22 Ekim 1955 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 23

22 Ekim 1955 tarihli Akis Dergisi Sayfa 23
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Asıl ve eser Tanıyabilene aşkolsun resmini çizerken, bir sabah sıhhat, ve neş'e ifade eden genç bir kıza rastla- mıştı: Fernande! Onunla Picasso mavi devir» den «pembe devir* e geçti. .. va manında her tablo, sevgı ve nızca her yere «Eva, Eva seni seviyorum» diye yazmak mı istemişti rsı Olga ve oğlu için, bu büyük sanatkâr birden anane yolunu buldu... Çizgiler duruldu. Picasso'nun artık gidi kapaklı birşeyi yoktu... Gizli aşk keli- meleri yazmadı, klasiğe en yakın şekilde, analığı temsil eden ruh yükseltici tablo— lar yaptı. Faat Picasso'nun sanata burada du- ramazdı. Yeni bir aşk, yeni eserlere il- ham verecekti. Marie - Therese sağlam yapısı ile ona heykeltıraşlığı arzu ettir- mişti... Ve beş sene müddetle bütün tab- lolarında heykele can vermek istedi, ha- reketi ifade etmeye çalıştı Dora'nın canlılığı, ona son derece tenkide uğrayan, «yüz ve profil karışık, tablolar» ını ilham etmişti.. Françoise Gilot ile tekrar bir yuva ve çocuk aşkı belirdi. 20 yaşındaki Sylvette David, Picasso- nun fırçasındaki renkleri birdenbire sü- küna kavuşturdu. Sylvette yemek pişir- meyi resme tercih eden, munis bir sarı- şındı. Son aşk N ihayet 1955 de, Picasso, «Mme. Z» i- simli portresi ile, belki de sanatı- nın en temiz ifadesini buldu ve etrafta büyük bir merak uyandırdı . Bu «Mme. Z» kimdi?». yapmadan bir- kaç hafta evvelline kadar, Picasso da her- kes gibi, onun mevcudiyetinden bihaber- AKİS, 22 EKİM 1955 di.. Birgün, Cannes'da bir lokantada, o- na rastladı. Adı Jacgueline idi... Picasso onu yanına aldı ve Cannes'de «Kalifor- nıya» 1sımlı muhteşem villayı tuttu. Bu- 12 milyon Fransız frangı har- camıştı ve onsekiz odasından yalnız üçü- nü kullanıyor, mutfakta resim yapıyordu. Picasso şimdi bu villada, hastalığını te- davi etmekle meşguldür... Yetmiş dört yaşındadır. ve iyileşmek, yeniden der.. Sadakat onca, bir sanatkârın ayak bağıdır!. Kalbinde hiçbir hatıra sakla- maz, yalnız ona büyük aşklar ilham e- den kadınların portrelerini büyük bir ti- tizlikle muhafaza eder. Çocukları da, en çok karton üzerinde kıymetlidirler... Meşru karısından bir oğlu olmuş ve terkettiği halde, son zamanlara kadar bo- şamadığı bu kadın, geçenlerde sessizce, ölmüştü. Marie - Therese'den bir kızı ve gene böyle gayrı meşru bir izdivaçtan ilki çocuğu daha olmuşt Picasso'yu kimse çocukları ile bera- ber görmemiştir; yalnız Cannes'deki vil- lada, bu yaz başında, birdenbire genç ve güzel bir kız belirmiş ve çok bunun Picasso'nun kızı Maria olduğu meydana çıkmıştı... Unutmadığı hatıralar P icasso İspanya'da doğmuş, on yaşın- da memleketini terketmiş fakat doğ- duğu evi, çocukluk arkadaşlarını, ilk ha- tıralarını hiç unutmamıştır.. Denilebilir ki, hayatta sadık olduğu yegâne şey, bu ilk hatıralarıdır... Bir de resim. Sevdiği kadınları da bir bir bu en büyük aşkı- na, resime kurban vermiştir; çünkü ye- ni bir resim ilhamı veremeyen kadın ar- tık onun hayatında barınamaz... Hisleri ani değişikliklere, fırtınalara, korkunç heyecanlara tâbidir... Serttir, kıskançtır, kısa süren şiddetli sinir krizlerine, hid- dete, şiddete kapılır... Ve birdenbire yal- nız kalmak ister!. İlk meşhur olduğu se- nelerdeydi: İlk sergisi hayranları ile dol- du, taştı! Picasso önce memnundu. Teb- rikleri sevinçle karşıladı... Sonra birden sıkıldı. Merasim çok uzamıştı.. Elini ce- bine soktu: Bir tabanca çıkardı, ve ha- vaya sıktı... Salon birden boşaldı... hayret ve dehşetle kendisine bakan dost- larına, o sadece: «— Yalnız kalmak istiyordum» de- i! di!. * C annes'deki — evlinde de, bu yalnızlık ihtiyacını duymuş olacak ki, bahçe duvarlarını yarım antette yükselttirdi. Son- ra mutfağa kapandı.. Orada bu insan vücudu cellâdı, bu müthiş sanatkâr ara- maya ve yaratmaya devam etti: Belki de «Madame Z» te sanatı karar kılacaktı!.. Kalbi de... Portre Aile babası: Şarlo ir zamanlar, ben Şarlo iken.-» Bu sözleri söyliyen (bizzat Charles Chap- lin idi. Londra'da, Savoy otelde, dostları ile toplanmış tatlı tatlı eski günleri ha- geçmeden,. KADIN tırlıyordu Dostarı Vivian Leigh, Lauren- Korda, Cecil Bear Sonra kalktı, hiçbir şey söylemeden, ko- nuşmadan sırf hareketleri ve tek tük ke- limelerle, birçok sahneler canlandırdı... Evvelâ İspanya'da bir boğa güreşçisi ol- yaptı... küçük bir Paris komedisi oynadı: Bu, yatak odasında dostunu kabul e- den bir kadının hikâyesi idi. Kadın da, dostu da gayet mesuttular. Birden, kapı vuruldu: Tak, tak, tak!. Bir çığlık du- yulduc Eyvah kocam! Kadının telâşı ve âşığın korkusu görülecek şeydi... Fakat kadın, birden toparlandı, dostunu per- sokulganlığı lığı ile kocasına kapıyı açtı... te şüphelenmiş görünmüyordu. karısını yakalamak değil, bir at yarışın- dan diğerine giderken, karısını kuvvetlendırmektı gitti... Fakat herşey altüst olmuştu,.» Aşık, hiç te deminki gibi heyecanlı ve mesut görünmüyordu... Kravatını bağla- dı ve çıkıp gitti. Şarlo bu üç şahsiyeti sanki bir arada gösterebiliyordu... Her- kes kadının topuzlu olduğunu, âşığın botin giyindiğini ve at yarışı meraklısı kocanın omuzunda dürbün ta- şıdığını bılıyordu Herkes bu hâdisenin Şarlo değişmişti: zü, mavi gözleri, bembeyaz saçları ve bıl— hassa parlak mesut tebessümü ile on soluk çehreli, korkak ve ürkek bakışlı, gizlerinin altı ıstıraptan çürümüş sokak serserisi Şarlo ile mukayese etmek zor- Oona Son — Aşk 23

Bu sayıdan diğer sayfalar: