12 Mart 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 5

12 Mart 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Haftanın İçinden Demokrasi ve Devrimler Ne kadar güzel bir Ramazanı geride bırakmış olduğu- muzun farkında mısınız? Taşkınlığı değil, sadece ulviliği ve huşuu bulunan bir Ramazan.. Her isteyen ibadetini yaptı, orucunu tuttu, sevap kazanmayı arzu- layan kazandı, iftarını radyolarda okunan ezanla etti, Kurandan âyetler dinledi, gene radyoda zaman zaman mevlit kıraat edildi, camiler doldu, vaızlar verildi. Gaze- teler meşreplerine göre ve bir ölçü içinde dinimizin mü- barek ayıyla ilgilendiler, sütunlar ayırdılar. Böylece Ra- mazan geldi ve 1959 Ramazanını, Menderesin Londra uçak kaza- sından kurtulmasını takiben yaşadığımız o ayı hatırlı- yor musunuz? Bir avuç yobazın o taşkınlıklar mı, şirret- lik ve şımarıklığını, bütün bir memleketin hayatına ha- kim olma gayetini, herkesi kendi istikametlerinde bo- yun eğmeye mecbur etme heveslerini? Bunda muvaffak olduklarını söylemek mübalâğa değildir. O Ramazan top atılmadan sokakta sigara içmek, akşamları demlen- meye kalkışmak öğle vakti yemek yemek adeta bir ce- saret meselesi haline gelmiş ve bir anda İstanbul dahil hemen bütün şehirlerimiz bir Mekke, ya da Medine man- zarası almıştı. Oruç tutmayanlara tecavüzler başlamıştı ve yer yer lokantalar öğle yemeklerini vermez, veremez haldeydiler. Bir koyu karanlık memlekete çökmüştü ve radyolardan her akşam saatler ve saatler canhıraş fer- yatlardan, iktidar partisinin ve başının ebediyen, iki dünyada payidar kalmaısı için bol sesli dualardan, D. P. nin şu veya bu ocağı tarafından okutturulan mevlitler- den geçilmez olmuştu. Arap harfleriyle tedrisat hiç bir zaman o Ramazandaki aleniliğe kavuşmamış, hiç bir za- man caddelerde o Ramazanda olduğu kadar çarşaflı, takkeli, hattâ peçeli insanlar görülmemiş, teşbihler elle- re o derece bol miktarda alınmamış ve ahret işi dünya işine öylesine hakim olmamıştır. 1959 Ramazanından onbeş ay sonra, ebediyen payi- dar olmak bir yana, devrin iktidar partisi ve başı haya- tımızdan kaybolup gittiler. Türk toplumunun temelinde Atatürk devrimlerinin bulunduğuna ve o devrimlerin orada kalması lüzumuna inananlar demokratik rejime karşı şüpheciliklerini bu halkaya bağlıyorlar. Çok partili hayata geçişimizden bu yana taviz devrine girildiğini söylüyorlar ve bugünkü demokrasimizi, tabiatı icabı olarak devrimlerimizin ko- runmasına yeterli olmamakla suçluyorlar. Bir defa ken- dilerini buna inandırdıktan sonra da başka temayüllerin peşine kapılmaktan kendilerini kurtaramıyorlar ve ba- zen heyecanları arasında ne dediklerinin dahi farkına varmaksızın her türlü felâketin tohumu olabilecek sis- temlerin şampiyonu kesiliyorlar. Rüyalarında görseler hayra yormayacakları tiplerle omuzomuza, demokrasi- yi elde balta, zedelemeye çalışıyorlar da çalışıyorlar.. Bu, davranış, uzaktan bakıldığında, bir imanın neti- cesi gibi görülebilir. Aslında, bir inanç buhranının neti- cesidir. Demokrasiyi, devrimleri korumaya yeterli say- madıkları için istemeyenler bu devrimlerin sağlamlığı- na, devamlılığına ve hayatımızda sarsılmaz bir mevki AKİS, 12 MART 1962 Metin TOKER işgal ettiğine, toplumumuzun kanuni değil, sosyal teme- li olduğuna yüreklerinden inanmamaktadırlar, inanama- maktadırlar. Bu yüzden gördükleri her sarsıntı, her is- tismar, her geri adım teşebbüsü kendilerini oÜüzmekte, ümitsizliğe düşürmektedir. Halbuki, bütün hâdiseler göstermiştir ki devrimler payandasız ayakta kalacak sağlamlıktadır Ve onları, hatta bir koca iktidara karşı her şey pahasına koruyacak nesiller yetişmiştir. Üç yıl arayla gelen iki Ramazan arasındaki fark bunun en ib- ret verici delilidir. Eğer Türk toplumu, Atatürk devrimlerinin kilit taşı mesabesindeki laisizmi benimsememiş olsaydı veya De- mokrasi, mutlaka geriliğe taviz verme manasına gel- seydi son Ramazanın o Ramazandan farklı geçmesi için sebep bulunmazdı. Zira ortada, o zaman yapılanları bu- gün yasaklıyan bir yeni kanun mevcut değildir. Bir ye- ni tedbire gidilmemiştir. Demokrasiye geçilirken ko- nulması şimdi istenilen bir takım kayıtlar konulmamış- tır. Ama, İktidar farklı bir zihniyet taşımaktadır. Me- sele buradadır. Bizim toplumumuz kadar sarsıntı geçirmiş bir top- lumda hiç tortu bulunmasın, buna imkân yoktur. Asır- ların yadigârı olan bu tortu, zaman zaman suyun yüzü- ne çıkmaya mutlaka çalışacak, şansını deneyecektir. Eğer iktidardan yüz bulmazsa, Türk toplumunda Ata- türk devrimleri aleyhinde bir kıpırdanışın başarı kazan- ması asla mümkün değildir. Eğer o tortunun mevcudiye- ti ve kıpırdanışı bizi her şeyden bezdirirse, bunu normal karşılama gücünü yüreklerimizde duyamazsak, paniğe kapılıp bindiğimiz dalı kesersek gâvura kızıp oruç bozan adamın durumuna düşeriz. Serinkanlılıkla ve sakin düşünmek lâzımdır. Daha bir kaç yıl evvel, o müreffeh ve ileri Batı Almanyada, medeniyetin en ileri seviyesine ulaşmış o toplulukta bir "Naziliğe Dönüş" dalgalanması baş göstermedi mi? Si- nagogların kapısına çizilen gamalı haçlarla başlayan bir hareket az zamanda kampanya halini alıp bütün memle- kete yayılmadı mı? İş, orada burada yahudileri tehdit etmeye, hatta dövmeye kadar götürülmedi mi? Daha tehlikelisi, bu cereyana sempati besleyen tesirli çevre- ler su yüzünde hemen belirmedi mi? Düşününüz bu, Al- manyada oldu ve nazizm Almanyaya sadece Oniki yıl hakim kalmıştır. Ama iktidar, karşı vaziyet alır almaz, dönüşü alenen takbih eder etmez tohumlar, filizlenme- den tekrar toprak altına çekildiler. Bu, Almanyada na- zizmin hâlâ başlıca hakim olduğunun mu delilidir, yok- sa mevcudiyeti normal bir cereyanın demokratik sistem içkide bir zorlama teşebbüsünden mi ibarettir? İhti- mallerden birincisine inanmak için fazla karamsar olmak gerekmektedir. Doğru olan İkinci ihtimaldir ve demok- ratik sistem, iktidarın bir kötü İktidar olmaması saye- sinde tehlikenin pek âlâ üstesinden gelmiştir. Eğer iktidarların kusurlarım sistemlerin kusura sa- yacak derecede meseleleri basite irca edersek, kime han- gi sistemi beğendirebiliriz ki?

Bu sayıdan diğer sayfalar: