılmış olan şu bir kaç kelimeyi okudu: «Kızının canını korumak i: — zi memnun etmelisin», altındı — rinde kocaman bir kama resmi vardı. Bel- kis kahkahalarla gülmiye başladı, Kâğıdı — yazıbanenin üzerine bırakar: — Biri bizimle egleniyor, dedi. * Mocdi Bey dik dik kızına baktı: «Ben de evvelâ öyle zannetmiştim, bu orsan bi- — mektubu da bir hafta evvel aldım. Suna | bahsetmiye de lüzum görmedim. Fakat — geçen akşam kapının önünde bazı gölge- — ler gördüm, sonra bu ikinci mektub ba- na biraz mühim göründü.» Genç kıza ge- ne öyle çizgili küçük bir kâğıd parçası uzatıyordu. Belkis artık gülmüyordu. Ba- basına endişe ile bakarak kâğıdı aldı, o- kudu: — eİhtiyar, belki evvelki ihtarımıza ehem- miyet vermedin. Fakat bu ikinciden son- Ta aklını başına topla, kızının hayatı a- vücumuzdadır. Önu nasıl sevdiğini çok iyi biliyoruz. Eğer istediğimiz parayı ve- rirsen mesele kalmaz. Bizi polise ihbar etmiye kalkma. Böyle bir şey yaptığın gün kızını yok bil Beş bin lira istiyoruz, | parayı nereye bırakacağını biz sana ha- ber vereceğiz.. Bu sefer mektubun altında ne kama İfakat hanım, mütemadiyen somur - tuyor. penu.n.mn önünde sigara tel - lendire tellendire | sokağı — seyredi- yordu. Kocasının: — Çamaşır de- Bişeceğim.. -bana temiz don, göm- lek çıkar! Emrine rağmen, yerinden bile kı- mıldamamıştı Gurabi — efendi kendi kendme çamaşırını değişti; gi- — yindi. Aşağıya otelin holüne indi, so- kak kapısını göz hapsine aldı.. Saat bir.. hâlâ gelen yok. Deli ola- caktı. Paraların acısı gitlikce yüreğine Ççöküyordu. İçinden, içinden nefsine &- “net ediyordu. Küçük bir zâf, onu nele- te sürüklemişti. Dört yüz küsur lirası — « bütün serveti - yok olmuş, karısı küs- müş, kendi hastalanmış ve neş'esini kaybetmiş, yöl arkadaşları birer tarafa — Bavuşmuş ve ihtimal ki, hiç yoktan, za- bıtada ve mahkemede başına işler açık mıştı. * — Kırkından sonra azanın hali bu- — düur! Diye kendi kendine mırıldanırken, — kapıdan içeriye önce Yasef, sonra da ' Takvorla Torik Neecmi girdiler, Ermeni, Gurabi efendiye doğru yü- tüdü, yanıma varır varmaz: — Darılma, amma, hepsiniz de bir “çeşit antikasınız! diye söze başladı. Dünyada, çeşit orijinal numro görmü- — güm, ve lakin sizin gibisini görmemi- /— şim. Bu bizim Necmi beyimiz yağnış zenaat tutmuştur: detektif olacağıdı.. 'a Gurabi efendi zerre kadar ehemmiyet vermiyerek, yerinden fır- ladı ve Yasefin yanına koştu. İki eline — birden sarılıp sordu: — Ne haber? — Yuzel haber yitirdik.. — Paralar bulundu mu? — Fazlasiylan. — Anlamadım M ax.ı.w U Yazan : resmi, no de başka bir şey vardı. Genç kız birdenbire sararmış, gözlerini kalın bir endişe bulutu kaplamıştı. Kendini bir koltuğa atıp: — A, şimdi ne olacak, dedi? Mecdi Bey düşünceli düşünceli cevab verdi: — Bizim Kerimi çağıracağım. Onun bir çok işlerde polisle beraber çalıştığı - İni biliyorsun. | Genç kız yüzü bu sefer kıpkırmızı ola- rak yerinde doğrulmuştu: — Nasıl, Kerimi mi? Kerim, onların uzaktan akrabası olu - "yordu. İki genç bir. aralık birbirlerine zâf duyar gibi olmuşlardı. Nişanlanacak- ları bile söyleni i. Bir kıskançlık kav- gasından son bozuşmuşlardı, ekrar barışmayı sotradan çok istemiş, Wfşıuç kız bunu bir izzeti nefis meselesi |yaparak ona daima red cevabı vc—-rım Kerim gazeteci idi, Zeki, ateş 'Puklu Hakikaton bir çok vak' x.uu'a po- Tise yardımı dokunmuştu. L Mecdi Bey kızının itirazına aldırmı « yarak tekrar etti: — Kerimi çağıracağım. Senin şımarık- “ ıklarından bıktım, ne İstiyorsun çocuk- tan, düşman değiliz ya. Vaziyeti tehlikeli |görüyorum. Kerim gelsin, burada bir |müddet otursun. Tehdid — mektublarını |gönderenler de ondan şüphelenemezler, nihayet akrabamız. Sana da nezaret eder.. Fazla bunalırsak parayı veririz, ne ya - pülim, Genç kız şimdi elindeki mektuba kor- ku dolu gözlerle bakıyordu. Babası: ket et. Sokağa çıkmaman bence da - |ha doğru. Zaten son günlerde fazla gezi- yordun, biraz dinlenmiş olursun, Genç kız, Kerim vak'asından sonra gör- çekten kendini fazla kapıp koyvermişti. Bir gün evde durmuyordu. Kadınlı er - kekli bir sürü yeni ahbab edinmişti ve babası bu ahbablardan nefret ediyordu. Genç kız onun böyle sert ve öfkoli bir alayla konuşmasına alışıktı. Yerinden id mektubunu hiddetle bu - ruşturup attı, odadan çıktı. Fakat o gün sokağa çıkmadı. * Ertesi gün Kerim geldi. Mecdi B — Anlamayacak yibidir, — duğrusu. Sen, şimdik al şu paralari.. say, Bak bakalum, — tamam mi? Gurabi efendi he- Tecandan — titreyen ellerile, uzatılan pa- ralara sarıldı. Utan- masa öpecekti. Say- ©: Dört yüz on lira . Çaldırdığı meb- lâğın tam sayısını ilmiyordu ama, a. şağı yukarı bu ka- dar olduğuna kani- di. Cebine yerleşti- rirken: — Allah Tazı ol- sun senden! dedi. Öteden Torik Necmi atıldı: — Bey baba! Bizi de duadan unut- |ma, anam! Ben olmasaydım, sen bu pa- pellere rüyada bilem kavuşamazdın. Onların e geçmesi fakirin sayesin- değir. de, kemali safiyetle: — Senden de Allah razı olsun, evlâ- dim diye mırıldandı, 'Takvor, Toriğin kolunu dürttü. — Ağnattır ettiğin işi de, Gurabi E- |fendimizden bir bravo al, Bir kenara çekilip oturdular. Torik anlattı: — Biz, bey babacığım, senin anlıya- cağın, bu gâvuroğlu ile beraber, dün, bumngmkmıdcülhyım?nohı.ın&pyht deloıim,hucınbıı'ıdodım.hhmmınmundnıth- Peride Kerim | y — Hayatın tehlikede, dedi. Ona göre| İhtiyar, işin iç yüzünü bilmediği hal- | BLARI Celâl — AWmlz mektubları tedkik ettiler, genç adam bel- li etmemeğe çalışarak hizmetçileri sorgu- ya çekti, evin her taraftan iyice mahfuz olup olmadığına baktı ve Belkisin so « murtmasına aldırmıyarak bir aralık ya- nına yaklaştı. Orada bulunduğu müd - |detçe hiç bir şeyden korkmamasını, ya- kında mektubları yazanları ele geçire - ceklerini so)ıcdı, © günden itibaren de ı. Lık bütün ahbablarını terket- mişti. sokağâ çıkmıyordu. Evde Kerim o- nu meşgul edecek, eğlendirecek bir Çok er buluyordu. Genç kız evvelâ binbir yapmış, sinirlenmiş, fakat ya- *t bulmuya, ona alışmı - isi kadar da korkmu - d ediyor, onun ya « nında iken kendisine kimşenin dokuna - mıyacağına emin bulunuyordu. Yapı işleri ilânı ! Nafia Vekâletinden: 1 — Eksiltmeye konulan iş: Ankara Yüksek Ziraat Enstitüleri kanalizasyon ve Fosseptik inşaatıdır. Keşif bedeli 19545 lira 78 kuruştur. 2 — Eksiltme 16/9/988 Cuma günü saat 11 de Nafia Vekâleti Yapı İşleri El, silime Komisyonu odasında kapalı zarf usulile yapılacaktır, 8 — Eksiltmeye girebilmek için isteklilerin 1465 lira 95 kuruşluk muvakkat teminat vermeleri ve bu inşaati yapabil eceklerine dair ehliyet vesikası ibraz etmeleri lâzımdır. «Bu vesika eksiltmenin yapılacağı günden en az sekiz gün evvel bir istida ile Nafia Vekâletine müracaat edilerek alınacaktır. Bu müddet zarfında vesika talebinde bulunmıyanlar eksiltmeye giremiyeceklerdir.» 4 — Eksiltme şartnamesi ve merbutatı 98 kuruş bedel mukabilinde Yapı İşleri Umum Müdürlüğünden alınabilir. 5 — İstekliler teklif mektublarını ek siltme günü olan 16/9/938 Cuma günü saat ona kadar Komisyon Reisliğine mak buz mukabilinde vermeleri lâzımdır. Postada olacak gecikmeler kabul edilmez. — :3361> «5881. NEVROZİN Bir hafta geçti. Heyecanla, parayı ne- reye koyacaklarını bildirecek olan üçün- cü mektubu beklediler, Fakat mektub gelmedi. Bu üçünü de sevindirdi. Bel - kis Korimle berabar artık arada sırada sokağa çıkmıya da başlamıştı. Daha zi - yade başbaşa gezmeyi tercih ediyorlardı. Yavaş yavaş aralarında o eski samimiyet tekrar vücud buluyor, gene birbirlerini gördükçe kalbleri çarpmıya başlıyor, göz- yordu. Korku genç kizi b.ı bütün genç adama yaklaştırıyordu. |Bir yere gittikleri zaman, daima arkala - rından birinin kendilerini takib ettiğini zannediyor, ona sokuluyordü. Evde otu « rurlarken bazan küçük bir gürültü olsa |derhal koşup Kerimin yanına sığınıyor ve o, elini tutup ta «ben buradayım» diye - rek sıktığı zaman küçük bir kız gibi kı- zararak msüyordu. Çok zaman da İtehdid mektublarını tamamile unutuyor- lar ye aralarında eskiden birbirlerine duydukları sempatiyi de gölgede bırakan çok başka, çok büyük bir şeyin vücud bulduğunu ürpererek hissediyorlardı. Bir sabah, her zamanki gibi salonun bir köşesinde oturmuş alçak sesle konu- şuyorlardı. Mecdi Bey ortalarda yoktu. ralık Kerim onu görmesi lâzım gel- diğini söyliyerek genç kızı bırakıp dışarı çıktı ve çıkarken farkında olmadan yere bir deste kâğıd düşürdü. Belkis genç a- (Devamı 13 ncü sayfada) STANIN EDE?FO MAN| Gurabt efendi helecandan titriyen ellerile uzatılan paralara sarıldı Serde delikanlılık var. Memleket mem- leket değil, tavuk kümesi mübarek. A- nacı, yarkası, pilici, her çeşidden var. Tümen tümen!, İnsanın, etrafına bak- tıkca, içi gıcıklanıyor. Biz de, dün ak- şam tuttuk, mahud mahallelerde voli- ye çıktık. Eh: O ev senin, bu ev benim.. |nihayet, sabaha karşı bir yerde demi ledik. Kafalar da dumanlı.. bir gaco- nun yatağında ben, bir gaconun döşe- ğinde de gâvuroğlu, sızmışız. Bir dın gün doğarken göz açalım ki, gecen karanlığında dumanlı gözlerimize piliç görünen yosmalar, hâlis birer karga. Yüz, surat Yenicami memşası! Boyalar akmış, buruşuklar, katmerler meydana çıkmış, gudibet mi, gudibet! Çımnık, Baş, Diş, Nezle, Grip, Romatizma, Nevralji, kırıklık ve bütün ağrılarınızı derhal keser. EE BH M İcabında günde 3 kaşe alnabilir. G G ÖL a . Dahiliye vekâletinden: 1 — Vekâletin 938 mali yılı ihtiyac. için alınacak 450 ton sömikok «Türk antrasit» kömürünün mübayaası kapalı zarf usulü ile eksiltmeye konmuştur. 2 — Eksiltme 1/9/938 tarihinde Perşembe günü saat 11 de Ankarada Yenişe- birde Vekâlet binasında toplanacak satınalma komisyonuhca yapılacaktır, 3 — Muhammen bedel 11587 lira 50 kuruştur. 4 — Muvakkat teminat 869 liradır. 5 — İsteklilerin bu babdaki şartnameyi Vekâlet Levazım Müdürlüğünden al- maları lâzımdır. 6 — İsteklilerin 1/9/938 saat 10 a kadar teklif mektublarını satın alma kı- misyonu reisliğine makbuz mukahilinde vermeleri icab eder. T — Posta ile gönderilecek teklif mektublarının 6 ncı maddede yazılı sante kadar komisyon reisliğine gelmiş bulunması şarttır. Postada olacak gecikmeler muteber değildir. — <3090> <5448> Niksar Belediyesinden : Niksar belediyesinin yaptırmakta olduğu elektrik şebekesinde kullanılmak üzere 1320 Kilo — Çıplak bakır tel — 25 M/M?2 lik 290 Kilo , 16 M/M2 180 Kilo M ZAR ei 10 M/M2 » Sert çekilmiş tek olacaktır. 1790 kilo bakır tel 15 gün müddetle açık eksiltmeye konulmuştur. Teller İs- tanbulda teslim alınarak bedeli peşinen verilecektir. İsteklilerin 13/9/938 gü - nünden evvel Niksar belediyesine müracaatları. — (5845) San N: yarak kapıyı tuttuk, yallah dışarı!, Bir şey değil, bu işin racona muhalif oldu- ğunu biliyorum ama, karılar yüzüne bakılır gibi değildi.. yoksa parayı esin gemezdim. Derken, babacığım: Kendimizi 5o kakta, hani ya o ana cadde yok mu? t. te orada bulduk. Enai enai bir sütcü, yahud da bir işkembeci dükkânı arı- yorduk, Meğerleyim bu memlekette iş- kembeci yokmuş. Herifler, ne ile mah imurluk bozuyorlar, bilmem ki? Ne ise,, o sıra, baktık bu bizim Yasefaçı., — Ne geziyorsun, ulan? diye sor- dum. Yoksa sen de hındımdan mı geli- yorsun? — Yok! dedi. Başimiza geleni sorma. — Ne oldu? — Bö; böyle.. diyerek se- Din marifetini uzun uzadıya anlattı. Gücenme, bey babacığım ama, sen o dukca da sepet kafalı imişsin. Hiç insan yabancı yere zanparalığa gider de, üze- rinde bu kadar mangiz bulundurur mu? Derken, elendim, Yasefaçiye: — Biz de sana yardım edelim.. de- dik. Kabul etti. Lâ © saatte henüz dükkânlar açılmazmış. Bir yere ilişerek, beklemeğe karat verdik, — Abdiahkar da o esnada dokuz do- ğuruyordum.. — Ö©n sekiz doğursaydın kime neydi ğem? Biz de millet için de- ğil a, senin için çalışıyorduk. Derken, para verir mi? Sofa- ya fırladım. Yoktan bir bahane icad e- dip, hesab” görme- den fertiği çekecek- tim. Lâkin merdi- ven başında mama yakama yapıştı. — Paralar! — Ne parası, be? diye bağırdım, Mos- tradaki — mal baş- kaydı, siz bana baş- ka mal verdiniz. Bende böyle man- depsiye basacak su- rat var mı? Dinim rabbenâ hakkı için metelik vermem. — Vereceksin! — Höşi! Sen git| de o enaiyi başka yerde ara! Karı yolumu kesiyordu. Baktım aşa- ğıdan Takvor geliyor. — Al, sana bediyem olsun, ahpar! diye bağırdım, Karının beline bir tek- tae.. doğru Takvorun kucağına, Arka- Şi rape efendicağızıma söyleyim,/biz oracıkta- sından, hemen yaygarayı bastı. KA DESEE DKOA ki bir sabahcı kahvesinde safra bastırı- iş fenaya saracak. Polis, molis, mama- 3 3 , Molis, ? Seni ze- nın feryadını düyar da gelirse, meram T"'k““ bir de ne görelim? Senin nâ: yanında on beş yaşlarında kadat da anlatamayız, kodesi boylarız. İyi si mi işi büsbütün zorbalığa vurmalı. Be- | bir oğlanla kırıta kırıta bize doğru ge- limden çekeceği çektim, başımı eğerek - bir saldırdım. Karı elimdekini - silâh sandı. Korkudan, basamakların üzeri- ne yığılıverdi, Sermayelerin hepsi de birer delik bulup sinmişlerdi. Meydan bize kaldı. Takvora: «Haydi, Takvor, be babacığı Yasefaçi dostumuzu hemen, «Aport!» diye üzerine saldırdık. Peşl sıra, biz de, ekini belli etmeden ferma- ya yatlık. (Arkan var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: