13 Mart 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 22

13 Mart 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 22
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

BELEDİYECİLİK Dertler Desteksiz endaht Lacivert elbiseli, uzun boylu, Miyarı adam sağ elini pantalonunun ce- binden çıkarmadan sol alinde tuttu- -u sigaradan darla bir nefes çekti ve cigraralı eliyle havada geniş bir kavis çizerek: — Beyim, bunun imkânı yok, ola- cak şey değil" dedi. Karsısında (obulunan genç adama dikkatle baktı ve "— Siz gazetecisiniz, bizim dert- lerimizi yazmak size düşer" diye İlâ- ve etti Sonra da dertlerini anlatmağa baş- adı. Hâdise, geçen haftanın İçinde bir gün Dışkapıda Şoförler Cemiyeti bi- nasında cereyan ediyordu. Dertli fe- damın adı Mustafa Cavcavdı ve Ce- miyetin ikinci başkanı bulunmaktay- dı. Dert, Ankaranın sempatik Vali Paşan İhsan Orgunun bir beyanın- dan doğuyordu. Orgun o beyanında, F.G.O. nun ziyan etmekte olduğun- dan bahisle, bundan böyle E.G.O. nun kârına mâni olan dolmuşların kaldı- rılacağını bildirmişti. İşte bu beyandan sonradır ki baş- kent şoförleri kulisinde bir dertli ha- va esmeğe başladı. Büyük kısmı eski arabalara sahip bulunan dolmuş- -ular, karara karşı hemen harekete geçtiler ve Vali Paşanın bu destek- siz endahtını tasvip etmediklerini be- lirttiler. İş bu kadarla da kalmadı. Şoförleri temsil eden heyetler, gaze- te ve” dergi idarehanelerini kapı kapı dolaşarak dertlerine bir çare bulun- masını ve Valinin bu hususta ikaz e- dilmesini istediler. Mesele mühimdi. Hâdise, otobüs duraklarında yolcu toplıyan dolmuşçuların cezalandırıl- masından çok daha değişik bir ma- hiyet arzetmekteydi. Radyo vasıta- sıyla yayınlanan haberin tepkisi bu- nun için büyük oldu. İşin üzerine azıcık eğilenler, Bele- diyenin bir derdi olduğunu anlamak- ta gecikmediler. Nitekim haftanın i- çinde cereyan eden hâdiseler de bu, işin içindeki işi teyitte gecikmedi. Be- lediye bir anda aldığı bir kararla yüzlerce işçinin vazifesine (nihayet veriyordu Vazifesine son verilen iş- çiler de toplu halde gazeteleri dolaş- 20 tılar ve sonra gene toplu halde bir gösteri yürüyüşü yaptılar. Durum cidden vahimdi ve Vali Pa- şa doluya koyuyor almıyor, boşa ko- yuyor dolmuyordu. Bir kere Beledi- ye, düşük iktidar devrinde DP. nin cankurtaran simidi haline getirilmiş- ti. Ocak ve bucak başkanlarının kart- vizitleriyle başkente inen D.P. li va- tandaş, soluğu Belediyede alıyor ve Allah ne verdiyse o sebeplendiriliyor- du. Bu yüzden borç bini asmıştı. Eh, borç bini aşınca da baklava börek yenmeğe başlanmıştı. V.C. komedisi- nin aksesuarı Belediyeden temin edi- liyordu. Ne kadar V.C. li vatandaş varsa Belediye tarafından işe alını- yor, karınca kararınca sebeplenmele- ri sağlanıyordu. Bir başka dert, büyük imarcı Men- deresin mimari dehasına para yetiş- tirmekten doğmuştu. Gelişigüzel ya- pılan istimlâkler, Belediyeyi vatan- daşa pek fazla borçlandırmış ve bu istimlâklerin büyük bir kısmının be- delleri ödenmemişti. Vatandaşa bol bol nasihat verilmişti. Belediyeden para alabileceklerinden ümidi kesen vatandaşlar, ihtilâlle beraber yeni- den harekete geçtiler ve Belediyenin kapısını aşındırmağa başladılar. Ama elden hiçbir şey gelmiyordu. İşte bütün bunlar başkentin Bele- diye Başkam ve Valisini son derece güç duruma düşürüyordu. Vali Paşa doğrusu ne yapacağını şaşırmıştı. He- le ay başlarında saçını başını -Allah- tan, başı saçsızdır- oyolmamak için kendisini zor tutuyordu. Nitekim Mart ayında Belediye, o personelinin maaşım veremiyecek duruma düştü. Kasada tek metelik yoktu. Buna kar- şılık personel maaşı bir milyon sekiz yüz bin lira tutuyordu. Vali Paşa işin içinden çıkabilmek için Maliye bakan- lığından istikraz yaptı ve maaşlar ancak böylelikle ödenebildi. Her işin başı para Böyle bir durumda Vali Paşa, ne olursa olsun para bulmak ve büt- çeyi düzenlemek fikrinden harekete geçmeğe karar verdi. Gelir temini bir hayli güçtü. Hiç değilse giderden bi- raz kısmak gerekiyordu. İşte bu yüz den işçiler bölük bölük sokaklara dö- küldüler. İşten çıkarma ameliyesinin neticesi kötü ve tepkisi büyük oldu. Bununla kalınmadı. Vali Paşa, ge- İhsan Orgun Biri yaya kalacak ama.. lir temini için bulduğu öteki çareyi haftanın başında açıkladı. Bütün dol- muşlar kaldırılacaktı! Başkentte dol- muş diye bir kelime kalmıyacaktı. Böylece Belediye otobüslerinin geliri birdenbire artacak ve gediğin bir ta- rafı kapatılacaktı! Ancak, hesaplar Vali Paşanın düşündüğü gibi çıkma- dı. Şu kadar vatandaş aç mı kalacak- tı? Çürük çarık otomobiliyle kanu- ni doyurmaya uğraşan şoförler ara- baların müzelere mi satsınlardı? Böyle bir kararın uygulanması kânsızdı. Bu kararın uygulanama- ması bir başka kararın da otomatik- man ortadan kalkmasını sağladı. Va- li Paşa dolmuşları kaldırıyor, Beledi- ye otobüslerine de zam yapıyordu. İşin ikinci kısmı, dolmuşlar mevcut olduğu takdirde imkânı yok uygula- namazdı. Otobüs fiyatlarının dolmuş fiyatlarından pahalı olması Belediye otobüslerinin caddelerde bomboş do- laşması demek olacak ve mali külfet birkaç misil artacak, zarar çoğala- caktı. Zamla ilgili kararname imza- dan çıkmış, ancak durum böyle o- lunca sumenin altına atılmıştı. Vali Paşa haftanın sonunda, zevahiri kur- tarmak için ilk demeciyle taban ta- bana zıt ikinci bir demeç verdi. E- fend' - lâfı yanlış anlaşılmıştı!. Kal- kacak olan dolmuşlar değildi. Sâde- ce, taksi olmayan büyük arabalara dolmuş yapma izni verilmiyecekti. Ama böylece, Belediyenin derdi or- tada kaldı. im- AKİS, 13 MART 1961

Bu sayıdan diğer sayfalar: