3 Temmuz 1954 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 30

3 Temmuz 1954 tarihli Akis Dergisi Sayfa 30
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

yosu, Şair Necati Cumahnin kalemin- den çıkmıştı. Yusuf Ziya, eserin sahibi iddiasiyle, bir dâva açmıştır. "Boş Beşik" dâvasının halline inti- zaren, biz, bu hâdiseyi memnunıyetle kay_dedıyoruz İki bakımdan: 1 — Muharrirlerin hak araması, 2 — Filmlerde — mevzu olması Ötedenberi, yerli tümlerimizin mev- zusuzlugund n, olanların da berbatlı- ğmdan şikâyet ederiz. Sahiden de öy- ledir. En son çevrilen ve ismi etrafın- da bir bayıı neşriyat yapılan, "Nilgün" filminde , mevzu arasın- daki laka he n hemen isimden i- baret kalmıştı. Nılgunun babası Re- Hal Karay, eserinin çevrilmesine yoyu gör abul etmek şartiyle muvafakat ettıgını bildirmiştir. Amma, senaryo kendisine gösterilmeden film yapılmıştır. Haber aldığımıza gore bu âîlb pten de bir ihtilâf doğmak üzere- olduğu Her şeyden evvel şahsiyet | talyanın sinema başkenti Cinecitta- daki platolardan birinde oturmuş, İtalyan fılmcılıgıne bu günkü ileri du- rumunu kazandırmış olanlardan, Bla- setti ve Vıttorıo de Sica ile konuşuyor du ustralya, Çin, hattâ Filipin f'ılmcılıgınden uzun uzun bahseden Blasetti sözü döndürüp dolaştırıp Türk f'ılmcıhgıne getirdi. Filmciliğimiz hak- kında konuşmaya başlar başlamaz da: "Kusura bakmayın amma, filmciliği- niz hakkında en ufak bir fikre sahip almayışımıza tek sebep, filmciliğinizin henüz bir şahsiyet kazanmamış olma- sidir" Sonra da sözüne şöyle devam etti: — Malümunuz olduğu üzere daha düne kadar İtalyan filmciliği hakkında a br fikre sahip olanlar parmakla gösterilçcek kadar. azdı. Filmciliğimiz ncak İkinci Dünya Savaşından sonra bır şahsiyet kazanmış, böylelikle dün- yanın dört bir yanında yankı uyan- dırmak fırsatını bulmuştur. Japon filmciliğini, hepimizin meç- hulü olan Japon flmcılıgını garp âle- mine tanıtan " olmamış mıdır? Japonlar bu filme şahsiyetle- rinin orijinal damgasını pekâlâ vurma- sim bılmışlerdır Böylelikle filmcilik- lerine pazarlarını aç- dünyayı Japon ü ileri durum dan da haberdar etmışlerdır. Bu güne kadar şahsiyetinizin dam— gası bulunan bir tek film ana getirebilmiş olsaydınız, f'ılmcılıgınız hakkında yalnız ben değ 1, sa- natıyla ugr şan herkes bir f'ıkır sahı bi azarları fılmcıhgınıze de kapılarını açmış bu- "A" sından "Z" sine kadar her şe- yi Türk olan filmler yapınız görecek- sınız bu takdirde filmciliğiniz çok kı- a bir zaman içinde memleketiniz hu- dutlarını aşacak." Blasetti sözlerini bitirdiği zaman eski Amerika Elçisi Mac Ghee'nin bir sözünü hatırladım. Kendisine bir fil- mimizi seyrettirdiğimiz Zzaman ancak on dakika bu ıstıraba tahammül ede- bilmiş, sonra da ayağa kalkıp, işi lati- feye boğarak: "Böyle de Türk filmi mi olur ca- m?!... On dakıka geçtı daha bir tek göbek sahnesi sey: edi E et, şhsıyetsızlıgın şahsıyetı meiliğimize — şahsiyet kazandıra- cak mu_ıdecıyı daha ne kadar bekliye- Melih Başar — Blasetti Evet! Her şeyden evvel şahsiyet AKİS. 3 TEMMUZ 1954 SANAT ÂLEMİNDE ceğiz? diye sormaktan kendimizi mıyoruz— M.B. Dünyadan Haberler ala- Yarım saat alkış Zür, üyük bir muvaffakiyetle sona erdırdıgı Italya seyahatinden son- ra Zürihe gelen Berlin Filharmonie or- kestrası, buradakı konserinde de yeni bir zafer kazanmıştır. Wilhelm — Furt- waenglerin idaresinde çalınan Beetho- venin beşıncı senfonısı konser salonu- nu doldurmuş bulunan dinleyicileri o kadar heyecanlandırmıştır ki, alkışlar yarım saatten fazla sürmüştür Berlin Filharmonie'sinin Romada vermiş olduğu konser hâlâ günün mevzuu halindedir. Romanın merha— metsiz müzik münekkitleri, gerek or- kestrayı ve gerekse orkestranın şefi Furtwaengleri hepsi de ağız birliği yapmışlar gibi, tebrik etmişlerdir. Bil. hassa "Accademia santa cecilia" - salo- nunda verilen konserin mükemmelliği her şeyin üstünde olmuş, Beethove- nin beşinci senfonisi, Brahms'ın üçün- cü senfonisi ve Richarı Strauss'un Tıll Eulensplegelı dinleyicilerin bü- ük tezahüratına vesile teşkil etmiş- Beethoven filmi Stuttgrat — Temsiller vermek üzere Almanyaya gelmiş bulunan tanınmış Fransız sahne ve perde sanatkârı Jean Maraıs gazetecrlere vermiş oldugu bir beyan vrilecek olan yeni bir Beethoven fîlmınde başrolü oynayaca— ğını söylemiştir. Filmin rejisörlüğünü Jean Cocteau'nun yapması muhtemel- dir. Müzik işleri için de Prof. Wilhelm Furtwaengler ile konuşmalar cereyan etmektedir. Anlaşma hâsıl olduğu tak- dirde, Furtwaengler, Berlin Filharmo- ni Orkestrası ile birlikte filmin müzi- gını hazırlayıp, tedvır edecektır Film, Fra e Almı mayesi ile müş- tereken hazırlanacak ve bir kaç hafta içinde, ilk sahnelerin Münih'de çekil- meşıne başlanacaktır. Beethoven fil- minin 1955 sonbaharında tamamlana- cagı bıldırılmek edir. Bu suretle, Beethoven in hayatına dair çevrılmış olan flmlerın bır yeni- sini daha göreceğiz. Har, nce A- mer ikada Warner Bross fîlm şirketi rejisör Wilhelm Dieterle' nın 1daresı al- tinda ve başrolü Paul n oyna- dığı bir Beethoven filmi meydana ge- tirmişti. 1947 yılında da büyük Alman aktörü Ewald Balser "Eröiea" isimli film ile beyaz perdede beethoveni can- landırmıştı. Şimdi Jean Marais de be- yaz p rdede Beethovenı yaratacaktır. Film, Frans n kültür işbirliği- nin bir eserı olması dolayısıle de ayrı bir değer taşıyacaktır. Pedagoji kongresi mburg — Öğrencilerin eğitimini tanzim etmekle vazifeli bulunan Ham- burgdaki Pastellozi cemiyetinin tertip Al- ettiği "Pedagoji kongresine, batı 3i

Bu sayıdan diğer sayfalar: