17 Mayıs 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

17 Mayıs 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

B g # s 7 Ma, 1988 AKŞAM Milyoner kızı bir artist Dört senedir babamın parasından bir santim alma- dım kendim kazanıyorum, kendim sarfediyorum Eğlenceye para sarfetmekten kaçınmam. Eğlenmek çalışmak için en lüzumlu şeydir. Eğlenmiyen insan fena bir insan olur — Bir mayo bulalım da siz de deni- Ze giriniz... Bir taraftan yüzer, bir ta- Taftan da konuşuruz. Dört gündenberi hafif nezle oluw Bum için hemen cevap verdim: — Teşekkü erim... Şubat ortasın- d& yüzmeğe alışık değilim. Warner Bros stüdyolarınm içinde Kocaman bir Plâj kurulmuştu. Kısa Möyoları tırtında biribirinden güzel belki yiz genç kız... Karşımda açık mavi mayosile meşhur, sevimli yıldız Rösalind Rowsseli duruyor... — Ca Su ılıtılmıştır. Ne gü- zel... Girseydiniz çok hoşunuza gide- cekti, Bir daha teşekkür ettim. O 16 ya- Şında bir mektepli kız neşesile: — Öyleyse ben soyunma odamdan e bir şey alıp geleyim.. Beni #tüdyoda bekleyiniz ... Diyerek yanımızdan uzaklaştı. Çevirdiği sahnenin yarıda kalma- Sımdan canı sıkılan rejisör bana ta- kıldı; — Aşkolsun size... İşinden aldınız... Şimdi kim bilir ne ar zaman artistin keyfinin gelip İ€ tekrar işe başlamasını . bekliyece- Ğiz? Ne güzel bir plâj sahnesi çeviri- Yorduk? Rejisör bundan sonra ilâve etti: — Amma biliyor musunuz? Rosâ- lind Roussell Amerikanın en kibar ailelerinden birine mensuptur. Ailesi- BİN İçinde Amerikada nazırlık etmiş Pek çok kimseler vardır. Büyük baba- $, İki amcası nazırdı. O sinemaya Para için değil, sır? zevki için atılmış» ir. Çünkü Rosalind Roussell'in zaten Şahsi seryeti çok büyüktür, Los Ance- İtsteki birçok petrol kuyuları kendi- #inindir. Çok kibar bir ailenin kızı ol- duğu için, filimlörde ona gayet kibar rolleri veriyorlar. Bu roller Ro- #alind Roussell için biçilmiş bir kaf- tandır Biraz sonra artist sırtını geniş bir uz almış olduğu halde yanımıza Beldi. Sudan biraz evvle çıktığı için Güzel saçları ıslakt.. Rosalind Rous- Sell terbiyenin, neşenin timsali bir dır, Onda büyük yıldızlara mâh- 8uS manasız kaprislerden hiçbirini ilâmazsınız, Cebinden bir sürü bilet çikardı. — At yarışları biletiniz var 717... Ancelesin at yarışları çok meş- hurdur, Bu yarışlarda bulunmak için Amerikanın birçok yerlerinden kalkıp liraya gelenler vardır. Fakat at ya- Yişları için bilet bulmak hakikaten iF meseledir. Şimdi Rosalind Rous- #eİl'in cebinden böyle bir demet bilet fıktığını görünce şaşmıştım. Biletleri önüme koydu. Yanaklarını Kukurlaştıran bir gülümeseme ile si- Bürasını yaktı: — Ben, dedi ,Amerika at yarışları heyeti reisiyim.. bol biletim « Hem benim atlarımı görürsü- Müz. Aslan gibi üç atım var... Biz konuşurken bir yandan da ber- glmieş, suya girdiği zaman ısla- ag Saçlarını düzeltiyor, elektrikli İF tarakla başında ondüleler yapı- Yordu, > Şimdi siz benimle mülâkat ya- Diyorsunuz yat... Ben de bütün dikka- inle sizin bütün hareketinizi tedkik İyorum, Saşırmıştım: — Niçin? Dedim, Güldü <a Bu filimde yaman bir gazeteci Oynuyorum. Beni seven bir erkek Azeteciyi atlatıyorum, Müthiş buluyorum, Mülâkatlar yapıyo - . Meşhur oluyorum. Herkes ben- bahsediyor... Şimdiye kadar ga- Bizim yıldızı Yeni filmimde gazeteci rolü yapıyorum. Bu rolü o kadar sevdim ki... Ne heyecanlı hayat o... Başka gazetelerde olmıyan enteresan mevzuları bulmak için çırpınmak, her şeyi, herkesten evvel duymak... | yaşamak - tuhaf değil mi? - ağırıma Rosalind Roussell, Hikmet Feridun'la birlikte Akşam'ı tedkik ediyor zeteciler benimle konuşurlarken on- ların hallerin? dikkat etmedim, Hal- buki bu filimde bir gazetecinin nasil mülâkat aldığını çok iyi göstermem lâzım... Ben de sizi tedkik ediyorum... | Bir aralık gülümsemesi kahkaha | şeklini aldı, — Amma, dedi, ben mülâkat, için gittiğim kimselerle âşıkdaşlık ta edi- yorum... Benim filmimdeki gazeteci işte böyle bir insan... Çok tatlı konuşan bir kadındı: — Biliyor musunuz? Şu kırk gün- denberi oynadığım gazeteci rolünü o kadar sevdim ki,.. Ne heyecanlı ha- yat o... Başka gazetelerde olmıyan eneteresan mevzular bulmak için çır- pınmak, her şeyi herkesten evvel duy- mak... Gazetecilik çok hoşuma gitti... Eğer sinema artisti olmasaydım, mut- laka gazeteci olurdum... — Sizi tanıyanlar çalışmadan çok iyi yaşıyabilecek kadar servetiniz ol- duğunu söylüyorlar... Sinema haya- tana nasıl atıldınız?... — Servet sahibi olmak, çalışmamak için bir vesile teşkil etmez. Ben çalış- nağa başlamadan evvel evimizdeki uşakların, adamların etrafımda fır- | lerinden bayağı bıkmış, usan- | mıştıım. Ne istesem hazır, Ne istesem hemen önüme glir... Gözlerim bir şe- | ye dalsa sorarlar Bir şey mi istiyorsunuz? Artık bu hayat beni fena sıkmağa başlamıştı. Babamdan kalan para ile | vardır. Bu yatla beraber vaktim boş gidiyordu. Sonra sinemaya da çok merakım vardı. Çalışmağa karar ver” dim. Çalışacak, kendi kazandığım pâ- | ra ile yaşıyacaklım. Ben buz üstünde iyi kayarım. Hattâ bir zamanlar Ame- | rika patinaj şampiyonu oldüm. Bir gün meşhur dünya patinaj şam-| piyonu Sonja Heine ile beraber bir | çayda oturuyorduk. O bana Norma | Sherer'in kocası rejisör İrvin Talbergi takdim etti. Genç rejisör bana: — Sinema için yaratılmış bir tipsi- niz... dedi, Hemen ertesi günü işe başladım. İşte o gün bugündür kendi sayim ile yaşıyorum. Dört sene- denberi babamın parasından bir san- tim almadım. Kendim kazanıyorum, kazandığım para ile istediğim gibi eğleniyorum. — Meselâ nasıl eğleniyorsunuz? — Ooo, ben eğlenceye para - sarfet- mekten hiç kaçınmam. Çünkü bili- / rim ki eğlenmek, çalışmak için en lüzumlu bir şeydir. Çalışmak için eğ- lenmeli... Eğlenmek için çalışmalı... Eğlencesizlik insanı miskinleştirir, ha- yattan soğutur, şevkini kırar, Eğlen- miyen bir insan, fena insan olur... Bu- nun için beş dakikalık zamanımı bi- le boş geçirmem. Hayatta en büyük prensibim eğlenmek, hadsiz, hesapsız eğlenmektir. Bunun için güzel bir yat satın aldım. Yatımda &l4A tüfeklerim olur olmaz, Okyanusa açılırım. 'Tüfek- le balık vururum. Tasavvur edemez- siniz, bu ne güzel eğlencedir... Dost larım benim yatıma «Zevk yatı> ismi- ni takmışlar... Bir gün sevdiğim ga- zeteci arkadaşları da yata çağıraca- ğım., hep beraber eğleniriz. Şimdiki | halde yatıma © ârtist (o ârkadaşlar | geliyor. En başla Meri Plckford, son- ra Loretta Young, Carole Lombard, Clark Gable, Myrna Loy... Zavallı öl- meden evvel Jean Harlow... Bakın size bir sır vereyim. Clark Gable gayet güzel Şark dansları, Arap İ dansları oynar. Kendi kendine oynu- yor amma çok eğlencelidir. Hele ba- zi zamanlar bedevi kıyafetine girip, sırtına harmaniye gibi bir şey alarak Arap dansı yapması insanı kırılırcası- na güldürür... Myra Loy yüzme bilmesine rağmen denizden çok korkar, en büyük eğlen- celerimizden birisi de yattan kendisi- ni denize atmaktır. Carol Lombard fevkalâde iyi yüzer... Fakat bir gün böyle yatta iken deh- şetli bir fırtınaya tutulduk. O günü yatta korkunç filimilerde oynıyan Val- Jas Berri vardı. Perdede o kadar kor- kunç, dehşetli bir adam olarak seyret- tiğiniz Vallas Berrinin fırtına çıktığı zaman halini görmüş olsaydınız kah- kahadan kırılırdınız; — Aman, batacağız... Çabuk sahi- le çıkalım... Çabuk... Ben böyle yat eğlencelerine alışık değilim... diye te- lâş içindeydi. Ne ise zorla sahili bulduk ta Vallas Berri de telâştan kurtuldu. Yattan başka en çok sevdiğim eğ- lence ata binmektir. Atla dolaşmağı en lüks otomobile değişmem. — Daima filimlerde kibar kadın, milyoner kadın rollerini oynamaktan memnun musunuz? — Katiyen... Benim ruhumda bir düşkünlük mü vardır, nedir anlamı- yorum. Bilâkis âdi, serseri kadın ve- saire gibi roller oynamak için bayılı- yorum. Fakat şimdiye kadar bir tür- lü rejisörler bana böyle bir rol verme- diler. Zengin kadın rolü hiç hoşuma gitmiyir... Size daha tuhafını söyliyeyim mi? Sabahtan akşama kadar stüdyoda yo- rulup didinen bir artistin eve gittiği zaman rahat edeceğini zannedersi- niz, değil mi?... Ben eve gidince meş- hur piyeslerdeki serseri kadınlar, ser- seri kızlar rollerini oynarım. Bazan bana Mirlam Hopkins, Loretta Young da iştirak eder. Hep birden evde zev- kimiz için tiyatro oynarız. Ha bakınız bir şey unuttum. ben edebiyatı, hele tiyatro eserleri okuma» sını çok severim... — Kimlerin eserlerini okursunuz? — Fransız piyesçilerini çok seve- rim... Klâsikler sinirime dokunur... — Şekspir? Sanki müthiş bir şeyden bahsetmi- şim gibi yüzünü burüşturdu; — Aman, dedi, yeryüzünde katiyen anlamadığım bir insan varsa odur... Sahnede bol bol insan öldürmekten başka bir şey bilmez... Hani ismi çi- kan, hakikatte hiç te iyi mal satmı yan dükkâncılar vardır... Şekspirin şöhreti de ona benzer... Yani sadece Hikmet Feridun Es Tekirdağ (Akaşm) — "Tekirdağında çocuk esirgeme kurumunun teşebbi- siyle yapılan gürbüz çocuk müsabakasında üç yaşında Yirmi kilo gelem Hüse- yin kızı Müşerref birinciliği ların bir fotografını göndetiyorum. azanmıştır, Müsabakada kazanan gürbüz çocuk»

Bu sayıdan diğer sayfalar: