17 Mayıs 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11

17 Mayıs 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

i BP. ga cv © p 5 tTsEYE REF. ?#LEN RRA EEELEKT ş Kö 17 Mayıs 1938 ——.— Sahife 1ı Serbes güreş Ma Konulacak olan altın kupayı hangi grup kazanacak? Seçme müsabakalarına yirmi bine yakın güreşçi genç iştirak ediyor Bu müsabakalarda kazanan gençler milli takıma terfi için eski şampiyonlarla Yol Ankara 16 (Akşam) — 4ve5 ha xiranda Ankara Şehir stadında yapi- lacak Türkiye serbes güreş şampiyon: Yuğu müsabakaları, köyler de dahli Olmak üzere memleketin her tarafın- da büyük bir alâka uyandırmıştır. Güreş federasyonuna gelen malü- mata göre, bu müsabakalara iştirak edecek öyuncuları seçmek Üzere, memleketin muhtelif yerlerinde yâ- Pilan seçim müsabakalarına 15, 20 bin kadar güreşçi genç iştirak et- mektedir. Bukadar geniş bir sporcu kütlesini etrafında toplıyan bir spor hareketine ilk defa olarak şahit ol- maktayız. Hiç şüphe yok ki serbes Büreş pek yakın bir gelecekte milli sporlarımızın önünde ve üstünde Yâyık olduğu mevkii ihraz edecektir. Bugün kendisile görüştüğümüz Gü- Teş federasyonu reisi ve İş bankası umumi kâtibi B. Vehbi şampiyonluk müsabakaları hazırlıkları etrafında bize şu izahatı vermiştir; « — Serbes güreş maçları için Tür- kiyeyi 12 grupa; Ankara, İstanbul, Balıkesir, İzmir, Kastamonu, Konya, Bamsun, Sıvas, Seyhan, Erzurum, Diyarbakır, Urfa ve 60 bölgeye ayır- dık. Grupları teşkil ederken şehir, Kasaba ve köylerimizin güreş kesi- feti ve münakale vaziyetlerini bilhas- #a göz önünde bulundurduk. Ankara ilo İstanbulu müstakll bi- Ter grup telâkki etmek suretile güre- gin fazla inkişaf ettiği bu iki şehri- mize civar olan vilâyetlere serbes gü- Teş sahasındaki kuvvetlerini göstere- bilmek imkânını hazırladık. Bölge ve grup merkezlerinde yapı- lacak birincilik maçlarında muvaffak olacak gençler 4 ve 5 haziranda An- karaya gelerek Türkiye şampiyonlu- ğunu kazanmağa çalışacaklardır. Şampiyonluk maçlarında birinciye 3, ikinciye 2 ve üçüncüye de 1 puan verilecek, bu esas üzerinde en fazla Puan alan grup fk Türkiye serbes Büreş şampiyonu olacak ve altın ku- Payı kazanacaktır. Federasyon da kupa ihdas ediyor Altın kupadan maada Güreş fede- Tasyonu tarafından ihdas olunan ve her siklet için beşe sene müddetle konulan gümüş kupalar da vardır. Bu kupalar beş sene zarfında en çok | şampiyonluk alanda kalacaktır. i | Ankarada kupa için yapılan Milli takıma dahil güreşçiler bu müsabakalara iştirak İ edemiyecekler Federasyonumuzun âldığı esaslı kararlar arasında evvelce milli takı- ma ayrılmış ve beynelmilel müsaba- ka yapmış güreşçilerin altın kupa maçlarına iştirak edememeleri yolun- daki kararı bilhassa zikre şayan bu- Turum. Bununla beraber altın kupa maçlarında şampiyonluğu kazanâ- cak gençler milli takıma terfi için bu maçlardan sonra eski şampiyonlarla karşılaştırılacaklardır.> Güreş federasyonu reisi B. Vehbi, müteakib senelerde Ankarada tekrar edilecek olan bu müsabakaların da- ba çok şumullü bir faaliyete sahne olacağını kaydederek izahatına şu | cümlelerle nihayet vermiştir: | - —Öz malımız olan bu spor şubesi- nin bütün yurdda geniş bir ölçüde taammümünü temin etmek federas- güreşlerden iki enstantane yonumuzun başlıca hedefidir. Bu he- defe en kısa bir zamanda varmak için bütün varlığımızla çalışacağız. BULMACAMIZ > Soldan sağa: 1 — Meyvası bol bir şehir - İskambilde bir kâğıd. 2 — Kuru soğuk - Karışık renkli, 3 — İbadet - İrad. 4 — Birdenbire - Boy değil - Bir mik- yasın tersi, 5 — Netice 8 — Riyaziyatta bir şube - Kasık. 1 — Nota - Bir çalgı - Saati düzeltme, 8 — Bir nevi hiyaz - Bal verir. 9 — Bıçağın kılıfı - Ekilen erazi. 16 — Parça - Deva - Yiğti. Yukardan aşağı: boyası. — Aşikâr - Yoğurtlu hiyar salatası, 3 — Havası hamseden biri - Buğday tozu. 4 — Üye - Doymak bilmez. 8 — Bir saat markası 8 — Hayret edatı - Işık - Ced 7 — Mükemmel - Kastamonuda bir kaza, 8 — Beyaz - Çimen. $ — Yaramaz çocuk - Menfi İle muhaffefi 10 — Meşhur bir Fransız artisti. Geçen bulmacamızın halli; Soldan safa: 1 — Kızılırmak, 2 LAf, Foti, 4 Ekonomi, El, $ — Liyakat, 8—x 7 — İki, Alımı Rakam, Şaki, 9 — Azimet, 10 — Zalim, La, Yukardan aşağı: 1 — Kale, Kiraz, 2 — Irak, İkaz, $ — edalı - Ar, Se, Ka, 3 — Ankarada at yarışları büyük rağbet görmektedir. Yukarda pazar günü yapılan at yarışları esmasında stadyomdan bir kısmı görünüyor. Pol, İkiz, 4 — İn, NU, Ama, 5 — Koy, Amel, 6 — İs, Mall, Tİ, 7 — Refik, Aş, 8 — Mal, 9 — Aktetmek, 10 — Kall, Atina, 1 — Yemiş satan - Bir nevi mobllye | Aşk ve macera nuveli Kızını kurtarmak için... | S5 | (Baş tarafı 10 uncu sahifede) İ Hümeyra, ağlıyarak, Rüşlü Ziya- dan aldığı mektubu uzattı Bak, anne, son zam arda <İşim var!» diye seyrek geliyordu. | Sonra o mahud seyahati çıkardı. Şimdi de bana ebedi veda mektubu yazıyor. Bir daha gelmiyecekmiş. Mısırdaymış. Anne, lâkayıd bir tavırla kısa kes- mek istedi : — Erlâdım, elbet... Bu delikanlı istikbalini düşünmeğe mecbur... Bi- zim hatırımız için işlerini feda ede- — Anne, annne,.. Sen benden bir şey gizliyorsun. Bir ahbaplık bu ka” dar kolaylıkla bozulabilir mi? Mu- hakkak arada bir şey oldu. Sen 2a- ten Rüştü Ziyaya karşı son günler- de pek soğuk muamele ediyordun. Mutlak, mutlak benden ...bir sir giz- Hyorsun. Fahriye hanım, kızının helecânını teskin etmek için yanına oturdu, Yav- rusunun başını göğsüne bastırarak saçlarını okşadı. Mümkün mertebe sakin konuşmağa çalışarak: — Neler icad ediyorsun, Hümeyra- cığım? Senden gizliyecek ne var ki?... — Ne bileyim anne?... Aklıma geli- yor!... İhtimal benimle evlenmek İste- di de sen reddettin, — Hayır, hiç bir zaman öyle bir teklifte bulunmadı. Genç kız, şaşkın şaşkın etrafına be- — O beni seviyor sanmıştım, Her halile bunu gösteriyordu. Öyleyse, ma- dem ki arada bir tatsızlık olmamış, niçin kaçıyor? Sonra birdenbire, yerinden fırlıya- rek: — Anladım. Biz zenginiz. Belki onun için istemeğe cesaret edemiyor, Beni unutmak için gidiyor... Hayır, hayır... Bu olamaz... Ben de onu seviyorum... Mektup yazacağım, çağıracağım. doğru değildir, Hem zaten bu izdivaç olamaz, Kızın bakışlarından alevler fışkırı- yordu. Büyük bir coşkunlukla bağırdı: — Niçin? Niçin? — Çünkü onun mesleği ile bizim muhafazakâr sile terbiyemiz uymaz. Hümeyra, çılgın gibiydi. Lâf dinle- mek istemiyor, bu mânasız sözlere İs- yan ediyordu. «Muhafazakâr!» , «Uy- mamak!» Ne demekmiş?... O, çalışkan, zeki, sanatkâr, bir genç değil miydi? Hem biribirlerini seviyorlardı. Mesud olacaklardı!... Buna niçin mâni olu- nuyordu?... Anne, bu şikâyetli feryadların kar- şısında başını önüne iğmiş, acı acı dü- şünüyordu. Hakikati ona söylemeli miy- di? Fakat hakikat de neredeydi?... O da pek âlâ biliyordu ki delikanlı, ki- zıni seviyordu. Buna rağmen böyle bir izdivacın mesud bir netice vermi- yeceğine kanidi, İşte bunun için, bü- tün kuvvetile buna mâni olmak isti- yordu. Macera peşinde koşan bu çapkın gencin hiç bir zaman iyi bir koca ol- mıyacağına emindi, Artık kızının sıh- hatine güvenebilirdi, Hem etrafında &z mi erkek dolaşıyordu? Bunlar ara- sında onu oyalıyacaklar elbette bulu- nurdu, En kuvvetli darbeyi indirerek bu işi kesip atmağa karar verdi. B&- şını kaldırıp muhabbet dolu gözlerle kızına bakarak: — Yavrum! - dedi, - Beni affet! Se- ni kurtarmak için her çareye baş vur- muştum. İşte en sonra bu tedaviye ka- rar verdim: Sana hayatı sevdirmeleri için onları parayla tuttum, Rol oynat- tam! Genç kızın beti benzi uçtu. Gözleri yerlerinden fırlıyacakmış gibi açıldı. Olduğu yerde sendeledi. Fakat sonra birdenbire kendini toplıyarak müsteh- xi bir tebessümle: « Yalan söylüyorsun. Beni ondan soğutmak için bunları uyduruyorsun. — Hayır! Başın üzerine yemin ede- rim”ki söylediklerim doğrudur. Onla- rın rolü bana bin sekiz yüz liraya mal oldu. Ve kadın, bütün hikâyeyi, başından sonuna kadar nakletti, Hümeyra, an- | mesinin omuzuna dayanarak, hıçkıra hıçkıra ağladı, İ “.. j Aradan seneler geçti. Hümeyra, cid- di, ağır başlı bir mühendisle evlenmiş» ti. İki de çocuğu oldu. Asude, sakin bir hayat yaşıyor. Fakat kalbi daima, aşkının şifa bulmaz yarasile sızlıyor- du. Bir gün sokakta Vasıf amca ile karşılaştılar, Erkek, genç kadını gö- rünce zaptedemediği bir sevinçle ek lerine sarıldı. Hümeyra da, âni bir his- sin tesirile — Gel şuraya... Şu pastacıya girip bir çay içelim, amca! - diyerek eski hatıraları ihya etmek istedi, Ve işte o zaman, Vasıf amca, ona bütün hikâyeyi nakletti. Evet, Rüştü Ziya, bir rol olarak bu işe başlamıştı, Fakat kızı gördüğün- den itibaren pek derin bir aşkla sev- mişti, Fahriye hanımın «katiyen kızı- mı aktöre vermem!» sözlerini işitin, ve bilhassa'ailenin çok zengin olduğ'u- nu öğrenince «paraya tamah edetek âşık rolünü oynamağa devam ediyor» dedirtmemek için günden güneyük- selen mesleğini baltalamış, kızı unut. mak için Mısıra kaçmıştı. Verilen pa- rTanın bir kuruşunu bile kabul etme- miş, sıkıntıda olan Vasıf amcaya hep- sini bırakmıştı, Gözü yaşlarla dolan şişman aktör Mâve etti: — Yavrum! Ben de seni evlâd gibi seviyorum, Ve bu parayı katiyen al- mazdım. Çünkü asla rol oynamadım. Fakat pek sıkıştım. Evde çoluk çocuk açtı, Bunu borç diye kabul ettim. Fa- kat bir türlü ödiyemedim. Hâlâda borçluyum, Genç kadın, mahvolan saadetine, kurtulduktan sonra mahvolan haya- tına acı acı ağladı, ağladı. Nakleden: (Vâ - Nü) ama En tehlikeli noktada en emin nöbetçi Ağız ve dişlerinizi RADYOLIN ile temizlerseniz vücudü- üzü birçok hastalıklara karşı korumuş olursunuz! Ağız, mikroplara karşı daima açık olan bir kapıdır. En büyük hastalık mikropları bu kapıdan girer, ağın içinde yerleşir ve çoğalarak vücude yayılır. Çürük bakımsız bir tek dişin üstünde mliyonlarca mikrop barına- bileceğine göre tehlikenin büyüklüğü kolaylıkla anlaşılabilir. Bu açık kapıya: RADYOLIN gibi mikrop öldürücü hassası $e 100 olan bir nöbetçi dikmelisiniz. KADYOLİN (mikropları öldürmekle beraber dişleri beyazlatır, diş etlerini sağlamlaştırır, ağız kokusunu keser.

Bu sayıdan diğer sayfalar: