10 Temmuz 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 32

10 Temmuz 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 32
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ŞEHİRCİLİK Gökdelenler Fezaya giden mimarlar eçen ayın son günlerinde, sabah ga- zetelerinden birinin okuyucu mek- tuplarına ve şikâyetlerine ayırdığı özel sütunlarında yayınlanan iki mektup çok ilgi çekiciydi. Bunların ilginç olu- şu sadece bahis konusu ettikleri olay- lar yönünden değil, bizzat mektupları yazanların şikâyetçi oldukları meslek branşının mensupları (o bulunmaların- dandı. Konu, biri İstanbulun diğer ise Ankaranın en güzel manzaralı yer- lerinde inşa edilmekte (bulunan iki “gökyüzüne tırmanan" cinsinden a- partmanın, o civarda uzun yıllardan- beri halkın faydalanmasına ve hava alıp dinlenmesine yarayan parkların hem havasını, hem de manzarasını ta- mamen kapatmış oluşuydu. Her iki mektubun sahipleri olan yüksek mimar ve yüksek mühendis o vatandaşlar bu durumdan acı acı yakınıyorlar ve ilgi- lilerin "ilgisini" çekmeğe çabalıyor- lardı. Gerçi bugüne kadar böylesine büyük bir ilgisizlik göstermiş olan "il- gili"lerin "ilgisi"nin öyle kolay kolay çekilemiyeceğinde ve bu "makamlar"ın harekete geçirilemeyeceğinde kimsenin şüphesi yoktu ama, her iki vatandaş da yerden göğe kadar haklıydılar. Üs- telik, bu işte "kusurlu" durumundaki kimselerin kendi meslek câmiası için- den çıkmasına çok hayıflanmış görü- nüyorlardı. Gazete sütunlarına okuyucu mektu bu olarak geçen bu konu, aslında, her- gün herkesin gözleri önünde cereyan eden olayların sadece iki tanesini yan- sıtmaktadır. İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupada bombardımanlar so- nucunda yıkılan binalar yüzünden a- yakta kalan halkı barındırmak ama- cıyle, yine bu bombalanan alanlarda 10, 15 ve hattâ 20 katlı inşaatlara ge- çildi ve bunlar kat kat felâketzedelere dağıtıldı. Oralarda bu tedbirden baş- ka çare de yoktu. Çünkü nüfusun çok yoğun bir şekilde yaşamak zorunda olduğu endüstrileşmiş şehirlerde arsa fiyatları pahalıydı. Herşeyden önce, bi- na kuracak yeterli arazi de mevcut de- ğildi. Bu yüzden "gökdelen"ler meto- du başarılı bir şekilde harpten yeni çıkmış ülkelerde uygulandı. Türkiyeye gelince, özellikle güzel sanatlarda ve bunun bir bakıma kolu olan mimarlıkta batının şu veya bu dairesiniaynen kopyaetmekten gayri pek az şey yapmak âdet olduğu için, batı ülkelerini gezerken 20 katlı apart- AKİS/32 manları in bazı mimarlar, bunun odern mimari" nin bir eğilimi ol- duğunu kabul ettiler ve yurdumuzda da bunun uygulanmasına - mantığa ve tekniğe dayanan hesaplara o girişme- koyuldular. İşte (o yurdumuza tipindeki apartmanlar bu yoldan girmiştir. Bunların hemen bü- tün büyük şehirlerimizde, İstanbulda, Ankarada, İzmirde, hattâ Konyada çe- şitli örneklerini kolayca görmek kaa- bildir. Astarı yüzünden pahalı ilk bakışta insana büyük avantajlar sağlayacakmış gibi gelen bu yüksek inşaatların zahiri faydalarının başın- da inşaatın ucuzluğu gelmektedir. İd- diaya - tabii bazı mimarların iddiası- na- göre, bu şekilde "gökdelen"ler inşa etmek diğer (o binalardan ucuza çıkmaktadır. Diğer bir iddia ise, şehrin lüzumsuz yere dağıtılmamış ve bele- diye hizmetlerinin tâ uzaklara kadar iletilmesi zorunluğunun ortadan kalk- mış oluşudur. Sonra özellikle "komik" liği kayda değer diğer bir fikir, bu tip- teki binalarda daha çok güneş ve ha- va alınmasının mümkün olduğudur. Yukarıda ileri sürülen " avantajlar bile memleketimizde "gökden" mo- dasının ne derece yanlış bir anlayışla uygulandığını ve sırf görünüşe alda- narak hareket edildiğini göstermek- tedir. Gerçekten, birinci sebep, Türki- yenin büyük şehirlerinin birçoğunda ve semtlerin yüzde sekseninde varit bi- le değildir. Çünkü arsa fiyatını - gü- nümüzdeki spekülatif fiyat yükselişle- rine rağmen- hâlâ altı, nihayet sekiz kattan yukarı inşaatın diğerlerinden daha ekonomik olacağı iddiasını doğ- rulayacak seviyede değildir. Ancak rinde metrekaresi birkaç bin liraya sa- tılan arsalarda bu durum vardır. Bu bakımdan, örnek olarak (Ankaranın Balgat köyü dolaylarındaki bir koope- tiği düşünülürse - hesaba dayan- dığı sorulmak gere Gerçekten yüksek binalarda belir- li bir kattan sonra masraflar azalma- makta, bilâkis, birden artmaktadır. Çünkü yapıyı daha sağlam temellere oturtmak gerekmekte, mutlaka bir, hat- tâ iki asansör koymak zorunluğu ortaya çıkmakta, bütün tesisat ve biz- zat yapı malzemesini binanın yüksekli- ği oranında özel şekilde kullanmak i- cabetmektedir. Üstelik, inşaatın işçi- lik ve imâl masrafları, şantiye tesis- leri de birden pahalılaşmaktadır. Öte yandan, o Türidyedeki bütün büyük şehirlerde henüz "yer problemi" mevcut değildir. £ Tersine, şehirlerin merkezleri ikişer üçer katlı köhne yapı- larla veya ufacık dükkânlarla dopdo- ludur. Buna rağmen gerek Ankarada, gerekse İstanbulda şehirlerin orta yer- leri bırakılıp, kırlara yayılınmasındaki sebep anlaşılamamaktadır. Hem böyle yapılmakla, belediye (hizmetleri büs- bütün ve çok yoğun bir şekilde şehrin dışına doğru zorlanmış bulunmaktadır. Yurdumuz aslında bir güneş ve hava ülkesi olduğu için, sağlık (oyönünden ileri sürülen nedenlerin asla varit bu- lunmayacağı, hattâ bellibaşlı şehirlere böyle blok apartmanların yapılmasın- dan sonra şehirlerin havasının büsbü- tün bozulduğu, hele kışın gökyüzünün dumandan görünmez duruma geldiği hatırlanmalıdır. Kısaca, ne yanından bakılırsa bakıl- sın, "gökdelen" modasının, özellikle şehir dışında yapılmakta olan konutlar için Türkiyenin gerçeklerine uymadığı, belediye hizmetlerinin dağılışı yönün- den olduğu kadar ekonomi bakımın- dan da hiçbir fayda sağlamadığı üs- telik şehrin görünüşüne, sosyal yaşa- yış ve geleneklere zararlı etkiler yap- tığı görülmektedir. Bu kadar önemli bir konunun üzerine eğilmek suretiyle mak basmış olacağında şüphe yoktur.

Bu sayıdan diğer sayfalar: