2 Ekim 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 13

2 Ekim 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 13
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Müdürü ile ilgili bir haber, ya da bir şikâyet gelmesin. Bu baskıya karşı bir süre seyirci kalan Ağaoğlu ve Alpars- lan, nihayet meseleyi Hükümete du- yurdular. Gerçi her iki politikacı da, teşkilatlarının şikâyetlerini (o dikkate almakla görevlerini yapmışlardı ama bu arada işlenen fahiş hata, söylen- tilerin doğruluk derecesini araştırma- mak ve sadece lâfta kalan bir takım ddiaları gerçekmiş gibi (Hükümete aksettirerek, Temeltaşın görevinden a- ınmasını istemektir. las, hamam ve tellâklar İşin bundan sonraki kısmı prototip yerli malı politikacının kurnazlık- ları, alaturka uyunları. akla hayale gelmez baskı metodları ile ünlü "An- jelik" romanındaki saray entrikala- rına taş çıkartacak niteliktedir. Bu hengâme arasında en çok terleyen E- nerji ve Tabii (o Kaynaklar Bakanı Hüdai Oral olmuştur. Bu sırada kısmi senato seçimleri sebebiyle teşkilâtına her zamankin, den çok yakınlaşmak zorunda olan Fehmi Alparslan, gerek Oral ve ge- rekse Hükümetin diğer üyeleri kana- lıyla, Zahit Temeltaşın Murguldan alınması için ne mümkünse yaptı.. Ağaoğlu ise, biraz da Hopadaki kır- gınlığın tesiriyle bu konuda fazla ak- tif olmamakla beraber arkadaşını pek yalnız bırakmadı. u ardı arası gelmiyen baskılar arasında Oral yumuşamıştı ve Artvinli iki politikacının istediği şekle girmek üzereydi ki hadise basın çevrelerinde duyuldu ve Zahit Temeltaşın akıbe- tiyle ilgi başladı, Hüdai Oral bir ne- vi "Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tü- kürsen sakal" durumunda (o kalmıştı. Genç bir Bakan olarak "partizanlık" damgasıyla damgalanmak istemiyor- du Buna mukabil parti ve ilgili mil- letvekilleri kendisini sıkıştırıyorlardı. Hüdai Oral türlü yollara başvurarak bu fasit dairenin içinden sıyrılmağa . Ne Alparslana ve ne de Ağa- diyemiyor, türlü ba- haneler iteri sürerek Temeltaşın An. karaya alınmasını geciktirmeye uğra- şıyordu. Bir yandan da Zahit Temel- taşı sık sık Başkente çağırarak ken- disine bir takım parlak mevkiler tek- lif ediyordu. Nihayet, iki tarafa da ma- vi boncuk damıtmakla bu işin yürü- meyeceğini anlayınca Oral bir başka yola başvurdu : o Murgula müfettişler gönderdi. Bu, kendi kademesinde bu- lunan herhangi bir idarecinin yapma. sı gereken en normal şeydir. . Mü- fettişler gider, istedikleri her şeyi kontrol ederler ve karar bu kont- AKİS, 2 Ekim 1964 rolden sonra gelen rapora göre veri- lir. Ama Oral böyle yapmadı. Mü- fettişler gittiler, raporlarını sundu- lar. Bakan, kararını bu rapora göre vermedi. Zira müfettişler (o Temeltaş aleyhine tek satır dahi o yazmamış- lardı... Oral bir süre daha beklemeyi ter- cih etti ve bu arada son kozunu da oynadı. Makamına davet ettiği Zahit Temeltaşa: — Ben baskı altında bulunuyo- rum" dedi. Sonra, bir elini Temel, taşın omuzuna koydu ve: 5 anım, biraz da şu milletve- killeri ile anlaşsanız" Oo tavsiyesinde bulundu. YURTTA OLUP BİTENLER parti, meselesi haline gelmişti. O za- man, "engin tecrübe"si ile Kemal Sa- tar işe el koydu. Hüdai Orala, böyle hallerde o "partinin dediğinin dedik, çaldığının düdük olduğu" yolunda bir güzel ders verdi. Artvinde seçim de vardı. Bu gibi "enerjik davranışlar" mahalli teşkilât için "moral takviye- si" olurdu. Bakan, incecik bıyıklı du- daklarının altından belli belirsiz bir Megi demek zorunda kaldı. Bu "E- , haksız bir tasarrufun fermanıy- Güneşe çekilen perde Tabii bu arada tayine bir kılıf ta ha- zırlanıvemiş, karar mevzuata uy- gun olarak Yönetim Kurulu tarafından Fehmi Alpaslan - Saffet E. Ağaoğlu Kem söz Oralın "anlaşsanız" dediği millet, vekili Ağaoğlu ile Temeltaş (CHP nin Grup odasında karşı geldiler. £ Bu görüşmede muşak konuşan Ağaoğlu öyle söz- ler söyledi ki sanki Temel taştan şi- kâyet eden kendisi değildi. Hatta bir aralık teşkilâttan bile yakınarak oda- da bomba gibi patlıyan bir lâf ta etti: ". Canım, bu rejim böyle yürür mü? Her istiyenin her dediğini yap- maktan bıktım..' Böylece baskılar nisbeten hafifle, miş, Oral da eski neşesine kavuşmuş- tu ki bir olay, Fehmi Alparslanın se- nato seçimlerini birkaç oy farkla kay betmesi, küllenmiş olan meseleyi ye- niden alevlendirdi. Şahsi mesele artık sahibinindir alınmıştı. Bu konuda Etibank Genel Müdürü Rasim Kurşuncu: "— Zahit bey takdir ettiğimiz başarılı bir arkadaştır. Kendisini mer- kezde, araştırma Oo faaliyetlerimizde faydalanmak üzere Ankaraya aldık" demektedir. Hüdai Oralın sözleri de Kurşun- cudan pek e değildir: — Zahit bey kıymetli bir arka- daş. Merkezde faydalanılmak üzere Ankaraya almışlar. Benim bu tayinle ilgim yok. Zira bu, Yönetim Kurulu- nun işidir". Ancak gerek Oraldan ve gerek Kurşuncudan farklı konuşanlar Ağa- oğlu ve Alparslandır ki bu iki politi- kacının sözleri gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Her iki politikacı da 13

Bu sayıdan diğer sayfalar: