29 Şubat 1964 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 34

29 Şubat 1964 tarihli Akis Dergisi Sayfa 34
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KÖŞEDEN Yeni bir hamle mi ? evlet Bakanı sayın Malik Yolaçın oOBeden Terbiyesi D Genel Müdürlüsü bütçesinin Büyük Millet Meclisin- de görüşülmesi sırasındaki açık yürekli davranışı, Par- lamentoda olduğu kadar, hadiseleri izleyen çevrelerde de müspet intiba uyandırmıştır. Genç Bakan bir yandan devrini tamamlamış görünen yürürlükteki kanundan gel- me güçlükleri, bir yandan da bugün iş başındaki sorum- lu kadronun yetersizliğini (o belirtmiş ve sporumuzun A dan Z'ye kadar gözden geçirilip bir reforma gidilmesinin kaçınılmaz bir zaruret olduğunu açıklamışta*. , Bu resmi açıklama yeni olmakla beraber, Bakanın bu görüşte olduğu epeydir bilinmekte idi. Onun için spor adamlarımızın çoğu bu konudaki fikirlerini çeşitli vesi- lelerden faydalanarak söylemiş bulunuyorlar. Gerçi bunlar uzun tecrübelere dayanan teşhisler ve uyarıcı fikirlerdi. Karar mevkiinde bulunanların bunlar- dan faydalanacaklarında da şüphe yoktu. Ne var ki oto- rite bellediğimiz kişilerin çoğunluğu, konuya ya sade ken- dilerini ilgilendi ren açıdan bakıp Ke açıklamış- ar, ya da üzerlerine aldıkları teknik v i sorum- luluk dolayısıyla çektikleri çileden hareket edip dertle- rine deva aramışlardır.. Onun için söylenenler - doğru da olsa - temel problemden uzak, sıva tamiri kabilinden pal- yatif tedbirlere inhisar etmekten öteye geçememiştir. Masraflı profesyoneller, pahalı antrenörler besleyen kulüp idarecisinin gözünde mesele, fazla gelir sağlayan organizasyon ile buna ileten alabildiğine davranış hür- riyeti, çok para toplamaya elverişli -her türlü masrafı Devlete ait - tesisler ve spor işlerimizi bu anlayış içinde yürütecek mevzuat olmuştu. Güreşteki başarılara alış- mış, her eyi onda gören meraklının, hattâ sorumlunun gözü ise "as kadro"ya, onu ayakta tutmanın yoluna ta- kılmış, okulun dışındaki koca spor dünyasına arkası dö- nük, bahçesiz, salonsuz okulunda teşvikten, himayeden mahrum öğretmen, kendi tasalarını anlatmış, fazla ders saati, spor günü, malzeme istemişti. Hekimin dâvası baş- ka, eğitimcinin derdi başka idi. Spor teknisyeni ise bun- lardan başka bir dil konuşuyordu. oUsta bir sentez, bu malzeme ile, yıllardır işleyen yaraya belki (o faydalı bir merhem karabilirdi. Ancak, hiç şüphe edilmesin ki bu soydan bir tedbir asla hastalığın yürüyüşünü durduracak bir deva olamazdı. AKİS/34 Vildân Aşir SAVAŞIR Bize kalırsa, bu meseleyi ancak tümü ile ele almada isabet vardır. Her sorulana yorulduğu yerde han yaptır- manın, her nabza göre şerbet vermenin neticesizliği çok denenmiştir. Biz herşeyden önce, kendi kendimize sunu sormalı ve yalansız cevabım vermeliyiz: Toplum olarak oyunu, cimnastiği, sporu, boş zamanları değerlendirme faaliyetlerini içine alan beden eğitimi dâvasının bir sağ- bir üstün karakter ve ahlâk dâvası ol- duğuna gönülden inanıyor muyuz? Bu eğitim vasıtasının nimetlerine her milletten daha muhtaç, bu yolda alınma- sı mütad tedbirler bakımından, herkesten geri olduğumu- zun farkında mıyız? Prensiplerimizi açıklayacak sorula- rı ondan sonra sıralâmalıyız. Meselâ: Devletin beden eğitiminden geniş kitlelerin faydalanmasını sağlamada, onu her yaşta vatandaşa ulaştırmada sorumluluk kabül etmesinin zaruret olduğunda fikir birliğimiz var mı? Dev- let bu görüşle işe satılacaksa nelere, nerelere kadar el uzatacak, emek harcıyacak, idare ve kontrolünün sınır- larını neye göre tesbit edecektir, adını o koyabildik mi? Kuracağı organların önünde dev gibi problemler hal ça- resi beklerken işi gücü bırakıp müsabaka tertipçiliği ile takat tüketmelerini önleyecek tedbirleri almağa gönlü- müz razı olacak, gücümüz yetecek mi? Tez gelişmenin şartı, her seviyede öğretici, idare ve kontrol edici kad- royu yetiştirmek, saha, tesis ve malzeme eksikliklerimizi tamamlamak olduğuna göre, bu yolda hazırlanacak bir plânın prensiplerini koyabilecek iniyiz? Devletin, beden eğitimi çalışmaalrının yükünü taşıyabilmesi (için nasıl bir teşkilât kurmasının yerinde olacağı hakkında kara- rımız var mı? İçimizde, "bu iş Maarif işidir, ona bırakalım" diyenimiz var. Genç- liğin toplu olarak bulunduğu bütün çevrelere hükmetme- ğe kâadir bir organizasyonun hasretini çekenimiz var ve bütün bunların tersine okulu, kulübü, orduyu, mahalle- deki çocuğu kendi kaderine terkediip, (o başarıyı onların kendi kendilerine organize olmalarına bağlayanımız var. lık, bir iyi nesli, Topluma taallük eden işlerde tedbir diye, iyice belir- tilmiş bir hedefe kestirme ve emin yoldan varmanın ça- resine derler. (Spor işlerimizde reformdan bahsederken, evvelâ nereye varmak niyetinde olduğumuzu bilmeliyiz.

Bu sayıdan diğer sayfalar: