17 Mayıs 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12

17 Mayıs 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SARAY ve BABIÂLİNİN İç YÜZÜ Yazan: SÜLEYMAN KÂNİ İRTEM —Tercüme, iktibas hakkı mahfuzdur ZE NE mmm Sandanski'nin bir sözü: “Bizim mebur- san meclisi kısır kadına K Benziyor, Müzakere neticesinde Kâmil paşa» ya itimad kalmadığına, kendisine ve meclisi mebusan riyasetine şiddetli telgraflar yazılmasına, bu yolda tel | graflar çekmeleri için bütün vilâyet | heyetlerine gene telgrafigi hislin bildi. rilmesine müttefikan karar verildi. Telgraflar yazıldı. Bu sureti merkezi umumi gleyhindeki cereyan ye teşeb- büsün önüne geçildi. Kâmil paşa biraz daha sabırlı dav- ranıp bu darbeyi vurmağa kalkışmak ta teenni gösterseydi muhaliflerin ©8- miyet merkezleri arasına tefrika sok- mak ümidleri pek ziyade ie olacaktı. Selânik heyeti yonrikasiyaği İstan» 'bulda vaziyet hakkında merkezi urü- miden istizahta bulunmuş ve merke zi Umumi namına Rahmi beyden Ye» ziyette endişe edilecek bir şey olma» dığına dair müstacel bir cevab da al. mıştı, Selânikte bu teminatın ciddiyetine hükmedilememiş, gerek Selânikten ve gerek diğer vilâyetler heyetlerinden çekilen telgrafnameler üzerine mecli- si mebusandaki İttihad ve Terakki grupu harekete geçmeğe karar ver- mişti, (1) Kâmil paşanm harbiye ve bahriye hazırlarını değiştirmesi İttihad ve Te- rakki cemiyetini artık sadrazamın karşısına dikilmeğe mecbur edecek bir vaziyete getirdi. Cemiyet iptida sadrazamın maksa- dını anlamak ve hattı hareketini buna göre tayin eylemek üzere doktor Na- zımi gönderdi. Nazım beyin aradığı izahata karşı Kâmil paşa şu cevabı verdi; — Bu mesele etrafında bu kadar hassasiyetin sebebini anlıyamıyorum. Bu basit bir tayin işidir. Vakıâ ben size mühim meseleler hakkında istişa- re vaadinde bulundum ama bu tayi- nin böyle mühim bir mesele olabilece- Bini düşünmedim, Ertesi günü kabine âzası da Kâmil paşadan tebeddülün sebebini sordular. Kâmil paşa evvelâ işi süküt ile geçiş- tirmek istemiş, sonra: — Bunun hakiki sebebi harbiye ve bahriye nazırlarının İttihad ve Terak- mektebi nazırlığını ifa etmişti. Maarif nazırı nasbettirdiği Ziya paşa da Ah- Tar firkasına müntesibdi. Kâmil paşa harbiye ve bahriye na- zırlarini tebdil için Abdülhamidi hal ile Yusut İzzeddin efendiyi ielâs tasav- vurunun mevcudiyetine istinad etmiş- ti. Halbuki kendisinden delil arıyan vükelâya yalnız bu şaylaya dair ajans telgrafnamelerini gösterebilmişti. Kâmil paşa infisalinden sonra vaki olan münakaşalarda bu haberi kendi- sine dahiliye nazırı Hüseyin Hilmi pa- şanın verdiğini iddia etmiştir. Hüseyin Hilmi paşa ise bu noktayı şöyle izah eylemiştir; (Odamda iken Hasan Fehmi paşa geldi. — Şimdi istifa ettim, Nazırların öy- le uşak gibi kovulmalarına, kendileri- ne tardlarının sebebi bile bildirilme- mesine tahammül edemem. Harbiye nazırı böyle bir muameleye hedef ol- du. dedi. Ben onu teskine uğraştım. O çekildikten sonra adilye nazırı Re- fik bey gelerek o da ayni yoldâ şikâ- yetlerde - bulundu. Onu da sakinane harekete davet ettim. Birlikte vükelâ meclisine gittik. Mecliste iken dahiliye matbuat ida- rTesinden bir ajans telgrafı getirdiler, Bunda zatı şahane aleyhinde teşeb- büste bulunmak istiyen bir gizli cemi- yete dahil olduklarından dolayı har- biye ve bahriye nazırlarının azledildiği bildiriliyordu. Telgrafı Kâmil paşa- ya verdim. Okuyup cebine koydu, Bir saat sonra çıkardı. Alenen mecliste okudu. Vükelânın hepsi hiddetlendi. Hele yanımdaki Tevfik paşa bir tür- Tü hiddetini yenemiyordu, Kâmil pa- — Bu gizli teşebbüsten on beş gün- denberi haberim vardı! dedi Kâmil paşanın Harbiye Nazırlığına getirdiği Nâzım paşa Meclis dağıldı. Hakikatte böyle bir teşebbüsün hiç aslı yoktu. Hüseyin Hilmi paşa istifasının ha- kiki sebebine dair verdiği bu izahatı gazetelerdeki şu beyanatile de teyid eylemişti: (Avcı taburlarına icra ettirilmek tasavvur olunan şeyler varmış. Sad- rTaz&m bana bundan başka bir takım mevhum tasavvurlardan bahsetmiş- tir. Fakat bunların hiç birinin varlı- ğını gösteremedikten maada böyle bir tasavvur - Abdülhamidin iskatile Yu- suf İzzeddinin iclâsı tasavvuru ola- cak - vukuunu mübeyyin bir galib san husule getirecek bir söz dahi söyleme- miştir. Bunun üzerine ben kendisine: — Bu fevkalâde tasavvurlardan ns vakittenberi haberdar idiniz? Diye sordum. O da: — On beş gündenberi! Cevabını verdi, — On beş gündenberi böyle mühim bir şeyden haberdar olduğunuz ve bu meselenin umuru dahiliyeye hemen münhasıran taallâkunu bildiğiniz hal- de nasıl oluyor da dahiliye nazırı sıfa- tile bendenize harfi vahid söylemedi- niz? diyerek istifa ettim.) Said paşanın sadaretten çekilmesi harbiye ve bahriye nazırlarının inti- habı hakkını padişaha bırakmak iste- diği yolundaki zehabın neticesi olmuş- tu, Kâmil paşa padişaha bile verilmi- yen bu hakkı şimdi sadaret makamı için temine çalışıyor gibi görünüyordu. Buna mebusan meclisi ses çıkar- mazsa tabil idi ki Kâmil paşanın iste- diği olacaktı, Fakat olamadı. Edirneden ikinci ordudan yeni har- biye nazırı Nazım paşaya çekilen bir telgrafnamede meşrutiyete sadakat sancak üstüne el basarak teyid edil- miş olduğu hatırlatıldıktan sonra: (Eğer kabineye dühulünüzle meş- Tutiyetşikenane ahvale karşı ikinci or- dunun zahir ve medarı istinad olacağı fikrinde bulunuyorsanız böyle ahvalde ordumuzun bilâkis en biaman muha- ie in olacağını arzederiz.) denil- mi Kâmil paşanın kanunlar hazırlamı- yarak işsiz bırakmakla mebusan mecli- sini halk nazarında düşürmek istediği zaten mebuslar arasında söyleniyordu. Meşhur Bulgar komitecisi Sandans- ki az bu faaliyetsizliğine ima Cemiyet merkezi bu düşünceler ve şüpheler hakkında meclisteki İttihad ve Terakki fırkasının dikkatini celbet- mişti, İttihad ve Terakki cemiyetinin te- Jâşı şu sebeblerden ileri geliyordu: 1 — Kâmil paşa avcı taburlarını İs- tanbuldan çıkarmak istiyordu; 2 — Harbiye ve bahriye nazırlanını keyfi olarak değiştirmişti; (Arkası var) (i) Albay Tunçayın verdiği hususl ma- Mümat Kontrakt Briç Meşhur ella Ne. 6 ves 1093 vo ŞEN D83 şi 4 RI042 : v853 vr Şile ga Ş: , ATAS £ ması A764 çin v85 Kağıdı veren: Cenub. Şark ve garb zonda, 4 Deklirasyon Sistem; Cenub oGarb Şimal oşark ! 1S.A.(a)pas 2 pas 2 S.A.(b) pas 3 SA.(o) pas pas pas NU isSA.(dpas 2 pas 2SA. pas 3 se (e) pas SS.A.() pas pas o pas M ISA pas 2SA.(g) pas 3SA. pas pas opas 4 Deklârasyon hakkında notlar A) Cenubun elinde deklâre edecek bir koz yolur, 16 sayılı bir sanzatusu vardır. b) Şimal, conubun zayıf bulnuduğu bir rengi göstermiş olduğundan sanzatuyu yükseltmesi doğrudur. 6) sineği kuvvetli olduğundan üçe çi- karmaktadır. 4) Deklire edilecek bir koz yoktur. Üç rengi butucu kâğıdı ve dört onor levesi vardır. ©) Cenubun elinde sineğin ası yok ise bun eli üç sanzatuya gi müsald değildir, oyunu şüphelidir. Sineği koz olarak intihab et- Tarihi Deniz Romanı Yazan: İskender F. Sertelli Tefrika No. 232 Venedikli Hasan paşa, 300 bin duka altını, 30 köle, 45 cariye ile 40 sandık hediye getirdi İşçileri derhal gemiden boşalıp 'Tersaneye götürdüler ve her birini ellişer sopa ile tezciye edip nezaret altına aldılar. Bundan sonra Tersâ neden hiç kimse şehre çıkamaz oldu. İşte bu hadise damad İbrahim pe- şayı kaptan o paşalıktan düşürmeğe sebeb olmuştu. İki gün sonra. sullan Murad, da- mad İbrahimi azlederek yerine Kıb- rıs valisi Cafer paşayı tayin etti. . “ Cafer paşanın tahsisatı kesilince.. Kaptan paşalığa tayin edilen Kıb- rıs valisi Cafer paşa Kıbrısta bir hü- kümdar gibi, ihtişam ve debdeba içinde yaşıyordu. Gerçi kaptan paşa- ların debdebesi de Kıbrıs valisinden geri kalmıyordu. Fakat, İstanbulda baş çoktu. Kıbrısta ise en büyük dev- let memuru olarak Cafer paşa bulu- nuyordu, Cafer paşa bu vazifeyi - tahsisatı kesilmeseydi - belki kabul edecekti. Üçüncü Murad, Cafer paşanın tah- sisatını iki yüz bin akçeye indirince kaptan paşalığı kabul etmedi. Üçüncü Murad zaten Cafer paşa- ya bu vazifeyi istemiyerek teklif et- mişti. Padişah Kırım seferindenbe- Ti Cafer paşaya kırgındı. — Bu nobran adamla hiç bir za- man yüzyüze gelmek istemem... Derdi. Cafer paşanın hizmeti ve ya- rarlıkları görülmemiş olsaydı, belki kendisine Kıbrıs valiliği de verilmi- yecekti. Kıbrıslan menfi cevab gelince Mu- rad bir hayli düşündü. Derya kaptanlığına istediği gibi bir adam bulamıyordu. Kılıç Ali paşanın yerini tutacak kimse yoktu. Bir gün Haliçten kayıkla geçer- ken: «— Tersane öksüz kaldı!» Diyerek, başını gemilere çevirme- den meyus geçip gitmişti. Sultan Murad: — Ben, Cafer .paşanın bu kadar para düşkünü olduğunu bilmezdim. Diyordu. Tahsisatını kestiğine de pişman olmuştu. Muradın kulağını o günlerde şöyle bir dedikodu ak- setmişti: «— Cafer paşanın tahsisatı kesil- di amma, o şimdi bu eksiği tamam- lamak için eskisinden fazla çala- cak!» Demek ki Cafer paşanın hırsızlığı halk arasında şayi olmuştu. Murad | bu dedikodulardan müteessir olmak- la beraber, Cafer paşayı nedense © sırada Kıbrıstan uzaklaştırmak iste- medi. * ” | Venedikli Hasan paşanın Derya kaptanlığına gelişi Üçüncü Murad nihayet kararını | vermişti: Cezair valisi Venedikli Hasan pa- şa derya kaptanlığına tayin edildi. Hasan paşa mağrur, Kibirli, ken- dini beğenmiş bir adamdı, O devirde Osmanlı imparatorluğunun sayılı zenginlerinden biri olarak tanın- muşta. Hasan paşa ihtida ettiği günden- beri tam mânasile mutaassıb bir müslüman olmuştu. Cezairde büyük nüfuzu vardı. Denizde korsanları, çölde kabile şeyhlerini iyice yıldır- muşta. Hasan paşa hasımlarına karşı çok merhametsizdi. İstanbul çocukları arasında bile Hasan paşanın şiddeti, zulmü hakkında hikâyeler söylenirdi. İki çocuk birbirile kavga ederken: şet timsali olarak anılırdı, Sultan Murada bir kaç kere onun gulmünden bahsetmişlerdi. Fakat, Murad: — Cezalrde sükün ve âsayişi tesise muvaffak olan bir adam hakkında söylenen sözlere inanmam... Der, Hasanın zulmüne inandığı halde inanmaz gibi görünürdü. Zira Ceznirde âsayişi temin etmek kolay bir işdeğildi. Orada Barbaroslar, Kiliç Ali paşalar az mı uğraşmış- lardı? İşte Murad, Hasan paşayı bu yüz- den Cezairden kaldırmak istemiyor- du. Cafer paşanın istifasından - sonra, Venedikli Hasan paşayı derya kap- tanlığına getirmek zarureti hasıl olunca, Hasan paşanın rakibleri pâ- dişahın bu kararından vazgeçmesi için derhal faaliyete geçtiler. Fakat, Murad verdiği karardan geri dönme- di, dönemezdi. Kaptan paşalık vazi- fesi de Cezair valiliği kadar mühim bir işti. Venedikli Hasan paşanın İstan- bula gelmesi bekleniyordu. Tersane- de Hasan paşanın gelişi fena karşi- lanmadı. Denizciler: — Hiç olmazsa denizden anlıyan biri geliyor... Diye, seviniyorlardı. x Hasan paşa kurnaz bir adamdı. Cezairden beş kadirga ile yola çık- mıştı. İstanbula gelinceye kadar kene di aleyhinde rakibleri tarafından bir hayli tezvirat yapılacağını biliyordu. Bunun için ilkönce Muradı memnun etmek lâzımdı. Venedikli Hasan paşa yolda gelir- ken, bir kaç korsanın büyük vurgun- lar vurarak Siragüs civarında ko- nakladıklarını duydu. — İşte güzel bir fırsat. Vuranı, vurmalı Diyerek, Siragüs civarında korsan yataklığı yapan Ogusta şehrine bir gece baskını yaptı. Ona yolda yan- hş haber overmemişlerdi.... İki kor- san gemisi limanda yatıyordu. Vene- dikli Hasan paşa, Ogustada aradığı- ni buldu. Yüz elli bin duka altını ile bir çok kıymetli eşya yakaladı, Bun- ları alarak yoluna devam etti, Hasan paşa kendi parasından da yüz elli bin duka ilâve ederek üç yüz bin duka nakid ile kırk sandık he- diye, oluz köle ve kırk beş cariye ha- zırladı. Bunları, İstanbula gelir gel mez sultan Murada takdim etti. Sultan Murada uzun zamandan- beri bu kadar bol hediye veren ol- mamıştı. Kölelerin hepsi siyahi id İri boylu, heybetli, vücudleri pırıl pi- rl parlıyordu. Cariyelerin hepsi güzeldi. Bunlar arasında Adalardan, Cezairden, Si- cilyadan, Arnavudluktan, Ogusta- dan alınmış genç ve güzel kızlar var- dı. Padişah bunları birer birer göz- den geçirdi ve hepsini birbirinden güzel, birbirinden cazib buldu. Sıra hediyelere geldi; “İlk açılan Ori sandıkta ipekli kumaşlar, şallar, kuşaklar, yaşmaklar, cübbeler ve bu- na benzer şeyler vardı, Diğer san- dıklarda da mücevherler, Adalıların yaptığı elişleri, büyük halılar, secca- deler ve âkla hâyale gelmiyen bin türlü nadide ve kıymetli eşyalar var- dı, Bunların hepsi açıldı, Ortalık büyük bir pazar yerini andırıyordu. Sultan Murad cariyelerle kölelerin yıkanıp temizlenmesini ve saray âde- tince giyinmelerini emretti. Sultan Muradın haremdeki yüz otuz cariye- sine kırk beş daha ilâve edilmişti. Venedikli Hasan paşanın bu ka dar zengin hediyelerle İstnabula ge lişini duyan vezirler hased ve hid- detlerinden çatlıyorlardı. Hasan par şa padişahın gözüne girmesinin yo- lunu bulmuştu. Murad Hasan paşadan bahsedilir- ken: — Başkları soyup tattırmıyor, O, #oymuş amma, tattırmasını da bili. yor. pF Yakında BİZANS KAPILARINDA DİŞİ KORSAN (Arkası var) —. (Ol Aa | EelERi:8, ErŞ İREEe pes İF Li Se FER; r.jEr ? G Tr. fesi g z Hi F i rl Fim Eli : ; / :£ E 8 ? JE » ” Bil z a i ; a İEFETE EKE | 1 z 7 2 z

Bu sayıdan diğer sayfalar: